noising - Turco Inglés Diccionario

noising

noising — Definition

Significado:
gürültü, patırtı
Pronunciación (IPA):
(AmE /nɔɪz/ – BrE /nɔɪz/)
Categoría gramatical:
İsim: noise (noises)
Sinónimo:
din, racket
Antónimos:
silence

Significados de "noising" en diccionario turco inglés : 50 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
noise n. ses
There is an odd noise coming from the roof.
Çatıdan garip bir ses geliyor.

More Sentences
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
General
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Technical
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Telecom
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Television
noise n. parazit
The police couldn't understand the order through the radio because of all the noise.
Polisler, parazit nedeniyle telsizden gelen emri anlayamadı.

More Sentences
Automotive
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Food Engineering
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Statistics
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Linguistics
noise n. gürültü
Stricter noise standards for airfields are also a moot point.
Havaalanları için daha katı gürültü standartları da tartışmalı bir konudur.

More Sentences
Military
noise n. parazit
The police couldn't understand the order through the radio because of all the noise.
Polisler, parazit nedeniyle telsizden gelen emri anlayamadı.

More Sentences
General
noise n. patırtı
noise n. velvele
noise n. zımbırtı
noise n. kısa devre
noise n. şamata
noise n. bağırtı
noise n. feryat
noise n. yaygara
noise n. vaveyla
noise n. dikkat çeken şey
noise n. ilgi toplayan şey
noise n. söylenen şey
noise n. dile getirilen şey
noise v. ses çıkarmak
noise v. gürültü etmek
noise v. zevzeklik etmek
noise v. kafa şişirmek
noise v. dedikodu yapmak
noise v. söylenti yaymak
noise v. yüksek sesle ve çok konuşmak
noise v. gevezelik etmek
Colloquial
noise n. dedikodu
noise n. gıybet
noise n. iftira
noise n. boş laf
noise n. saçmalık
noise n. boş konuşma
noise n. kuru gürültü
noise n. palavra
noise n. boş sözler
noise n. safsata
noise n. zırva
Computer
noise n. gürültülü veri
Food Engineering
noise n. kirlilik
Linguistics
noise n. engel
Music
noise n. yüksek sesli, genellikle ahenksiz ve elektronik gürültünün kullanıldığı bir rock müzik tarzı
Photography
noise n. karlanma
noise n. kumlanma
Slang
noise n. eroin

Significados de "noising" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
flowing with a pleasant noise n. şırıl şırıl
radio noise n. radyo gürültüsü
noise limiter n. gürültü azaltıcı
great noise n. şamata
background noise n. fon gürültüsü
rustling noise n. hışıltı
noise killer n. parazit giderici
cracking noise n. çatırtı
noise killer n. gürültü giderici
clacking noise made by storks n. laklak
smacking noise n. şap
noise level n. ses debisi
background noise n. çevre gürültüsü
noise field n. gürültü alanı
background noise n. uğultu
cracking noise n. şaklama
man made noise n. suni gürültü
noise factor n. gürültü faktörü
clinking noise n. tıngır
noise reduction n. gürültü azaltma
sudden noise n. çat
rattling noise n. zıngırtı
microphonic noise n. mikrofonik gürültü
electronic noise n. elektronik gürültü
noise filter n. gürültü filtresi
bubbling noise n. fıkırtı
noise control n. gürültü kontrolü
tearing noise n. cart
exhaust noise n. egzoz gürültüsü
hollow noise n. güm
loud noise n. gürültü
noise figure n. gürültü faktörü
crackling noise n. çatırtı
ambient noise n. çevre gürültüsü
electrical noise n. elektriksel gürültü
random noise theory n. rastgele gürültü teorisi
traffic noise n. trafik gürültüsü
noise pollution n. gürültü kirliliği
loud noise n. şiddetli gürültü
deafening noise n. şiddetli gürültü
acoustic noise n. akustik ses
ambient noise n. bozucu gürültü
ambient noise n. ortam gürültüsü
ambient noise level n. çevre gürültü seviyesi
colored noise n. renkli gürültü
low-noise workplace n. düşük gürültü seviyeli iş yeri
ground noise n. zemin gürültüsü
ground noise n. uğultu
humming noise n. uğultu
noise pollution n. ses kirliliği
noise of the wind n. rüzgarın sesi
terrible noise n. berbat/korkunç gürültü
loud noise n. yüksek ses
beeping noise n. bip sesi
beeping noise n. bipleme
screeching noise n. gıcırdama/cırlama sesi
noise map n. gürültü haritası
fart noise n. osuruk sesi
strange noise n. tuhaf ses
strange noise n. garip ses
noise barrier n. ses duvarı
rattling noise n. cızırtı
noise [obsolete] n. söylenti
noise [obsolete] n. müzisyen topluluğu
noise [obsolete] n. iftira
hiss noise n. dip ses
constant noise n. sürekli gürültü
constant noise n. sabit gürültü
ground noise n. zemin gürültüsü
ground noise n. sinyal dışındaki bir kaynağın neden olduğu yüksek sesli gürültü
emit a thudding noise v. kütlemek
flow with a splashing noise v. şarıldamak
not to make a noise v. ses çıkarmamak
make a noise v. söylenmek
make a crackling noise v. çatırdamak
make a great deal of noise v. patırtı etmek
make a smacking noise v. şaplamak
make a noise v. gürültü yapmak
make noise v. gürültü yapmak
give somebody a headache by noise or worrying v. kafa şişirmek
make a lot of noise v. bağırıp çağırmak
noise abroad v. etrafa yaymak
make no noise v. çıt çıkarmamak
noise about v. ilan etmek
make noise v. gürültü etmek
noise about v. yaymak
noise about v. etrafa yaymak
make a noise v. şamata yapmak
noise abroad v. ilan etmek
noise abroad v. yaymak
make a noise v. yaygara koparmak
make a cracking noise v. şaklamak
(noise) come v. ses gelmek
hear a noise v. bir ses duymak
make a fart noise v. osuruk sesi çıkarmak
make a farting noise v. osuruk sesi çıkarmak
be disturbed by the noise v. gürültüden/sesten rahatsız olmak
make noise in the class v. derste gürültü yapmak
make noise in the class v. sınıfta gürültü yapmak
noise free adj. gürültüsüz
Phrasals
noise around v. dedikodusunu yaymak
noise around v. dillendirmek
noise around v. söylentisini yaymak
Phrases
with a loud noise n. gümbür gümbür
with a crackling noise expr. çatır çatır
with a crunching noise expr. çatır çutur
with a crackling noise expr. cazır cazır
with a clinking noise expr. şıkır şıkır
with a bubbling noise expr. fıkır fıkır
with a clattering noise expr. patır kütür
Proverb
empty vessels make the most noise boş fıçı çok langırdar
empty vessels make the most noise boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make most noise boş teneke çok ses çıkarır
empty vessels make the most noise boş teneke çok tıngırdar
empty vessels make most noise boş teneke çok tıngırdar
it's the empty can that makes the most noise boş teneke çok ses çıkarır
Colloquial
make a lot of noise v. çok ses yapmak
discharge wind without noise v. follarse
a noise is coming expr. bir ses geliyor
less of that noise expr. kes şu gürültüyü
Idioms
a big noise n. önemli insan
a big noise n. ağır silah
comfort noise n. sessizlik giderici ton
big noise n. önemli gelişmeler
big noise n. kıyamet (kıyametler kopmuş)
big noise n. patlak veren olay
big noise n. mevcut skandal
noise something abroad v. dillendirmek
noise something around v. dedikodu yaymak
noise something about v. dedikodu yaymak
noise something abroad v. dedikodu yaymak
noise something about v. dillendirmek
noise something around v. dillendirmek
make a noise about something v. sızlanmak
make a noise about something v. şikayetçi olmak
make a noise about something v. mızmızlanmak
make a noise about something v. mızırdanmak
noise something about v. (söylentiyi) yaymak
noise something abroad v. (söylentiyi) yaymak
noise something around v. (söylentiyi) yaymak
Speaking
everything else is just noise n. geri kalan her şey kuru gürültü
don't make noise expr. ses yapma
don't make noise expr. gürültü yapma
don't make noise expr. ses yapmayın
what's that noise? expr. o ses de ne?
what's that noise? expr. o ses ne?
don't make a noise expr. gürültü yapma
don't make noise expr. gürültü yapmayın
don't make a noise expr. gürültü yapmayın
don't make any noise expr. hiç ses çıkartmayın