be on - Turco Inglés Diccionario

be on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "be on" en diccionario turco inglés : 54 resultado(s)

Inglés Turco
General
be on v. açık olmak
I saw your light was on and knew you were still awake.
Işığının açık olduğunu gördüm ve hâlâ uyanık olduğunu biliyordum.

More Sentences
be on v. yanmak
The red light above the door was on.
Kapının üstündeki kırmızı ışık yanıyordu.

More Sentences
be on v. açık olmak (elektrik/ışık)
be on v. çalışmak (makine/aygıt)
be on v. oynamak
be on v. açık olmak (elektrik/su/gaz)
be on v. açık olmak (cihaz vb)
be on v. televizyonda veya radyoda çıkmak
be on v. televizyonda veya radyoda yayınlanmak
Colloquial
be on n. birisi
be on v. ısmarlanmak
be on v. tarafından ödenmek
be on v. -den olmak
be on v. çok iyi/olağanüstü bir performans sergilemek
be on v. çok iyi/olağanüstü oynamak
be on v. formunda/gününde olmak
be on v. bir plana, etkinliğe açık olmak
be on v. bir plana, etkinliğe var olmak
be on v. bir plana, etkinliğe katılacak olmak
be on v. bir planla, etkinlikle ilgilenmek
be on v. planlandığı gibi olmak/yapmak
be on v. programdakine uygun olmak
be on v. programda belirtildiği gibi olmak
be on v. programa/plana göre yapmak
be on v. sahnede olmak
be on v. birinden olmak
be on v. birinin cebinden olmak
be on v. birinin parasıyla olmak
be on v. biri tarafından ödenmek
be on v. bir şakanın konusu olmak
be on v. şaka/espri biri hakkında olmak
be on v. şakanın/esprinin hedefi olmak
be on v. alay konusu olmak
be on v. kabul edilebilir olmamak
be on v. uygun olmamak
be on v. hoş görülebilir olmamak
be on v. müsaade edilebilir/izin verilebilir olmamak
be on v. uygunsuz olmak
be on v. yakışık almamak
be on v. olacak iş/şey değil
be on v. mümkün değil
be on v. üstünde olmak
be on v. çalışır durumda olmak
be on v. bir iletişim aracıyla bağlantısı olmak
be on v. kusursuz olmak
be on v. -e bağlı olmak
be on v. '-e bağımlı olmak
be on v. kafa ütülemek
be on v. kafa şişirmek
be on v. başkalarını ilgilendirmeyen bir konuda heyecanla/uzun uzadıya konuşmak
Slang
be on v. uyuşturucu/ilaç etkisinde olmak
be on v. uyuşturucu/ilaç kafasında olmak
be on v. uyuşturucu/ilaç almış olmak
be on v. uyuşturucu/ilaç alıyor olmak

Significados de "be on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
be on tenterhooks v. endişe içinde olmak
be on one's period v. regl olmak
be keen on v. meraklı olmak
be on one's own responsibility v. yaptığı şeyden kendisi sorumlu olmak
be hooked on v. bağımlısı olmak
be on trial v. yargılanmak
be on the road v. yola çıkmış olmak
be on the house v. şirketten olmak
be intent on v. kararlı olmak
be mad on v. hastası olmak
be driving on a suspended driving licence v. ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak
be on someone's side v. birinden yana olmak
be on the tip of one's tongue v. dilinin ucunda olmak
be on the rails v. rayında gitmek
be on the same wavelength v. aynı düşüncelere sahip olmak
be on someone's trail v. birinin izini takip etmek
be on tenterhooks v. diken üstünde oturmak
be on somebody's wavelength v. frekansları uymak
be bent on doing something v. bir şeyi yapmaya azmetmek
be on someone's side v. birine yararlı olmak
be on the right road v. doğru yolda olmak
be on somebody's wavelength v. frekansı uymak
be on a diet v. rejim yapmak
be on the spot v. olayın geçtiği yerde bulunmak
be hooked on v. kendini kaptırmak
be on fire v. yanmak
be predicated on v. dayalı olmak
be on guard duty v. nöbet tutmak
be mounted on v. binek hayvanına binmiş olmak
leave where it will be stepped on v. ayak altında bırakmak
be on intimate terms with v. senlibenli olmak
be on the loose v. dağıtmak
be on the table v. tartışılması ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının/meselenin)
be dead set on something v. kafasına koymak
be on drugs v. uyuşturucu kullanmak
be too tired to go on v. şişmek
be on the brink of death v. toprağa bakmak
be predicated on v. dayanmak
be on familiar ground v. bildiği bir yerde bulunmak
be on tenterhooks v. diken üstünde olmak
be on guard v. tetikte olmak
be on the alert v. tetikte olmak
be on speaking terms v. konuşmak
be operated on v. ameliyat olmak
be on the razor's edge v. ölümle kalım arasında olmak
be on edge v. sinirleri gergin olmak
be on speaking terms with v. biriyle selamlaşıp konuşmak
be located on the land of v. alan üstünde kurulu olmak
be on bad terms (with someone) v. araları bozulmak
be on television v. televizyona çıkmak
be on thorns v. tedirgin olmak
be on target v. doğru çıkmak (bir tahmin)
be stuck on v. bağlanmak
be on the alert v. tetikte beklemek
be on good terms with v. biriyle arası iyi olmak
be operated on v. ameliyat olmak
be on a par with v. eşit olmak
be in on v. payı olmak
be on one's own v. kendi kendini geçindirmek
be on heat v. kızışmak
be stuck on v. tutulmak
be dead on one's feet v. ayakta uyumak
be on something's trail v. bir şeyi aramak
be on the brink of something v. eşiğinde olmak
be nailed on v. çakılmak
be getting on in years v. yaşlanmak
be on the same wavelength v. aynı frekansta olmak
be on heat v. kösnülmek
be on the go v. birtakım işlerle meşgul olmak
be on display v. sergilenmek
be on somebody's wavelength v. frekansı tutmak
be hell on v. hoyratça kullanmak
be very competent on v. konuya vakıf olmak
be on the wing v. uçmakta olmak
be on its way out v. devri kapanmak üzere olmak
be on the wane v. sonuna yaklaşmakta olmak
be on all fours v. domalmak
be fixed on v. dikilmek (göz)
be sold on v. kabul etmek
be on someone's side v. birinin lehinde olmak
be on familiar ground v. bildiği bir bölgede bulunmak
be on familiar terms with somebody v. samimi olmak
be on the wing v. uçmak
be in on v. bilmek
be bent on v. kafasına koymak
be on someone's side v. birinin tarafını tutmak
be on the air v. yayında olmak
be on something's trail v. bir şeyi takip etmek
be all square on the accounts v. alıp vereceği olmamak
be on one's honeymoon v. balayında olmak
be on the watch v. nöbette olmak
be hell on v. hor kullanmak
be on trial v. denenmek
be based on v. dayanmak
be on one's own v. başkasından yardım görmeden geçinmek/rızkını kazanmak
be back on amicable terms v. yeniden dostane ilişkiler kurmak
be on cloud nine v. havalara uçmak
be on a better footing than ever v. araları her zamankinden daha iyi olmak
be on the carpet v. söz konusu olmak
be on overtime v. fazla mesai yapmak
be set on edge v. kamaşmak (diş)
be on the mend v. (hasta) iyileşmek
be wrecked on the rocks v. kayalara bindirmek
be on the dole v. işsizlik yardımı almak
be on a diet v. perhiz yapmak
be on familiar ground v. bildiği bir konuyla ilgilenmek
be on show v. sergilenmekte olmak
be operated on v. operasyon geçirmek
be on the rampage v. kıyameti koparmak
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
be on form v. formda olmak
be on someone's trail v. birini aramak
be on the safe side v. ihtiyatlı davranmak
be always on the move v. leyleği havada görmek
be stuck on v. vurulmak
be on intimate terms v. sıkı fıkı olmak
be on salary v. aylık almak
be intent on v. dalmış olmak
be on the shelf v. emekliye ayrılmış olmak
be on the wane v. zayıflamakta olmak
be marooned on v. mahsur kalmak
be on familiar terms with v. senlibenli olmak
be on call v. nöbete kalmak
be on the table v. teklif edilmiş olmak
be hung up on v. tutturmak
be set on v. aklına koymak
be out on the town v. şehirde yiyip içip eğlenmek
be in on v. haberi olmak
be on familiar terms with somebody v. teklifsiz olmak
be on television v. televizyonda olmak
be on target v. belirlenen süreye uygun olarak ilerlemek (bir iş)
be on duty v. nöbetçi olmak
be lost on v. etkilememek
be on the books v. kayıtlara geçmek
be thrown back on one's own resources v. yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak
be on the table v. görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının/meselenin)
be located on the land of v. alan üstüne kurulmak
be on the wane v. sönmekte olmak
not to be on speaking terms v. küsüşmek
be on one's feet v. ayakta olmak
be sent on an assignment for v. tayini çıkmak
be on medication v. ilaç kullanmak
be on the alert v. teyakkuz etmek
be dwelled on v. bir konuya takılıp kalmak
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
be on the rails v. yolunda gitmek
be on one's honeymoon v. balayına gitmek
be on the same wavelength v. frekansları uyuşmak
be on one's way out v. çıkmak
be on the road v. seyahat etmek