sabah - Turco Inglés Diccionario

sabah

Significados de "sabah" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Geography
sabah n. malezya'da bir eyalet

Significados de "sabah" en diccionario inglés turco : 23 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sabah morning adj.
It is hard to start the engine on cold mornings.
Soğuk sabahlarda motoru çalıştırmak zordur.

More Sentences
General
sabah dawn n.
The night was too cold and the snowfall continued until the dawn.
Gece çok soğuktu ve kar yağışı sabaha kadar devam etti.

More Sentences
sabah morning n.
It is hard to start the engine on cold mornings.
Soğuk sabahlarda motoru çalıştırmak zordur.

More Sentences
sabah in the morning adv.
Therefore, why should the decision be 7 to 7 at 2 in the morning in Luxembourg?
Dolayısıyla Lüksemburg'da sabahın ikisinde karar neden 7'ye 7 olsun?

More Sentences
sabah morn n.
sabah sunrise n.
sabah antemeridiem n.
sabah morrow n.
sabah forenoon n.
sabah cockcrow n.
sabah matin [obsolete] n.
sabah morne [obsolete] n.
sabah morning time n.
sabah morwe [obsolete] n.
sabah morwening [obsolete] n.
sabah matutinal adj.
sabah ante meridiem adj.
sabah matutinary adj.
sabah morn adj.
sabah a/m adv.
sabah amornings adv.
Archaic
sabah morningtide n.
sabah matutine adj.

Significados de "sabah" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sabah insanı morning person n.
General
sabah ibadeti matins n.
sabah bulantısı morning sickness n.
kilise sabah ibadeti matins n.
yarın sabah tomorrow morning n.
sabah yıldızı the morning star n.
sabah duası saati tierce n.
sabah sertliği morning stiffness n.
sabah yıldızı morning star n.
sabah duası morning prayer n.
sabah vakti morning n.
hamilelikte sabah bulantısı morning sickness n.
dün sabah yestermorn n.
sabah yıldızı lucifer n.
sabah ezanı morning azan n.
sabah keyfi morning fun n.
sabah keyfi morning joy n.
ertesi sabah next morning n.
sabah serinliği morning chill n.
sabah odası morning-room n.
sabah yıldızı phosphorus n.
sabah oturumu morning session n.
sabah yıldızı daystar n.
sabah çayı morning tea n.
sabah ereksiyonu morning erection n.
sabah 9'da başlayıp akşam 5'te biten mesai nine-to-five n.
sabah alaca karanlık başlangıcı beginning of morning nautical twilight n.
sabah alaca karanlığı morning twilight n.
sabah namazı dawn prayer n.
sabah jimnastiği morning gymnastics n.
sabah zilleri morning bells n.
ölümden sonraki sabah the morning after death n.
sabah trafiği morning traffic n.
sabah televizyonu morning television n.
sabah programı morning program n.
sabah yemeği morning meal n.
sabah öğünü morning meal n.
sabah sporu morning sports n.
sabah namazı fajr prayer n.
sabah koşusu morning jogging n.
sabah koşusu morning run n.
sabah koşusu morning running n.
sabah kahvem my morning coffee n.
sabah neşesi morning joy n.
sabah uyandığınızda sizi yataktan çıkaran yaşama sevinci ikigai (a reason for being) n.
sabah dokuzdan akşam beşe kadar süren iş nine-to-five job n.
elektriğin olmadığı dönemde sokaktaki gaz lambalarını akşam yakıp sabah söndüren kişi leerie [scottish] n.
elektriğin olmadığı dönemde sokaktaki gaz lambalarını akşam yakıp sabah söndüren kişi lamplighter n.
geçen sabah the other morning n.
sabah ile öğlen arası çay veya kahve ile yapılan hafif kahvaltı elevenses n.
sabah geç saatte yenen atıştırmalık elevenses n.
sabah eyaletinden olan bir malezyalı sabahan n.
kuşların sabah şakıması matins n.
kuşların sabah şakıması matin n.
sabah ezgisi matin n.
sabah ezgisi matins n.
sabah erken saatte avcıları çağırmak için çalınan ezgi hunt's-up n.
(17. ve 18. yüzyıl fransası'nda) modayı takip eden kadınların yatak odalarında verdikleri sabah resepsiyonu ruelle n.
sabah devriyesi morning patrol n.
(kısaca) sabah morn n.
akşamdan kalıp da sabah bir duble daha içmek hair of the dog v.
sabah keyfi yapmak have a fun morning v.
sabah namazı kılmak perform morning prayer v.
sabah olmak morning comes v.
sabah dokuz akşam beş bir iş istemek want a nine-to-five job v.
sabah kalkmak wake up in the morning v.
sabah (ile ilgili) matutinal adj.
sabah olan antemeridian adj.
sabah ibadeti ile ilişkili matin adj.
sabah veya seher ile ilişkili matinal adj.
sabah ibadetine ait mattin adj.
sabah ibadeti ile ilişkili mattin adj.
sabah ibadetine ait matin adj.
sabah (ile ilgili) matutinary adj.
akşam sabah day and night adv.
akşam sabah all the time adv.
sabah sabah early in the morning adv.
sabah akşam all the time adv.
sabah erkenden early in the morning adv.
sabah boyunca all morning adv.
bu sabah this morning adv.
sabah karanlığında at cock-crow adv.
sabah sabah at this time of the morning adv.
her sabah every morning adv.
sabah bir akşam bir olmak üzere günde iki kere twice daily once in the morning and once in the evening adv.
sabah 1 akşam 1 olmak üzere günde 2 kere twice daily once in the morning and once in the evening adv.
yarın sabah tomorrow morning adv.
bütün sabah all morning adv.
tüm sabah all morning adv.
her sabah a-mornings adv.
ertesi sabah amorwe [obsolete] adv.
Sabah beş 5 a.m. adv.
Phrases
sabah akşam in season and out of season expr.
bugün sabah itibari ile as of today morning expr.
bugün sabah itibariyle as of today morning expr.
bu sabah itibariyle as of this morning expr.
bugün sabah itibariyle as of this morning expr.
sabah olunca in the morning expr.
sabah saatlerinde/akşam üzeri saatlerde/akşam saatlerinde of a morning/afternoon/evening expr.
sabah bir ara/öğleden sonra bir ara/akşam bir ara of a morning/afternoon/evening expr.
Proverb
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the stew
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the broth
sabah görülen rüya gerçekleşir morning dreams come true
horozu çok olan köyde sabah geç olur too many cooks spoil the soup
sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın (if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night
sabah gülen akşam olmadan ağlar sing before breakfast, you'll cry before night
sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın sing before breakfast, you'll cry before night
sabah gülen akşam olmadan ağlar (if you) sing before breakfast, (you'll) cry before night
sabah gülersen akşam olmadan ağlarsın (if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper
sabah gülen (gülüp eğlenen) akşam olmadan ağlar (if you) sing before breakfast, (you'll) cry before supper
sabah sürçen geceye dek sürçer a bad beginning makes a bad ending
sabah erken görülen rüya gerçek olur (early) morning dreams come true
Colloquial
sabah kuşu an early bird n.
yarın sabah tomorrow morning n.
sabah servisi morning service n.
sabah servisi morning delivery n.
sabah/öğle ve akşam/gece morning, noon, and night n.
sabah gözünü açar açmaz içilen sert içki eye opener [us/canada/south africa] n.
sabah erkenden içilen sert içki eye opener [us/canada/south africa] n.
havasız yerde sabah akşam pinekleyen tip frowster [uk] n.
her sabah mornings adv.
sabah ola hayrola sleep on it expr.
sabah ola hayır ola sleep on it expr.
sabah erken gel come early in the morning expr.
sabah söylediğim gibi same thing i told you this morning expr.
sabah ve öğleden sonraki dersleri arasında in the interim between her/his morning and afternoon classes expr.
sabah ve öğleden sonraki dersleri arasında between her/his morning and afternoon classes expr.
yarın sabah erkenden tomorrow morning bright and early expr.
sabah ola hayrola tomorrow's another day expr.
tüm sabah değil not be all morning expr.
Idioms
sabah kesilmesine rağmen günün sonuna doğru yeniden uzayan sakal five o'clock shadow n.
sabah tıraş olup akşama doğru cildin altında beliren sakal a five o'clock shadow n.
sabah kuşu a morning person n.
sabah insanı a morning person n.
sabah 10:00'dan öğleden sonra 3:00'a kadar olan kısa çalışma saatleri bankbook n.
sabah 10:00'dan öğleden sonra 2:00'a kadar olan kısa çalışma saatleri banker's hours n.
akşamdan kalmışlığı gidermek için sabah tekrar içki içmek a hair of the dog v.
sabah uyumak go to bed with the sun v.
sabah akşam içmek hit the sauce v.
bütün/tüm sabah sürmemek not be all morning v.
işe sabah karanlıkta gidip gece yarılarına kadar çalışmak burn both ends of the candle v.
sabah yatakta uzun süre kalmak/vakit geçirmek lie in [us] v.
bütün sabah sürmemek not take all morning v.
sabah pek vaktini almamak not take all morning v.
(bir şeyi yapmak) bütün gün, sabah sürmemek (not) be all day, morning (to do something) v.
bütün/tüm gün, sabah sürmek be/take all day, morning v.
(bir şeyi yapmak) bütün gün, sabah sürmemek (not) take all day, morning (to do something) v.
gece uçup sabah erkenden varmak take a redeye v.
gece uçup sabah erkenden varmak take the redeye v.
sabah vakitleri of a morning adv.