sana... - Turco Inglés Diccionario

sana...

Significados de "sana..." en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Colloquial
sana... yourself expr.

Significados de "sana..." con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
sana thee pron.
sana you pron.
yazıklar olsun sana shame on you! interj.
al sana take it! interj.
al sana here! interj.
aferin sana attaboy interj.
aferin sana attagirl interj.
ilahi sana goodness upon you! interj.
ilahi sana goodness! interj.
ilahi sana goodness for you! interj.
ayıp sana! out upon! interj.
sana rağmen in your despite expr.
sana iyi gelir good for you expr.
Phrases
sana (bir şey) gerek (one) could use (something) v.
sana (bir şey) gerek (one) could stand (something) v.
tam sana göre very you expr.
sana uygun very you expr.
sana nasıl davranmalarını istiyorsan diğerlerine öyle davran treat others as you would have them treat you expr.
sana nasıl davranılmasını istiyorsan diğerlerine öyle davran treat others as you would have them treat you expr.
yalancı yalancı sana kimse inanmaz liar liar pants on fire expr.
sana ve ailene mutlu yıllar happy new year to you and your family expr.
sana da mutlu yıllar happy new year to you too expr.
sana doğru towards you expr.
sana benzeyen biri someone like you expr.
gerisi sana kalmış the rest is up to you expr.
ne mutlu sana lucky you expr.
sana katılıyorum I am all yours expr.
bu sana bir hediye this is a gift for you expr.
uç uç böceği annen sana terlik pabuç alacak ladybug, ladybug, fly away home expr.
tam sana layık … there's (someone or something) for you expr.
al sana … there's (or that's) for you expr.
tam sana layık … that's (someone or something) for you expr.
hazırlan, sana bir görev/iş daha çıktı bend over, here it comes again expr.
, annem sana terlik pabuç alacak ladybug, ladybug, fly away home expr.
uç, uç böceğim, yarın düğün olacak, annem sana terlik pabuç alacak ladybug, ladybug, fly away home expr.
geleceğini bilseydim börekler açardım sana If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr.
bak sana söylüyorum I can tell you expr.
ben kefilim sana I'll vouch for you expr.
sana minnettarım you have my gratitude expr.
sana benden on puan 10 points to gryffindor expr.
sana bağlı/kalmış the ball's in your court expr.
sana söyleneni yap do as you are bid expr.
Proverb
sen bana yardım et ben de sana yardım edeyim you scratch my back and I scratch yours
dağ sana gelmiyorsa, sen dağa gideceksin if the mountain will not come to Mahomet, Mahomet must go to the mountain
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know won't hurt you
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know can't hurt you
eğer sana yardım edilmişse sen de onlara yardım et one good turn deserves another
bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim man is known by the company he keeps
sana sunulan kısmetin değerini bil take the goods the gods provide
sana armağan getiren bir düşmana güvenme beware of greeks bearing gifts
bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim tell me with whom thou goest and i'll tell thee what thou doest
sana yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz write injuries in sand, kindness in marble
başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran do unto others as you would have them do unto you
bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim tell me who you go with and I'll tell you who you are
sana yapılmasını istmediğini, bir başkasına yapma do unto others as you would they should do unto you
yaptığın iyilik sana geri döner nothing good gets away
sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma do unto others as you would have them do unto you
başkasından sana laf getiren senden de başkasına laf götürür a dog that'll bring a bone will carry a bone
başkasından sana laf getiren senden de başkasına laf götürür a dog who brings a bone, will carry a bone
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog who brings a bone, will carry a bone
birisi hakkında sana dedikodu yapan senin hakkında da başkasına dedikodu yapar a dog that'll bring a bone will carry a bone
sana laf getiren senden laf götürür a dog that'll bring a bone will carry a bone
sana söz getiren senden de söz götürür a dog who brings a bone, will carry a bone
sana laf getiren senden laf götürür a dog who brings a bone, will carry a bone
sana söz getiren senden de söz götürür a dog that'll bring a bone will carry a bone
sana laf taşıyan senden de laf götürür a dog who brings a bone, will carry a bone
sana laf taşıyan senden de laf götürür a dog that'll bring a bone will carry a bone
aman sana iş mi/adam mı yok there are other pebbles on the beach
aman sana iş mi/adam mı yok there are plenty more pebbles on the beach
aman sana iş mi/adam mı yok there are plenty of (other) pebbles on the beach
sana laf taşıyan senden de laf taşır a dog that'll bring a bone will carry a bone
sana başkalarının dedikodusunu yapan bir gün senin de dedikodunu yapar a dog that'll bring a bone will carry a bone
sana başkasını çekiştiren seni de başkasına çekiştirir a dog that'll bring a bone will carry a bone
kötülükten kaçınırsan o da sana bulaşmaz avoid evil and it will avoid thee
karşılıksız bir şey istediğinde sana verilene razı olursun beggars can't be choosers
başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran do unto others as you would like others (to) do unto you
sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma do unto others as you would have others do unto you.
sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma do unto others as you would like others (to) do unto you
başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran do unto others
başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran do unto others as you would have others do unto you.
sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma do unto others as you would like them (to) do unto you
sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma do unto others
başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran do unto others as you would like them (to) do unto you
sana sorulmadan tavsiye verme never give advice unless asked
Colloquial
sana yardım edecek doğru adam your man n.
söylemiştim sana here you are expr.
sadece sana for you only expr.
helal olsun sana! bully for you! expr.
gel sana kahvaltı ısmarlayayım come on I'll buy you breakfast expr.
yazıklar olsun sana! shame on you! expr.
deliyim sana I'm mad about you expr.
hastayım sana I'm mad about you expr.
o zaman sana bir şey dokunmuştur then something didn't agree with you expr.
sana ne! none of your business! expr.
yazık sana you poor thing expr.
sana yakışıyor becoming on you expr.
sana çok ilgi duyuyorum I'm so into you expr.
sana çok ilgiliyim I'm so into you expr.
sana müstahak you did it to yourself expr.
aferin sana fair play to you [uk] expr.
bravo sana fair play to you [uk] expr.
helal olsun sana fair play to you [uk] expr.
o sana benzer, bana değil I know you are but what am I expr.
ben sana uyarım I'm easy expr.
bunun için sana teşekkür edeceğini sanıyorsan yanılıyorsun (he, she) won't thank you for (something) expr.
sana arkadaş demeye bin şahit lazım call yourself a friend? expr.
aşk olsun sana horsefeathers to you expr.
sana diyecek bir şeyim/sözüm yok horsefeathers to you expr.
yuh sana horsefeathers to you expr.
ne diyeyim ki sana horsefeathers to you expr.
sana diyecek laf bulamıyorum horsefeathers to you expr.
ne diyeyim sana horsefeathers to you expr.
sana söyleyecek kelime bulamıyorum horsefeathers to you expr.
helal sana kızım attagal expr.
resimli açıklama mı lazım (sana)? do I have to draw (you) a picture? expr.
(sana) her şeyi açık açık söylemek mi gerekiyor? do I have to draw (you) a picture? expr.
(sana) her şeyi tane tane anlatmak mı gerekiyor? do I have to draw (you) a picture? expr.
yaparsam yaparım, sana ne? what if I do? expr.
yaparsam yaparım, sana ne? so what if I do? expr.
sana patladığım için özür dilerim sorry I snapped at you expr.
hemen sana döneceğim with you in a moment expr.
(bir şey) tam sana göre (something) is you expr.
tam sana uygun it's you expr.
tam sana göre it's you expr.
(bir şey) sana gidiyor/gitmiş (something) is you expr.
sana gidiyor/gitmiş it's you expr.
(bir şey) sana çok yakışıyor/yakışmış (something) is you expr.
(bir şey) tam sana uygun (something) is you expr.
sana çok yakışıyor/yakışmış it's you expr.
sana katılıyorum the same with me expr.
sana içki alabilir miyim? (can I) buy you a drink? expr.
hadi sana hayatta başarılar (I'll) see you in another life expr.
(sana) tamamen katılıyorum I couldn't agree (with you) more expr.
(sana) tamamen katılıyorum I couldn't agree (with you) more expr.
dur sana bir bakayım ark at ee [bristol] [uk] expr.
sana da back atcha expr.
sana da back at you expr.
sana ne soracağım come here (to me) expr.
bunu sana açıklamam mı gerekiyor mu? do I have to spell it out (for you) expr.
sana göre for your liking expr.
sana güle güle good-bye and good riddance expr.
sana uğurlar olsun good-bye and good riddance expr.
haydi sana güle güle good day [old-fashioned] expr.
aferin sana! good on you! expr.
sana haberlerim var have I got news for you expr.
sana haberlerim/bir haberim var! have I got for you! expr.
sana söz verebilirim I (can) promise you expr.
sana söylemekte (bir) sakınca görmüyorum I don't mind telling you expr.
(bir şey) eksikliğinden dolayı sana yazık I find your lack of (something) disturbing expr.
sana yemin edebilirim I (can) promise you expr.