lead to - Turco Inglés Diccionario
Historia

lead to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "lead to" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
General
lead to v. neden olmak
lead to v. sürüklemek
lead to v. yol açmak
lead to v. götürmek
lead to v. sebep olmak
lead to v. -e gitmek
lead to v. sonucunu doğurmak
lead to v. beraberinde getirmek
lead to v. etken olmak

Significados de "lead to" con otros términos en diccionario inglés turco: 94 resultado(s)

Inglés Turco
General
lead up to v. zemin hazırlamak
lead to the right path v. doğru yolu göstermek
lead up to v. demeye çalışmak
lead up to v. yolunu yapmak
lead up to v. kapısını yapmak
lead to the altar v. evlenmek
lead to trouble v. dert açmak
lead up to v. yol açmak
lead up to v. sözü getirmeye çalışmak
lead to a stalemate v. açmaza getirmek
lead to a stalemate v. açmaza sürüklemek
lead to a stalemate v. açmaza düşmek
lead to a stalemate v. açmaza girmek
lead to a stalemate v. çıkmaza sokmak
lead to success v. başarıyla sonuçlanmak
lead to trouble v. sıkıntıya sokmak
lead to a breakdown v. arızaya neden olmak
lead to one's extinction v. soyunu kurutmak
lead to one's extinction v. neslini tüketmek
lead to one's extinction v. soyunu tüketmek
lead to one's extinction v. neslini kurutmak
lead to an addiction v. bağımlılık yaratmak
lead to disorder v. karışıklığa yol açmak
lead to confusion v. karışıklığa yol açmak
lead to disturbance v. huzursuzluk çıkarmak
lead to confusion v. şaşkınlığa sebebiyet vermek
lead to confusion v. şaşkınlık yaratmak
lead to confusion v. şaşkınlığa sebep olmak
lead to depression v. bunalıma sokmak
lead to depression v. depresyona sokmak
lead to destruction v. tahribat yapmak
lead to success v. başarıya götürmek
lead to the same result as another v. aynı yola çıkmak
lead to success v. başarıya taşımak
lead to crisis v. krize yol açmak
lead to crisis v. krize sebep olmak
lead to crisis v. krize neden olmak
lead up to v. sözü belli bir noktaya getirmek
to lead away v. alıp götürmek
lead to change v. değişikliğe sebep olmak
lead to visual pollution v. görüntü kirliliğine neden olmak
lead to visual pollution v. görüntü kirliliği yaratmak
lead to an expectation v. beklenti oluşturmak
lead to an expectation v. beklenti yaratmak
lead something to be v. hal almasını sağlamak
lead to the conclusion v. sonuca götürmek
lead someone to believe something v. inanmasına neden olmak
lead someone to success v. başarıya götürmek
lead us to success v. bizi başarıya götürmek
lead someone to believe v. inanmasına neden olmak
lead to a sanction v. yaptırıma yol açmak
lead to changes v. değişikliklere neden olmak
lead to death v. ölüme neden olmak
lead to death v. ölüme sebep olmak
lead to a chaos v. kaos yaratmak
lead to a chaos v. kaosa neden olmak
lead someone to believe something v. birini bir şeye inandırmak
lead to the deaths of three people v. üç kişinin ölümüne neden olmak
lead to shock v. şoka yol açmak
lead to public indignation v. kamuoyunda infiale neden olmak
lead to public indignation v. kamuoyunda infial yaratmak
lead down to something/somewhere v. (merdiven) (bodruma/alt kata) inmek
lead someone to do something v. birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak
lead or contribute to (a result) v. bir şeye vesile olmak
lead to happiness v. mutluluk saglamak
lead to inflation v. enflasyona neden olmak/yol açmak
pour lead (to repel evil eye) v. kurşun dökmek
lead to a nervous breakdown v. sinir krizine yol açmak
lead to terrible consequences v. korkunç sonuçlar doğurmak
Phrasals
lead someone back to somewhere bir yere dönmesinde birine rehberlik etmek
lead back to some place bir yerin dönüş yolu olmak
lead someone down to something birinin bir yere inmesine yardımcı olmak/rehberlik etmek
lead someone to something birine yolu göstermek
lead someone to something birini bir yere götürmek
lead up to something (yol) bir yere/şeye gitmek
lead up to something (bir yere) açılmak
Phrases
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamalara neden olabilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamaya sebebiyet verebilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamalara sebebiyet verebilir
this may lead to misunderstandings bu yanlış anlamaya neden olabilir
Proverb
you can lead a horse to water, but you can't make it drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
crosses are ladders that lead to heaven cennete giden yol imandan geçer
crosses are ladders that lead to heaven güçlüklere göğüs geren kişi erdemlidir
all roads lead to rome her yol roma'ya çıkar
you can lead a horse to water but you can't make it drink zorla güzellik olmaz
Idioms
lead up to kapısını yapmak
all roads lead to rome bütün yollar roma'ya çıkar
all roads lead to rome tüm yollar roma'ya çıkar
all roads lead to rome hepsi aynı kapıya çıkar
lead someone to believe something birini bir şeye inandırmak
lead to the downfall başarısızlığa sürüklemek
Speaking
where is this going to lead into bunun sonu nereye varacak
Medical
lead to death ölüme yol açmak
lead to a misdiagnosis yanlış tanı koymaya neden olmak