playing - Turco Inglés Diccionario

playing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "playing" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
playing n. çalma
General
playing n. oynama
Playing two games at the same time seems a nice idea.
Aynı anda iki oyun oynamak iyi bir fikir gibi görünüyor.

More Sentences
playing n. oyun
This exercise can also be done in a larger playing area.
Bu egzersiz daha geniş bir oyun alanında da yapılabilir.

More Sentences
playing n. oynatma
playing adj. oynayan
playing adj. oynak
Computer
playing expr. okunuyor
playing expr. okuyor
playing expr. yürütülüyor

Significados de "playing" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
playing down n. hafifseme
General
playing with each other n. oynaşma
playing cards n. iskambil
playing at families n. evcilik
carillon playing n. çan çalma
playing card n. oyun kağıdı
playing machine n. oyun makinesi
playing card n. iskambil kağıdı
playing field n. oyun alanı
role playing n. rol icra etme
long playing record n. uzunçalar
playing away n. deplasman
playing card n. iskambil
role playing n. rol oynama
role playing n. rol yapma
long-playing record n. uzunçalar
long-playing record n. albüm
long-playing record n. longpley
playing chess n. satranç oynama
playing cards n. oyun kağıtları
playing tag n. ebelemece oyunu
playing tag n. yakalamaca/kovalamaca oyunu
playing house n. evcilik oyunu
playing coy n. bilmiyormuş gibi davranma
long-playing n. uzunçalar
role-playing game n. rol yapma oyunu
the song playing n. çalan şarkı
playing song n. çalan şarkı
playing checkers n. dama oynama
playing down n. hafifseme
playing period n. oyun süresi
playing period n. gösterim süresi
playing buck buck n. uzun eşek oynama
start playing v. oynamaya başlamak
level playing field v. eşit şartlar sağlamak
level playing field v. eşit şartlar oluşturmak
long-playing adj. uzun devirli (plak)
non-playing adj. oyunda olmayan
non-playing adj. bir takıma veya grubun üyesi olmakla beraber o anki uğraşlarında yer almayan
Colloquial
stop playing dumb expr. aptalı oynama
stop playing dumb expr. salağı oynama
stop playing dumb expr. salağa yatma
what is (someone) playing at? expr. (biri) ne oyunlar çeviriyor?
what is (someone) playing at? expr. (biri) ne yapmak istiyor?
what’s somebody playing at? expr. (biri) ne oyunlar çeviriyor?
what’s somebody playing at? expr. (biri) ne yapmak istiyor?
Idioms
playing possum n. ölü taklidi yapma
a level playing field n. adil şartların olduğu bir durum/ortam
a level playing field n. kimsenin kimseye karşı bir avantajının/üstünlüğünün olmadığı bir ortam
a level playing field n. eşit şartların sağlandığı bir durum/ortam
level the playing field v. herkese eşit fırsat vermek
level the playing field v. herkes için fırsat eşitliği sağlamak
level the playing field v. herkese aynı fırsatı vermek
get back into one's playing shape v. eski formuna kavuşmak
compete on a level playing field v. eşit şartlarda rekabet etmek
be not playing with a full deck v. pek akıllı/zeki olmamak
be not playing the game v. kabul edilemez bir şekilde davranmak
be not playing with a full deck v. hızlı idrak edememek
be not playing the game v. oyunu kuralına göre oynamamak
be not playing with a full deck [us] v. kart saklamak
be not playing with a full deck v. tahtası eksik olmak
be not playing with a full deck [us] v. hile yapmak
be not playing with a full deck v. kafası pek basmamak
be not playing with a full deck v. beyinsiz olmak
be not playing with a full deck [us] v. eksik desteyle oynamak
be not playing the game v. uyum sağlamamak/göstermemek
be not playing with a full deck v. aklı noksan olmak
be not playing with a full deck v. akli dengesi yerinde olmamak
be not playing with a full deck v. salak olmak
be not playing with a full deck v. dürüst olmamak
be not playing the game v. adil davranmamak
be not playing with a full deck v. delirmiş olmak
be playing with fire v. tehlikeli sularda yüzmek
be playing with fire v. ateşle oynamak
not playing with a full deck expr. aklı noksan
not playing with a full deck expr. tahtası noksan
not playing with a full deck expr. tahtası eksik
what are you playing at? expr. neyin peşindesin?
what are you playing at? expr. yine ne oyunlar oynuyorsun?
what are you playing at? expr. aklından ne geçiyor?
(one) is not playing with a full deck expr. (birinin) tahtası noksan
(one) is not playing with a full deck expr. (birinin) aklı noksan
(one) is not playing with a full deck expr. (birinin) tahtası eksik
(one) is not playing with a full deck expr. (birisi) delirmiş
(one) is not playing with a full deck expr. (biri) pek zeki değil
(one) is not playing with a full deck expr. (birinin) kafası pek/tam çalışmıyor
(one) is not playing with a full deck expr. (birisi) akıl hastası
Speaking
I like playing soccer expr. ben futbol oynamayı severim
I love playing soccer expr. ben futbol oynamayı severim
my mind is playing tricks expr. aklım benimle oyunlar oynuyor
we were just playing expr. sadece oyun oynuyorduk
stop playing games with me expr. benimle oyun oynamayı bırak
how about playing football? expr. futbol oynamaya ne dersin?
I'm playing it by the book expr. her şeyi kitabına göre yapıyorum
if my eyes aren't playing tricks on me expr. (eğer) gözlerim beni yanıltmıyorsa
if my eyes aren't playing tricks on me expr. (eğer) gözlerim bana oyun oynamıyorsa
if my eyes aren't playing tricks on me expr. gözlerim bana oyun oynamıyorsa
why aren't you playing with the kids? expr. neden çocuklarla oynamıyorsun?
I like playing tennis expr. tenis oynamayı severim
I like playing tennis expr. tenis oynamayı seviyorum
I love playing tennis expr. tenis oynamayı seviyorum
I love playing chess expr. satranç oynamayı seviyorum
have fun playing make-believe expr. hayal dünyanda iyi eğlenceler sana
if you keep playing hard to get expr. herkese böyle naz yaparsan
do you like playing computer games? expr. bilgisayar oyunları oynamaktan hoşlanıyor musun?
do you like playing computer games? expr. bilgisayar oyunları oynamaktan hoşlanıyor mısın?
your memory's playing tricks on you expr. hafızan sana oyun oynuyor
I like playing guitar expr. gitar çalmaktan hoşlanırım
I like playing guitar expr. gitar çalmayı severim
I love playing guitar expr. gitar çalmayı severim
stop playing coy expr. bilmezden gelme
stop playing coy expr. bilmiyormuş gibi davranma
I don't like playing tennis expr. tenis oynamayı sevmem
I am good at playing football expr. futbolu iyi oynarım
I am good at playing football expr. iyi futbol oynarım
I am good at playing football expr. futbol oynamakta iyiyim
I am good at playing football expr. futbolda iyiyim
I am good at playing football expr. futbol oynamada iyiyim
my hobbies include reading, listening to music and playing soccer expr. Hobilerim arasında kitap okumak müzik dinlemek ve futbol oynamak var
my blood pressure's playing up again expr. tansiyonum çıktı yine
my blood pressure's playing up again expr. tansiyonum ayaklandı yine
Trade/Economic
role playing n. rol oynama
Law
card playing n. kağıtla oynanan oyunlar
Politics
level playing field n. eşit şartlı faaliyet alanı
Technical
playing field equipment n. oyun alanı donanımı
Computer
playing media clips n. ortam klipleri yürütme
massively multiplayer online role-playing game (mmorpg) n. çok oyunculu çevrimiçi rol üstlenme oyunu
start playing expr. yürütmeye başlat
stop playing expr. yürütmeyi durdur
effect playing expr. çalmayı etkile
hide while not playing expr. yürütülmezken gizle
pause slideshow until done playing expr. yürütme bitene kadar slayt gösterisini duraklat
rpg (role-playing game) abrev. rol yapma oyunu
Informatics
role-playing game n. rol üstlenme oyunu
Marine
beach playing n. sahil oyunları
Psychology
role playing n. rol yapma
role-playing n. katılımcıların çatışmaları çözmek, çeşitli durumlar için uygun davranışları uygulamak için rolleri üstlendikleri ve canlandırdıkları bir eğitim veya psikoterapi tekniği
role-playing n. eğitim çalışması sırasında benimsenen bir rolün oynanması
Sport
playing field n. oyun alanı
playing time n. oyun süresi
playing rule n. oyun kuralı
playing doubles n. teniste çiftli oyun
playing field equipment n. oyun alanı donanımı
playing area n. atletizm sahası
playing field n. atletizm sahası
Card
playing cards n. oyun kağıdı
card-playing adj. iskambil oyunu
card-playing adj. kart oyunu
Music
lp long playing n. uzun çalan plak
long-playing record n. uzunçalar