noktalar - Turco Inglés Diccionario

noktalar

Significados de "noktalar" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
noktalar points n.
To conclude, I would like to say that there are also bad points.
Sonuç olarak kötü noktaların da olduğunu söylemek isterim.

More Sentences
noktalar spots n.
There are nonetheless certain bright spots following Rio.
Yine de Rio'dan sonra bazı parlak noktalar var.

More Sentences
Computer
noktalar dots n.
On a time-lapse video, he could measure the changing distance between the dots.
Hızlandırılmış bir videoda, noktalar arasındaki değişen mesafeyi ölçebildi.

More Sentences

Significados de "noktalar" con otros términos en diccionario inglés turco: 120 resultado(s)

Turco Inglés
General
ince noktalar the niceties n.
tarihsel olarak çeşitli noktalar arasında tarifeye göre yolculuk yapan büyükçe at arabası stagecoach n.
güçlendirilmesi gereken temel noktalar principle factors in need of strengthening n.
olumsuz noktalar üzerinde duran kimse critic n.
dikkat edilecek noktalar points to consider n.
güvenlikle ilgili noktalar safety concerns n.
(güneşteki) karanlık noktalar dark spots n.
eksik noktalar missing points n.
tüm noktalar all the points n.
bütün noktalar all the points n.
tuzak noktalar pitfalls n.
çeşitli noktalar various spots n.
(belge, istatistiksel bilgi, resim, gazete haberi gibi) bir tartışmada tarafların kullandığı inandırıcı veya ikna edici ya da destekleyici noktalar, konular talking point n.
(özellikle kanada'da) paranın sahici olduğunu belirten yuvarlak ve renkli noktalar planchette n.
kilit noktalar key facts n.
sesli işaretler, noktalar veya harfler eklemek vowel v.
(kenarda veya levhada) diş gibi noktalar kesmek indent v.
ateş çizelgesinde keskin yüksek ve düşük noktalar arasında geçiş yapmak spike v.
noktalar halinde oluşturmak spot v.
(kitap sayfasının dış kenarlarına) noktalar şeklinde boya püskürtmek sprinkle v.
bir doğru üzerindeki iki ana noktayı birleştiren tüm noktaları içeren (noktalar kümesi) convex adj.
temel noktalar ile ilgili foundational adj.
Colloquial
en yüksek noktalar dizzying heights n.
baş döndürücü noktalar dizzying heights n.
baş döndürücü noktalar dizzy heights [uk] n.
en yüksek noktalar dizzy heights [uk] n.
tehlikeli noktalar here be dragons expr.
Idioms
bir belgenin satır aralarındaki önemli noktalar fine print n.
bir belgenin satır aralarındaki önemli noktalar small print n.
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak could drive a truck through (something) [us] v.
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak can drive a truck through (something) [us] v.
can alıcı noktalar üzerinde durmak hit the high points v.
can alıcı noktalar vurgulamak hit the high points v.
Trade/Economic
yüksek fiyatlı ara noktalar higher rate intermediate points n.
Law
bilindiği kabul edilen noktalar constructive notice n.
Media
bir programdan sonra yayınlanan önemli noktalar listesi billboard n.
Technical
noktalar arası iletişim kuralı ppp n.
a noktasından b noktasına geçmek için uğranılan noktalar waypoint n.
çapraz noktalar diametrically opposed points n.
konjuge noktalar conjugate points n.
eşlenik noktalar conjugate points n.
noktalar arası iletişim kuralı point-to-point protocol n.
beş katlı noktalar quintuple points n.
sertleşmemiş noktalar soft spots n.
yumuşak noktalar soft spots n.
altı parçalı noktalar sextuple points n.
yedi parçalı noktalar septuple points n.
viskometrik sabit noktalar viscometric fixed points n.
(topoğrafya ölçümünde) kavisli noktalar arasındaki düz kısım tangent n.
titreşen plaka veya telde diğer kısımlar titreşim halindeyken hareketsiz kalan çizgi veya noktalar nodal line n.
posta pullarındaki ince çizgi veya noktalar ağı burelage n.
posta pullarındaki ince çizgi veya noktalar ağı burele n.
kenarında kabartmalı noktalar olan engrailed adj.
Computer
boşluklar ve üç noktalar spaces and ellipses n.
küçük noktalar small dots n.
basit noktalar basic dots n.
yakın noktalar close dots n.
doğrudaş noktalar collinear points n.
kesikli noktalar cutout dots n.
baklava noktalar diamond dots n.
son noktalar endpoints n.
uzak noktalar far dots n.
önemli noktalar highlights n.
popüler noktalar hotspots n.
büyük noktalar large dots n.
diğer noktalar more dots n.
arkadaki noktalar points of backward space n.
öndeki noktalar points of forward space n.
Informatics
noktalar arası uzaklık dot pitch n.
Textile
küçük noktalar şeklinde yapılan bir dikiş şekli moss-stitch n.
Construction
su sızıntısı meydana gelen noktalar points of water leakage n.
Woodworking
özodununda çürük noktalar bulunan (kereste) druxy adj.
Dyeing
çeşitli renkli noktalar ve desen vasıtasıyla oluşan renk nonsolid colour n.
çeşitli renkli noktalar ve desen vasıtasıyla oluşan renk nonsolid color n.
Automotive
sert noktalar hard spots n.
ön kör noktalar front end blind spots n.
sürücüleri uyarmak için yolun kenarına yapılmış sert noktalar jiggle-bars n.
Railway
demir yolunda çarpışmayı önleyici, yön değiştirici noktalar catch points n.
belirli noktalar arasında hareket eden trenlere dair bilgi veren cihaz describer [uk] n.
Aeronautic
mevsimlik bilet alarak her gün aynı noktalar arasında yolculuk yapan kimse commuter n.
Marine
yelkenlere kumanda eden iplerin geçtiği noktalar sheeting points n.
Medical
numune almada dikkat edilmesi gereken noktalar sampling considerations n.
duyarlı noktalar sensitive points n.
Pathology
kızamıkta döküntü başlamadan önce yanaklar ve dudaklardaki mukoza zarında görülen kırmızı halkayla çevrili küçük mavimsi beyaz noktalar koplic spots n.
Optics
temel noktalar principal points n.
Printing
(braille) kağıdın her iki yanına basılmış ve noktalar birbirinin üstüne gelmeyecek şekilde ayarlanmış interpoint adj.
Food Engineering
faktoriyel noktalar factorial points n.
Math
harmonik noktalar harmonie points n.
maksimum ve minimum noktalar extrema n.
simetrik noktalar symmetric points n.
düzlemdeş noktalar coplanar points n.
doğrusal noktalar collinear points n.
doğrudaş noktalar collinear points n.
harmonik noktalar harmonic points n.
sabit noktalar zayıf konverjans teoremi weak convergence theorem of fixed points n.
(belirli) noktalar kümesi locus n.
belirli bir noktayı küçük bir mesafeden çevreleyen noktalar kümesi neighborhood n.
karmaşık sayıların düzlemdeki noktalar kullanılarak temsil edildiği bir diyagram argand diagram n.
metrik uzayı noktalar ekleyerek tamamlama completion n.
(dairede) evrik noktalar inverse points n.
Geometry
sıralı noktalar row of points n.
düzlemde her noktanın kutupsal koordinat dizisine sahip olduğu bir noktalar grubu polar coordinate system n.
üzerindeki noktalar tek parametrenin fonksiyonu olan (eğri) unicursal adj.
geometrik noktalar trices suf.
Statistics
seçilmiş noktalar yöntemi method of selected points n.
Biochemistry
kör noktalar blind spots n.
Marine Biology
erkeklerin anal yüzgeçlerinde bulunan noktalar egg spots n.
çeşitli deniz balıkları üzerinde bulunan ışıklı noktalar photophore n.
Astronomy
gök cisminin yörüngesine kütlesinden en yakın veya en uzak noktalar apse n.
Botanic
patates yumrularının üzerinde kabuklu siyah noktalar oluşması şeklinde gözlemlenen bir hastalığa sebep olan bir mantar pellicularia filamentosa n.
patates yumrularının üzerinde kabuklu siyah noktalar oluşması şeklinde gözlemlenen bir hastalığa sebep olan bir mantar potato fungus n.
patates yumrularının üzerinde kabuklu siyah noktalar oluşması şeklinde gözlemlenen bir hastalığa sebep olan bir mantar rhizoctinia solani n.
Geography
sınır noktalar boundary points n.
Meteorology
nötr noktalar neutral points n.
Military
zayıf noktalar vulnerabilities n.
hassas noktalar vulnerabilities n.
ülke sınırlarındaki dışa doğru uzanan noktalar flanks of a frontier n.
Painting
noktalar ile resim yapan ressam stippler n.
noktalar ile resim yapma tekniği stipple n.
Entomology
parlak kırmızı renkli, üst kanatlarında siyah noktalar bulunan küçük ve yuvarlak böcek türlerinin ortak adı ladyclock (coccinellidae) n.