measure! - Turco Inglés Diccionario

measure!

Significados de "measure!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
tape measure n. şerit metre
measure n. önlem
measure n. ölçü
measure n. tedbir
measure v. ölçmek
beyond measure adv. ölçüsüz
General
steel tape measure n. çelik metre
security measure n. emniyet tedbiri
measure n. mertebe
measure n. miktar
measure n. kriter
measure n. hudut
measure n. yol
square measure n. yüzölçümü
measure n. had
measure n. oran
measure space n. ölçüm uzayı
safety measure n. emniyet tedbiri
full measure n. tam ölçü
made to measure n. ısmarlama yapılmış elbise
liquid measure n. sıvı oylum ölçüsü
tape measure n. mezura
measure n. endaze
measure n. derece
measure n. vezin
liquid measure n. sıvı ölçüsü
log measure n. tomruk ölçeği
land measure n. kara ölçüsü
tape measure n. çelik metre
measure n. mevzun
a land measure of 1000 square metres n. dönüm
tape measure n. mezür
measure theory n. ölçüm kuramı
short measure n. eksik ölçü
measure n. tedbir
positive measure n. pozitif ölçüt
measure n. şiir ölçüsü
liquid measure n. sıvı ölçeği
gender empowerment measure n. cinsiyeti güçlendirme ölçüsü
half measure n. uzlaşma
measure n. kanun
linear measure n. uzunluk ölçüsü
unit of measure n. ölçü birimi
measure n. ölçü
measure n. önlem
counter measure n. karşı önlem
outcome measure n. sonuç ölçümü (istatistik)
measure taken n. alınan tedbir
last measure n. son ölçüm
land measure n. arazi ölçüm
additional measure n. ilave tedbir
legal measure n. yasal tedbir
contingency measure n. beklenmedik durum önlemi
tape measure n. şeritmetre
performance measure n. performans ölçümü
measure n. ölçme birimi
made-to-measure n. (giysi) ısmarlama
measure of safety n. emniyet tedbiri
measure of safety n. güvenlik önlemi
yard measure n. bir yardalık ölçü
safety measure n. güvenlik önlemi
apothecary's measure n. eczacı ölçüsü
taking measure n. önlem alma
desperate measure n. aşırı önlem
defensive measure n. savunma önlemi
measure of the last resort n. başvurulacak en son çare
preventive measure n. önleyici tedbir
remedial measure n. iyileştirici önlem
conditional measure n. koşullu önlem
half measure n. yarım yamalak
response measure n. mukabil tedbir
corrective measure n. ıslah edici önlem
administrative measure n. idari tedbir
mitigation measure n. azaltma tedbiri
mitigation measure n. azaltma önlemi
measure of trust n. güven ölçüsü
measure n. hudut
measure n. sınır
measure n. limit
measure n. ağır tempoda dans
common measure n. dört dörtlük ölçü
measure n. doğrudan ölçülemeyen, gözlemlenemeyen veya temsil edilemeyen bir şeyi ölçme veya belirtme aracı
measure n. gözlem veya muhakeme sonucu bir kimseye veya bir şeye atfedilen karakter, beceri veya büyüklük
measure n. yeterli veya uygun miktar
measure n. dağıtılan tedavi miktarı ve türü
measure n. adım
measure n. verilen miktar veya derece
measure n. strateji
measure n. iki cisim veya nokta arasındaki kesin mesafe
measure n. ölçüm sistemi
measure n. uygun pay
measure n. gösterge
measure n. yeterli veya uygun derece
measure n. taktik
measure n. aşırıya gitmeme
measure n. ılımlılık
measure n. mülkün değerini tayin etmek için kullanılan şey
measure n. önerilen yasama işlemi
measure n. cetvel
measure n. oran gözetme yetkisi
measure n. kontenjan
measure n. ölçüsü alınmış belirli miktar
measure n. orantılı pay
measure n. (bir kimseden veya durumdan) beklenilen şey
measure n. kendini zapt etme yetisi
measure n. ölçü çubuğu
measure n. yersiz olmayan pay
measure n. aşırı olmayan kapsam veya derece
lineal measure n. uzunluk ölçüsü
denial measure n. düşman engelleme yöntemi
denial measure n. düşman durdurucu tedbir
cloth measure n. kumaş ölçüsü
counter-measure n. karşı önlem
strict measure n. sıkı önlem
solid measure n. bir hacim birimi
measure n. metre
measure n. (müzik) ölçü
fundamental measure n. ölçüm sistemlerinin temelini oluşturan dört büyüklükten her biri
take measure v. tedbir almak
measure up to v. kadar iyi olmak
measure v. karşılaştırmak
measure v. süzmek
measure up v. istenen ölçülerde olmak
measure a land v. arazi ölçmek
give somebody short measure v. eksik vermek
measure v. tartmak
measure v. ölçüleri ... olmak
measure in fathoms v. kulaçlamak
measure by the turkish yard v. arşınlamak
measure v. ayarlamak
measure somebody's blood pressure v. tansiyonunu ölçmek
measure v. endazeye vurmak
measure v. endazelemek
measure up v. istenilen ölçülere uygun olmak
measure out v. ölçüp ayırmak
measure v. dikkatle bakmak
measure v. uydurmak
measure v. ölçüsünü almak
measure by the span v. karışlamak
measure up v. için yeterli nitelikte olmak
measure v. ölçmek
measure up v. istenene uygun olmak
measure the length (of something) v. boy ölçmek
measure the length (of something) v. boyunu ölçmek
measure up v. beklenen kriterlere uymak
take measure v. önlem almak
measure v. ölçümden geçirmek
measure v. ölçüm yapmak
measure length v. uzunluk ölçmek
measure up v. -e yeterli olmak