mutluluk - Turco Inglés Diccionario

mutluluk

Significados de "mutluluk" en diccionario inglés turco : 38 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
mutluluk happiness n.
Happiness is what you have.
Mutluluk, sahip olduklarındır.

More Sentences
mutluluk weal n.
General
mutluluk elation n.
The elation on her face can be seen from here.
Yüzündeki mutluluk buradan görülebiliyor.

More Sentences
mutluluk welfare n.
My parents are always concerned about my welfare.
Ailem her zaman benim mutluluğumu düşünür.

More Sentences
mutluluk joy n.
It was a joy to achieve this outcome and to have been allowed to be your rapporteur.
Bu sonuca ulaşmak ve raportörünüz olmama izin verilmesi benim için büyük bir mutluluktu.

More Sentences
mutluluk bliss n.
I know that pure bliss is simple.
Saf mutluluğun basit olduğunu biliyorum.

More Sentences
mutluluk happiness n.
Happiness is what you have.
Mutluluk, sahip olduklarındır.

More Sentences
mutluluk fortunateness n.
mutluluk eudaimonia n.
mutluluk felicity n.
mutluluk glory n.
mutluluk heaven n.
mutluluk weal n.
mutluluk jouissance n.
mutluluk nirvana n.
mutluluk delightfulness n.
mutluluk blissfulness n.
mutluluk felicitousness n.
mutluluk sense of well-being n.
mutluluk euphoria n.
mutluluk walking on air n.
mutluluk seventh heaven n.
mutluluk cloud nine n.
mutluluk gayety n.
mutluluk eudaemonia n.
mutluluk jubilancy n.
mutluluk jubilance n.
mutluluk exultance n.
mutluluk exultancy n.
mutluluk wealth [obsolete] n.
mutluluk rosiness n.
mutluluk paradise n.
mutluluk seel n.
mutluluk sele [obsolete] [scotland] n.
mutluluk delight N.
Idioms
mutluluk a bed of roses n.
Trade/Economic
mutluluk well-being n.
mutluluk prosperity n.

Significados de "mutluluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
mutluluk ve sağlık içinde yaşama welfare n.
mutluluk dolu olma blissfulness n.
hırslardan arınılarak ulaşılan salt mutluluk nirvana n.
mutluluk popüler çalışmaları happiness popular works n.
büyük mutluluk bliss n.
mutluluk kaynağı source of happiness n.
salt mutluluk beatitude n.
sonsuz mutluluk beatitude n.
eksiksiz bir mutluluk bliss n.
mutluluk kaynağı joy n.
hayaller üzerine kurulmuş mutluluk fool's paradise n.
aşırı mutluluk ecstasy n.
çok büyük mutluluk bliss n.
mutluluk oyunu glad game n.
mutluluk dileyen kimse well-wisher n.
budizme göre insanın aşırı istek ve tutkularından kurtularak eriştiği salt mutluluk durumu nirvana n.
büyük mutluluk blissfulness n.
büyük mutluluk cloud nine n.
büyük mutluluk seventh heaven n.
büyük mutluluk walking on air n.
mutluluk arayışı/peşinde the pursuit of happiness n.
mutluluk arayışı the pursuit of happiness n.
gölgelenmez mutluluk unclouded happiness n.
mutluluk dolu bir hayat a life full of happiness n.
mutluluk ve kaygısızlık blithesomeness n.
ebedi mutluluk eternal happiness n.
ebedi mutluluk eternal felicity n.
mutluluk gözyaşları happy tears n.
mutluluk veren sığınak oasis n.
lüks ve refahtan gelen mutluluk eadness n.
cehaletin mutluluk olması blissful ignorance n.
erdem, mutluluk veya mükemmel yönetimin insan varlığının sorun ve kusurlarına galip geleceği zaman dilimi millennium n.
beklenmedik mutluluk kaynağı bonne bouche n.
nihai mutluluk kaynağı bonne bouche n.
güven ve mutluluk veren ortam home n.
coşkun mutluluk hali rhapsody n.
mutluluk şarkısı hymn n.
mutluluk hali garden of eden n.
mutluluk gözyaşları tears of joy n.
büyük mutluluk heaven n.
sahip olması mutluluk veren şey goody n.
büyük mutluluk cloud n.
mutluluk kaynağı felicity n.
çok büyük mutluluk intoxication n.
mutluluk veren kendini kandırma hali flattery [obsolete] n.
yüce mutluluk beatification n.
mutluluk saçan kimse sunbeam n.
mutluluk kaynağı sunshine n.
coşkulu mutluluk spleen [obsolete] n.
sonsuz mutluluk endless bliss n.
mutluluk aramak seek for happiness v.
mutluluk duymak be glad v.
mutluluk getirmek bring happiness v.
mutluluk vermek give happiness v.
mutluluk dilemek wish happiness v.
başkasının başarısızlığından mutluluk duymak gloat v.
ayrı bir mutluluk olmak be more than happy v.
mutluluk vermek give joy/enjoyment v.
mutluluk saglamak lead to happiness v.
içsel doygunluğun verdiği mutluluk fulfillment v.
sonsuz mutluluk vermek heaven v.
memnuniyet, şaşkınlık veya mutluluk içinde haykırmak ooh v.
büyük mutluluk vermek overjoy v.
mutluluk vermek felicify v.
büyük mutluluk duymak exult v.
mutluluk veren cheerful adj.
mutluluk saçan radiant adj.
salt mutluluk ile ilgili nirvanic adj.
mutluluk veren uplifting adj.
mutluluk verici pleasing adj.
mutluluk verici felicific adj.
mutluluk şarkısı ile ilgili hymnic adj.
mutluluk ve neşe saçan glad adj.
mutluluk ve neşe dolu glad adj.
mutluluk sergileyen golden adj.
mutluluk verici favourable adj.
mutluluk verici favorable adj.
mutluluk ile ilgili felicific adj.
mutluluk getiren fortunate adj.
mutluluk veren perked up adj.
mutluluk verici beatific adj.
mutluluk dolu blissful adj.
mutluluk verir bir biçimde blessedly adv.
bıkkınlık, hayal kırıklığı, şaşkınlık veya mutluluk belirten bir ünlem hey-ho interj.
mutluluk anlamı veren ön ek eu pref.
taşkın mutluluk elation N.
yoğun mutluluk euphoria N.
Colloquial
bir şeyi kaybedip tekrar bulduktan sonra hissedilen mutluluk everglow n.
gün sonunda yatakta uzanırken duyulan mutluluk hissi bedgasm n.
mutluluk oyunu oynamak count one's blessings v.
(bir şeyi yapmaktan) mutluluk duymak be more than glad (to do something) v.
(birini) tebrik edip mutluluk dilemek wish (one) joy v.
(birini) kutlayıp mutluluk dilemek wish (one) joy v.
(bir şeyi yapmaktan) mutluluk duymak be happy to (do something) v.
-den mutluluk duymak be happy to v.
(birinin) gitmesinden mutluluk duymak be glad to see the back of (someone) v.
birinin/bir şeyin gitmesinden mutluluk duymak be glad to see the back of someone or something [uk] v.
(bir şeyin) bitmesinden mutluluk duymak be glad to see the back of (something) v.
mutluluk bulmak vibe out v.
içi mutluluk dolu light-hearted adj.
mutluluk satın alınmaz happiness cannot be bought expr.
burada olmaktan mutluluk duyuyorum (it's) nice to be here expr.
burada olmaktan mutluluk duyuyorum (it's) good to be here expr.
seni ağırlamak mutluluk verici delighted to have you here expr.
burada olmaktan mutluluk duyuyorum good to be here expr.
Idioms
geçici mutluluk a fool's paradise n.
uzun sürmeyen mutluluk a fool's paradise n.
boş mutluluk a fool's paradise n.
mutluluk verici a breath of a fresh air n.
hüzünle karışık mutluluk mixed emotions n.
(birinin) gözündeki mutluluk ışığı/parıltısı gleam in (one's) eye n.
dünyaya/tüm insanlara yayılan mutluluk the gaiety of nations n.
başarının verdiği mutluluk the sweet smell of victory n.
başarının verdiği mutluluk the sweet smell of success n.
etrafına mutluluk dağıtan kimse a ray of sunshine n.
mutluluk saçan kimse a ray of sunshine n.
birinin hayatına mutluluk katan kimse a ray of sunshine n.
mutluluk kaynağı your pride and joy n.
(şaka yollu) evlilik kaynaklı mutluluk wedded bliss n.
yapay mutluluk hayali/gerçek olmayan ilişki durumu paper moon n.
mutluluk gözyaşları dökmek weep for joy v.
mutluluk gözyaşı dökmek shed tears of happiness v.
mutluluk gözyaşları dökmek shed tears of happiness v.
mutluluk gözyaşı dökmek shed tears of joy v.
mutluluk gözyaşları dökmek shed tears of joy v.
havada(mutluluk vb. kokusu) olmak be in the air v.
(mutluluk) timsali/örneği olmak/oluşturmak be the picture of happiness v.
mutluluk abidesi olmak be the picture of happiness v.
alkol/uyuşturucu etkisi altındaki mutluluk hali be rolling high v.
bir şeyi mutluluk verici olarak düşünmek mark something with a white stone v.
(bir şeyi yapmaktan) mutluluk duymak be/feel honoured (to do something) v.
sağlık, mutluluk timsali olmak be the picture of health, happiness v.
sağlık, mutluluk abidesi olmak be the picture of health, happiness v.
sağlık, mutluluk göstergesi olmak be the picture of health, happiness v.
her zaman mutluluk veren şey beer and skittles adj.
mutluluk dolu of good cheer adj.
hayat her zaman mutluluk vermez life isn't all beer and skittles expr.
Speaking
mutluluk duyarız we will be glad expr.
mutluluk satın alınmaz you cannot buy happiness expr.
cehalet mutluluk mudur? is ignorance bliss? expr.
sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız we would be pleased to see you among us expr.
size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım I'd be glad to help you expr.
sadece mutluluk istiyorum I just want happiness expr.
seni orada görmekten mutluluk duyarım I'd be happy to see you there expr.
Trade/Economic
ülkelerin ekonomik anlamda gelişmişlik düzeyleri ile ülkede yaşayan insanların mutluluk seviyeleri arasında bir ilişki olmadığını savunan ekonomik kuram easterlin paradox n.
mutluluk müdürü happiness manager n.
Medical
mutlak mutluluk absolute bliss n.
Psychology
mutluluk hormonu hormone of happiness n.
mutluluk hormonu serotonin n.
mutluluk hormonu happiness hormone n.