something - Turco Inglés Diccionario

something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

something — Definition

Significado:
bir şey
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsʌmθɪŋ/ – BrE /ˈsʌmθɪŋ/)
Categoría gramatical:
Zamir: something

Significados de "something" en diccionario turco inglés : 30 resultado(s)

Inglés Turco
General
something n. bir şey
I should like to thank the rapporteur, because I learned something from her report, which is always very pleasant.
Raportöre teşekkür etmek isterim çünkü raporundan bir şeyler öğrendim ki bu her zaman çok hoştur.

More Sentences
something adv. fazlasıyla
There's something very strange about the whole thing.
Bu işin tamamında çok fazla tuhaflık var.

More Sentences
something pron. şeyler
In the European Union's foreign policy there are times and circumstances in which something has to be said out loud.
Avrupa Birliği'nin dış politikasında bazı şeylerin yüksek sesle söylenmesi gereken zamanlar ve durumlar vardır.

More Sentences
something pron. bir şey
She found something interesting while cleaning the attic.
Tavan arasını temizlerken ilginç bir şey bulmuş.

More Sentences
something v. sövmek
something v. lanetlemek
something v. küfretmek
something adv. birazcık
something adv. az çok
something adv. bir dereceye kadar
something adv. bir yere kadar
something adv. bir ölçüde
something adv. bir nebze de olsa
something adv. bir parça
something adv. yoğun ölçüde
something adv. yoğun olarak
something adv. aşırı
something adv. son derece
something pron. adı hatırlanamayan şey
something pron. bilmemne
something pron. bir miktar şey
something pron. falanca
something pron. filanca
something pron. birazcık
something pron. biraz
something pron. mühim birisi
something pron. önemli veya değerli şey
something pron. (biraz yemek, içki anlamında) bir şeyler
something pron. (tuhaflık anlamında) bir şeyler
Speaking
something expr. falan

Significados de "something" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
the best (of something) n. en iyisi
have something overlap v. çakıştırmak
have something drawn v. çizdirmek
General
something of the kind n. öyle bir şey
blowing something up n. şişirme
something to say n. diyecek
something eaten with one's bread n. katık
something got without effort/cost n. lüp
making something go with n. yakıştırma
sorting something out n. ayıklama
the pluses and minuses of something n. bir şeyin olumlu ve olumsuz tarafları
something fishy n. bityeniği
slowing something down n. ağırlaştırma
luck into something n. şans eseri
fire something up n. fayrap etmek (soba/kalorifer vb'ni)
the right way do (something) n. yol yordam
the right way do (something) n. yol yöntem
key point (about something) n. bir işin püf noktası
key point (about something) n. işin püf noktası
something of a puzzle n. bilinmez bir sır
the right way to do (something) n. yol erkan
good opinion of someone or something n. hüsn-ü zan
samples of something similar n. örneğe en uygun
easy way of doing something n. bir işi yapmanın kolay yolu
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
basic characteristics of something n. bir şeyin en temel özellikleri
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
group something under something n. altında toplamak
life after something n. -den sonraki hayat
short for something n. (bir şeyin) kısaltılmışı
take something seriously n. ciddiye almak
responsibility towards someone or something n. birine veya bir şeye karşı sorumluluk
initiation of something n. bir şeye önayak olunması
embodiment of something n. ... vücut bulmuş hali
a little something n. küçük bir şey
a little something n. az miktar
founding mother (of something) n. (bir şeyi) kuran kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kurucusu olan kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kuruluşunda emeği geçen kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kuruluşunda öncü olan kadın
founding mother (of something) n. (bir şeyin) kurucu annesi
bias someone against someone or something n. birine ya da bir şeye karşı önyargı
bias against (someone or something) n. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
lid on something n. bir şeyin üstündeki kapak
lid on something n. tencere, tava kapağı
lid on something n. bir şeyin üstündeki başlık/örtü
something or someone that has suffered ruin or calamity n. musibete uğramış şey/kimse
x amount (of something) n. x miktarda (herhangi bir şey)
scope of (something) n. (bir şeyin) boyutu
scope of (something) n. büyüklüğü
premise (of something) n. (bir şeyin) temel dayanağı
premise (of something) n. (bir şeyin) ana konsepti
premise (of something) n. (bir şeyin) öncülü
presume to do something v. kalkışmak
give a reason (for something) v. sebep göstermek
talk somebody out of something v. caydırmak
be at the bottom of something v. başının altından çıkmak
go over something v. incelemek
jump at something v. dünden razı olmak
tack something on v. bir şeyi çivi veya raptiyeyle bir yere asmak
cross something out v. karalamak
have something to do with v. ilgisi olmak
steam something open v. bir şeyi buhara tutarak açmak
pitch into something v. girişmek
show something up v. bir şeyi açıkça göstermek
drink something straight v. içkiyi sek içmek
talk something over v. söyleşmek
put something up for sale v. bir şeyi satışa çıkarmak
get something wrong v. yanılmak
blow something up v. şişirmek
give something publicity v. açıklamak
argue someone into something v. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
keep something readily available v. el altında bulundurmak
get something down v. not etmek
have something on v. üzerinde olmak
put something through v. bir yasa tasarısını meclisten geçirmek
be in bad with something v. başı hoş olmamak
have something to do with v. alakası olmak
think something over v. tartmak
be the butt of something v. hedef olmak
nail something to v. bir şeyi bir yere çivilemek
give something a tip v. devirmek
stick something out v. uzatmak
lock something away v. bir şeyi kilit altında tutmak
talk about something v. lafını etmek
say something stupid v. halt etmek
revile at something v. küfretmek
go ahead with something v. devam etmek
break something off v. son vermek
put something forward v. saatini ileri almak
prevail on somebody to do something v. razı etmek
be out of something v. yoksun olmak
cut something down v. kesmek
take something seriously v. kaale almak
decide for something v. bir şeyin lehinde karar vermek
put something away v. mideye indirmek
spin something round v. fırıldatmak
see something through v. bir işin sonunu getirmek
have something at one's fingertips v. girdisini çıktısını bilmek
wind something into a ball v. bir şeyi sarmak
revile at something v. kötülemek
put something on v. ileri almak
glory in something v. zevkini çıkarmak
puzzle something out v. bir şeyi çözmek
have information about something v. bilgi sahibi olmak
take something in v. görmek (oyun/müze vb'ni)
sort something out v. bir şeyi halletmek
sell something off v. elden çıkarmak
get something out of one's system v. çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak
work something loose v. bir şeyi yavaş yavaş gevşetmek
draw something out v. uzatmak
be devoid of something v. bir şeyden yoksun olmak
pitch into something v. sarılmak
revile against something v. hakaret etmek
rake around for something v. arayıp taramak
leave something outdoors v. açıkta bırakmak
have something to do with v. ilişkisi olmak
put something to a vote v. bir şeyi oya sunmak
leap something over something v. atlatmak
let something pass unchallenged v. göz yummak
pay something off v. kapatmak
set one's heart on something v. baş koymak
put something in order v. düzen vermek
rip something open v. bir şeyi yırtarak açmak
make something tingle v. bir şeyi çınlatmak
take something on oneself v. bir işi kendiliğinden yapmak
get something out of the way v. bir şeyi bitirmek
work somebody up (into something) v. gaza getirmek
sort something out v. bir şeye çözüm bulmak
turn something out v. boşaltmak
deal in something v. ticareti yapmak
shove something into v. bir şeyi bir yere sokmak
button something up v. düğmelemek
start something up v. bir şeyi başlatmak
set something apart v. bir şeyi bir tarafa ayırmak
pull something off v. fora etmek
set something on foot v. yapmak (plan)
opt for something v. tercih etmek
deal with something v. ilgili olmak
have a bash at something v. teşebbüs etmek
cut something into slices v. bir şeyi dilimlemek
jump at something v. balıklama dalmak
turn something into an investment v. yatırıma dönüştürmek
have something available v. el altında bulundurmak
note something down v. not etmek
have something on someone v. elinde suçlayıcı delil bulunmak
drag something into a deadlock v. açmaza sürüklemek
take something to heart v. altüst olmak
sponge something dry v. bir şeyi süngerle kurulamak