birisi - Turco Inglés Diccionario

birisi

Significados de "birisi" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birisi someone pron.
Sometimes, it is hard to find someone to talk to.
Bazen konuşacak birisini bulmak zordur.

More Sentences
birisi somebody pron.
General
birisi one n.
One of the prettiest girls I’ve been with lately.
Son zamanlarda birlikte olduğum en güzel kızlardan biri.

More Sentences
birisi anybody pron.
If anybody imagines that our drug policies are working, then they are living in cloud-cuckoo-land.
Eğer birileri uyuşturucu politikalarımızın işe yaradığını düşünüyorsa, o zaman hayal aleminde yaşıyorlar demektir.

More Sentences
birisi anyone pron.
birisi any pron.
birisi one of them pron.
birisi oneself pron.
Colloquial
birisi be on n.
birisi egg n.
Chat Usage
birisi som1 (someone) abrev.
birisi som1 abrev.

Significados de "birisi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
amerika'nın en ünlü süpermarket zincirlerinden birisi safeway n.
fikir (birisi hakkındaki) estimation n.
isviçre alplerin en yüksek tepelerinden birisi matterhorn n.
sıra sıra olan evlerden herhangi birisi terraced house n.
kızlardan birisi one of the girls n.
insanlarla iyi geçinen birisi olma being a people person n.
bilmediğin birisi someone you don't know n.
tanımadığın birisi someone you don't know n.
birisi ile aynı ada sahip kimse doppelganger n.
birisi için iyi gitmek fare well v.
birisi için çalışmak be in the employ of v.
görüşme amacıyla birisi ile odaya kapanmak be closeted with v.
birisi için kötü olmak fare badly v.
birisi için bayram yapmak make much of somebody v.
ayırmak (birisi için) spare v.
birisi için riske girmek go out on a limb v.
birisi hakkında kötü düşüncelere sahip olmak think ill of someone v.
birisi ya da bir şey için uykusu kaçmak lose sleep over someone or something v.
(birisi üzerinde) otoritesini kullanmak pull rank on someone v.
birisi için dua etmek keep one's finger crossed for v.
birisi hakkında referans vermek give a reference about someone v.
birisi aleyhine dava açmak bring an action against one v.
birisi adına konuşmak answer for someone v.
en yakın arkadaşlarından birisi olarak saymak count someone among one's closest friends v.
birisini başka birisi sanmak confuse someone with another v.
birisini başka birisi sanmak mistake someone for someone else v.
birisini başka birisi sanmak mix someone up with someone else v.
birisi ile uçmak/gitmek fly off with someone v.
birisini birisi olarak tanıtmak/işaret etmek/göstermek finger someone as someone v.
birisi için bir şey ayırmak earmark something for someone v.
birisi için dua etmek pray for someone v.
birisi için bazı düzenlemeler yapmak make arrangements for someone v.
birisi için birtakım düzenlemelerde bulunmak make arrangements for someone v.
(birisi) olmadan yapamamak/idare edememek can't manage without someone v.
birisi hakkında çok şey bilmek know a lot about someone v.
birisi ile birlikte olmaktan hoşlanmak enjoy being with someone v.
(birisi) gibi düşünmek think like v.
(çan) birisi için çalmak toll for someone v.
birisi hakkında gizli bilgiler vermeyi teklif etmek overshare v.
birisi için kayıp ilanı vermek put out an mpr on someone v.
(birisi hakkında) iyi konuşmak speak well of v.
(birisi veya bir şey için) harekete geçmek leg v.
içeriden birisi gibi insiderish adj.
(birisi için) ayrılmamış unspared adj.
ikisinden birisi olan whether [obsolete] adj.
herhangi birisi anyone pron.
herhangi birisi anybody pron.
hiç birisi none pron.
başka birisi anybody else pron.
çocuklardan birisi one of the children pron.
mühim birisi something pron.
Phrasals
(birisi veya bir şey) olmadan yapamamak cannot carry on without someone or something v.
birisi için gelmek come for someone v.
birisi için giyinmek dress for someone v.
bir şeyi birisi için tutmak/saklamak/emanet almak hold something for someone v.
bir şeyi birisi için ayırmak intend something for someone v.
bir şeyi birisi için çevirmek interpret something for someone v.
bir şeyi birisi için çevirmek translate something for someone v.
birisi hakkında çene çalmak jaw about someone v.
birisi için çalışmak work for someone v.
birisi için çalışmak labor for someone v.
birisi için bir şey ayırmak lay something aside for someone v.
birisi için bir şey bırakmak leave something for someone v.
birisi için deli olmak nuts about someone v.
birisi için deli olmak crazy for someone v.
birisi için deli olmak crazy about someone v.
birisi için deli olmak be mad about someone v.
birisi için reçete yazmak prescribe something for someone v.
birisi için biriyle tartışmak quarrel with someone over someone v.
(birisi yüzünden) bırakmak quit over someone v.
bir konuda birisi ile yarışmak/rekabet etmek rival someone in something v.
biri hakkında birisi ile konuşmak talk with someone about someone v.
biri hakkında birisi ile konuşmak speak with someone about someone v.
birisi için ayılıp bayılmak swoon over someone v.
birisi ya da bir şey olarak başrolde oynamak star as someone or something v.
birisi için endişelenmek worry over someone v.
birisi üzerinde işe yaramak work on someone v.
birisi başladıktan sonra ona katılmak strike in v.
bir şeyi birisi için seçmek choose something for someone v.
bir şeyi birisi için almak choose something for someone v.
(birisi ya da bir şey) için para toplamak collect for (someone or something) v.
(birisi ya da bir şey) üstünde anlaşmak concur on (someone or something) v.
(birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) hakkında uzlaşmak concur on (someone or something) with (one) v.
(birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) üstünde anlaşmaya varmak concur on (someone or something) with (one) v.
(birisi) ile ((belli bir kişi, düşünce ya da mesele) üstünde anlaşmaya varmak concur with (one) on (someone or something) v.
(birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) hakkında uzlaşmak concur with (one) on (someone or something) v.
birisi için dini tören yapmak confirm someone in something v.
birisi için dini tören yapmak confirm (one) in (something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) çalmak cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) çarpmak cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) araklamak cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) tokatlamak cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) çalıp kaçmak cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şeyden) (bir şey) yürütmek cop (something) from (someone or something) v.
(birisi ya da bir şey) hakkında yazışmak correspond about (someone or something) v.
(birisi ya da bir şey) ile doldurmak cram with (someone or something) v.
(bir şey ya da birisi) için kampanya ya da gösteri yapmak crusade for (someone or something) v.
birisi öğrensin diye bir şarkının ritmini yapmak/taklit etmek drum out v.
birisi için dini tören yapmak confirm in v.
işler/durumlar (birisi için/açısından) kötü gitmek go badly with v.
Phrases
taraflardan birisi one of the parties expr.
yeni birisi someone new expr.
Proverb
(para verip tuttuğun) başka birisi varken sen niye yapasın? why keep a dog and bark yourself?
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog who brings a bone, will carry a bone
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog that'll bring a bone will carry a bone
(birisi) gerçekleri görmüyor all (one's) geese are swans
(birisi) hayal dünyasında yaşıyor all (one's) geese are swans
(birisi) gerçekleri görmüyor all (one's) geese are swans
(birisi) hayal dünyasında yaşıyor all (one's) geese are swans
Colloquial
özel birisi someone special n.
çok özel birisi someone very special n.
önceden tanıdığım birisi somebody that i used to know n.
eskiden tanıdığım birisi somebody that i used to know n.
birisi hakkında herkes tarafından bilinmeyen şey the dope n.
birisi için en iyisini istemek want the best for someone v.
birisi için süslenmek get all dressed up for someone v.
(birisi) aldırış etmeden yanından geçip gitmek get the go-by v.
(birisi) misali yapmak/davranmak do a somebody v.
(birisi) gibi davranmak do a somebody v.
(birisi) gibi davranmak do a somebody v.
(birisi) misali yapmak/davranmak do a somebody v.
birisi ya da bir konu hakkında olmak be all about somebody/something v.
(birisi için) fark yaratmamak be all (the) one (to someone) v.
(birisi için) önemsiz olmak be all (the) one (to someone) v.
birisi için yapılmış/uygun made for someone adj.
çıktığı birisi olmayan (kişi) dateless adj.
birisi bizi izliyor someone is watching us expr.
birisi onu incitmiş somebody hurt her expr.
birisi geliyor someone's coming expr.
birisi dayanamayacak something's got to give expr.
birisi patlayacak something's got to give expr.
(özellikle birisi bir yere geldiğinde) bu şerefi neye borçluyum? to what do I owe the pleasure? expr.
birisi polis çağırsın! somebody call the police! expr.
senin yaşında birisi somebody your age expr.
birisi kusmuş earp slop, bring the mop [juvenile] expr.
(birisi bir şeyi) nereye koydu? what did (someone) do with (something)? expr.
(birisi bir şeyi) ne yaptı? what did (someone) do with (something)? expr.
(birisi) için tehlikeli bir yer too hot to hold (someone) expr.
gerçek (birisi) kendini gösterecek mi? will the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) kendini gösterecek mi? would the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) ortaya çıkacak mı? will the real (someone) please stand up expr.
(birisi) gerçek yüzünü gösterebilir mi lütfen? will the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) nerede? will the real (someone) please stand up expr.
(birisi) gerçek karakterini/gerçekte kim olduğunu gösterebilir mi lütfen? will the real (someone) please stand up expr.
(birisi) gerçek yüzünü gösterebilir mi lütfen? would the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) ayağa kalkabilir mi lütfen? would the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) nerede? would the real (someone) please stand up expr.
(birisi) gerçek karakterini/gerçekte kim olduğunu gösterebilir mi lütfen? would the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) ortaya çıkacak mı? would the real (someone) please stand up expr.
gerçek (birisi) ayağa kalkabilir mi lütfen? will the real (someone) please stand up expr.