mahal - Turco Inglés Diccionario

mahal

Significados de "mahal" en diccionario inglés turco : 28 resultado(s)

Turco Inglés
General
mahal site n.
If there are no objections, we'll begin our stakeouts of the murder sites tonight.
Herhangi bir itirazı olan yoksa cinayet mahallindeki gözetimimize bu gece başlayacağız.

More Sentences
mahal room n.
This sets out employers' general duty of care without any room for misunderstanding.
Bu, işverenlerin genel özen yükümlülüğünü herhangi bir yanlış anlamaya mahal bırakmadan ortaya koymaktadır.

More Sentences
mahal scene n.
He was smart enough not to return to the scene of the crime.
Suç mahalline geri dönmeyecek kadar akıllıydı.

More Sentences
Technical
mahal site n.
If there are no objections, we'll begin our stakeouts of the murder sites tonight.
Herhangi bir itirazı olan yoksa cinayet mahallindeki gözetimimize bu gece başlayacağız.

More Sentences
mahal room n.
This sets out employers' general duty of care without any room for misunderstanding.
Bu, işverenlerin genel özen yükümlülüğünü herhangi bir yanlış anlamaya mahal bırakmadan ortaya koymaktadır.

More Sentences
General
mahal locus n.
mahal location n.
mahal locality n.
mahal place n.
mahal lieu n.
mahal post n.
mahal occasion n.
mahal station n.
mahal seat n.
mahal locale n.
mahal situation n.
mahal space n.
mahal stead n.
mahal position n.
mahal vice [scotland] n.
mahal point n.
Trade/Economic
mahal locality n.
Technical
mahal spot n.
Aeronautic
mahal spool n.
Military
mahal locale n.
mahal location n.
mahal local adj.
Latin
mahal locus n.

Significados de "mahal" con otros términos en diccionario inglés turco: 88 resultado(s)

Turco Inglés
General
şüpheli mahal denetimi suspect site inspection n.
mahal listesi site list n.
iata'nın acente listesinde yer alan, yolcu biletlerinin satıldığı mahal approved location n.
onaylanmış mahal approved location n.
taj mahal taj mahal n.
tac mahal taj mahal n.
şüpheye mahal vermeme avoidance of doubt n.
halka açık mahal a public place n.
açık ve belirsizliğe mahal vermeyen tanım clear and unambiguous definition n.
mahal listesi zone list n.
şüpheye mahal vermeyen durum indubitable n.
hataya mahal vermemek avoid any possible mistakes v.
mahal kalmamak be no longer necessary v.
mahal vermemek not permit v.
mahal vermemek not give rise v.
mahal bırakmamak not give rise v.
mahal bırakmamak not permit v.
mahal vermemek not allow v.
mahal bırakmamak not allow v.
mahal vermek allow v.
mahal vermek give rise to v.
mahal vermemek not give rise to v.
mahal olmamak not give rise to v.
mahal vermemek not to occasion v.
mahal kalmamak for there to be no longer any need for v.
mahal kalmamak for there to be no room left for v.
mahal vermemek not to give rise to v.
mahal vermek give rise v.
mahal vermemek not let something happen v.
mahal vermek see v.
belirsizliğe mahal vermeyen unambiguous adj.
tereddüte mahal bırakmayarak beyond question adv.
yanlışa mahal vermeden infallibly adv.
yanlışa mahal vermeden reliably adv.
yanlışa mahal vermeden unerringly adv.
yanlışa mahal vermeden unfailingly adv.
yanlış anlamaya mahal bırakmadan pointedly adv.
mahal bırakmaksızın not giving rise to prep.
Phrases
hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde in a way that leaves no doubt adv.
kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde beyond a doubt adv.
kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde without (a) doubt adv.
kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde beyond doubt adv.
şüpheye mahal vermemek için for the avoidance of doubt expr.
şüpheye mahal bırakmayacak şekilde beyond a reasonable doubt expr.
Idioms
kuşkuya mahal bırakmamak be beyond suspicion v.
telaşa mahal vermek cool (one's) jets v.
soruna/probleme mahal vermemek do anything for a quiet life v.
kuşkuya mahal bırakmamak be beyond suspicion v.
kuşkuya mahal bırakmamak be above suspicion v.
kuşkuya mahal bırakmamak be above suspicion v.
kuşkuya mahal bırakmamak be beyond suspicion v.
bir şeye mahal vermek give rise to something v.
(bir şeye) mahal vermek give way (to something) v.
(bir şeyin) yayılmasına/büyümesine mahal vermek let (something) loose v.
gecikmeye mahal bırakmamak cut fine v.
hiçbir hususta tereddüte mahal vermeksizin in no uncertain terms adv.
yanlış anlamaya mahal vermeden in no uncertain terms expr.
Speaking
mahal yok there is no ground for expr.
mahal yok there is no need for expr.
Trade/Economic
ekonomik yatırımları olan politikacıların kamuoyunda tartışmalara mahal vermemek için görevde bulundukları süre içerisinde malvarlıklarının yönetimini devrettikleri bir çeşit kayyum müessesesi blind trust n.
Law
borcun ifa edileceği mahal place of performance n.
umumi mahal public premise n.
umuma açık mahal public premise n.
Insurance
mahal klozu location clause n.
Tourism
ziyaret edilen mahal üzerinde asgari doğal ve kültürel etki bırakan turizm sustainable tourism n.
Technical
mahal sabiti room constant n.
mahal ısıtması space heating n.
mahal kontrolü room control n.
iskan edilen mahal occupied space n.
mahal havası kalitesi indoor air quality n.
mahal havası indoor air n.
mahal sıcaklığı room temperature n.
mahal yüksekliği room height n.
mahal ısıtıcısı room heater n.
mahal soğutması space cooling n.
mahal havası inside air n.
mahal ısıtma space heating n.
Construction
mahal havası indoor air n.
mahal havası kalitesi indoor air quality n.
iskan edilen mahal occupied space n.
meskun mahal residential quarter n.
Traffic
meskun mahal residential area n.
meskun mahal residential district n.
Environment
mahal tecridi isolating the scene n.
Military
meskun olmayan mahal unurbanized terrain n.
meskun mahal residential area n.
meskun mahal built up area n.
meskun mahal urbanized terrain n.