older - Turco Inglés Diccionario

older

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "older" en diccionario turco inglés : 6 resultado(s)

Inglés Turco
General
older adj. büyük
No older animals over 30 months of age enter the food chain.
Gıda zincirine 30 aylıktan büyük hiçbir hayvan giremez.

More Sentences
older adj. eski
In short, to give priority to older sub-standard ships over ships which meet all quality requirements.
Kısacası, tüm kalite gerekliliklerini karşılayan gemiler yerine eski standart altı gemilere öncelik vermek.

More Sentences
older adj. daha eski
Older operating systems may not be able to open this file format.
Daha eski işletim sistemleri bu dosya biçimini açamayabilir.

More Sentences
older adj. daha yaşlı
Our experience in dealing with our neighbours will be transferred to the older Member States.
Komşularımızla ilişkilerimizdeki tecrübelerimiz daha yaşlı Üye Devletlere aktarılacaktır.

More Sentences
older adj. yaşça büyük
Computer
older expr. daha eskiler

Significados de "older" con otros términos en diccionario inglés turco: 56 resultado(s)

Inglés Turco
General
older age pensioner n. emeklilik çağına gelmiş kimse
role of an older sister n. ablalık
older men n. yaşlı erkekler
a familiar address to an older man n. amca
older brother n. abi
well preserved older person n. eski toprak
the population that is getting older n. yaşlanmakta olan nüfus
the population that is becoming older the population that is aging n. yaşlanmakta olan nüfus
older sister n. büyük abla
international day for older persons n. dünya yaşlılar günü
begin to seem older v. yaşlı gözükmeye başlamak
behave as an older sister (toward) v. ablalık etmek
got older v. yaşlanmak
look older v. büyük göstermek
get older v. yaşlanmak
grow older v. yaşlanmak
behave as an older sister v. ablalık etmek
seem older v. büyük göstermek
older than adj. -den daha yaşlı
woof (well off older folks) abrev. hali vakti yerinde yaşlılar
Phrases
compared to older one expr. eskisine oranla
as she grew older expr. yaşlandıkça
(...age) 7 years and older expr. yedi yaş ve üzeri
(...age) 7 years and older expr. yedi yaş ve üstü
(...age) 7 years and older expr. 7 yaş ve üstü
(...age) 7 years and older expr. 7 yaş ve üzeri
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. göründüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. gözünün gördüğü yaşta
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaşını söylemeyip soruyu geçiştirmek için söylenen bir söz
as old as my eyes and a little (bit) older than my teeth expr. yaş sorulduğunda verilen muğlak cevap
Colloquial
everyone gets older n. herkes yaşlanır
older than adj. daha eski
older than adj. daha yaşlı
Idioms
older adult n. orta yaşı geçkin kimse
have a thing for older men v. olgun erkeklerden hoşlanmak
Speaking
i am older than you n. ben senden büyüğüm
I get older expr. yaşlandım
I grow older expr. yaşlandım
you are getting older expr. yaşlanıyorsun
two years older than me expr. benden iki yaş büyük
I was expecting somebody that was older expr. ben daha yaşlı birisini bekliyordum
I was expecting an older couple expr. daha yaşlı bir çift bekliyordum
as you get older and time passes expr. zaman ilerleyip de belli bir yaşa geldiğinde
just because you're older it doesn't mean you 're right expr. yaşlısın diye haklı olman gerekmiyor
I am older than you expr. ben senden yaşlıyım
as she grew older expr. büyüdükçe
you look older expr. daha büyük görünüyorsun
you look older expr. daha yaşlı görünüyorsun
Computer
older files n. eski dosyalar
Medical
patients older than 45 years n. kırkbeş yaşın üzerindeki hastalar
adults aged 18 and older n. 18 yaş ve üzeri erişkinler
community-dwelling older adults n. toplum içinde yaşayan yaşlılar
older in age n. kendisinden yaşça büyük
present at older ages v. daha geç yaşlarda ortaya çıkmak
Marine Biology
older eel n. erişkin yılan balığı
Geology
older units n. yaşlı birimler