something - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"something" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
General
something i. bir şey
Speaking
something falan

"something" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
the best (of something) i. en iyisi
General
(daylight) filter through something f. (günışığı) içeri girmek
(daylight) penetrate something f. (günışığı) nüfuz etmek
(daylight) penetrate something f. (günışığı) içeri girmek
(debt) to arise from something f. borç doğmak
(for somebody) like (something) f. hoşuna gitmek
(for somebody) like (something) f. hoşa gitmek
(for something) be pleasing (somebody) f. hoşa gitmek
(for something) be pleasing (somebody) f. hoşuna gitmek
(for something) please someone f. hoşa gitmek
(for something) remain unsold f. elinde kalmak
(for something) remain unsold f. elde kalmak
(for something) to hurt f. zoruna gitmek
(inspiration) come (from something) f. ilham gelmek
(money) come from something f. para gelmek
(something) be constricted f. daraltılmak
(something) fail to arrive f. eline ulaşamamak
(something) to arrive f. eline ulaşmak
(something) to be clearly explained f. açıkça anlatılmak
(something) to begin to go well f. yoluna girmek
(something) to never cross (one's) mind f. aklının ucundan geçmemek
(something) unexpected and terrible happen to somebody f. başına (bir) iş gelmek
abandon something to one's fate f. kaderine terk etmek
abandon yourself to something f. kendini bir şeye bırakmak
abide by something f. riayet etmek
absent oneself from something f. gelmemek
absent oneself from something f. katılmamak
accept the correctness of something f. doğru olduğunu kabul etmek
accept the trueness of something f. doğru olduğunu kabul etmek
account for something f. hesabı sorulmak
account for something f. açıklamak
account for something f. sorumlu olmak
account for something f. açıklamasını yapmak
accuse somebody (of doing something) f. ithamda bulunmak
accuse someone of something f. birini bir şey ile suçlamak
acknowledge receipt of something f. bir şeyin alındığını bildirmek
acknowledge the receipt of something f. bir şeyin alındığını bildirmek
acquaint oneself with something f. öğrenmek
acquaint oneself with something f. bilgilenmek
acquaint somebody with something f. bilgilendirmek
actively participate in something f. aktif olarak yer almak
add something from oneself f. kendinden bir şeyler katmak
add something of oneself f. kendinden bir şeyler katmak
advise somebody of something f. uyarmak
affix one's signature to something f. imzasını koymak
affix one's signature to something f. imzalamak
afford to (buy something) f. parası yetmek
agree on something f. bir şey üzerinde anlaşmak
aid someone in doing something f. birisine bir şeyde yardım etmek
aim one's attention toward something f. dikkatini bir şeye vermek
aim something f. bir şeyi amaçlamak
allow (something happen) f. meydana bırakmak
allow (something to happen) f. meydan vermek
allow (something) happen f. yer vermek
allow something to happen f. meydan vermek
announce something f. bildirimde bulunmak
announce something loudly f. yüksek sesle anons etmek
announce something to the public f. kamuya duyurmak
announce something to the public f. kamuya ilan etmek
announce something to the public f. kamuoyuna açıklamak
announce something to the public f. kamuya açıklamak
announce/proclaim something in the official gazette f. resmi gazetede duyurmak
announce/proclaim something in the official gazette f. resmi gazetede ilan etmek
answer for someone or something f. mesul olmak
answer for someone or something f. hesap vermek
approach something from a different standpoint f. olaya başka bir açıdan yaklaşmak
approach something more seriously f. daha ciddi yaklaşmak
argue against something f. aksini iddia etmek
argue against something f. itiraz etmek
argue against something f. karşı çıkmak
argue for something f. savunmak
argue for something f. iddia etmek
argue one's way out of something f. tartışarak kendini aklamak
argue one's way out of something f. sorunu tartışarak çözmek
argue somebody in doing something f. razı etmek
argue somebody into something f. ikna etmek
argue somebody into something f. razı etmek
argue somebody out of something f. vazgeçirmek
argue somebody out of something f. caydırmak
argue someone into doing something f. birini bir şey yapmaya ikna etmek
argue someone into something f. razı etmek
argue someone into something f. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
argue someone into something f. ikna etmek
argue someone out of something f. caydırmak
argue someone out of something f. vazgeçirmek
argue someone out of something f. tartışarak birini bir şeyden vazgeçirmek
argue something down f. tartışarak bir faturanın vb. fiyatını düşürtmek
argue something out f. bir şeyi tüm ayrıntılarıyla tartışmak
argue with someone about something f. birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak
argue with someone over something f. birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak
arrange the time of something f. zamanını ayarlamak
arrest someone for something f. birini -den dolayı tutuklamak
arrive at the scene (of something) f. olay mahalline gelmek/varmak
arrive on the scene (of something) f. olay mahalline gelmek/varmak
arrive upon the scene (of something) f. olay mahalline gelmek/varmak
ask about someone or something f. (farklı kaynaklardan) soruşturmak
ask for someone to do something f. birinden ricada bulunmak
ask for someone to do something f. birinden rica etmek
ask someone to do something f. birinden rica etmek
ask someone to do something f. birinden ricada bulunmak
ask someone to do something f. birinden bir şey yapmasını istemek/rica etmek
ask something f. bir şey sormak
assign something to someone f. ödev olarak vermek
attach importance to something f. önem göstermek
avail oneself of something f. yararlanmak
await something impatiently f. merakla beklemek
babble out something f. ağzından kaçırmak
ban someone from something f. birinin bir şey yapmasını yasaklamak
bang something out f. (piyanoda vb.) bir şeyler çalmak
bark something at someone f. bağırarak söylemek
bark something at someone f. bağırıp çağırmak
bark something out at someone f. bağırarak söylemek
bark something out at someone f. bağırıp çağırmak
bark something out to someone f. bağırarak söylemek
bark something out to someone f. bağırıp çağırmak
bark something to someone f. bağırarak söylemek
bark something to someone f. bağırıp çağırmak
barricade something off f. barikat kurmak
barter something away f. feda etmek
barter something away f. yok pahasına satmak
barter something away f. yok pahasına elden çıkarmak
barter something off f. satıp kurtulmak
barter something off f. elden çıkarmak
base (something) on (another) f. dayandırmak
base something on f. bir şeyi bir şeye dayandırmak
batter something down f. yerle bir etmek için bir şeye vurmak
batter something in f. bir şeye vurup çökertmek
batter something in f. bir şeye vurup delmek
bay at something f. bir şeye ulumak
be a big fan of something/someone f. bir şeyin veya bir kimsenin büyük bir hayranı olmak
be a comment on something f. bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak
be a dab hand at something f. erbabı olmak
be a dab hand at something f. uzmanı olmak
be a monkey wrench in something f. çomak sokmak
be a part of something f. bir şeylerin bir parçası olmak
be a sign of the bad quality of something f. bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak
be a spanner in something f. çomak sokmak
be a stranger to something f. fransız kalmak
be a strict follower of something f. sıkı takipçisi olmak
be a victim of (somebody/something) f. kurbanı olmak
be a witness to (something) f. tanıklık etmek (bir şeye)
be about something f. bir şeyle meşgul olmak
be about something f. bir şey yapmak
be accountable to someone for something f. birine karşı sorumlu olmak
be accustomed to doing something f. bir şeyi yapmaya alışmak
be accustomed to something f. bir şeye alışmak
be acquainted with something f. bilmek
be alarmed at something f. endişeye kapılmak
be alive to (something) f. farkında olmak
be all greek to something f. bir konuya fransız kalmak
be all set to tell something f. kendini bir şey söylemeye hazırlamak
be allergic to something f. alerjisi olmak
be allergic to something f. bir şeye alerjisi olmak
be an exception to something f. istisna oluşturmak
be an expert of something f. bir işin erbabı olmak
be an expert of something f. bir işin uzmanı olmak
be an integral part of something f. bir bütünün parçasını oluşturmak
be an old hand at something f. (bir işin) kurdu olmak
be angry with someone for something f. bir şey için birine sinirli olmak
be answerable for something f. bir şeyden sorumlu olmak
be anxious for someone to do something f. birinin bir şeyi yapmasını çok istemek
be assertive about something f. bir şeyde iddialı olmak
be at something f. meşgul olmak
be at something f. başında olmak
be at the bottom of something f. başının altından çıkmak
be attracted by something/someone f. çekiciliğine kapılmak
be awake to something f. bilincinde olmak
be bad at something f. bir şeyde kötü olmak
be bad of something f. bir işi pek iyi bilmemek
be based on something f. bir temele dayanmak
be bent on doing something f. bir şeyi yapmaya azmetmek
be bent on doing something f. bir şey yapmayı kafaya takmak
be bunged up with something f. tıkanmak
be chocked up with something f. tıkanmak
be chocked with something f. tıkanmak
be clear on something f. (bir şey hakkında) açık/net olmak
be contingent upon something f. tabi olmak
be cool towards something f. soğuk bakmak (bir şeye)
be cool towards something f. bir şeye soğuk bakmak
be cross with somebody about something f. kızmak
be dead set on something f. kafasına koymak
be deaf to something f. kulak asmamak
be deprive of something f. yoksun olmak
be deprived of something f. bir şeyden yoksun olmak
be devoid of something f. bir şeyden yoksun olmak
be disdainful of something f. bir şeyi hor görmek
be disposed to do something f. hevesli olmak
be disposed to do something f. istekli olmak
be entrusted with something f. bir şeyle görevli olmak
be equal someone in something f. (bir şeyde) birisiyle eşit olmak
be equal someone in something f. (bir konuda/alanda) birsiyle eşit olmak
be extremely pleased (about something) f. etekleri zil çalmak
be extricated (someone/something) (from) f. dışarı çıkarılmak
be faster than a speeding bullet with something f. birşey yapmakta tez canlı davranmak
be fond of (something/someone) a lot f. çok hoşlanmak
be for (something/someone) f. yönelik olmak
be forced into doing something f. bir şey yapmaya zorlanmak
be forced into doing something f. bir şey yapmak zorunda kalmak
be frantic while waiting for something f. dokuz doğurmak
be furious with somebody at something f. öfkelenmek
be gifted at something f. bir şeyde doğuştan yetenekli olmak
be good at something f. bir şeyde iyi olmak
be hard put to do something f. akla karayı seçmek
be hung upon something f. takıntı haline gelmek
be hung upon something f. takıntı haline getirmek
be in a stew about something f. paçaları tutuşmak
be in bad with something f. başı hoş olmamak
be in something up to one's eyes f. yasadışı bir işin içinde olmak
be in something up to one's eyes f. bir işe fena halde bulaşmış olmak
be in step with something f. aynı ayarda olmak
be incapable of doing something f. acze düşmek
be incapable of doing something f. aciz olmak
be inherent in something f. bir şeyin aslında var olmak
be insistent (on something) f. ısrarcı olmak
be intent on doing something f. bir şeyi yapmaya kararlı olmak
be intent on doing something f. bir şeyi yapmaya kafayı takmak
be into something f. bir şeyi sevmek
be into something f. bir şeye ilgisi olmak
be known for one's something f. ...ile meşhur/tanınmış/meşhur olmak
be lacking in something f. yoksun olmak
be lacking in something f. eksik olmak
be literal with something f. vur deyince öldürmek
be literal with something f. benzetmedeki mecazı anlamamak
be loath to do something f. bir şeyi yapmayı hiç istememek
be loath to do something f. bir şeyi yapmaktan çekinmek
be locked oneself into something f. kendini adamak
be mixed up in something bad f. adı karışmak
be obliged to do something f. mahkum olmak
be obliged to do something f. bir şeyi yapmaya mecbur olmak
be obsessed with something f. birşeyle kafayı bozmak
be of use for something f. bir şeye yaramak
be on the alert (for someone or something) f. tetikte olmak
be on the brink of something f. eşiğinde olmak
be on the verge of something f. eşiğinde olmak
be opposed to something f. bir şeyin aleyhinde olmak
be opposed to something f. bir şeye karşı olmak
be optimistic about something f. bir şeyden umutlu olmak
be out of keeping with something f. bir şeye uygun olmamak
be out of something f. bitmek
be out of something f. yoksun olmak
be outmoded (for something) expire f. zamanı geçmek
be overjoyed (about something) f. etekleri zil çalmak
be part of something f. parçası olmak
be part of something f. bir parçası olmak
be pleased to do something f. bir şeyi memnuniyetle yapmak
be pleased with (someone/something) f. memnuniyet duymak
be poor at something f. içeriği yeterli olamamak
be poor at something f. ...i zayıf olmak
be poor at something f. ....i yeterli olmamak
be pressed for something f. sıkışık olmak
be prone to something f. bir şeye yatkın olmak
be pushed for something f. sıkışmak
be pushy and obnoxious on something f. bir konuda ısrarcı ve itici olmak
be quite something f. herkese nasip olmamak
be quite something f. çok iyi bir şey olmak
be quite something f. olağanüstü bir şey olmak
be rich in something f. bir şey bakımından zengin olmak
be so affected by something that one can't think of anything else f. dünyayı gözü görmemek
be so affected by something that one can't think of anything else f. gözü başka hiçbir şeyi göremeyecek kadar bir şeyden etkilenmek
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
be so cynical about something f. kuşkuyla karşılamak
be something in disguise f. bir şey kılığına girmiş olmak
be something of a f. gibi bir şey olmak
be something of a f. biri kendi çapında bir ... olmak
be sticky about doing something f. isteksiz olmak
be suspicious of something f. şüpheyle bakmak
be tempted (by somebody and do something stupid) f. aklına uymak
be the butt of something f. hedef olmak
be the cause of something f. meydana getirmek
be the last person (to do something) f. (bir şeyi yapacak) son kişi olmak
be the object of (somebody/something) f. muhatap olmak
be through with something f. elini eteğini çekmek
be to blame for something f. sorumlusu olmak
be to blame for something f. suçlusu olmak
be unable to bring oneself (to do something) f. nefsine yedirememek
be unable to do something f. aciz olmak
be unable to do something f. acze düşmek
be unable to hide something f. açık vermek
be unable to work (something) out f. işin içinden çıkamamak
be unable to work something out f. içinden çıkamamak
be undecided about something f. bir şey hakkında kararsız kalmak
be undecided about something f. birşey hakkında kesin bir karara varamamak
be undecided about something f. kararsız kalmak
be unqualified to do something f. bir şeyi yapmak için gereken niteliklere sahip olmamak
be used to doing something f. bir şey yapmaya alışık olmak
be used to something f. bir şeye alışmak
be used with something f. bir şeyle kullanılmak
be vague about something f. tereddüt etmek
be very interested in something f. yakından ilgilenmek
be very interested in something f. bir şeye aşırı/çok ilgi duymak
be vexed at something f. bir şeye canı sıkılmak
be wedded to something f. kendini adamak
be worried about something f. bir konuda endişelenmek
be worth doing something f. değmek
be wrapped up in something f. kendini kaptırmak
beam something/someone up f. ışınlamak
bear down on something f. bir şeyin üzerine bastırmak
bear something in mind f. akılda tutmak
bear something out f. (bir görüşü/argümanı vb.) desteklemek
beat something into somebody's head f. kafasına sokmak
become accustomed to doing something f. bir şeyi yapamaya alışmak
become accustomed to something f. bir şeye alışmak
become past master (at something) f. işin erbabı haline gelmek
become professional at (something) f. -de ustalaşmak/uzmanlaşmak
become professional at (something) f. -e soyunmak
become professional at (something) f. (bir işe) soyunmak
become skilful (at something) f. beceri kazanmak
become used to something f. bir şeye alışmak
beef something up f. kuvvetlendirmek
beef something up f. güçlendirmek
beef something up f. takviye etmek
beef up something f. takviye etmek
beef up something f. kuvvetlendirmek
beef up something f. güçlendirmek
beg something off f. bir daveti reddetmek
beg something off f. bir daveti geri çevirmek
begin by doing something f. bir şey yaparak başlamak
begrudge (someone) (something) f. çok görmek
begrudge somebody something f. gözü kalmak
begrudge somebody something f. esirgemek
believe something impossible f. imkansız gözüyle bakmak
believe that something is possible f. aklı kesmek
bend over to pick something up f. bir şeyi almak için yere eğilmek
bend something out of shape f. eğip bükerek bir şeyin şeklini bozmak
benefit from the opportunities of something f. imkanlarından yararlanmak
benefit from the opportunities of something f. imkanlarından istifade etmek
bequeath something to someone f. birisine miras bırakmak
bet something in the over f. bir şeye üst oynamak
bet something in the under f. bir şeye alt oynamak
bitterly resent something f. zoruna gitmek
blackmail someone into doing something f. birisine şantaj yapmak
blanch with something f. rengi atmak
blot something out f. kapatmak
blow something up f. patlatmak
blow something up f. havaya uçurmak
blow something up f. şişirmek
bludgeon someone into doing something f. birini bir şey yapmaya zorlamak
blurt something out f. düşünmeden söylemek
blurt something out f. ağzından kaçırmak
blurt something out f. yumurtlamak
book something to someone's account f. bir şeyi birinin hesabına yazmak
boot somebody out of something f. pasaportunu eline vermek
boot somebody out of something f. pabucunu eline vermek
bore a hole in something with a nail f. çivi ile delmek
brace someone for something f. birini kötü bir habere hazırlamak
break something down f. parçalamak
break something off f. koparmak
break something off f. son vermek
break something to pieces f. paramparça etmek
break something up f. ovalamak
break something up f. sona erdirmek
break something up f. parçalamak
break something up f. noktalamak
bring (something) back f. yerine getirmek
bring (something) on oneself f. çanak tutmak
bring (something) to mind f. çağrıştırmak
bring (something) to perfection f. mükemmel bir hale sokmak
bring (something) to perfection f. mükemmel bir hale getirmek
bring (something) to perfection f. mükemmelleştirmek
bring (something) to someone f. ayağına götürmek
bring (something) to the condition of f. düzeye getirmek
bring (something) to the level of f. düzeye getirmek
bring in something new f. bir ilke imza atmak
bring oneself to do something f. bir şeyi yapmak için cesaret bulmak
bring somebody in something f. kazandırmak
bring somebody in something f. kazanç getirmek
bring someone before someone or something f. birisini (mahkeme/kurul vb.) karşısına çıkarmak
bring someone something to eat f. birine yiyecek bir şeyler getirmek
bring something before someone f. bir konuyu (bir kurumun vb) gündemine getirmek
bring something forward f. ileri sürmek
bring something forward f. ortaya atmak
bring something forward f. erkene almak
bring something into conformity with something f. birşeyi bir şeyle uyumlu hale getirmek
bring something into effect f. yürürlüğe koymak
bring something into one’s life f. bir şeyi hayatına sokmak
bring something into the forefront f. ön plana çıkarmak
bring something into use f. kullanıma açtırmak
bring something into use f. kullanıma sunmak
bring something off f. başarmak
bring something out f. üretmek
bring something to a certain degree f. belirli bir aşamaya getirmek
bring something to a specific degree f. belirli bir aşamaya getirmek
bring something to a successful conclusion f. başarılı bir şekilde bitirmek
bring something to bear f. etkilemek
bring something to bear f. tesir etmek
bring something to bear f. baskı yapmak
bring something to bear on f. bir şeyi uygulatmak
bring something to court f. mahkemeye götürmek
bring something to forefront f. ön plana çıkartmak
bring something to forefront f. ön plana almak
bring something to forefront f. gözönüne almak
bring something to forefront f. önplana almak
bring something to good working order f. çalışır duruma getirmek
bring something to pass f. bir şeyi sonuçlandırmak
bring something to pass f. bir şeyi gerçekleştirmek
bring something to pass f. birşeyin olmasını sağlamak
bring something to the degree of f. aşamasına getirmek
bring something up f. ortaya atmak
bring something up for discussion f. tartışmaya açmak
brood on something f. arpacı kumrusu gibi düşünmek
brood on something f. kara kara düşünmek
brood over something f. arpacı kumrusu gibi düşünmek
brood over something f. kara kara düşünmek
buckle down to something f. koyulmak
bulldoze something to the ground f. buldozerle yerle bir etmek
bung something up f. tıkamak
burn something alive f. diri diri yakmak
burn something clean f. birşeyi yakarak temizlemek
burn something down f. yakıp kül etmek
burn something out f. yakıp kül etmek
burst with anger (feel a (powerful) desire (to attain something) f. hırs yapmak
busy oneself with someone or something f. bir şey ile meşgul olmak
busy someone with someone or something f. birini bir şey ile meşgul etmek
button something f. düğmelemek
button something up f. düğmelemek
buy something between themselves f. bir şeyi ortaklaşa satın almak
buy something cheaply f. ucuza düşürmek
buy something dirt cheap f. ucuza kapatmak
buy something on credit f. bir şeyi veresiye almak
buy something on hire purchase f. taksitle almak
buy something on hire purchase f. veresiye almak
buy something on the hp f. veresiye almak
buy something retail f. perakende satın almak
buy something sight unseen f. bir şeyi hiç görmeden satın almak
cajole somebody in doing something f. razı etmek
call a halt to something f. bir şeyin durdurulmasını istemek
call dibs on something f. bir şeyin üzerinde hak iddia etmek
call public attention to something f. kamunun dikkatini bir şeye çekmek
call something into question f. bir şeyden şüphe duymak
call something to mind f. birine bir şeyi hatırlatmak
call something up f. hatırlatmak
cancel something f. iptal etmek
cannot take something f. tahammül edememek
can't get one's head round something f. kabullenememek
can't get one's head round something f. anlayamamak
can't help speaking highly of something/someone all the time f. anlata anlata bitirememek
can't keep one's eyes off somebody/something f. gözünü alamamak
can't keep one's eyes off somebody/something f. gözlerini alamamak
can't see ahead of something f. bir şeyin önünü görememek
can't wait for something f. dayanamamak
can't wait for something f. sabırsızlanmak
carry something in sack f. çuvallarda taşımak
carry something out f. yürütmek
carry something through f. gerçekten yapmak
carry something through f. bir şeyi yerine getirmek
cast a cloud on something f. berbat etmek
cast a cloud on something f. gölgelemek
cast a damper on (something) f. tadını kaçırmak
cast lots for something f. kura çekmek
cast something adrift f. bir şeyi akıntıya bırakmak
cast something in mold f. kalıba dökmek
cause extinction drive something to extinction f. neslini kurutmak
cause extinction drive something to extinction f. soyunu kurutmak
cause extinction drive something to extinction f. soyunu tüketmek
cause extinction drive something to extinction f. neslini tüketmek
cause somebody to make a habit of something f. alışkanlık yapmak
cause something to be f. hal almasını sağlamak
cause something to be lost in the confusion f. gürültüye getirmek
chance something f. riske girmek
chance something f. riske atmak
channel something into f. bir şeyi bir yere akıtmak
channel something into f. dökmek
channel something into f. kanalize etmek
charge somebody with something f. suçlamak
check something in f. vestiyere bırakmak
check something in f. emanete vermek
chisel somebody out of something f. zokayı yutturmak
chisel somebody out of something f. madik atmak
chisel somebody out of something f. mantarlamak
chisel somebody out of something f. mandepsiye bastırmak
choke something back f. zapt etmek
chuck somebody out of something f. yaka paça dışarı atmak
claim possession on something f. bir şeyin üzerinde hak iddia etmek
clamp the lid on something f. yasak etmek
clamp the lid on something f. engellemek
clamp the lid on something f. yasaklamak
clap something out f. alkış ile ritim tutmak
clean somebody out of something f. soyup soğana çevirmek
clean something up f. kırmak
clean something up f. tertemiz yapmak
clear of something f. -den uzak durmak
clear something away f. kaldırmak
clear something up f. toparlamak
clear something up f. düzene sokmak
clear something up f. düzene koymak
click on something f. bir şeyin üstüne tıklamak
cloak something in a guise of f. bir şeyi başka bir şeyin kisvesine büründürmek
coax something out of someone f. birini tatlı sözlerle kandırarak bir şey elde etmek
collaborate with somebody on something f. işbirliğine girmek
come into something f. miras olarak almak
come on to something f. (belli bir konuyu) görüşmeye/müzakere etmeye başlamak
come to terms on something f. anlaşmak
come to terms on something f. uzlaşmak
come to terms with something f. üzücü bir olayı yavaş yavaş kabullenmek
come under something f. hedef olmak
come up against somebody/something f. karşı karşıya kalmak
commentate on something f. nakletmek
commune with something f. bir şey ile bütünleşmek
communicate via something f. bir şey aracılığıyla iletişim kurmak