parasal - Turco Inglés Diccionario

parasal

Significados de "parasal" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
parasal monetary adj.
Under the CBT Act, most policy decisions on monetary matters are taken by the government or jointly with the government.
TCMB kanunu çerçevesinde, parasal konularda politik kararların çoğu hükümet tarafından veya hükümetle birlikte alınır.

More Sentences
Trade/Economic
parasal monetary adj.
Under the CBT Act, most policy decisions on monetary matters are taken by the government or jointly with the government.
TCMB kanunu çerçevesinde, parasal konularda politik kararların çoğu hükümet tarafından veya hükümetle birlikte alınır.

More Sentences
Politics
parasal monetary adj.
Under the CBT Act, most policy decisions on monetary matters are taken by the government or jointly with the government.
TCMB kanunu çerçevesinde, parasal konularda politik kararların çoğu hükümet tarafından veya hükümetle birlikte alınır.

More Sentences
General
parasal pecuniary adj.
parasal financial adj.
parasal economic adj.
parasal pecunial [obsolete] adj.
parasal pocket adj.
Idioms
parasal dollars-and-cents adj.
Trade/Economic
parasal fiscal adj.
parasal pecuniary adj.
parasal monetarily adv.
Law
parasal pecuniary adj.

Significados de "parasal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ekonomik ve parasal birlik economic and monetary union n.
parasal kaynaklar resources n.
parasal kaynak monetary resource n.
parasal destek grant in aid n.
parasal birlikler monetary unions n.
parasal durum finance n.
parasal ihtiyaç financial need n.
bir lorda tebaasını, kölesini veya kiracısını öldürmenin karşılığında parasal tazminat olarak ödenen meblağ manbote n.
parasal değere sahip birim monetary unit n.
parasal veya maddi kaynaklar sinew n.
parasal başarı financial success n.
parasal işlerini yapmak bank v.
parasal destek sağlamak sponsor v.
parasal kaynak sağlamak bankroll v.
karşılamak (parasal olarak) afford v.
parasal olmayan nonfinancial adj.
parasal olmayan nonmonetary adj.
parasal olmayan non-pecuniary adj.
parasal olmayan herhangi bir birimden milyarlarca içeren multibillion adj.
parasal bakımdan rahat olan snug adj.
parasal yönden financially adv.
parasal yönden monetarily adv.
parasal olarak moneywise adv.
parasal olarak pecuniarily adv.
avrupa parasal işbirliği fonu emcf (european monetary cooperation fund) abrev.
Phrasals
zamansal, parasal yatırım yapmak sink in v.
birine/bir şeye zamansal, parasal yatırım yapmak sink something in (to) someone or something v.
birine/bir şeye zamansal, parasal yatırım yapmak sink something in v.
(bir şeyin) üstüne (parasal bir meblağ) katıp şişirmek inflate (something) with (something) v.
(birini) bir miktar içeri sokmak (parasal olarak) set (someone) back v.
Phrases
parasal olarak darda in embarrassed circumstances expr.
parasal açıdan kötü durumda in bad circumstances expr.
Colloquial
parasal detaylar dollars-and-cents details n.
parasal konularda kolayca kandırılan acemi kimse lamb n.
(parasal) kaynak oluşturmak spring v.
Idioms
kişinin hayır diyemeyeceği parasal teşvikler golden handcuffs n.
kişinin işi bırakmasına engel olan parasal sebepler golden handcuffs n.
parasal sıkıntıya düşmek/girmek feel pinched v.
(parasal) sıkıntıya düşmek get into a jam v.
(parasal) sıkıntıya düşmek find oneself in a jam v.
(parasal) sıkıntıya düşmek be in a jam v.
(parasal) sıkıntıya düşmek get into a bind v.
(parasal) sıkıntıya düşmek be in a bind v.
(parasal) sıkıntıya düşmek find oneself in a bind v.
(parasal olarak) sıkıntıya düşmek have a thin time v.
(parasal olarak) sıkıntıya düşmek have a thin time of it v.
doğru/iyi/yararlı işler yaparak sosyal ve parasal başarı kazanmak do well by doing good v.
(madeni para) belli bir parasal karşılığı olmak pass current [obsolete] v.
(sikke) belli bir parasal değeri olmak pass current [obsolete] v.
bir amaçta/başarıda parasal desteği olmak have skin in the game v.
parasal yönden şanssız bir dönemde olmak be down on your luck v.
-den parasal bir istekte bulunmak put the hard word on v.
parasal olarak rahatı yerinde in easy circumstances expr.
Trade/Economic
parasal işler monetary affairs n.
parasal olmayan tasarruf soft saving n.
parasal sistem monetary system n.
yatırıma hazır durumdaki parasal fonlar financial capital n.
avrupa para sistemi'nin temel parasal kurumu european monetary cooperation fund n.
parasal kalemler dış ödemeler dengesi cash items n.
parasal olmayan devlet yardımları nonmonetary government grants n.
parasal yükümlülük pecuniary obligation n.
net parasal pozisyon karı net monetary position profit n.
parasal tazminat pecuniary compensation n.
parasal olarak term of cash n.
net parasal pozisyon zararı net monetary position loss n.
parasal varlık monetary asset n.
ödemeler bilançosu dengesini sağlamada parasal yaklaşım monetary approach to the balance of payments n.
parasal kural monetary rule n.
parasal değerler yerine fiziki miktarları gösteren bütçe physical budget n.
parasal kalemler monetary items n.
parasal faiz oranı money interest rate n.
parasal birlik monetary union n.
resmi parasal rezerler official monetary reserves n.
beklenen parasal değer expected monetary value n.
parasal değerin yükseltilmesi inflating n.
parasal harcama current expenditure n.
parasal değer nominal value n.
parasal fark giderici miktar monetary compensation amount n.
parasal standart monetary standard n.
parasal karşılık monetary equivalent n.
doğrudan yapılmış olan parasal giderler accounting costs n.
parasal eşdeğer money equivalent n.
iki kişiden birinin ötekinin işi veya mal varlığında parasal bir menfaati bulunması durumunda hukuk açısından birbirlerinin ortağı sayılması associate n.
parasal sermaye money capital n.
parasal rezervler monetary reserves n.
parasal yöntem monetary method n.
parasal tazminatlar money damages n.
parasal tasarruf hard saving n.
parasal karşılık money's worth n.
net parasal pozisyon net monetary position n.
parasal teklif bid n.
parasal ücret money wage n.
parasal aktarım mekanizması monetary transmission mechanism n.
parasal taban monetary base n.
parasal sektör monetary sector n.
parasal servet monetary wealth n.
parasal geçiş mekanizması monetary transmission mechanism n.
merkez bankasının kendi ülkesindeki parasal kuruluşlara ödünç verirken uyguladığı faiz oranı bank rate n.
parasal disiplin monetary discipline n.
parasal olmayan aktif nonmonetary asset n.
parasal fon money funds n.
parasal kurumlar financial institutions n.
parasal ücret money wages n.
parasal menfaat pecuniary benefit n.
kısa süreli parasal fon money capital n.
parasal dışsallıklar pecuniary externality n.
ağırlıklı parasal toplam weighted money aggregates n.
parasal varlıklar money assets n.
işletmenin gayrisafi kar oranları üzerinde önemli ölçüde etkide bulunan muhasebe tahminlerinde değişikliklere ilişkin bilgi ve bunların parasal etkileri information about changes in accounting estimates and their monetary effects, those which have materially effect to gross profit ratios n.
parasal işlem monetary transactions n.
parasal etki monetary effect n.
parasal genişleme monetary expansion n.
parasal borçlar monetary liabilities n.
net parasal durum net monetary position n.
avrupa parasal işbirliği fonu european monetary cooperation fund n.
avrupa parasal birliği european monetary union n.
parasal ceza pecuniary penalty n.
parasal varlıklar monetary assets n.
parasal yaklaşım monetary approach n.
parasal çıkar pecuniary benefit n.
parasal yön monetary aspect n.
parasal aktifler monetary assets n.
beklenen parasal genişleme anticipated monetary expansion n.
parasal kontrol araçları instruments of monetary control n.
ödemeler dengesine parasal yaklaşım monetary approach to balance of payments n.
parasal rahatsızlık monetary disturbance n.
parasal uyumlaştırma monetary accommodation n.
parasal toplamlar monetary aggragates n.
bugünkü parasal değeri actual cash value n.
parasal sermaye monetary capital n.
mali-parasal politika bileşimi fiscal-monetary mix n.
net parasal pozisyon kar-zararı net monetary gain/loss n.
parasal olmayan devlet yardımları non-monetary government grants n.
parasal olmayan varlık non-monetary asset n.
parasal karakterli olmayan kalemler non-cash items n.
parasal bakış açısı monetary point of view n.
parasal olay monetary phenomenon n.
parasal özerklik monetary autonomy n.
parasal teşvik wage incentive n.
parasal gelir money income n.
parasal ekonomi monetary economy n.
parasal yükümlülükler monetary equities n.
parasal destek sağlayan financial backer n.
parasal milli hasıla money national product n.
parasal değer kaybı monetary depreciation n.
parasal yardım financial aid n.
parasal aktarım monetary transmission n.
parasal yetki kurumları monetary authorities n.
resmi parasal rezervler official monetary reserves n.
parasal alacak hakkı monetary claim n.