needs - Turco Inglés Diccionario

needs

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "needs" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
needs n. ihtiyaçlar
If next year payment appropriations do not meet payment needs, the sunset clause will cause a new kind of problem.
Gelecek yıl ödeme ödenekleri ödeme ihtiyaçlarını karşılamazsa, gün batımı maddesi yeni bir tür soruna neden olacaktır.

More Sentences
General
needs adv. ister istemez
needs adv. mecburen
needs adv. mutlaka

Significados de "needs" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
theory of hierarchy of needs n. maslow’un ihtiyaçlar teorisi
rapid needs assessment n. acil ihtiyaç tespiti
developmental needs n. gelişim gereksinimleri
theory of hierarchy of needs n. ihtiyaçlar piramidi teorisi
cultural needs n. kültürel ihtiyaçlar
safety needs n. güvenlik gereksinimleri
physiological needs n. fizyolojik ihtiyaçlar
basic needs n. temel gereksinimler
meeting the needs n. ihtiyaçların karşılanması
fulfilment of needs n. ihtiyaçların karşılanması
daily needs n. günlük ihtiyaçlar
addressing the needs n. ihtiyaçların karşılanması
social needs n. toplumsal ihtiyaçlar
basic needs n. temel ihtiyaçlar
daily needs n. temel ihtiyaç malları
fulfilling the special needs n. özel ihtiyaçların giderilmesi
satisfying the special needs n. özel ihtiyaçların giderilmesi
request and needs n. istek ve ihtiyaçlar
general needs n. genel ihtiyaçlar
people with special needs n. özel ihtiyaçları olan insanlar
self-actualization needs n. kendini tamamlama ihtiyaçları
self-actualization needs n. kendini gerçekleştirme ihtiyaçları
the changing needs n. değişen ihtiyaçlar
local needs n. mahalli ihtiyaçlar
diversified needs n. çeşitlenen ihtiyaçlar
diversified needs n. çeşitlilik gösteren ihtiyaçlar
special needs kids n. özel gereksinimli çocuklar
human needs n. insani ihtiyaç
humanitarian needs n. insani ihtiyaç
food needs n. yiyecek ihtiyacı
public needs n. halkın ihtiyaçları
needs test n. bir kişinin belirli bir sosyal hizmet için uygun olup olmadığına karar vermek için fiziksel veya sosyal koşullarının incelenmesi
special needs n. özel ihtiyaçlar
special needs n. engelli bireyin ihtiyaçları
cover the needs v. ihtiyaçları gidermek
satisfy the needs v. ihtiyaçları gidermek
meet the needs v. ihtiyaçları gidermek
fulfil the needs v. ihtiyaçları gidermek
address the needs v. ihtiyaçlara cevap vermek
fulfil the needs v. ihtiyaçlara cevap vermek
fulfil the needs v. ihtiyaçları karşılamak
address the needs v. ihtiyaçları karşılamak
meet the needs v. ihtiyaçlara cevap vermek
satisfy the needs v. ihtiyaçlara cevap vermek
meet the needs v. ihtiyaçları karşılamak
satisfy the needs v. ihtiyaçları karşılamak
address one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
meet one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
satisfy one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
fulfil one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
meet the needs v. ihtiyaçlara yanıt vermek
satisfy one's needs v. ihtiyaçlarına cevap vermek
one's needs requirements v. ihtiyaçlarını karşılamak
meet one's needs v. ihtiyaçlarına cevap vermek
meet one's needs requirements v. ihtiyaçlarına cevap vermek
meet basic needs v. temel ihtiyaçları karşılamak
meet one's own needs v. kendi ihtiyacını karşılamak
supply the needs of v. ihtiyaç karşılamak
address the needs v. ihtiyaçlara yanıt vermek
do everything that needs to be done v. gereken neyse yapmak
do everything that needs to be done v. ne gerekiyorsa yapmak
tailored to the needs of each client adj. her müşterinin isteğine göre özel yapılmış(ısmarlama)
special-needs adj. özel ihtiyaç sahibi olan
special-needs adj. özel bireylere ait veya ilgili
according to the needs adv. ihtiyaçlara göre
Phrases
when needs be expr. ihtiyaç halinde
when needs be expr. gerektiğinde
if needs be expr. ihtiyaç olursa
when needs be expr. ihtiyaç olduğunda
if needs be expr. gerekirse
needs must expr. mecburen
needs to be addressed expr. ele alınması gerekiyor
Proverb
a guilty conscience needs no accuser suçluluk duygusu içindeki bir zihnin kendisini suçlayan birisine ihtiyacı yoktur
needs must when the devil drives aç elini kora sokar
needs must when the devil drives çaresizlik insana neler yaptırmaz
needs must when the devil drives çaresizlik insana herşeyi yaptırır
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabından kurtulmanın yolu suçunu itiraf etmektir
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabı çeken biri dışarıdan birinin suçlaması olmadan da sonunda suçunu itiraf eder
a guilty conscience needs no accuser vicdan azabı kişiyi itirafa teşvik eder
village in sight needs no guide görünen köy kılavuz istemez
Colloquial
vehicle needs to be serviced n. aracın servise gitmesi lazım
the last thing (one) needs n. (birinin) ihtiyacı olan son şey
have everything one needs v. ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olmak
needs must expr. mutlaka
needs must expr. mecburen
needs to be done expr. yapılması gerekir
must needs expr. el mahkum
everybody needs help expr. herkes yardıma ihtiyaç duyar
vehicle needs to be serviced expr. aracın servisi gelmiş
daddy needs a new pair of shoes expr. babacığın (yeni) ayakkabılara ihtiyacı var
daddy needs a new pair of shoes expr. zar atmadan önce söylenen şans cümlesi
daddy needs a new pair of shoes expr. hadi kemik göreyim seni
daddy needs (new) shoes expr. babacığın (yeni) ayakkabılara ihtiyacı var
daddy needs (new) shoes expr. zar atmadan önce söylenen şans cümlesi
daddy needs (new) shoes expr. hadi kemik göreyim seni
someone needs to get out more expr. daha çok dışarı çıkmalı
(one) needs to get out more expr. (biri) yaptığı işten biraz uzaklaşmalı
someone needs to get out more expr. biraz dışarı çıkmalı
(one) needs to get out more expr. (biri) daha çok dışarı çıkmalı
(the) baby needs (new) shoes expr. hadi kemik
baby needs a new pair of shoes expr. hadi kemik
(something) is all (one) needs expr. bir bu eksikti
(something) is all (one) needs expr. (bir şey) çok lazımdı
(something) is all (one) needs expr. tek eksik (bir şeydi)
(something) is just what (one) needs expr. zaten (birinin) ihtiyacı olan tek şey (bir şeydi)
(something) is just what (one) needs expr. (bir şey) çok lazımdı
(something) is just what (one) needs expr. tek eksik (bir şeydi)
(something) is all (one) needs expr. zaten (birinin) ihtiyacı olan tek şey (bir şeydi)
(something) is just what (one) needs expr. bir tek (bir şey) eksikti
(something) is just what (one) needs expr. bir bu eksikti
(something) is all (one) needs expr. bir tek (bir şey) eksikti
who needs (something) expr. (bir şey) isteyen kim ki
who needs enemies with friends like (someone) expr. insanın (biri) gibi dostları/arkadaşları varken düşmana ne gerek var
who needs (something) expr. kim (bir şey) ister ki
Idioms
see to one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. hiç ihtiyacı/gereği olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiç ihtiyacı/gereği olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. hiçbir şekilde ihtiyaç/gerek/lüzum duymamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. hiçbir şekilde ihtiyaç/gerek/lüzum duymamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. (bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) like a fish needs a bicycle v. (bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) like a fish needs a bicycle v. bir şeyin kesinlikle hiçbir gereği olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. (bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeyin kesinlikle hiçbir gereği olmamak
need (something) like a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeyin kesinlikle hiçbir gereği olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeyin en ufak eksikliğini çekmemek
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye zerre kadar ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeyin en ufak eksikliğini çekmemek
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye hiçbir şekilde gereksinim duymamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle lüzum duymamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye kesinlikle lüzum duymamak
need (something) (about) as much as (one) needs a hole in the head v. bir şeye zerre kadar ihtiyacı olmamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye hiçbir şekilde gereksinim duymamak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v. bir şeye kesinlikle/hiç ihtiyacı olmamak
put someone's needs before your own v. birinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak
must needs do something v. bir şeyi kaçınılmaz olarak yapmak
must needs do something v. bir şeyi elinde olmadan yapmak
must needs do something v. bir şey yapmaktan kendini alamamak
must needs do something v. bir şeyi mecburen yapmak
must needs do something v. bir şeyi yapmakta aptalca ısrar etmek
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde ihtiyaç/gerek/lüzum duymamak
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeyin) hiç gereği olmamak
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeye) hiç ihtiyacı olmamak
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeye) zerre kadar ihtiyacı olmamak
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeye) hiçbir şekilde gereksinim duymamak
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeyin) en ufak eksikliğini çekmemek
need (something) like (one) needs a hole in the head v. (bir şeye) kesinlikle lüzum duymamak