iskelet - Turco Inglés Diccionario

iskelet

Significados de "iskelet" en diccionario inglés turco : 27 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
iskelet skeleton n.
There are many animal skeletons in the museum.
Müzede çok sayıda hayvan iskeleti bulunuyor.

More Sentences
General
iskelet skeleton n.
There are many animal skeletons in the museum.
Müzede çok sayıda hayvan iskeleti bulunuyor.

More Sentences
iskelet skeletal adj.
The illness can deform the skeletal structure.
Hastalık iskelet yapısını deforme edebilir.

More Sentences
iskelet anatomy n.
iskelet bones n.
iskelet outline n.
iskelet atomy n.
iskelet frame n.
iskelet scrag n.
iskelet framework n.
iskelet carcass n.
iskelet structure n.
iskelet carcase n.
iskelet ossature n.
iskelet scelet n.
Industry
iskelet wireframe n.
Technical
iskelet structure n.
Mechanic
iskelet chassis n.
Construction
iskelet carcase n.
iskelet framework n.
iskelet framing n.
iskelet carcass n.
Medical
iskelet carcass n.
iskelet carcase n.
Anatomy
iskelet hardparts n.
Archaic
iskelet contignation n.
iskelet skelet n.

Significados de "iskelet" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
iskelet yapısı skeletal structure n.
iskelet (binaya ait) framing n.
iskelet (binaya ait) framework n.
iskelet kıyısı skeleton coast n.
iskelet (binaya ait) frame n.
iskelet yapı skeleton structure n.
demir iskelet ironwork n.
kentsel iskelet urban skeleton n.
oyuncak iskelet toy skeleton n.
iskelet kadro skeleton crew n.
at, destek veya iskelet cheval [obsolete] n.
(yapıyı veya nesneyi destekleyen) ahşap iskelet brandrith n.
(yapıyı veya nesneyi destekleyen) ahşap iskelet brandreth n.
(gemi, araba vb.) iskelet hulk n.
iskelet formunda yeniden üretmek skeletonise [uk] v.
iskelet halini almak skeletonize [us] v.
iskelet halini almak skeletonise [uk] v.
iskelet formunda yeniden üretmek skeletonize [us] v.
iskelet gibi skinny adj.
iskelet gibi very thin adj.
iskelet gibi scraggy adj.
iskelet gibi skeletal adj.
iskelet gibi zayıf skeleton adj.
iskelet gibi olan skeleton adj.
iskelet görevli skeleton adj.
iskelet ve anlamına gelen ön ek skeleto- pref.
iskelet anlamına gelen ön ek skelet- pref.
iskelet ve anlamına gelen ön ek skelet- pref.
iskelet anlamına gelen ön ek skeleto- pref.
taşıyıcı iskelet chassis N.
Phrases
iskelet gibi like a skeleton expr.
Idioms
iskelet kadro a skeleton crew n.
iskelet kadro a skeleton staff n.
iskelet kadro a skeleton service n.
iskelet gibi a bag of bones expr.
Trade/Economic
iskelet yapısına müdahale edilerek yapılan tedavi zb (zero balancing) n.
Technical
iskelet yöneticisi skeleton supervisor n.
iskelet kodlama skeletal coding n.
iskelet yordam skeletal routine n.
iskelet şeması skeleton diagram n.
köprü taşıyıcı iskelet truss n.
iskelet kod skeletal code n.
iskelet çıtası framework moulding n.
iskelet kepçesi framework bucket n.
iskelet tipi kepçe skeleton type bucket n.
taşıyıcı iskelet undercarriage n.
çelik iskelet öğesi steel framing member n.
ana iskelet main frame n.
iskelet model skeleton pattern n.
çelik iskelet steelwork n.
yabancı cisimlerin oluşturduğu kabuk veya iskelet parçası xenophya n.
bilyeli rulmanın içindeki bilyeleri düzgün tutmaya yarayan iskelet retainer n.
Computer
iskelet bilgisayar sistemi barebone computer n.
Architecture
(iskelet yapıda) iki dayanak arasındaki dikey açıklık portal n.
Construction
yapıyı tutan iskelet undercarriage n.
ara bölme iskelet takviyesi cross partition stiffener n.
kafes iskelet framed structure n.
köprü, iskele gibi yapıları destekleyen demir iskelet sistemi trestlework n.
köprü, iskele gibi yapıları destekleyen demir iskelet sistemi trestling n.
(bir binanın) en üst katına iskelet kurmak top out v.
Aeronautic
yükü sıkılaştırıcı bir iskelet ile taşıyan ve esnek silindirik gaz haznesi olan (uçak) semirigid adj.
Marine
dalgalar yükseldiğinde teknenin üzerinde yüzdürülebileceği ahşap iskelet grid n.
dalgalar yükseldiğinde teknenin üzerinde yüzdürülebileceği ahşap iskelet gridiron n.
(pruvanın yanında yer alan) kavisli gemi iskelet kerestesi stemson n.
Mining
madende korunaklı iskelet flake n.
Medical
iskelet sisteminin bir parçası scleromere n.
iskelet kası gevşeticisi skeletal muscle relaxants n.
kas iskelet tümörleri cemiyeti evreleme sistemi musculoskeletal tumor society staging system n.
iskelet kas skeletal muscle n.
iskelet fiksasyonu skeletal fixation n.
dış iskelet external skeleton n.
kas-iskelet hastalıkları musculoskeletal diseases n.
kas-iskelet sistemi musculoskeletal system n.
kas-iskelet fizyolojisi musculoskeletal physiology n.
kas-iskelet sistemi hastalıkları musculoskeletal disorders n.
kas-iskelet musculoskeletal n.
iç iskelet endoskeleton n.
sert iskelet hard skeleton n.
iskelet kütlesi skeleton mass n.
iskelet-kas yaralanmaları musculoskeletal injuries n.
iskelet kası skeletal muscle n.
endemik iskelet florzisi endemic skeletal fluorosis n.
aksiyal iskelet axial skeleton n.
iskelet displazisi skeletal dysplasia n.
otozomal resesif iskelet displazisi autosomal recessive skeletal dysplasia n.
burun ve iskelet malformasyonları nose and skeletal malformations n.
iskelet anomalileri skeletal abnormalities n.
kas-iskelet sistemi ağrısı musculoskeletal pain n.
üst ekstremite iskelet displazisi skeletal dysplasia of upper extremities n.
iskelet sistemi tümörü musculoskeletal tumor n.
kas iskelet sistemi metastazı musculoskeletal metastase n.
non-inflamatuvar kas iskelet sistemi ağrı sendromları non-inflammatory musculoskeletal pain syndromes n.
kas iskelet yaralanmaları musculoskeletal injuries n.
iskelet kas lifi skeletal muscle fiber n.
primer iskelet dışı ewing sarkoma primary extraskeletal ewing sarcoma n.
yaygın idiyopatik iskelet hiperostozu diffuse idiopathic skeletal hyperostosis n.
(alternatif tıpta) iskelet yapısına müdahale edilerek yapılan tedavi zero balancing n.
omurgalı embriyosunda bulunan ve iskelet kası şeklinde farklılaşan orta deri bölümü myotome n.
güçsüz, inefektif, deforme olmuş veya yaralı kasları, eklemleri veya iskelet parçalarını destekleme, hareketsizleştirme veya tedavi etmede kullanılan bir cihaz orthotic n.
iskelet bilimi skeletology n.
iskelet ve ilgili yapıların deformasyonu, rahatsızlığı veya yaralanmasını içeren orthopedic [us] adj.
iskelet ve ilgili yapıların deformasyonu, rahatsızlığı veya yaralanmasını içeren orthopaedic [uk] adj.
Anatomy
kıkırdak iskelet cartilage skeleton n.
iskelet kası musculoskeletal n.
iç iskelet internal skeleton n.
kaval kemiğindeki iskelet kası tibialis muscle n.
kaval kemiğindeki iskelet kası tibialis n.
kaval kemiğindeki iskelet kası musculus tibialis n.
alt veya arka uzuvları destekleyen iskelet yapısı hip n.
baskılayıcı iskelet kası depressor muscle n.
(vücut bölümünü aşağı çeken) iskelet kası depressor muscle n.
kolu döndüren bir iskelet kası greater pectoral muscle n.
kupa şeklindeki dış iskelet cup n.
kolun hareketini sağlayan bir iskelet kası pectoralis major n.
göğüs kafesini yükselten bir iskelet kası pectoralis minor n.
tendon, bağ ve aponevrozlarda kemikleşme ile oluşan iskelet parçası scleroskeleton n.
göğüs kafesini aşağı-geri yönde çeken iskelet kası posterior serratus muscle n.
göğüs kafesini aşağı-geri yönde çeken iskelet kası serratus posterior n.
hayvan vücuduna ait iskelet sistemi systema skeletale n.
iskelet sistemi systema skeletale n.
hayvan vücuduna ait iskelet sistemi skeletal system n.
iskelet sistemi skeletal system n.
iskelet bilimi skeletology n.
iskelet ölçümü osteometry n.
iskelet kası demeti fasciculus n.
vücudun iskelet dışındaki bölümleri ile ilgili nonskeletal adj.
vücudun iskelet dışındaki bölümlerine ait nonskeletal adj.
iç iskelet ile ilgili endoskeletal adj.
iskelet ekseni üzerinde yer alan epaxial adj.
iç organ ve iskelet ile ilgili visceroskeletal adj.
iskelet altı hypaxial adj.
(iskelet) kıkırdaklı yapıda bulunan chondropterygian adj.
iskelet gibi olan skeletonic adj.
Pathology
iskelet kaslarında oluşan kanser rhabdomyosarcoma n.
ergen ve genç erişkinlerin iskelet kaslarında oluşan kanser alveolar rhabdosarcoma n.
iskelet kaslarında oluşan kanser rhabdosarcoma n.
ergen ve genç erişkinlerin iskelet kaslarında oluşan kanser alveolar rhabdomyosarcoma n.
iskelet kaslarında aşırı miktarda glikojen birikmesi ile zayıflığa ve kramplara yol açan genetik bir hastalık mcardle's disease n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı chondrodystrophy n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı osteosclerosis congenita n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı achondroplasty n.
Pharmaceutics
anestezi sırasında iskelet kaslarını gevşetmek için kullanılan bir ilaç tubocurarine n.
iskelet kaslarının rahatlaması ve kasılmaların önlenmesi için kullanılan bir ilaç paralytic n.
kaygı giderici, kas kasılmasını önleyici, sakinleştirici ve iskelet kası gevşetici bir benzodiazepin türevi flurazepam n.
Veterinary
bir hayvanın iskelet boyutundaki anormal artış bighead n.
Chemistry
iskelet titreşimi skeletal vibration n.
Biology
ufak iskelet parçası sclere n.
(omurgasız hayvanda) dış iskelet stereome n.
(germ hücresinde) membran iskelet proteinleri ve membranöz veziküllerden oluşan bir organel fusome n.
çanak biçimli yapı ya da iskelet ile ilgili calycular adj.