joy - Turco Inglés Diccionario

joy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

joy — Definition

Significado:
sevinç
Pronunciación (IPA):
(AmE /dʒɔɪ/ – BrE /dʒɔɪ/)
Categoría gramatical:
İsim: joy (uncountable)
Sinónimo:
delight, happiness
Antónimos:
sorrow

Significados de "joy" en diccionario turco inglés : 24 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
joy n. keyif
The joy of driving is the reason why I have a motorcycle.
Motosiklet sahibi olmamın nedeni sürüş keyfidir.

More Sentences
joy n. neşe
I choose to see everyone and everything with joy and love.
Herkesi ve her şeyi neşe ve sevgiyle görmeyi seçiyorum.

More Sentences
joy n. sevinç
You could estimate that the news was good from the joy on her face.
Yüzündeki sevinçten haberin iyi olduğunu tahmin edebilirdiniz.

More Sentences
General
joy n. sevinç
You could estimate that the news was good from the joy on her face.
Yüzündeki sevinçten haberin iyi olduğunu tahmin edebilirdiniz.

More Sentences
joy n. eğlence
He was my only joy.
Tek eğlencem oydu.

More Sentences
joy n. keyif
The joy of driving is the reason why I have a motorcycle.
Motosiklet sahibi olmamın nedeni sürüş keyfidir.

More Sentences
joy n. çok sevinme
To my joy, my daughter passed the examination.
Kızımın sınavı geçmesi beni çok sevindirdi.

More Sentences
joy n. mutluluk
It has been a joy to see that employers' organisations have also actually approved this idea.
İşveren örgütlerinin de bu fikri onayladığını görmek mutluluk verici.

More Sentences
joy n. neşe
I choose to see everyone and everything with joy and love.
Herkesi ve her şeyi neşe ve sevgiyle görmeyi seçiyorum.

More Sentences
joy n. zevk
Learn to pay attention to the little joys of life.
Hayatın küçük zevklerine dikkat etmeyi öğrenin.

More Sentences
joy v. sevinmek
With the end of the war, people finally found a reason to joy.
Savaşın sona ermesiyle birlikte insanlar nihayet sevinmek için bir neden buldular.

More Sentences
joy n. neşe kaynağı
joy n. mutluluk kaynağı
joy n. başarı
joy n. memnuniyet
joy n. haz
joy n. bir kadın ismi
joy v. çok zevk almak
joy v. keyiflenmek
joy v. mutluluktan kendinden geçmek
joy v. zevkle dolmak
joy v. tadını çıkarmak
joy v. zevk almak
Geography
joy n. illinois eyaletinde yerleşim yeri

Significados de "joy" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
someone's pride and joy n. birinin medarı iftiharı
traveller's joy n. şarmaşık
travellers joy n. şarmaşık
joy felt by parents n. mürüvvet
tears of joy n. sevinç gözyaşları
morning joy n. sabah keyfi
bittersweet joy n. buruk sevinç
kill-joy n. neşe bozan kimse
pride and joy n. gurur tablosu
joy of life n. hayat neşesi
joy of living n. yaşam sevinci
screams of joy n. sevinç çığlıkları
joy ride n. araba ile gezme
the joy of living n. yaşama sevinci
joy of living n. yaşama sevinci
joy of life n. yaşama sevinci
joy of life n. yaşam sevinci
morning joy n. sabah neşesi
joy ride n. zevk için araba sürme
joy ride n. sonuçlarını gözetmeksizin sadece keyif için yapılan şey
tears of joy n. mutluluk gözyaşları
jump for joy v. çok sevinmek
leap for joy v. sevinçten havalara uçmak
jump for joy v. göbek atmak
have one's eyes shine with joy v. gözlerinin içi gülmek
be beside oneself with joy v. külahını havaya atmak
give a lot of joy and health v. cana can katmak
be wild with joy v. göbek atmak
jump for joy v. zevkten dört köşe olmak
jump for joy v. zilsiz oynamak
jump for joy v. zil takıp oynamak
jump for joy v. sevinçten havalara uçmak
feel great joy v. aşırı sevinmek
jump for joy v. aşırı sevinmek
be filled with joy v. sevinç dolu olmak
be full of joy v. sevinç dolu olmak
be full of joy v. sevinçle dolmak
be filled with joy v. sevinçle dolmak
be a source of joy v. neşe kaynağı olmak
be the family's pride and joy v. ailesinin gurur kaynağı olmak
be the pride and joy of one's family v. ailesinin gurur kaynağı olmak
cry out of joy v. sevinçten çığlık atmak
bring joy v. neşe katmak
bring joy v. neşe vermek
bring joy v. neşe getirmek
cry with joy v. sevinçten ağlamak
joy [obsolete] v. memnun etmek
joy [obsolete] v. sevindirmek
joy [obsolete] v. neşelendirmek
transported with joy adj. coşkulu
Phrases
ode to joy n. neşeye/neşelenmeye övgü
for the joy of it expr. keyfine
for the joy of it expr. keyif için
Proverb
a thing of beauty is a joy forever hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar
a thing of beauty and a joy forever hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar
a cheerful wife is the joy of life neşeli bir eş hayatın mutluluğudur
Colloquial
pride and joy n. gurur kaynağı
joy of missing out n. bir şeyleri kaçırma neşesi
joy ride n. kuvvetli/yoğun bir uyuşturucu kafası
joy ride n. içkili parti/eğlence
joy ride n. bir yere götürüp öldürme
joy ride n. çilingir sofrası
joy ride n. uyuşturucuya bağlı yoğun mutluluk/coşku
joy ride n. yolcunun sağ dönmediği bir seyahat
joy ride n. içki alemi
no joy n. hiç haz (almama)
no joy n. hiç zevk (almama)
no joy n. hiç keyif (almama)
no joy n. hiç tat (almama)
no joy n. hiç memnun (olmama)
wish (one) joy v. (birine) mutluluklar dilemek
wish someone joy v. birine iyi dileklerini iletmek
wish (one) joy v. (birini) tebrik etmek
wish someone joy v. birine iyi dileklerde bulunmak
wish (one) joy v. (birini) kutlayıp mutluluk dilemek
wish (one) joy v. (birini) tebrik edip mutluluk dilemek
for the joy of it expr. şaka olsun diye
no joy expr. şans yok
jomo (joy of missing out) expr. yalnız geçirilen zamandan alınan haz/zevk
no joy expr. şansım yok
no joy expr. görünürde düşman uçağı yok (askeri havacılık)
no joy expr. hoşlanmama
joy of missing out expr. yalnız geçirilen zamanın keyfi
no joy expr. bir şey şansı yok
no joy expr. görünürde bir uçak yok (askeri havacılık)
no joy expr. şu ana kadar başaramadım
joy of missing out expr. yalnız geçirilen zamandan alınan haz/zevk
no joy expr. zevk almama
no joy expr. henüz bir bilgi yok
jomo (joy of missing out) expr. yalnız geçirilen zamanın keyfi
no joy (from somebody) expr. (birinden) istediğini almakta/elde etmekte başarısız olma
no joy expr. şansı yok
no joy (from somebody) expr. (birinden) istediğini alma/elde etme şansı olmama
no joy expr. hiç şansı (olmama)
no joy (from somebody) expr. olmadı
no joy (from somebody) expr. başarısız
no joy expr. şu ana kadar başarısız
no joy expr. şanssız
Idioms
bundle of joy n. bebek
a joy to behold n. büyük haz yaratan şey
a joy to behold n. çok keyif veren şey
a joy to behold n. neşe/mutluluk kaynağı
a joy to behold n. büyük sevinç yaratan şey
a joy to behold n. görenlere neşe/keyif verme
a joy to behold n. sevinç/neşe kaynağı
a joy to behold n. keyif/kıvanç/mutluluk kaynağı
a joy to behold n. gözleri şenlendirme/keyiflendirme
a joy to behold n. bakmaya/seyretmeye doyum olmaz bir görüntü
joy of missing out n. kendi kendine kalmanın keyfi
joy of missing out n. kendi kendine vakit geçirmenin keyfi
joy of missing out n. yalnızlığın/tek başınalığın keyfi
joy of missing out n. kendiyle baş başa kalmanın keyfi
joy of missing out n. tek başına geçirilen zamandan alınan keyif
a bundle of joy n. bebek
a bundle of joy n. evin neşesi (yeni doğmuş bebek)
a bundle of joy n. yeni doğmuş bebek
bundle of joy n. evin neşesi (yeni doğmuş bebek)
bundle of joy n. yeni doğmuş bebek
your pride and joy n. kıymetlisi
your pride and joy n. gurur kaynağı
your pride and joy n. mutluluk kaynağı
your pride and joy n. medarı iftiharı
burst with joy v. sevinçten kabına sığamamak
weep for joy v. sevinçten ağlamak
weep for joy v. sevinç gözyaşları dökmek
weep for joy v. mutluluktan ağlamak
weep for joy v. mutluluk gözyaşları dökmek
leap for joy v. sevinçten zıplamak
jump for joy v. sevinçten zıplamak
be in a transport of joy v. çok mutlu olmak
shed tears of joy v. mutluluk gözyaşları dökmek
shed tears of joy v. sevinç gözyaşı dökmek
shed tears of joy v. sevinç gözyaşları dökmek
shed tears of joy v. mutluluk gözyaşı dökmek
be in a transport of joy v. kendisini çok iyi hissetmek
expect a bundle of joy v. bebek beklemek
burst with joy v. sevinç dolu olmak
get no joy (from somebody) v. (birinden) hayır gelmez
get no joy (from somebody) v. (birinden) bir şey alma şansı yok
get no joy (from somebody) v. başaramadım
have no joy (from somebody) v. (birinden) hayır gelmez
have no joy (from somebody) v. (birinden) bir şey alma şansı yok
have no joy (from somebody) v. başaramadım
have any joy v. başarılı olmak
have any joy v. şansı olmak
have any joy v. ilerleme kaydetmek
have any joy v. başarmak
burst with joy v. mutluluktan/sevinçten içi içine sığmamak
burst with joy v. mutlulukla/sevinçle dolmak
burst with joy v. mutlulukla/sevinçle dolup taşmak