grev - Turco Inglés Diccionario

grev

Significados de "grev" en diccionario inglés turco : 17 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
grev strike n.
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
General
grev strike n.
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
Trade/Economic
grev strike n.
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
grev strike action n.
The losses incurred, following 10 days of strike action, have already exceeded Madagascar's annual education budget.
On günlük grev eyleminin ardından ortaya çıkan kayıplar Madagaskar'ın yıllık eğitim bütçesini çoktan aşmış durumda.

More Sentences
Law
grev strike n.
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
Technical
grev strike n.
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
General
grev turnout n.
grev industrial action n.
grev stoppage n.
grev walkout n.
grev picket duty n.
grev spot strike n.
Trade/Economic
grev turn-out n.
grev labour disruption n.
grev walkout n.
grev walk-out n.
grev work stoppage n.

Significados de "grev" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
grev kırıcı scab n.
grev bozucu rat n.
grev sigortası strike insurance n.
grev gözcüsü picket n.
grev türleri types of strike n.
grev kırıcı strike breaker n.
kesinti (grev yüzünden meydana gelen) stoppage n.
grev kırıcı blackleg n.
grev sırasında çalışmak isteyen işçilere engel olma picketing n.
genel grev general strike n.
grev kırıcılığı strikebreaking n.
bir grup grev gözcüsü picket n.
yasadışı grev yapma wildcatting n.
grev kırıcı strikebreaker n.
grev bozucu strikebreaker n.
grev gözcülüğü picketing n.
küçük çaplı grev lightning strike n.
(hindistan'da) genel grev bandh n.
yürüyüş, grev gibi gösterilere katılan kimse demonstrator n.
yürüyüş, grev gibi gösterilere katılan kimse demonstrant n.
işe geri dönmeye niyetli olanları bulmak için grevciler arasında dolaşan grev kırıcı roper n.
sendika tarafından düzenlenen grev spot strike n.
grev gözcülüğü yapmak picket v.
grev yapmak strike v.
grev yapmak walk out v.
grev yapmak go on strike v.
grev yapmak be on strike v.
grev yapmak strike work v.
grev yapmak go out v.
grev kararı almak go on strike v.
grev başlatmak pull v.
grev yapmak picket v.
grev bozmak fink v.
(işçiler) grev yapmak stick out v.
(grev nedeniyle) işi bırakmak strike v.
(grev nedeniyle) işi askıya almak strike v.
(grev nedeniyle) çalışmaya ara vermek strike v.
grev öncesi döneme ait prestrike adj.
grev nöbeti picket N.
Phrasals
bir şey için grev yapmak strike for something v.
(bir şeye) karşı grev yapmak strike over (something) v.
(bir şey) için grev yapmak strike over (something) v.
(bir şey) üzerine grev yapmak strike over (something) v.
Colloquial
bir yerden diğerine hızlıca hareket edecek şekilde organize olmuş grev gözcüsü flying picket n.
grev yapmak stage a walkout v.
Idioms
1929'da new orleans'ta grev yapan işçilere bölgedeki bir restoranın yapıp verdiği sandviç (poor boy'un kısaltılmışı) po' boy n.
grev yapmak walk out v.
grev yapmak hit the pavement v.
grev yapmak hit the bricks v.
grev yapmak go out on strike v.
grev yapmak lay down tools v.
grev yapmak down tools v.
grev yapmak down tools [uk] v.
grev yapmak take to the bricks v.
Speaking
bu işyerinde grev vardır this company is on strike expr.
bu iş yerinde grev var this company is on strike expr.
bu işyerinde grev vardır this workplace is on strike expr.
bu iş yerinde grev var this workplace is on strike expr.
Trade/Economic
grev çağırışı strike call n.
grev hakkı right to strike n.
sendika onayı alınmadan yapılan grev wildcat strike n.
grev kırma strike breaking n.
meşru grev lawful strike n.
ani grev lightning strike n.
iş karışıklıkları (grev vb) labor disturbances n.
grev kırma strikebreaking n.
yasal grev lawful strike n.
liman vb'nin grev nedeniyle hizmet verememe durumu strikebound n.
grev kampanyası strike campaign n.
grev gözcülüğü picketing n.
kanuni grev lawful strike n.
grev kırıcı strikebreaker n.
grev hattı picket line n.
grev kırıcısı strikebreaker n.
grev kırıcı işçi blackleg n.
genel grev general strike n.
grev gözcüsü picket n.
grev tehdidi walkout threat n.
grev kırıcı işçi scab n.
resmi grev official strike n.
sınırlı grev pin strike n.
yasadışı grev illegal strike n.
işçilerin iş yerini terk etmeden yaptıkları grev sit-down strike n.
yasadışı grev wild-cat n.
yasadışı grev wild-cat strike n.
sendika onayı olmadan yapılan grev wild-cat strike n.
resmi olmayan grev wild-cat n.
grev sigortası strike insurance n.
grev sırasında işçilere yapılan ödeme strike pay n.
kanunsuz grev unofficial strike n.
grev komitesi strike committee n.
grev oylaması strike ballot n.
grev çağrısı strike call n.
grev hakkı right of strike n.
grev kırıcı strikebraker n.
grev kırıcı işçi strike breaker n.
grev şartı strike clause n.
kanundışı grev quick strike n.
umumi grev general strike n.
grev yapan işçiler arasında karışıklık yaratarak onları haksız duruma düşürmeye çalışan kimse goon n.
dolaylı grev secondary strike n.
çapraz grev sözcülüğü cross picketing n.
grev sırasında rakip iki sendika arasında patlak veren müdahale krizi cross picketing n.
direkt grev direct strike n.
doğrudan grev direct strike n.
grev görevlisi picket n.
grev sırasında çalışan işçi strikebreaker n.
grev sırasında çalışan işçi blackleg n.
grev ödemesi strike pay n.
grev maaşı strike pay n.
grev ücreti strike pay n.
grev fonu strike fund n.
grev oylaması strike vote n.
grev ve lokavt strike and lock-out n.
yasal grev legal strike n.
grev kırıcılığı strikebreaking n.
grev kırıcılığı scabbing n.
grev kırıcılığı blacklegging n.
genel grev general strike n.
resmi grev official strike n.
grev nedeniyle işsiz kalmak be unemployed due to a strike v.
grev yapmak strike v.
grev gözcülüğü yapmak form a picket line v.
grev yapmak come out v.
grev gözcülüğü yapmak picket v.
grev yapmak come out on strike v.
grev yaptırmak bring out [uk] v.
grev eğilimli strike-prone adj.
grev yüzünden çalışamayan strikebound adj.
grev nedeniyle sekteye uğramış strikebound adj.
grev nedeniyle felç olmuş strikebound adj.
grev nedeniyle hizmet veremeyen strikebound adj.
grev halinde on strike expr.
Law
grev kıran kişi blackleg n.
genel grev general strike n.
grev yapma strike n.
kanunsuz grev wildcat strike n.
kanunsuz grev illegal strike n.
grev ve lokavt danışma kurulu strike and lockout advisory committee n.
Politics
genel grev general strike n.
toplu sözleşme ve grev hakkı right to bargain collectively and to strike n.
sendikaların grev yapmasını engellemeyi amaçlayan antistrike adj.
sendikanın onayını almamış (grev) unofficial adj.
Institutes
kuruluşa aykırı grev unconstitutional strike n.
Industry
grev kırıcı jackleg n.
genel grev bundh [india] n.
şirketin sendikalaşmış çalışanlarının protestoya konu olmayan başka bir şirketin de bulunduğu alanda grev gözcülüğü yapması common-situs picketing n.
karşı grev sözcüsü counterpicket n.
iş yerinden olmayanların grev gözcülüğü secondary picketing n.
grevcilerin bir başka tedarikçi firmayı grev gözcüsü olarak kullanması secondary picketing n.