scene - Turco Inglés Diccionario

scene

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

scene — Definition

Significado:
sahne, olay yeri
Pronunciación (IPA):
(AmE /siːn/ – BrE /siːn/)
Categoría gramatical:
İsim: scene (scenes)
Sinónimo:
setting, stage
Antónimos:
offstage

Significados de "scene" en diccionario turco inglés : 33 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
scene n. sahne
The last season of that TV show contains several battle scenes.
Bu dizinin son sezonunda birkaç savaş sahnesi yer alıyor.

More Sentences
scene n. manzara
His paintings are mostly pastoral scenes.
Tabloları çoğunlukla pastoral manzaralardan oluşuyor.

More Sentences
scene n. olay yeri
At the scene of the crime indicated there are two possible victims, but they say nothing.
Olay yerinde iki olası kurban olduğu belirtiliyor ancak hiçbir şey söylemiyorlar.

More Sentences
General
scene n. rezalet
Sami caused a scene at Layla's wedding.
Sami, Leyla'nın düğününde bir rezalete neden oldu.

More Sentences
scene n. olay
Police noted that there was nothing suspicious at the scene.
Polis olayda şüpheli bir durum olmadığını da vurguladı.

More Sentences
scene n. olay yeri
At the scene of the crime indicated there are two possible victims, but they say nothing.
Olay yerinde iki olası kurban olduğu belirtiliyor ancak hiçbir şey söylemiyorlar.

More Sentences
scene n. hadise
The football player arrived amidst scenes of excitement.
Futbolcu heyecan dolu hadiselerin tam ortasında çıkageldi.

More Sentences
scene n. ortam
She is involved in the New York art scene.
New York sanat ortamlarına dahil olmuştur.

More Sentences
scene n. mahal
He was smart enough not to return to the scene of the crime.
Suç mahalline geri dönmeyecek kadar akıllıydı.

More Sentences
scene n. çıngar
I can't believe he made a scene in the middle of the party.
Partinin ortasında çıngar çıkardığına inanamıyorum.

More Sentences
scene n. rezalet
Sami caused a scene at Layla's wedding.
Sami, Leyla'nın düğününde bir rezalete neden oldu.

More Sentences
scene n. olay yeri
At the scene of the crime indicated there are two possible victims, but they say nothing.
Olay yerinde iki olası kurban olduğu belirtiliyor ancak hiçbir şey söylemiyorlar.

More Sentences
Cinema
scene n. sahne
The last season of that TV show contains several battle scenes.
Bu dizinin son sezonunda birkaç savaş sahnesi yer alıyor.

More Sentences
General
scene n. sahne dekoru
scene n. perde
scene n. faaliyet alanı
scene n. görünüm
scene n. mizansen
scene n. tablo
scene n. görüntü
scene n. dekor
scene n. tutkulu, şiddetli ve genellikle öfke içeren bir duygunun sergilenmesi
scene n. faaliyet alanı
scene n. yaşam biçimi
scene n. (filmde) sahne
scene n. senaryoda kısım
scene n. faaliyet çevresi
scene v. manzara sunmak
scene v. manzara katmak
Art
scene n. tablo
Theatre
scene n. dekor
scene n. operanın veya bağımsız bir müzik kompozisyonunun parçası olan tiyatral resitatif
Archaic
scene n. (sanat veya meslek olarak) tiyatro

Significados de "scene" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
scene of crime n. olay yeri
world scene n. dünya sahnesi
crime scene searches n. suç mahallinde araştırma
dramatic scene n. acıklı sahne
crime scene investigation n. olay yeri inceleme
primal scene n. çocuğun anne babasını cinsel ilişkisine şahit olması anı
scene of accident n. olay yeri
primal scene n. asal sahne
fire scene n. yangın yeri
scene design n. sahne tasarımı
crime scene report n. olay yeri tutanağı
crime scene investigation n. suç mahallinde yapılan tetkik
crime scene investigation n. suç mahallinde yapılan inceleme
scene of the accident n. kaza mahali
scene of the accident n. kaza yeri
political scene n. siyasal sahne
crime scene n. suç yeri
crime scene n. suç mahalli
on-scene n. olay mahalli
walker-on the scene n. sahnedeki figüran
post-war political scene n. savaş sonrası politik sahne
on-scene coordinator n. olay mahalli koordinatörü
on-scene commander n. olay mahalli komutanı
real world scene n. gerçek dünya sahnesi
crime scene investigator n. olay yeri inceleme memuru
sex scene n. seks sahnesi
sex scene n. sevişme sahnesi
accident scene n. kaza mahalli
scene of the accident n. kaza mahalli
mise en scene n. mizansen
crime scene report n. suç mahalli tutanağı
nativity scene n. isa'nın doğumunu simgeleyen/gösteren tablo
final scene n. final sahnesi
underwater scene n. denizaltı manzarası
opening scene n. açılış sahnesi
garden scene n. bahçe manzarası
party scene n. parti sahnesi
party scene n. parti ortamı
party scene n. parti yeri
crime scene tape n. olay yeri girilmez şeridi
birth scene n. doğum sahnesi
crime scene n. olay mahalli
mise en scene n. etraf
mise en scene n. fiziksel ortam
make a scene v. olay çıkarmak
make a scene v. rezalet çıkarmak
quit the scene v. sahneden veya olay yerinden çekilmek
put on a scene v. olay çıkarmak
put on a scene v. kıyameti koparmak
make a scene v. çıngar çıkarmak
pick up the scene of v. kokusunu almak
take in the scene at a glance v. durumu hemen kavramak
make a scene v. gerginlik yaratmak
make a scene v. olay çıkartmak
retire from the scene v. sahneden ayrılmak
retire from the scene v. sahneyi terk etmek
die at the scene v. olay yerinde ölmek
die at the scene of the accident v. kaza mahallinde ölmek
spoil the scene v. manzarayı bozmak
die at the scene v. olay mahallinde ölmek
arrive on the scene (of something) v. olay mahalline gelmek/varmak
arrive upon the scene (of something) v. olay mahalline gelmek/varmak
arrive at the scene (of something) v. olay mahalline gelmek/varmak
leave one's severed finger at the scene v. kopan parmağını olay yerinde bırakmak
investigate the crime scene v. olay yerini/suç mahallini incelemek
investigate the crime scene v. olay yerini/suç mahallini araştırmak
watch the scene v. manzarayı seyretmek
watch the scene v. manzarayı izlemek
shoot a scene v. bir sahne çekmek
lead into the second scene v. ikinci sahneye geçmek
be charged with leaving the scene of an accident v. kaza mahallini terk etmek ile suçlanmak
flee the scene v. olay yerini/mahallini terk etmek
flee the scene v. olay yerinden/mahallinden kaçmak
avoid a scene v. olay/hadise/rezalet çıkmasının önüne geçmek
avoid a scene v. olay/hadise/rezalet çıkmasını önlemek
avoid a scene v. olay/hadise/rezalet çıkmasına mani/engel olmak
describe the scene in detail v. olay yerini detaylı tarif etmek
picture a scene v. bir sahne göz önüne getirmek
shift the scene v. (sahnelenen oyunda) yerel özellikleri veya çevreyi değiştirmek
shift the scene v. farklı sahne düzenine geçmek
arrive on the scene v. olay yerine/mahalline gelmek
arrive upon the scene v. olay yerine/mahalline ulaşmak
arrive on the scene v. olay yerine/mahalline ulaşmak
arrive upon the scene v. olay yerine/mahalline gelmek
on-the-scene adj. olay mahallinde olan
on-the-scene adj. olay yerinde olan
at the scene of the crime adv. suç mahalinde
Phrases
crime scene do not pass expr. suç mahalli geçmeyin
Colloquial
make a change of scene v. değişime gitmek
make a change of scene v. kan değişimine gitmek
make a scene v. mevzu çıkarmak
make a scene v. mevzu çıkartmak
make a scene v. mevzu yapmak
Idioms
heavy scene n. sıkıntılı durum
heavy scene n. çetrefilli durum
heavy scene n. ağır durum
heavy scene n. duygu yüklü bir sahne/görüntü
heavy scene n. ciddi vaziyet/durum
heavy scene n. karmaşık durum
heavy scene n. uğraştırıcı durum
heavy scene n. zorlayıcı durum
(one's) scene n. (birinin) tarzı
(one's) scene n. (birine) göre
(one's) scene n. tam (birine) göre
(one's) scene n. tam (birinin) hoşlandığı yer, durum, etkinlik
(one's) scene n. (birinin) kendini rahat hissettiği yer, durum, etkinlik
a change of scene n. çevre değişikliği
a change of scene n. hava değişikliği
a change of scene n. yaşam rutininde değişiklik
a change of scene n. ortam değişikliği
change of scene (or scenery) n. ortam değişikliği
change of scene n. kan değişimi
change of scene n. değişiklik
change of scene (or scenery) n. çevre değişikliği
change of scene (or scenery) n. değişiklik
change of scene n. çevre değişikliği
change of scene n. hava değişikliği
change of scene (or scenery) n. kan değişimi
change of scene (or scenery) n. hava değişikliği
change of scene n. ortam değişikliği
somebody's scene n. birinin tarzı
somebody's scene n. birine göre
set the scene v. zemin hazırlamak
create a scene v. rezalet çıkarmak
make a scene v. rezalet çıkarmak
cause a scene or disturbance v. kavgaya yol açmak
cause a scene or disturbance v. olay çıkarmak
cause a scene or disturbance v. kavga çıkarmak
cause a scene or disturbance v. gerilim yaratmak
cause a scene or disturbance v. sorun çıkarmak
cause a scene or disturbance v. sorun yaratmak
fade from the scene v. aradan çekilmek
fade from the scene v. sahneden çekilmek
fade from the scene v. ortadan kaybolmak
burst onto the scene v. şöhret olmak
burst upon the scene v. olay yerine intikal etmek
burst upon the scene v. olay yerine gelmek/varmak
burst on the scene v. olay yerine gelmek/varmak
burst onto the scene v. bir anda belirmek/ortaya çıkmak
burst onto the scene v. bir anda ünlenmek
burst on the scene v. olay yerine intikal etmek
arrive on the scene v. olay yerine/mekana gelmek
come on the scene v. olay yerine/mekana gelmek
create a scene v. olay çıkarmak
create a scene v. gerginlik yaratmak
make a scene v. taşkınlık yapmak
burst onto the scene v. birdenbire ortaya çıkıvermek
burst onto the scene v. yırtık dondan çıkar gibi bitivermek
make the scene v. (bir durumu) anlamak
make the scene v. (bir yere) teşrif etmek