oksijenli - Turco Inglés Diccionario

oksijenli

Significados de "oksijenli" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
Technical
oksijenli oxygenated adj.
These sites control the flow of oxygenated blood between the small blood vessels of the skin.
Bu bölgeler cildin küçük kan damarları arasındaki oksijenli kan akışını kontrol eder.

More Sentences
Medical
oksijenli oxygenated adj.
These sites control the flow of oxygenated blood between the small blood vessels of the skin.
Bu bölgeler cildin küçük kan damarları arasındaki oksijenli kan akışını kontrol eder.

More Sentences
General
oksijenli oxygenic adj.
Food Engineering
oksijenli aerob adj.
Chemistry
oksijenli oxo adj.
oksijenli oxygenous [obsolete] adj.
Biochemistry
oksijenli aerophilic adj.
oksijenli aerophilous adj.
oksijenli aerobic adj.
Marine Biology
oksijenli aerobe adj.
Environment
oksijenli aerophilic adj.
oksijenli aerophilous adj.
oksijenli aerobic adj.

Significados de "oksijenli" con otros términos en diccionario inglés turco: 74 resultado(s)

Turco Inglés
General
oksijenli su hydrogen peroxide n.
oksijenli su peroxide n.
oksijenli su şişesi a bottle of peroxide n.
oksijenli suyla açmak peroxide v.
iki oksijenli dioxide adj.
Technical
oksijenli ortam aerobic environment n.
oksijenli su hydrogen peroxide n.
silis, kum çakmaktaşı kuvars gibi silisyumun oksijenli bilişimlerine verilen ad silica n.
kuvars gibi silisyumun oksijenli bilişimlerine verilen ad silica n.
oksijenli organik bileşikler organic oxygenated compounds n.
dört oksijenli oksit tetroxide n.
oksijenli yakıt gazı karışımı oxy-fuel gas mixture n.
oksijenli hidrojen ile kesme oxyhydrogen cutting n.
oksijenli yakıt gazı oxy-fuel gas n.
oksijenli çelik yapımı süreçleri oxygen steelmaking process n.
oksijenli doğal gazla kesme oxynatural gas cutting n.
oksijenli asit oxiacid n.
oksijenli çelik yapımı oxygen steelmaking n.
oksijenli doğal gazla kaynaklama oxynatural gas welding n.
oksijenli sülfür oxysulfide n.
oksijenli yakıt gazı yalazı oxy-fuel gas flame n.
oksijenli sülfürik asit peroxysulphuric acid n.
oksijenli propan oxypropane n.
oksijenli hidrojen ile kaynaklama oxyhydrogen welding n.
oksijenli propanla kesme oxypropane cutting n.
oksijenli tuz oxysalt n.
oksijenli süreçler oxygen processes n.
oksijenli yakıt gazla kesme oxy-fuel gas cutting n.
oksijenli madde oxidant n.
argonlu oksijenli karbonsuzlaştırma argon-oxygen-decarburization n.
oksijenli yakıtlar oxygenated fuels n.
oksijenli sülfür oxysulphide n.
oksijenli kesim oxy fuel cutting n.
oksijenli kesim oxy-cut n.
yalnızca bir kısmı oksijenli olan semioxygenated adj.
Automotive
oksijenli yakıt oxygenated fuel n.
oksijenli benzin oxygenated gasoline n.
Petrol
organik oksijenli bileşikler organic oxygenated compounds n.
Mining
oksijenli minerali olan oxonian adj.
Medical
oksijenli su hydrogene peroxide solution n.
oksijenli hemoglobin methemoglobin n.
oksijenli hemoglobin methaemoglobin n.
sıkıştırılmış veya az oksijenli havanın solunması ile gerçekleştirilen tedavi yöntemi pneumotherapy n.
Chemistry
oksijenli su oxygen water n.
oksijenli asit oxacid n.
oksijenli asit oxyacid n.
oksijenli bileşikler oxygenated compounds n.
oksijenli sülfürik asit caro's acid n.
bitkilerin uçucu yağlarında ve yağlı reçinelerinde bulunan çeşitli doymamış hidrokarbonların oksijenli türevlerine verilen ad terpene n.
dört oksijenli oksit tetroxid n.
bir pozitif atom veya radikal içeren oksijenli radikal amil bileşiği amylate n.
oksijenli asit oxy acid n.
oksijenli asit oxoacid n.
oksijenli asit oxo acid n.
oksijenli sülfür oxysulphuret [obsolete] n.
esansiyel yağda oksijenli katı bölüm stearoptene n.
oksijenli olmayan nonoxygenated adj.
oksijenli anlamına gelen bir ön ek ox- pref.
oksijenli ve anlamına gelen bir ön ek oxy- pref.
oksijenli anlamına gelen bir ön ek oxa- pref.
ilave oksijenli anlamına gelen bir ön ek oxy- pref.
oksijenli anlamına gelen bir ön ek oxo- pref.
oksijenli anlamına gelen bir ön ek oxy- pref.
karbonil grubunda yer alan oksijenli bileşik anlamını veren bir son ek -one suf.
Biology
oksijenli solunum aerobic respiration n.
oksijenli solunum yapmayan mikroorganizmalar anaerobies n.
organik madde bulunmayan oksijenli ortamda yaşayan canlı katharobe n.
hem oksijenli hem oksijensiz ortamda yaşayabilme yeteneği olmayan non-facultative adj.
organik madde bulunmayan oksijenli ortamda yaşayan katharobic adj.
Biochemistry
oksijenli ortamda yaşayan aerobe n.
Marine Biology
oksijenli ortamlarda yaşayan bakteri çeşidi aerobic bakteriler n.
Zoology
soğuk kanlı oksijenli solunum yapan omurgalıların oluşturduğu bir sınıf class reptilia n.
Geology
kum, çakmaktaşı, kuvars, silis gibi silisyumun oksijenli bileşimleri az olan (volkanik kayaç) undersaturated adj.
British Slang
saçlarını oksijenli su/peroksit ile sarıya boyamış kadın suicide blonde n.