iskelet - Turco Inglés Diccionario
Historia

iskelet



Significados de "iskelet" en diccionario inglés turco : 27 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
iskelet skeleton n.
General
iskelet atomy n.
iskelet frame n.
iskelet outline n.
iskelet anatomy n.
iskelet scrag n.
iskelet bones n.
iskelet skeleton n.
iskelet framework n.
iskelet carcass n.
iskelet structure n.
iskelet carcase n.
iskelet ossature n.
iskelet scelet n.
iskelet skeletal adj.
Industry
iskelet wireframe n.
Technical
iskelet structure n.
Mechanic
iskelet chassis n.
Construction
iskelet framing n.
iskelet framework n.
iskelet carcass n.
iskelet carcase n.
Medical
iskelet carcase n.
iskelet carcass n.
Anatomy
iskelet hardparts n.
Archaic
iskelet contignation n.
iskelet skelet n.

Significados de "iskelet" con otros términos en diccionario inglés turco: 181 resultado(s)

Turco Inglés
General
iskelet (binaya ait) frame n.
iskelet yapı skeleton structure n.
iskelet yapısı skeletal structure n.
iskelet kıyısı skeleton coast n.
iskelet (binaya ait) framing n.
iskelet (binaya ait) framework n.
demir iskelet ironwork n.
kentsel iskelet urban skeleton n.
oyuncak iskelet toy skeleton n.
iskelet kadro skeleton crew n.
at, destek veya iskelet cheval [obsolete] n.
(yapıyı veya nesneyi destekleyen) ahşap iskelet brandreth n.
(yapıyı veya nesneyi destekleyen) ahşap iskelet brandrith n.
iskelet formunda yeniden üretmek skeletonize [us] v.
iskelet halini almak skeletonize [us] v.
iskelet formunda yeniden üretmek skeletonise [uk] v.
iskelet halini almak skeletonise [uk] v.
iskelet gibi skeletal adj.
iskelet gibi very thin adj.
iskelet gibi skinny adj.
iskelet gibi scraggy adj.
iskelet gibi zayıf skeleton adj.
iskelet gibi olan skeleton adj.
iskelet görevli skeleton adj.
iskelet anlamına gelen ön ek skelet- pref.
iskelet ve anlamına gelen ön ek skelet- pref.
iskelet anlamına gelen ön ek skeleto- pref.
iskelet ve anlamına gelen ön ek skeleto- pref.
Phrases
iskelet gibi like a skeleton expr.
Idioms
iskelet kadro a skeleton crew n.
iskelet kadro a skeleton staff n.
iskelet kadro a skeleton service n.
iskelet gibi a bag of bones expr.
Trade/Economic
iskelet yapısına müdahale edilerek yapılan tedavi zb (zero balancing) n.
Technical
ana iskelet main frame n.
çelik iskelet steelwork n.
çelik iskelet öğesi steel framing member n.
iskelet yöneticisi skeleton supervisor n.
iskelet kepçesi framework bucket n.
iskelet kod skeletal code n.
iskelet model skeleton pattern n.
iskelet tipi kepçe skeleton type bucket n.
iskelet yordam skeletal routine n.
iskelet çıtası framework moulding n.
iskelet şeması skeleton diagram n.
iskelet kodlama skeletal coding n.
köprü taşıyıcı iskelet truss n.
taşıyıcı iskelet undercarriage n.
yabancı cisimlerin oluşturduğu kabuk veya iskelet parçası xenophya n.
Computer
iskelet bilgisayar sistemi barebone computer n.
Architecture
(iskelet yapıda) iki dayanak arasındaki dikey açıklık portal n.
Construction
köprü, iskele gibi yapıları destekleyen demir iskelet sistemi trestling n.
köprü, iskele gibi yapıları destekleyen demir iskelet sistemi trestlework n.
ara bölme iskelet takviyesi cross partition stiffener n.
kafes iskelet framed structure n.
yapıyı tutan iskelet undercarriage n.
(bir binanın) en üst katına iskelet kurmak top out v.
Aeronautic
yükü sıkılaştırıcı bir iskelet ile taşıyan ve esnek silindirik gaz haznesi olan (uçak) semirigid adj.
Marine
dalgalar yükseldiğinde teknenin üzerinde yüzdürülebileceği ahşap iskelet grid n.
dalgalar yükseldiğinde teknenin üzerinde yüzdürülebileceği ahşap iskelet gridiron n.
Mining
madende korunaklı iskelet flake n.
Medical
aksiyal iskelet axial skeleton n.
burun ve iskelet malformasyonları nose and skeletal malformations n.
dış iskelet external skeleton n.
endemik iskelet florzisi endemic skeletal fluorosis n.
iskelet displazisi skeletal dysplasia n.
iskelet sisteminin bir parçası scleromere n.
iç iskelet endoskeleton n.
iskelet fiksasyonu skeletal fixation n.
iskelet sistemi tümörü musculoskeletal tumor n.
iskelet kası skeletal muscle n.
iskelet kası gevşeticisi skeletal muscle relaxants n.
iskelet kütlesi skeleton mass n.
iskelet kas skeletal muscle n.
iskelet-kas yaralanmaları musculoskeletal injuries n.
iskelet kas lifi skeletal muscle fiber n.
iskelet anomalileri skeletal abnormalities n.
kas iskelet yaralanmaları musculoskeletal injuries n.
kas iskelet sistemi metastazı musculoskeletal metastase n.
kas iskelet tümörleri cemiyeti evreleme sistemi musculoskeletal tumor society staging system n.
kas-iskelet hastalıkları musculoskeletal diseases n.
kas-iskelet sistemi hastalıkları musculoskeletal disorders n.
kas-iskelet sistemi ağrısı musculoskeletal pain n.
kas-iskelet fizyolojisi musculoskeletal physiology n.
kas-iskelet musculoskeletal n.
kas-iskelet sistemi musculoskeletal system n.
non-inflamatuvar kas iskelet sistemi ağrı sendromları non-inflammatory musculoskeletal pain syndromes n.
otozomal resesif iskelet displazisi autosomal recessive skeletal dysplasia n.
primer iskelet dışı ewing sarkoma primary extraskeletal ewing sarcoma n.
sert iskelet hard skeleton n.
üst ekstremite iskelet displazisi skeletal dysplasia of upper extremities n.
yaygın idiyopatik iskelet hiperostozu diffuse idiopathic skeletal hyperostosis n.
(alternatif tıpta) iskelet yapısına müdahale edilerek yapılan tedavi zero balancing n.
omurgalı embriyosunda bulunan ve iskelet kası şeklinde farklılaşan orta deri bölümü myotome n.
güçsüz, inefektif, deforme olmuş veya yaralı kasları, eklemleri veya iskelet parçalarını destekleme, hareketsizleştirme veya tedavi etmede kullanılan bir cihaz orthotic n.
iskelet ve ilgili yapıların deformasyonu, rahatsızlığı veya yaralanmasını içeren orthopaedic [uk] adj.
iskelet ve ilgili yapıların deformasyonu, rahatsızlığı veya yaralanmasını içeren orthopedic [us] adj.
Anatomy
kaval kemiğindeki iskelet kası tibialis n.
kaval kemiğindeki iskelet kası tibialis muscle n.
kaval kemiğindeki iskelet kası musculus tibialis n.
iç iskelet internal skeleton n.
iskelet kası musculoskeletal n.
kıkırdak iskelet cartilage skeleton n.
alt veya arka uzuvları destekleyen iskelet yapısı hip n.
(vücut bölümünü aşağı çeken) iskelet kası depressor muscle n.
baskılayıcı iskelet kası depressor muscle n.
kolu döndüren bir iskelet kası greater pectoral muscle n.
kupa şeklindeki dış iskelet cup n.
kolun hareketini sağlayan bir iskelet kası pectoralis major n.
göğüs kafesini yükselten bir iskelet kası pectoralis minor n.
tendon, bağ ve aponevrozlarda kemikleşme ile oluşan iskelet parçası scleroskeleton n.
göğüs kafesini aşağı-geri yönde çeken iskelet kası serratus posterior n.
göğüs kafesini aşağı-geri yönde çeken iskelet kası posterior serratus muscle n.
iskelet sistemi skeletal system n.
hayvan vücuduna ait iskelet sistemi skeletal system n.
iskelet sistemi systema skeletale n.
hayvan vücuduna ait iskelet sistemi systema skeletale n.
iskelet bilimi skeletology n.
vücudun iskelet dışındaki bölümleri ile ilgili nonskeletal adj.
vücudun iskelet dışındaki bölümlerine ait nonskeletal adj.
iç iskelet ile ilgili endoskeletal adj.
iskelet ekseni üzerinde yer alan epaxial adj.
iç organ ve iskelet ile ilgili visceroskeletal adj.
iskelet altı hypaxial adj.
(iskelet) kıkırdaklı yapıda bulunan chondropterygian adj.
kemik/iskelet dokusu oluşturan skeletogenous adj.
iskelet gibi olan skeletonic adj.
Pathology
ergen ve genç erişkinlerin iskelet kaslarında oluşan kanser alveolar rhabdomyosarcoma n.
ergen ve genç erişkinlerin iskelet kaslarında oluşan kanser alveolar rhabdosarcoma n.
iskelet kaslarında oluşan kanser rhabdomyosarcoma n.
iskelet kaslarında oluşan kanser rhabdosarcoma n.
iskelet kaslarında aşırı miktarda glikojen birikmesi ile zayıflığa ve kramplara yol açan genetik bir hastalık mcardle's disease n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı chondrodystrophy n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı achondroplasty n.
kıkırdakların kemikleşmesi ile cüceliğe yol açan, doğumdan önce başlayan kalıtsal bir iskelet hastalığı osteosclerosis congenita n.
Pharmaceutics
anestezi sırasında iskelet kaslarını gevşetmek için kullanılan bir ilaç tubocurarine n.
iskelet kaslarının rahatlaması ve kasılmaların önlenmesi için kullanılan bir ilaç paralytic n.
kaygı giderici, kas kasılmasını önleyici, sakinleştirici ve iskelet kası gevşetici bir benzodiazepin türevi flurazepam n.
Veterinary
bir hayvanın iskelet boyutundaki anormal artış bighead n.
Chemistry
iskelet titreşimi skeletal vibration n.
Biology
ufak iskelet parçası sclere n.
çanak biçimli yapı ya da iskelet ile ilgili calicular adj.
çanak biçimli yapı ya da iskelet ile ilgili calycular adj.
Biochemistry
çoğunlukla iskelet kasında bulunan ve kasların büyümesini kısıtlayıcı işlevi olan bir protein myostatin n.
iskelet kas hücrelerinin transmembran kompleksinde bulunan bir tür protein dystrophin n.
Marine Biology
iskelet karidesi caprella n.
balıklarda beyni kuşatan ve yüze şekil veren iskelet dermatocranium n.
deri-iskelet dermoskeleton n.
solungaçların yapısını destekleyen kılçıklı iskelet brachiocranium n.
anthozoa sınıfına mensup deniz selenterelerinin iskelet dışında kalan etli bölümü sarcosome n.
madrepora veya taş mercanında görülen sert iskelet kası dokusu scleroderm n.
Zoology
çanak biçimli yapı ya da iskelet calicle n.
dış iskelet exoskeleton n.
bazı kabuklularda iç iskelet uzantısının bir bölümü endopleurite n.
(dış iskelet, kabuk gibi) çıkarılan şey exuvium n.
yosun hayvanı kolonisini destekleyen iskelet polyzoarium n.
yosun hayvanı kolonisini destekleyen iskelet polyzoary n.
madrepora veya taş mercanında görülen sert iskelet kası dokusu sclerenchyma n.
iskelet sistemi systema skeletale n.
Botanic
çanak biçimli yapı ya da iskelet caliculus n.
çanak biçimli yapı ya da iskelet calycle n.
çanak biçimli yapı ya da iskelet calyculus n.
iskelet yaprak skeleton leaf n.
Breeding
büyükbaş hayvanın başını sabit tutmaya yarayan hareketli iskelet headgate n.
Archaeology
iskelet, fosil vb. organik kalıntının organik olmayan replikası cast n.
washington eyaletinin kennewick şehrinde iskelet kalıntıları keşfedilen, tarihöncesi dönemde yaşamış amerikan yerlilerinin atası olduğu düşünülen adam kennewick man n.
(paleontolojide) neredeyse tümüyle denizlalelerinin iskelet katmanlarından oluşmuş bir tortul kayaç rhodocrinite n.
dişi bir hominide ait iskelet kalıntıları lucy n.
Environment
iskelet eğri skeleton curve n.
Geology
iskelet parçaları remanie n.
iskelet fosilleri remanie n.
dış iskelet exoskeleton n.
iç-iskelet endoskeleton n.
mikritik matriks içinde iskelet parçaçıklarından oluşan kireçtaşı biomicrite n.
neredeyse tamamen deniz zambaklarının iskelet katmanlarından oluşmuş tortul kayaçlara verilen ad encrinite n.
Art
heykeli içten destekleyerek iskelet görevi gören çerçeve armature n.
Mythology
tırpan tutan yaşlı insan veya iskelet şeklinde simgelenen ölüm meleği the grim reaper n.
Engineering
demir iskelet kurmak trestle v.
Reptiles
(kaplumbağada) kemiksi dış iskelet corselet n.
(kaplumbağada) kemiksi dış iskelet corslet n.
Star Wars
iskelet otu skeleton weed n.