laugh - Turco Inglés Diccionario
Historia

laugh

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "laugh" en diccionario turco inglés : 13 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
laugh v. gülmek
laugh n. gülme
laugh n. gülüş
General
laugh v. sevinmek
laugh v. eğlenmek
laugh v. gülmek
laugh v. kahkaha atmak
laugh v. kahkahayla gülmek
laugh n. saçma
laugh n. kahkaha
laugh n. hande
laugh n. gülüşme
laugh n. şaka

Significados de "laugh" con otros términos en diccionario inglés turco: 227 resultado(s)

Inglés Turco
General
laugh off v. gülerek geçiştirmek
laugh softly v. tebessüm etmek
make somebody laugh v. güldürmek
laugh on the other side of the mouth v. burnu sürtülmek
have the last laugh v. sonunda başarmak
laugh one's ass off v. kıçıyla gülmek
laugh away v. eğlenmek
laugh at v. alaya almak
laugh off v. acıya gülmek
laugh up one's sleeve v. içinden gülmek
laugh at each other v. gülüşmek
laugh something off v. şakaya vurmak
laugh away v. gülerek geçiştirmek
laugh off v. gülüp geçmek
laugh loudly v. kahkaha atmak
laugh at v. alay etmek
laugh down v. gülerek susturmak
laugh loudly v. kahkaha ile gülmek
laugh together v. gülüşmek
laugh over v. katıla katıla gülmek
laugh inwardly v. için için gülmek
laugh at v. birisine gülmek
laugh at v. gülmek
laugh away v. gülüp geçmek
laugh in crisp tones v. gevrek gevrek gülmek
laugh on the wrong side of one's mouth v. gülerken ağlamak
laugh away v. gülerek konuyu kapatmak
laugh someone down v. gülerek birini susturmak
laugh up one's sleeve v. için için gülmek
raise a laugh v. kahkaha atmak
laugh at v. gülüp geçmek
make (children/kids) laugh v. çocukları güldürmek
laugh away v. aldırmamak
laugh off v. aldırmamak
laugh raucously v. kahkahalarla gülmek
have the laugh on v. gülünç duruma düşürmek
laugh in someone's face v. birinin burnuna gülmek
laugh off v. küçümsemek
have the laugh on v. aptal yerine koymak
laugh in someone's face v. suratına gülüp geçmek
laugh in someone's face v. birinin suratına gülmek
laugh like a drain v. kahkahalarla gülmek
laugh away v. küçümsemek
laugh a lot v. çok gülmek
make someone laugh v. birisini güldürmek
make a girl laugh v. bir kızı güldürmek
laugh boisterously v. sesli gülmek
laugh loudly v. sesli gülmek
laugh boisterously v. yüksek sesle gülmek
laugh loudly v. yüksek sesle gülmek
raise a laugh v. (dinleyicileri) güldürmek
force a laugh v. zorla gülmek
force a laugh v. zoraki gülmek
laugh line n. göz kenarı kırışıklığı
laugh line n. göz kenarı kırışıklıkları
laugh line n. göz kırışıklıkları
laugh line n. göz kenarındaki kırışıklık
belly laugh n. içten (bir) kahkaha
the horse laugh n. mantıksal safsata
the horse laugh n. savunulan görüşün mantıksız bir temele dayandırılması
laugh oneself silly n. gülmekten kırılmak
a good laugh n. eğlenceli ve vakit geçirilmesi zevkli kimse
belly laugh n. gülmekten bayıltan espri
laugh-filled adj. kahkaha dolu
for a laugh adv. eğlenmek için
for a laugh adv. şaka olsun diye
Phrasals
laugh about someone v. birine gülmek
laugh at someone v. birine gülmek
laugh someone down v. birine gülüp onunla dalga geçmek
laugh someone down v. biriyle dalga geçmek
laugh away at v. (birisine) gülmek
laugh with something v. (neşe/sevinç vb) ile gülmek
Phrases
laugh and the world laughs with you, cry and you cry alone expr. gülersen bütün dünya seninle birlikte güler, ağlarsan yalnız ağlarsın
Proverb
laugh and the world laughs with you, cry and you cry alone gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün, ağlarsan, yalnız ağlarsın
laugh and the world laughs with you, weep and you weep alone iyi günde herkes yanında olur, ama kötü günde yanında kimse kalmaz
have the last laugh son gülen olmak
get the last laugh son gülen olmak
laugh and the world laughs with you, cry and you cry alone gülersen herkes seninle güler, ağlarsan yalnız ağlarsın
Colloquial
laugh yourself silly v. gülmekten kırılmak
laugh yourself silly v. gülmekten kendinden geçmek
laugh yourself silly v. deli gibi gülmek
laugh yourself silly v. çılgın gibi gülmek
are you having a laugh? expr. ciddi misin?
are you having a laugh? expr. şaka mı yapıyorsun?
are you having a laugh? expr. dalga mı geçiyorsun?
that's a laugh expr. çok komik
you have (got) to laugh expr. buna gülmelisin
you have (got) to laugh expr. bu talihsiz duruma eğlenceli/komik yanından bakmalısın
you have (got) to laugh expr. aslında komik
you have (got) to laugh expr. gülüp geçmelisin
you have to laugh expr. komik
you have to laugh expr. bence komik
you have to laugh expr. aslında komik değil mi?
you have to laugh expr. gülmen lazım
you have to laugh expr. bence gülünecek bir şey
it's to laugh expr. gülünç
it's to laugh expr. komik
it's to laugh expr. çok saçma
it's to laugh expr. absürt
Idioms
laugh in the sleeve v. bıyık altından gülmek
laugh one out of v. bir tarafıyla gülmek
laugh to scorn v. alay etmek
laugh one out of v. dalga geçerek (birini bir şeyden) vazgeçirmek
laugh to scorn v. hor görmek
laugh to scorn v. hakir görmek
laugh to scorn v. aşağılamak
laugh out of the other side of one's mouth v. ağız değiştirmek
laugh out of the other side of one's face v. ağız değiştirmek
laugh in the face of v. alay etmek
laugh out of court v. aldırmamak
laugh in one's face v. aşağılamak
laugh up one's sleeve v. bıyık altından gülmek
laugh in one's face v. birinin yüzüne gülerek onu hor görmek
laugh on the other side of one's face v. burnu sürtülmek
laugh out of the other side of one's mouth v. burnu sürtülmek
laugh in someone's face v. birinin yüzüne gülmek
laugh out of court v. dalga geçmek
laugh oneself out of something v. güldüğü için hakkını/bir şeyi kaybetmek
laugh on the wrong side of one's mouth v. güvendiği dağlara kar yağmak
laugh in one's face v. gülmek
laugh one's head off v. gülmekten çatlamak
laugh on the other side of one's face v. gününü görmek
laugh in one's face v. gözünün içine baka baka alay etmek
laugh one's head off v. gülmekten katılmak
laugh one's head off v. gülmekten ölmek
laugh oneself silly v. gülmekten katılmak
laugh fit to bust v. gülmekten ölmek
laugh fit to bust v. gülmekten yarılmak
laugh fit to bust v. gül gül ölmek
burst into laugh v. gülmekten kendini alamamak
laugh out of the other side of one's mouth v. gününü görmek
get a laugh v. güldürmek
have a hearty laugh v. içten bir kahkaha atmak
laugh in one's sleeve v. kıs kıs gülmek
laugh out of court v. kulak asmamak
laugh oneself silly v. katılarak gülmek
burst into laugh v. kahkahalara boğulmak
laugh one's head off v. katılarak gülmek
laugh oneself silly v. kahkahalarla gülmek
burst into laugh v. kahkaha patlatmak
laugh at just about anything v. ota boka gülmek
laugh like a hyena v. kıs kıs gülmek
laugh like a drain v. makaraları koyuvermek
laugh like a drain v. kahkahalarla gülmek
laugh out loud v. kahkahayla gülmek
laugh up one's sleeve v. kıs kıs gülmek
laugh someone off the stage v. kahkahalarla gülerek (dalga geçerek/alay ederek) birinin sahneden kaçmasına neden olmak
laugh all the way to the bank v. köşeyi dönmek
laugh out loud v. katılarak gülmek
laugh all the way to the bank v. parsayı toplamak
get the last laugh on someone v. son gülen olmak
have the last laugh on someone v. son gülen olmak
get the last laugh v. son gülüp iyi gülmek
have the last laugh v. son gülüp iyi gülmek
laugh all the way to the bank v. voliyi vurmak
laugh all the way to the bank v. yasa dışı yollarla kazandığı paradan memnun olmak
laugh all the way to the bank v. vurgun yapmak
laugh out loud v. yüksek sesle gülmek
be a laugh a minute v. (olumsuz anlamda) çok komik olmak
laugh yourself silly v. gülmekten karnı ağrımak
laugh yourself silly v. gülmekten ölmek
laugh yourself silly v. gülmekten karnına kramp girmek
laugh yourself silly v. gülmekten karnına ağrılar girmek
laugh yourself sick v. gülmekten karnı ağrımak
laugh yourself sick v. gülmekten ölmek
laugh yourself sick v. gülmekten karnına kramp girmek
laugh yourself sick v. gülmekten karnına ağrılar girmek
have a laugh [uk] v. şaka yapmak
have a laugh [uk] v. şakalaşmak
have a laugh [uk] v. maskaralık etmek
have a laugh [uk] v. makara yapmak
have a laugh [uk] v. neşesini bulmak
have a laugh [uk] v. neşeli hareketler yapmak
have a laugh [uk] v. gülünç hareketler yapmak
have a laugh [uk] v. komiklik yapmak
have a laugh [uk] v. dalga geçmek
have a laugh [uk] v. eğlenceli vakit geçirmek
have a laugh [uk] v. keyifli vakit geçirmek
have a (good) laugh (about something) v. (bir şeyi) komik bulmak
have a (good) laugh (about something) v. (bir şeyi) eğlenceli bulmak
have a (good) laugh (about something) v. (bir şeyi) gülünç bulmak
have a (good) laugh (about something) v. (bir şeye) gülmek
last laugh n. büyük başarı
a belly laugh n. kahkaha
it's enough to make a cat laugh expr. buna kuşlar bile güler
a laugh a minute expr. çok komik ve eğlenceli
it's enough to make a cat laugh expr. çok komik
not know whether to laugh or cry expr. güler misin ağlar mısın
it's enough to make a cat laugh expr. kargalar bile güler buna
the laugh is on (one) expr. kendi kazdığı kuyuya düştü/düşecek
the laugh is on (one) expr. kendi kendini yaktı/yakacak
the laugh is on (one) expr. kazdığı kuyuya kendi düştü/düşecek
the laugh is on (one) expr. komik duruma düştü
the laugh is on (one) expr. aptal/salak gibi görünüyor
the laugh is on (one) expr. aptal/salak durumuna düştü
the laugh is on me expr. komik duruma düştüm
the laugh is on me expr. kendi kazdığım kuyuya düştüm
the laugh is on me expr. kendimi komik duruma düşürdüm
Speaking
don't make me laugh n. güldürme beni
don't laugh interj. gülme
I didn't know whether to laugh or cry expr. ağlasam mı gülsem mi bilemedim
don't laugh at me expr. bana gülme
don't make me laugh expr. beni güldürme
laugh a little expr. biraz gül
don't make me laugh expr. güleyim bari
laugh a little expr. gülsene biraz
I didn't know whether to laugh or cry expr. gülsem mi ağlasam mı bilemedim
I promise I won't laugh expr. gülmeyeceğime söz veriyorum
you make me laugh! expr. güldürüyorsun beni!
don't make me laugh! expr. güleyim de boşa gitmesin!
don't laugh at me expr. gülme bana
I like making people laugh expr. insanları güldürmekten hoşlanırım
you can laugh all you want expr. istediğin kadar gülebilirsin
you can laugh all you want expr. istediğiniz kadar gülebilirsiniz
I like making people laugh expr. insanları güldürmekten hoşlanıyorum
I love making people laugh expr. insanları güldürmeyi seviyorum
laugh it up now! expr. şimdilik gül bakalım!
Cinema
laugh track n. gülme efekti
Slang
laugh at the carpet v. utangaç bir şekilde gülmek
laugh at the carpet v. başını eğerek gülümsemek
laugh his ass off v. götüyle gülmek
laugh like a hyena v. kıs kıs gülmek
laugh his ass off v. kıçıyla gülmek
liquid laugh v. kusmak
laugh like a hyena v. sırtlan gibi gülmek
laugh at the carpet v. yere kusmak
British Slang
you're having a laugh! expr. ciddi olamazsın!