-one - Turco Inglés Diccionario

-one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "-one" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
Chemistry
-one suf. oksijen içeren birtakım bileşik isimlerinin sonuna gelen bir ek
-one suf. keton anlamını veren bir son ek
-one suf. karbonil grubunda yer alan oksijenli bileşik anlamını veren bir son ek
-one suf. keton ve karbonil grubundaki oksijen içermeyen bileşikler dışındaki bileşik anlamını veren bir son ek
-one suf. gerçek keton olmayan okso bileşik anlamını veren bir son ek

Significados de "-one" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
one n. bir
take off one's clothes v. soyunmak
lose one's passion v. hevesi kırılmak
one adj. tek
one by one adv. birer birer
one by one adv. tek tek
on one's own adv. kendi kendine
one pron. biri
no one pron. hiç kimse
General
incapacity of earning one’s living n. maluliyet
the only one n. tek olan
taking off one's clothes n. soyunma
not one tittle n. en ufak hiçbir şey
one thousand n. bin (sayı)
the evil one n. iblis
one's daily bread n. rızk
one's daily bread n. nafaka
one party system n. tek parti sistemi
one third n. üçte bir
twenty one n. yirmi bir
being content with what one has n. kanaatkarlık
the bane of one's life n. baş belası
money owed to one n. alacak
double one n. hepyek
one's home n. sıla
one living away from home n. gurbetçi
the evil one n. şeytan
a similar one n. misil
place where one earns one's living n. geçim kapısı
special ottoman foundation for helping one another n. avarız vakıfları
one half n. yarısı
one's job n. ekmek kapısı
one fourth n. dörtte bir
one act plays n. tek perdelik oyunlar
one-armed person n. çolak
one fifth n. beşte bir
one sidedness n. tek taraflılık
the place where one earns one's livelihood n. ekmek teknesi
a new one on me n. şaşırtıcı bir şey
number one n. çıkar
one in number n. bir adet
the only one of its kind n. nevi şahsına münhasır
a roof over one's head n. başını sokacak bir yer
the bane of one's life n. başının derdi
incapacity of earning one’s living n. malullük
one n. adam
the strength of one's fists n. bilek kuvveti
fourth one n. dördüncüsü
one's name and reputation n. adı sanı
one party systems n. tek parti sistemleri
place where one earns his living n. ekmek kapısı
one's native soil n. anavatan
one's better half n. kaşık düşmanı
one n. insan
one's daily bread n. kazanç
one of his redeeming features n. iyi taraflarından biri
a feather in one's cap n. övünülecek başarı
last but one n. sondan bir önceki
one step n. tek adım dansı
the bane of one's existence n. baş belası
the bane of one's existence n. başının derdi
one second n. bir saniye
one sixth n. altıda bir
first one n. birincisi
one n. kişi
one point lessons and swiss army instruction n. bir konuya yönelik dersler ve çok yönlü eğitim
the cut of one's jib n. yüz ifadesi
one n. bir (sayı olarak)
one of a pair n.
one horse n. tek atlı
one's wife n. kaşık düşmanı
one hundred add n. takriben yüz
one's bread and butter n. ekmek parası
one and the same n. aynı
one's last will n. son arzusu
one n. kimse
one who speaks through his nose n. hımhım
talking in one's sleep n. sayıklama
one n. birisi
summary of one's education n. eğitim durumu
one who uses forced labor n. angaryacı
one shot n. el
one's feelings n. hatır
little one n. ufaklık
debt owed to one n. alacak
one's besetting sin n. birinin en kötü huyu
the place where one earns one's bread n. ekmek teknesi
one’s daily bread n. rızık
something eaten with one's bread n. katık
one's homeland n. sıla
one under the other n. alt alta
one foot in the grave n. bir ayağı çukurda
little one n. yavru
one month production n. bir aylık üretim
one n. bir
one day option n. bir günlük prim
one of a kind n. türünün tek örneği
conversion to one's own use n. kendi malı gibi kullanma
the father of one child n. bir çocuk babası
fulfilling one's longing n. hasret giderme
one minute n. bir dakika
one color n. tek renk
submission one's fate n. kazaya rıza
the position where one belongs to n. ait olduğu makam
lack of a devotion to one´s country or family n. hamiyetsizlik
devotion to one's nation n. vatan sevgisi
one who commits armed robbery n. silahlı soygun yapan kimse
one's attitude to life n. hayata bakışı
love of one's life n. hayatının aşkı
one's outlook on life n. hayata bakışı
one's view of life n. hayata bakışı
insertion of finger into one's nose n. burnunu karıştırma
one who conducts a poll n. anketör
one who conducts surveys n. anketör
one that become evident n. belirginleşen
one that become clear n. belirginleşen
a specialist in one's field n. alanında uzman
connoisseur in one's field n. alanında uzman
(one's) dream house n. rüyalarındaki ev
line in one's face n. yüzündeki çizgi
keeping one's word n. söz tutma
one's true vocation n. gerçek mesleği
the peak of one's career n. kariyerinin zirvesinde
one's whole body n. bütün vücudu
the height of one's career n. kariyerinin zirvesinde
insertion of finger into one's nose n. burnuyla oynama
one obvious similarity n. tek belirgin benzerlik
one's favorite food n. en sevdiği yemek
one time profit n. tek seferlik kazanç
one's own fault n. kendi suçu
one sunday afternoon n. bir pazar öğleden sonrası
parents with more than one kid n. çok çocuklu aile
family with more than one kid n. çok çocuklu aile
one's general philosophy of life n. dünya görüşü
one n. bir sayısı
one in every week inspection n. haftalık denetim
one digit operation n. tek sayamaklı işlem
one digit adder n. tek sayamaklı toplayıcı
rank number one n. birinci sıra
one quarter n. dörtte biri
one quarter n. dörtte bir
one example n. bir örnek
getting along with one another n. geçim
one's obsession n. derdi günü
one's special thought n. derdi günü
most of one's time n. zamanının çoğu
one's own choice n. onun tercihi
one's own preference n. kendi tercihi
one's own preference n. onun tercihi
one's own choice n. kendi tercihi