spot - Turco Inglés Diccionario
Historia

spot

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "spot" en diccionario turco inglés : 79 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
spot n. leke
spot n. benek
spot n. nokta
General
spot v. fark etmek
spot v. görmek
spot v. beneklemek
spot v. saçmak
spot v. alacalamak
spot v. nokta yapmak
spot v. yerine koymak
spot v. çiselemek
spot v. atamak
spot v. yerini saptamak
spot v. tanımak
spot v. kirletmek
spot v. lekelemek
spot v. benek yapmak
spot v. leke yapmak
spot v. ayırt etmek
spot v. seçmek
spot v. yerini belirlemek (özellikle de uzaktan veya zor görülebilir olanları)
spot v. değerlendirmek
spot v. gözüne ilişmek
spot n. azıcık miktar
spot n. sivilce
spot n. peşin parayla satılan mal
spot n. reklam
spot n. zor durum
spot n. reklam spotu
spot n. eğlence yeri
spot n. puan
spot n. yüzdeki ben
spot n. ayıp
spot n. güç durum
spot n. peşin
spot n. mahkumiyet
spot n. kısa reklam
spot n. mevki
spot n. ufacık leke
spot n. olay yeri
spot n. projektör
spot n. ışıldak
spot n. az bir miktar
spot n. sahne ışığı
spot n. radyo ilanı
spot n. namus lekesi
spot n. hüküm giyme
spot n. damla
spot n. spot
spot n. gece klübü
spot n. spot lamba
spot n. sarıağız
spot n. projektör ışığı
spot n. yer
spot n. nokta
spot n. puantiye
spot adj. peşin para ile yapılan
Colloquial
spot n. shot içki
spot n. bir atımlık içki
spot n. tek içki
spot n. gece kulübü
spot n. taverna
Trade/Economic
spot n. peşin parayla satılan mal
spot n. pozisyon
spot n. vadeli işlemler
spot adj. hazır
Technical
spot n. benek
spot n. bölge
spot n. hassas ayarlar
spot n. mahal
spot n. nokta
spot n. yer
Computer
spot n. sıcak nokta
Anatomy
spot n. benek
Marine Biology
spot v. bulmak
spot v. belirlemek
spot v. lekelenmek
spot v. yerleştirmek
Military
spot v. yerleştirmek

Significados de "spot" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
spot spot n.
Lighting
spot spotlight n.
Theatre
spot limelight n.

Significados de "spot" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
General
get out of a tight spot v. vartayı atlatmak
hit the spot v. canına değmek
be nailed to the spot v. mıhlanmak
put on the spot v. yüzlemek
be on the spot v. olayın geçtiği yerde bulunmak
touch a sore spot v. hassas bir konuya temas etmek
touch a sore spot v. bamteline basmak
press a sensitive spot v. can damarına basmak
be put on the spot v. zor duruma düşürülmek
be put on the spot v. zor durumda bırakılmak
put someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
leave someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
touch a sore spot v. bam teline basmak
dot-spot v. beneklemek
spot-check v. rasgele kontrolde bulunmak
spot-check v. rasgele kontrol etmek
get stopped in a spot check v. çevirmeye denk gelmek
park at a non-parking spot v. park yapılmayan yerde park etmek
point the penalty spot v. penaltı noktasını işaret etmek
park in handicapped spot v. engelli yerine park etmek
red spot v. sivilce
spot the target v. hedefi bulmak
spot the target v. hedefi belirlemek
spot timber v. yontmak için odun kesmek
spot a problem v. bir sorun tespit etmek
black spot n. kara nokta
black spot n. siyahlık
spot sugar n. benekli şeker
spot height n. yüksek nokta
spot announcement n. reklam spotu
beauty spot n. ben
excursion spot n. seyir yeri
baby spot n. küçük projektör
soft spot n. zayıf nokta
spot operation n. nokta operasyonu
hot spot n. eğlence yeri
yellow spot n. sarı nokta
tender spot n. can alıcı nokta
black spot n. karaltı
inky spot n. mürekkep lekesi
blind spot n. kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu
trouble spot n. sık sık arızalanan yer
excursion spot n. mesire
centre spot n. santra
this spot n. bura
dark spot n. karanlık nokta
barren spot n. çorak yer
sore spot n. bamteli
black spot n. siyah nokta
spot height n. bir dağın zirvesi vb gibi harita üzerinde belirlenmiş bir yükseklik
black and blue spot n. morartı
bald spot n. kel
recreation spot n. mesire yeri
sun spot n. çil
excursion spot n. teferrüçgah
spot lamp n. efekt lambası
the most sensitive spot n. can alıcı nokta
purple spot n. morluk
koplik's spot n. koplik lekesi
weak spot n. zayıf nokta
shady spot n. gölgelik
trouble spot n. sorun yaratan nokta
tender spot n. bamteli
waiting spot n. bekleme yeri
sore spot n. bam teli
ten-spot n. onluk
on-the-spot investigation n. yerinde tetkik
carpet spot remover n. halı leke çıkarıcı
parking spot n. park yeri
parking spot n. park etme yeri
beauty spot n. dudak üstü beni
beauty spot n. çok güzel olan yer/nokta
beauty spot n. güzellik merkezi
popular/favorite/top vacation spot/center n. gözde turizm merkezi
age spot n. yaşlılık lekesi
an accident black spot n. çok kaza olan yer
baby spot n. ufak spot
beauty spot n. güzellik beni
beauty spot n. güzel manzaralı yer
soft spot n. bıngıldak
black spot n. kör nokta
animal spot n. hayvan üzerindeki benek
animal spot n. hayvan beneği
skin spot n. cilt lekesi
dark spot n. cilt lekesi
blind spot n. kör nokta
tourist spot n. turistik nokta
climbing spot n. tırmanma noktası
a spot of adj. azıcık
spot of adj. bir damla
a spot of adj. biraz
having a beauty spot adj. benli
spot of adj. azıcık
spot of adj. çok az
spot-on adj. kesin
spot-on adj. tam
on the spot adv. hemen oracıkta
on the spot adv. olay yerinde
on the spot adv. tam yerinde
on the very spot adv. hemen
on the spot adv. hemen
on the spot adv. derhal
on the spot adv. yerinde
on the spot adv. mahallinde
on the spot adv. zor durumda
on-the-spot adv. hemen
on-the-spot adv. zor bir halde
on-the-spot adv. derhal
Phrasals
spot (someone or something) as (something) v. (birini/bir şeyi bir şey) olarak tespit etmek
spot (someone or something) as (something) v. (birini/bir şeyi bir şey) olarak belirlemek
spot (someone or something) as (something) v. (biri/bir şey) gözüne (bir şey) olarak ilişmek
spot (someone or something) as (something) v. (biri/bir şey) gözüne (bir şey) olarak çarpmak
spot someone as something v. birini bir şey olarak tespit etmek
spot someone as something v. birini bir şey olarak belirlemek
spot someone as something v. biri gözüne bir şey olarak ilişmek
spot someone as something v. biri gözüne bir şey olarak çarpmak
spot (something) a mile off v. (bir şey) geliyorum demek
spot (something) a mile off v. (bir şeyi) yüz metreden fark etmek
Phrases
on the very spot expr. derhal
on the spot decision expr. hemen/acil/aniden verilen karar
on the very spot expr. olduğu yerde
on the very spot expr. oracıkta
Colloquial
got stopped in a spot check v. çevirmeye takılmak
pop a spot v. sivilce patlatmak
be spot on v. tam üstüne basmak
be spot on v. nokta atışı olmak
be spot on v. tam isabet olmak
be spot on v. noktası noktasına doğru olmak
spot (one) (some amount of money) v. (birine bir miktar para) ödünç vermek
spot (one) (some amount of money) v. (birine bir miktar) borç vermek
spot (one) (some amount of money) v. (birine bir miktar para) vermek
spot someone  (something) v. birine avantaj vermek
spot someone  (something) v. birinin avantajlı başlamasına izin vermek
spot someone  (something) v. birine avantaj tanımak
spot someone  (something) v. birine üstünlük tanımak
spot someone  (something) v. birine avans vermek
spot someone  (something) v. birine ödünç bir şey vermek
spot someone  (something) v. birine borç vermek
spot someone (something) v. birine avantaj vermek
spot someone (something) v. birinin avantajlı başlamasına izin vermek
spot someone (something) v. birine avantaj tanımak
spot someone (something) v. birine üstünlük tanımak
spot someone (something) v. birine avans vermek
spot someone (something) v. birine (bir şey) ödünç vermek
spot someone (something) v. birine borç vermek
ten-spot n. on dolarlık banknot
ten-spot n. onluk banknot
two-spot n. önemsiz kimse
two-spot n. üç kuruşluk eşya
tight spot n. açmaz
high spot n. bir deneyim en unutulmayan anı
high spot n. en önemli kısmı
on the spot n. hemen oracıkta
spot-on n. tam isabet
disable spot n. engelli alanı
on the spot expr. başı dertte
pick a spot expr. bir yer seçin
on the spot expr. derhal
on the spot expr. hemen
on the spot expr. olay yerinde
on the spot expr. tehlikede
spot-on expr. tamamen doğru
in worse spot expr. (bir önceki döneme/sezona göre) daha kötü durumda
on the spot expr. zor durumda
get your spot expr. yerini al
in a spot expr. zor durumda
in a spot expr. sıkıntılı bir durumda
in a spot expr. güç bir durumda
in a spot expr. kötü durumda/vaziyette
in a spot expr. çıkmazda
in a spot expr. açmazda
Idioms
spot a liar v. bir kişinin yalan söylediğini farketmek
be in a spot of bother v. başı belada olmak
be in a spot of bother v. … ile başı dertte olmak
be in a spot of bother v. -i halledememek
be in a spot of bother v. tatsızlık yaşamak
be in a spot of bother v. -ile sorun/sıkıntı yaşamak
be in a spot of bother v. küçük bir sorun yaşamak
be in a spot of bother v. … ile başı derde girmek
have a spot of bother v. başı belada olmak
have a spot of bother v. … ile başı dertte olmak
have a spot of bother v. -i halledememek
have a spot of bother v. tatsızlık yaşamak
have a spot of bother v. -ile sorun/sıkıntı yaşamak
have a spot of bother v. … ile başı derde girmek
have a soft spot for someone v. birine karşı zaafı olmak
put someone on the spot v. birini sıkboğaz etmek
have a weak spot for somebody v. birine zaafı olmak
touch someone on his sore spot v. bam teline basmak
have a weak spot for somebody v. birisine karşı zaafı olmak
have a weak spot for somebody v. birisine zaafı olmak
have a soft spot in one's heart for (someone) v. düşkün olmak
touch one's sore spot v. damarına basmak
be rooted to the spot v. çakılıp kalmak
put someone on the spot v. güç durumda bırakmak
touch a sore spot v. hassas bir noktaya temas etmek
hit the spot v. ilaç gibi gelmek
touch a sore spot v. kanayan yaraya parmak basmak
be rooted to the spot v. olduğu yere çakılıp kalmak
become rooted to the spot v. olduğu yere çakılıp kalmak
put someone on the spot v. sorguya çekmek
get out of a tight spot v. sorundan kurtulmak
hit the spot v. turnayı gözünden vurmak
be in a tough spot v. zor durumda olmak
rooted to the spot v. (şaşkınlıktan) donakalmak
spot a lie v. yalanını yakalamak
touch someone on his sore spot v. zülfü yare dokunmak
be in a tight spot v. zor durumda olmak
spot something a mile off v. bir şeyi kolayca tanımak/ayırt etmek
spot something a mile off v. bir şeyi kolayca fark etmek
be in a spot of bother v. sıkıntılı bir durumda olmak
be in a spot of bother v. zorlanmak
be in a spot of bother v. zorlu bir işle uğraşmak
be in a spot of bother v. can sıkıcı bir durumda olmak
be in the right spot at the right time v. doğru anda doğru yerde olmak
be in the right spot at the right time v. doğru zamanda doğru yerde olmak
be riveted to the spot v. donup kalmak
be riveted to the spot v. donakalmak
be riveted to the spot v. kalakalmak
be riveted to the spot v. donup kalmak
be riveted to the spot v. donakalmak
be riveted to the spot v. kalakalmak
a black spot n. kara leke
a black spot n. adı kötüye çıkmış yer
a spot of how's your father [euphemism] [uk/aus] n. cinsel ilişkiye girme
a spot of lunch n. atıştırmalık
spot of lunch n. atıştırmalık
a black spot n. leke
a black spot n. kötü namı olan yer
a spot of how's your father [euphemism] [uk/aus] n. mercimeği fırına verme
a spot of lunch n. hafif bir şeyler (yiyecek)
spot of lunch n. hafif bir şeyler (yiyecek)
a black spot n. çok kaza olan yer
a spot of lunch n. ağza atmalık
spot of lunch n. ağza atmalık
a black spot n. çok suç işlenen yer
a hot spot n. cadı kazanı
hot spot n. cadı kazanı
sweet spot n. en etkili nokta
johnny-on-the-spot n. hızır gibi yetişen kimse
a sore point/spot n. hassas nokta
hot spot n. kaynayan kazan
black spot n. kazaya elverişli kavşak
a hot spot n. kurtlar sofrası
a blind spot n. kör nokta
a bright spot n. olumlu/güzel/iyi tek şey
black spot n. ölüm kavşağı
a hot spot n. revaçta mekan
hot spot n. sorunlu bölge
a sore point/spot n. zayıf nokta
a soft spot n. zaaf
soft spot n. yumuşak karın
weak spot n. yumuşak karın
spot on the mark n. tam isabet
spot on the mark n. tamamen doğru
spot on the mark n. kesinlikle doğru
spot on the mark n. harfiyen doğru
spot on the mark n. tam olarak doğru
spot on the mark n. nokta atışı
spot on the mark n. mükemmel şekilde isabetli
spot on the mark n. eksiksiz
spot on the mark n. kusursuz
glued to the spot adj. bir yere çakılı kalmış
rooted to the spot adj. bir yere çakılıp kalmış
rooted to the spot adj. bir yere mıhlanmış
glued to the spot adj. bir yere çakılıp kalmış
rooted to the spot adj. bir yere çakılı kalmış
glued to the spot adj. bir yere mıhlanmış
spot-on adj. nokta atışı
rooted to the spot adj. kök salmış gibi
rooted to the spot adj. (korkudan/şaşkınlıktan) bir yere mıhlanmış
riveted to (one's) spot adj. yerine sabitlenmiş
riveted to (one's) spot adj. yerinden kımıldayamayan
riveted to (one's) spot adj. yerine çivilenmiş
riveted to (one's) spot adj. olduğu yere/noktaya sabitlenmiş
riveted to (one's) spot adj. olduğu yerden/noktadan kımıldayamayan
riveted to (one's) spot adj. olduğu yerden/noktadan kımıldamak istemeyen
riveted to (one's) spot adj. olduğu yere çakılıp kalmış
on the spot expr. başı belada
rooted to the spot expr. donakalmış
in a tight spot expr. darda
in a tough spot expr. darda
glued to the spot expr. donakalmış
x marks the spot expr. işte (tam) burası/orası!
in a complicated spot expr. karışık durumda
on the spot expr. tam vaktinde
right on the spot expr. tam yerinde
in a tough spot expr. zor durumda
in a tight spot expr. zor durumda
in a bad spot expr. kötü durumda
in a bad spot expr. sıkıntılı durumda
in a bad spot expr. zor durumda
in a bad spot expr. sıkışık durumda
in a bad spot expr. problemli durumda
in a bad spot expr. dar zamanda
in a bad spot expr. dar vakitte
Speaking
don't ever come in my spot like that expr. bir daha benim mekanıma böyle gelmeyin
he has a weak spot expr. bir zayıf noktası var
we all got a weak spot expr. hepimizin bir zayıf noktası vardır
there's a spot on my tie expr. kravatımda bir leke var
Trade/Economic
sell on the spot v. derhal satmak
sell on the spot v. hemen satmak
spot delivery market n. anında teslim piyasası
spot exchange market n. anında teslim döviz piyasası
spot foreign exchange market n. anında teslim döviz piyasası
spot contract n. anında teslim sözleşmesi
spot rates n. anında teslim döviz kurları
spot market n. anında teslim ve peşin para ile alınıp satılan mallar piyasası
spot transaction n. anında teslim işlemi
spot exchange transaction n. anında teslim döviz alım satım işlemi
spot delivery n. anında teslim
spot exchange rate n. anında teslim döviz kuru
spot rate n. anında teslim fiyatı o günkü fiyat
spot exchange rate n. anında teslim kuru
spot price n. ani alımlarda söz konusu olan fiyat
spot rate n. cari fiyat
spot rate n. cari kur
spot delivery n. derhal teslim
spot price n. derhal teslim edilecek malın fiyatı
spot sale n. derhal teslim şartlı satış
spot price n. derhal teslim malın fiyatı
spot cash n. emre hazır para
spot market n. el altındaki piyasa
spot goods n. emre hazır mallar
spot delivery month n. en yakın teslim ayı
spot exchange rate n. geçerli kur
spot price n. hemen teslim fiyatı
spot price n. hazır mal fiyatı
vacation spot n. iş yeri
spot market n. ikinci el piyasası
spot business n. kısa iş
spot selling n. nakit karşılığı derhal yapılan satış
spot exchange n. peşin döviz piyasası
spot price n. peşin fiyat
spot bargain n. peşin pazarlık
value spot n. peşin değer
spot market n. peşin alışveriş piyasası
basis risk spot n. piyasadaki fiyatların piyasalardaki fiyatlar ile uyuşmama riski
spot price n. peşin fiyatı
spot cash n. peşin para
spot bargain n. peşin işlem
spot sale n. peşin satış
spot cash n. peşin ödenen para
spot-forward differentials n. peşin vadeli fiyat farklılıklar
spot commercial term n. peşin ticari mal alış koşulu
spot business n. peşin alışveriş
spot business n. peşin muamele
spot exchange rate n. spot döviz kuru
spot market n. spot piyasa
spot price n. spot fiyat
spot value n. spot valör
spot market n. spot market
spot price n. spot fiyat
spot transaction n. spot işlem
spot rate n. spot kur
spot rate n. spot oran
spot rate n. spot fiyat
spot price n. spot fiyatı
foreign exchange spot transactions n. spot döviz işlemleri
spot loan n. spot kredi
spot buying and selling n. spot alım satım
spot exchange rate n. spot kur
spot market n. spot piyasa
spot trading n. spot ticaret
spot delivery market n. spot market
spot price n. spot piyasa fiyatı
spot transaction n. vadesiz işlem
Law
evidence taken on the spot n. mahallinden alınan delil
Politics
trouble spot n. çatışmalara sahne olan yer
Tourism
holiday spot n. tatil noktası
vacation spot n. tatil yeri
holiday spot n. tatil yeri
vacation spot n. tatil noktası
vacation spot [us] n. tatilde gidilen yer
vacation spot [us] n. tatil yeri
vacation spot [us] n. tatil noktası
Media
spot film n. kısa reklam filmi
Advertising
radio spot n. radyo spotu
Technical
spot-weld v. nokta kaynağı yapmak
spot-weld v. punta kaynağı yapmak
spot facing n. alından fasetaçma
principal spot n. ana leke
spot checking n. anlık denetim
spot sample n. anlık numune
fifth wheel spot lamp n. beşinci tekerlek spot lambası
spot size n. benek çapı
spot distortion n. benek bozunumu
spot test n. benek deneyi
flat spot n. bezi çıkmış bölge
multiple spot welding n. çoklu nokta kaynağı
multi-spot welding n. çoklu nokta kaynağı
straight resistance spot welding electrode n. düz direnç nokta kaynak elektrodu
resistance spot welding n. direnç nokta kaynağı
end-of-file spot n. dosya sonu noktası
resistance spot welding equipment n. direnç nokta kaynağı donanımı
resistance spot welding electrode adaptor n. direnç nokta kaynak elektrot adaptörü
roll resistance spot welding n. döner dirençli nokta kaynağı
resistance spot welding equipment n. direnç nokta kaynak teçhizatı
torsion test of resistance spot welds n. direnç nokta kaynaklarının bükülme deneyi
effective focal spot size n. etkin odak nokta boyutu
spot checking n. habersiz denetim
ion spot n. iyon beneği
spot carbon n. izli karbon
plague spot n. kanayan nokta
dead spot n. kaplama alanı dışında
cathode spot n. katot noktası
hot spot n. kızgın nokta
blind spot n. kör nokta
on-the-spot check n. mahallinde kontrol
end-of-file spot n. kütük sonu noktası
flat spot n. lastik diş veya dişlilerinin aşınması sonucu düzlemiş
spot sample n. küçük numune
laser spot welding n. lazerli nokta kaynaklaması
actual focal spot size of mini and micro focus x-ray tubes n. mini ve mikro odaklı x-ışını tüplerinin gerçek odak noktası büyüklüğü
mount kit spot lamp n. montaj kiti spot lambası
spot-weld n. nokta kaynağı
focal spot dimensions n. odak nokta boyutları
spot scanning n. nokta tarama
spot recorder n. noktasal ışıl kaydedici
electrode taper fits for spot welding equipment n. nokta kaynak teçhizatı konik elektrot bağlantıları
spot drilling n. noktadan delme
spot method n. nokta yöntemi
focal spot dimensions n. odak noktası boyutları
focal spot n. odak noktası
rust spot n. nokta pas lekesi
spot-weldable metals n. nokta kaynağı yapılabilir metaller
spot-welding machine n. nokta kaynak makinesi
spot size n. nokta büyüklüğü
spot welding n. nokta kaynağı yapma
spot-welding guns n. nokta kaynağı tabancıları
spot welding n. nokta kaynağı
spot scarfing n. noktasal yüzey temizleme
spot cooling n. noktasal soğutma
average spot speed n. ortalama nokta hızı
stability of spot position n. nokta konumunun dengesi
spot tests n. nokta deneyleri
spot test n. nokta deneyi
spot beam n. noktasal ışın demeti
spot welder n. nokta kaynağı makinesi
spot welded steel n. nokta kaynaklı çelik
spot speed n. nokta hız
numerical controlled spot-welding machine n. nümerik kontrollü nokta kaynak makinesi
method for the fatigue testing of spot welded joints n. nokta kaynaklı birleştirmelerin yorulma deneyi metodu
spot welding equipment n. nokta kaynak teçhizatı
dead spot n. ölü nokta
pin spot n. puan
spot welder n. punta kaynak makinesi
spot-weld n. punta kaynağı
spot welding machine n. punta kaynak makinesi
hot spot n. sıcak bölge
hot spot n. sıcak nokta
spot lamp n. spot lambası
water spot n. su lekesi
spot carbon n. spot karbon
spot size n. spot genişliği
spot diameter n. spot çapı
spot color n. spot renk
spot color ink n. spot renk mürekkebi
spot punch n. tekli delgi makinesi
flying spot n. tarama noktası
bare spot n. tüysüz kısım
scanning spot n. tarama noktası
flying spot n. tarama spotu
bare spot n. tüysüz yer
flying spot n. tarayıcı benek
scanning spot n. tarayıcı benek
spot punch n. tek delgi makinesi
scanning spot n. tarama spotu
flying spot scanner n. uçan nokta tarayıcı
on-the-spot check n. yerinde inceleme
flat spot n. (karbüratör) ölü nokta
laser spot n. bir yüzeyde lazerle aydınlatılan alan
laser spot tracker (lst) n. lazerle işaretlenmiş veya belirlenmiş bir hedeften yansıyan enerjiye kilitlenen ve hedefin yönünü tanımlayan bir cihaz
fusion spot welded adj. ergitme nokta kaynaklı
spot welded adj. nokta kaynaklı
spot-weldable adj. nokta kaynağı yapılabilir
projection spot welded adj. projeksiyon nokta kaynaklı
Computer
spot distortion n. benek bozulması
multi spot n. birden çok spot
multi-spot n. birden çok nokta
multi-spot n. çoklu-nokta
hot spot n. etkin nokta
hot spot n. kablosuz internet erişiminin olduğu ve herhangi bir cihazla internete bağlanılabilen bölgeler
spot recorder n. nokta ışık kaydedici
spot color n. nokta rengi
spot colors n. nokta renkleri
hot-spot n. programın çalışması sırasında işlemcide en fazla zaman alan kısım
hot spot n. sıcak nokta
single spot n. tek nokta
high spot n. üstten görünüm
flying spot n. uçan nokta
flying spot scanner n. uçan nokta tarayıcı
dead spot expr. kaplama alanı dışında
Informatics
hot spot n. aktif nokta
spot distortion n. benek bozulması
spot size n. benek boyutu
spot size n. benek çapı
hot spot n. duyarlı nokta
spot beam n. noktasal ışın huzmesi
spot recorder n. nokta ışık kaydedici