larvas - Turco Inglés Diccionario

larvas

larvas — Definition

Significado:
larva, gelişim evresi
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈlɑːrvə/ – BrE /ˈlɑːvə/)
Categoría gramatical:
İsim: larva (larvae)

Significados de "larvas" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
larva n. larva
The larva of the butterfly wriggled and crawled.
Kelebeğin larvası kıvranıyor ve sürünüyordu.

More Sentences
Apiculture
larva n. larva
The larva of the butterfly wriggled and crawled.
Kelebeğin larvası kıvranıyor ve sürünüyordu.

More Sentences
General
larva n. tırtıl
larva n. sürfe
larva n. kurtçuk
larva N. gelişim evresi
Medical
larva n. sürve

Significados de "larvas" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
larva larva n.
The larva of the butterfly wriggled and crawled.
Kelebeğin larvası kıvranıyor ve sürünüyordu.

More Sentences
larva larval adj.
Marine Biology
larva larvae n.
Larvae and nymphs are found in the ears.
Larva ve nimfler kulaklarda bulunur.

More Sentences
Apiculture
larva larva n.
The larva of the butterfly wriggled and crawled.
Kelebeğin larvası kıvranıyor ve sürünüyordu.

More Sentences
General
larva grub n.
larva maggot n.
larva made [dialect] [obsolete] n.
Biology
larva instar n.
Zoology
larva larve n.
larva mawk [uk] n.
Apiculture
larva nymph n.
Entomology
larva eruca n.

Significados de "larvas" con otros términos en diccionario inglés turco: 139 resultado(s)

Turco Inglés
General
kayronomid larva chironomid larvae n.
larva evresindeki kurbağa polliwog n.
larva evrelerinde yaprakların özek dokusunda tüneller açan böcek miner n.
larva (ile ilgili) larval adj.
Marine
larva ve juvenil balıklar larvae and juvenile fish n.
Medical
deri larva migransı creeperuption n.
larva uygulaması larval therapy n.
larva tedavisi larval therapy n.
Anatomy
ipliksi larva bot filiform n.
Pathology
balık etine yerleşen bir larva paraziti black grub n.
balık etine yerleşen bir larva paraziti black spot n.
keseli larva istilası cysticercoid n.
Parasitology
bazı karaciğer kelebeği türlerinde görülen bir larva türü redia n.
trematodun son larva evresi metacercaria n.
larva hali şerbetçiotu asmaları için çok zararlı olan bir güve hop moth n.
bot sineğinin larva evresi horse bot n.
koyunlarda parazit olarak bulunan bir larva sheep botfly n.
koyunlarda parazit olarak bulunan bir larva oestrus ovis n.
koyunlarda parazit olarak bulunan bir larva sheep gadfly n.
larva formundaki bağırsak solucanı bladder worm n.
larva formundaki bağırsak solucanı cystic worm n.
larva formundaki bağırsak solucanı cysticerce n.
larva formundaki bağırsak solucanı measle n.
trematod solucanında erken larva formu proscolex n.
Veterinary
delibaş hastalığına sebep olan tenyanın larva aşaması coenurus n.
Biology
birinci dönem larva first instar n.
larva dönemi larva state n.
larva transferi larval transfer n.
tırtılların kelebek olmadan önceki larva ve ergin böcek olma transformasyonları arasındaki zaman pupal development n.
henüz larva dönemindeki organizmanın cinsel olgunluk göstermesi neoteinia n.
bir ucunda içe doğru büzülmüş tenya kafası olan, uzun solucan benzeri larvalara benzeyen, modifikasyona uğramış keseli larva tetrathyridium n.
keseli larva cysticercus n.
unionidae familyasına ait larva şeklinde bir tatlı su midyesi glochidium n.
hızlı gelişme nedeniyle larva aşamalarına yumurta içinde geçme compression n.
yumurtadan çıkmanın gecikmesiyle larva aşamalarına yumurta içinde geçme compression n.
(bazı böceklerin larva evrelerinde) besin rezervi işlevi gören yağ dokusu fat body n.
larva veya yavru özelliklerinin yetişkinlikte görülmesi paedomorphism n.
larva veya yavru özelliklerinin yetişkinlikte görülmesi pedomorphism n.
(birçok trematodada) kese benzeri larva evresi sporocyst n.
(larva ekinoderminde) geçici ağız pseudostoma n.
larva aşamasındayken cinsel olgunluğa ulaşan neotenous adj.
henüz larva aşamasındayken cinsel olgunluğa ulaşan neotenic adj.
Marine Biology
larva evresi larval period n.
geçkin larva postlarva n.
larva evresi larval stage n.
meta-larva meta-larva n.
yumurta keseli larva yolk-sac larva n.
erken larva evresi trokofor olan omurgasızları içeren eski bir sınıflandırma trochozoon n.
erken larva evresi trokofor olan omurgasızları içeren eski bir sınıflandırma trochozoa n.
henüz larva aşamasındayken cinsel olgunluğa ulaşan bir semender cinsi typhlomolge n.
yılan balığı veya ilgili balık türlerine ait küçük, yassı ve saydam larva leptocephalus n.
bazı denizyıldızlarında erken larva dönemi brachiolaria n.
(bazı bryozoanlarda) serbest yüzen çift kabuklu larva cyphonautes n.
pentacrinus cinsine benzeyen larva formunda denizlalesi pentacrinoid n.
larva evresindeki taşemen pride n.
nauplius larva aşamasına ait nauplial adj.
nauplius larva aşamasıyla ilgili nauplial adj.
(larva formunda denizlalesi) pentacrinus cinsine benzeyen pentacrinoid adj.
Zoology
bir tür asalak larva cercaria n.
henüz larva dönemindeki organizmanın cinsel olgunluk göstermesi neoteny n.
larva halindeki kurbağa polliwog n.
hidrozoan selentere familyasından bir larva planula n.
lahana ve diğer turpgillerde larva döneminde köklerde, erginken yapraklarda yaşayan pire böceği cabbage beetle (phyllotreta vittata) n.
elmaların içinde beslenen larva rhagoletis pomonella n.
elmaların içinde beslenen larva apple maggot n.
elmaların içinde beslenen larva railroad worm n.
hem larva hem de erginken henequen bitkisinin tomurcuklarıyla beslenen bir buğday biti max (scyphophorus acupunctatus) n.
yengeçlerin birçoğunda görülen, bacakların ve karınsal uzantıların oluştuğu larva evresi megalops n.
yengeçlerin birçoğunda görülen, bacakların ve karınsal uzantıların oluştuğu larva evresi megalopa n.
(kanatlı canlıya dönüşen larva) sudan çıkma hatch n.
küçük tatlı su balıkları için yem olarak kullanılan küçük, kırmızı solucan veya larva branlin n.
genç veya larva hayvanın üremesi paedogenesis n.
(kanatlı canlıya dönüşen larva) sudan çıkmak hatch v.
larva döneminde olan nepionic adj.
larva şeklinde üreyen larviparous adj.
larva şeklinde olan larviform adj.
yavruları larva olan larviparous adj.
larva evresinde ısıran çeneleri ve erişkinken emici ağız kısımları olan (böcek) metagnathous adj.
genç veya larva hayvanın üremesine ait paedogenetic adj.
genç veya larva hayvanın üremesine ait paedogenic adj.
genç veya larva hayvanın yaptığı (üreme) paedogenic adj.
genç veya larva hayvanın yaptığı (üreme) paedogenetic adj.
Apiculture
uzanmış larva prepupa n.
larva besini larval food n.
larva aşılama graft n.
larva besleme bezi brood-food gland n.
Reptiles
bazı larva semenderlerde baştaki çubuk benzeri yanal çıkıntı balancer n.
semenderin dış solungaçlı larva formu siredon n.
Entomology
elmalara ve cevizlere larva bırakan küçük gri güve türü codlin moth (carpocapsa pomonella) n.
elmalara ve cevizlere larva bırakan küçük gri güve türü codling moth n.
ephemeridae familyasının larva evresini taklit ederek yapılan yapay bir sinek nymph n.
son larva aşamasını takip eden ilk 8 ayaklı akar veya kene formu nympha n.
larva durumundayken havuçlara zarar veren siyah bir sinek negro fly (psila rosae) n.
larva durumundayken havuçlara zarar veren siyah bir sinek carrot fly n.
genellikle ağaçlarda larva bırakan bir güve poplar tentmaker n.
genellikle ağaçlarda larva bırakan bir güve tentmaker (ichthyura inclusa) n.
yaprak bükenler familyasına mensup, ağaç dallarına larva bırakan bir güve tip moth n.
ısırgan otu ile beslenen parlak renkli larva tortoiseshell butterfly n.
ısırgan otu ile beslenen parlak renkli larva tortoise-shell butterfly n.
serbestçe yüzen larva tornaria n.
ısırgan otu ile beslenen parlak renkli larva tortoiseshell n.
limulusun gelişmekte olan bir türü olan 3 loblu larva trilobite larva n.
çeşitli hipermetamorfik böceklerin ilk larva aşaması triungulin n.
şalgam yapraklarının kenarlarına yarıklar açarak larva bırakan bir avrupa sineği turnip fly (athalia spinarum) n.
ağaçlara dairesel delikler açarak larva bırakan bir böcek girdler n.
ağaçlara dairesel delikler açarak larva bırakan bir böcek twig girdler (oncideres cingulata) n.
amerika'ya özgü, çeşitli meşe ağaçlarının dallarına larva bırakan bir böcek twig pruner (elaphidionoides villosum) n.
böceklerde parazit larva olarak yaşayan akarların bulunduğu bir cins leptus n.
altı bacaklı larva akarlarına verilen ad leptus n.
(böcek) larva bırakma blow n.
yara içine bırakılan larva blow n.
bitki gövdelerini delen bir böcek veya larva borer n.
hypoderma cinsi böcek veya larva hypoderma n.
larva halindeyken akasya ağacı odununda delikler açan bir teke böceği locust beetle (cyllene robiniæ) n.
larva halindeyken akasya ağacı odununda delikler açan bir teke böceği locust borer (cyllene robiniæ) n.
sarı kuyruklu larva gilttail n.
evcil memeli ve insan derisi altında yaşayan bir larva cinsi dermatobia n.
evcil memeli ve insan derisi altında yaşayan bir larva cinsi genus dermatobia n.
kurumuş larva derisiyle kaplı pupa coarctate pupa n.
(böcek) başka türün larva veya pupalarını yakalayıp sarma dulosis n.
bazı hortumlu solucanlarda şapka şeklinde larva pilidium n.
çam kerestesinde oyuklar açan larva pine borer n.
frenk üzümü yapraklarıyla beslenen larva currantworm n.
bitki kökleriyle beslenen larva rootworm n.
(larva ila pupa evresi arasındaki) böcek yavrusu semipupa n.
(larva ila pupa evresi arasındaki) böcek yavrusu semi pupa n.
(arı ve zar kanatlı böceklerde) larva ila pupa arasındaki evre semipupa n.
yumuşakça gibi sürünerek hareket eden larva slug n.
sürünerek hareket eden larva slug caterpillar n.
sürünerek hareket eden larva slug worm n.
çilek bitkisi ile beslenen larva strawberry worm n.
larva kabuğu indusium n.
çoğunlukla renkli larva üreten kereste zararlısı bir güve paleacrita vernata n.
(bazı arı veya böceklerde) larva ile pupa evreleri arasında gerçekleşen bir aşama pseudopupa n.
hem baştaki hem de sondaki solunum deliği işlevsel olan (larva) amphipneustic adj.
tırtıl şeklinde (larva) erucifrom adj.
(larva hücre grupları) imajinal diskli imaginal-disk adj.
böceğin aktif olmadığı, larva ile pupa evresi arasındaki gelişimsel döneme ait prepupal adj.
uzuvları/segmentli karnı olmayan (kuluçkadaki larva) protopod adj.