saatler - Turco Inglés Diccionario

saatler

Significados de "saatler" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
saatler hours n.
Your doctor may ask you to avoid caffeine and smoking for 4 hours before the test.
Doktorunuz testten önceki 4 saat boyunca kafein ve sigaradan uzak durmanızı isteyebilir.

More Sentences
saatler clocks and watches n.

Significados de "saatler" con otros términos en diccionario inglés turco: 64 resultado(s)

Turco Inglés
General
televizyonun en çok izlendiği saatler prime time n.
geç saatler late hours n.
muayenehanenin açık olduğu saatler surgery hours n.
boş saatler vacant hours n.
gece geç saatler the small hours n.
trafiğin en sıkışık olduğu saatler peak traffic hours n.
gece yarısından sonraki ilk saatler the small hours n.
en işlek saatler peak time n.
içki satışının serbest olduğu saatler permitted hours n.
erken saatler the wee hours n.
çalışılmayan saatler time off n.
mesai dışı saatler time off n.
yoğun olan saatler peak hours n.
yoğun olmayan saatler off-peak hours n.
trafiğin en yoğun olduğu saatler rush hour n.
işçinin çalıştığı saatler shift n.
gece yarısından sonraki saatler small hours n.
sabit saatler fixed hours n.
belli günlerde ve saatler arasında (müşterilere yönelik) ucuz/indirimli akşam yemeği early bird dinner n.
(bir yerin) açık olduğu saatler opening hours n.
farklı saatler different hours n.
(uzun zaman anlamında) saatler hours n.
uzun saatler çalışmak work long hours v.
(bir şeye) saatler kalmak be just hours away v.
(saatler belirli bir zamanı) vurmak chap [scottish] v.
saatler süren hourlong adj.
saatler boyunca for hours at a time adv.
Colloquial
eğlencenin başladığı saatler the shank of the evening [dated] n.
en eğlenceli saatler the shank of the evening [dated] n.
(berberden sonra) saatler olsun enjoy your new haircut! expr.
gece yarısından sonraki ilk saatler the early hours (of the night) expr.
Idioms
gece yarısından hemen sonraki saatler the wee hours of the night n.
gece yarısından hemen sonraki saatler the small hours of the night n.
anneler için esnek saatler gibi faydaları olan fakat onlara yükselmek için çok az olanak tanıyan bir çalışma planı mommy track n.
çalışan anneler için çizilmiş esnek saatler gibi faydaları olan fakat onlara yükselmek için çok az olanak tanıyan bir kariyer planı mommy track n.
günün ağardığı saatler early beams expr.
günün ağardığı saatler early beam expr.
Speaking
saatler sonra after hours expr.
saatler yetmemek there aren't enough hours in the day expr.
Trade/Economic
izinli saatler absence hours n.
trafiğin yoğun olduğu saatler rush hour n.
çalışılan saatler hours worked n.
normal saatler normal hours n.
bilfiil çalışma saatler actual hours n.
bir fabrikanın üretimde bulunduğu saatler productive time n.
çalışılmış sayılan saatler considered hours worked n.
çalışılmış gibi sayılan saatler considered hours worked n.
Media
uzun saatler negatif haber okuma takıntısı doomscrolling n.
uzun saatler negatif haber okuma takıntısı doomsurfing n.
televizyonun en çok izlendiği saatler primetime v.
Technical
elektronik saatler electronic clocks and watches n.
çalışılmayan saatler off-hours n.
çalışma dışı saatler off-hours n.
Computer
planlanmış saatler scheduledtimes n.
tarihler, saatler ve sayılar dates, times, and numbers n.
projelere göre saatler hour by project n.
çalışılan saatler hours worked expr.
gün -saatler day by hours expr.
Television
televizyon izleyici sayısının en düşük olduğu gece ile sabah arasındaki saatler graveyard slot n.
televizyonun en çok izlendiği saatler için oluşturulan primetime adj.
Automotive
yoğun saatler peak period n.
Traffic
trafiğin en yoğun olduğu saatler peak traffic hours n.
Marine
biriken saatler hours accumulative n.
Education
toplam kredi saatler total credit hours n.