savunan - Turco Inglés Diccionario

savunan

Significados de "savunan" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
General
savunan defensive adj.
That he extend this temporary and defensive measure until 2003.
Bu geçici ve savunmaya yönelik tedbiri 2003 yılına kadar uzatması.

More Sentences
savunan defender n.
savunan defensor n.
savunan defending adj.
savunan assertive adj.
savunan apologetic adj.
savunan apologetical adj.
savunan fenceful adj.
savunan proponent adj.
savunan -an suf.
savunan -ean suf.
savunan -ian suf.
Law
savunan assertor n.

Significados de "savunan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse devil's advocate n.
savunan tarafın kendisinden çıkarak yarma harekatı düzenleyebileceği sur kapısı sally port n.
savunan kimse apologist n.
seçkincilik ilkesini savunan elitist n.
kadınların seçme hakkını savunan kadın suffragette n.
savunan kimse defender n.
ülkeyi savunan asker fencible n.
yaratılış teorisini savunan kişi creationist n.
işçi haklarını savunan kişi labourist n.
savunan kişi defender n.
teslis prensibini savunan görüş trinitarianism n.
eşcinsellerin eşcinsel olduklarını rahatlıkla söylemeleri gerektiğini savunan düşünce gay pride n.
genişlemeyi savunan extensionist n.
ekstansiyonu savunan extensionist n.
içeriğinde cıva bulunan ilaçların hasta tedavisinde kullanılmasını savunan doktor mercurialist n.
hristiyanlık kuramını savunan ilahi dal apologetics n.
bebekken vaftiz edilmeyi kabul etmeyip yetişkinlikte bilinçli olarak vaftiz edilmeyi savunan anabaptist n.
savunan kimse assertor n.
(abd) güneyde beyazların üstünlüğünü savunan partili dixiecrat n.
ölümsüzlüğü savunan/ölümsüzlük felsefesine inanan immortalist n.
işçi haklarını savunan kişi laborist n.
absürdizmi savunan kimse absurdist n.
evrenin anlamsız olduğunu savunan kimse absurdist n.
bir komplo teorisini savunan kimse conspiracist n.
beyazların diğer ırklardan daha üstün olduğunu ve toplumu yöntenen kesim olması gerektiğini savunan ırkçı düşünce white supremacy n.
tartışmada savı ortaya süren ve savunan taraf affirmative n.
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse advocatus diaboli n.
evrensel nedensellik yasasını savunan kimse causationist n.
doğru ve yanlış arasındaki ayrımların doğal doğal olgular temelinde yapılabileceğini savunan bir etik görüş naturalism n.
kürtaj hakkını savunan kimse antilifer [us] n.
deneyimden bağımsız olarak insan zihninde gerçek bilginin var olabileceğini savunan kimse apriorist n.
atomculuk felsefesini savunan kimse atomician [obsolete] n.
özerkliği savunan kimse autoomist n.
ezoterizmi savunan kimse esotericist n.
bir ilkeyi savunan grup bastion n.
serbest irade doktrinini savunan kimse libertarian n.
bir davayı ateşli bir şekilde savunan kimse evangelist n.
gönüllülüğü savunan kimse voluntary n.
beyazlardan ayrılıp özerk siyahi topluluklarının kurulmasını savunan bir siyahi militan grubu üyesi black nationalist n.
erkek üstünlüğünü savunan kimse masculinist n.
aşırı uçların ortasını savunan kimse middle-of-the-roader n.
sınıf ayrımını savunan kimse classist n.
onluk sistemi savunan kimse decimalist n.
bir konuyu yeterince anlamak için tarihi farkındalığın önemli olduğunu savunan görüş historicism n.
insan gelişiminin değişmez yasalarca belirlendiğini savunan kuram historicism n.
ikonaları savunan kimse iconodule n.
ikonaları savunan kimse iconodulist n.
fikir savunan kimse opinionator n.
devinimselciliği savunan kimse dynamist n.
dini gücün artmasını savunan kimse clericalist n.
her şeyin kaderle önceden belirlenmiş olduğunu savunan doktrin fatalism n.
başkasının davasını savunan kimse fellow traveler n.
başka birinin politikası veya amacını savunan kimse interpreter n.
sezgicilik öğretisini savunan kimse intuitionalist n.
yunanca eta harfinin e şeklinde telaffuzunu savunan kimse itacist n.
yaptırımları savunan kimse sanctioneer n.
saçma ve saygınlığı olmayan bir teoriye inanan veya bu teoriyi savunan kimse flat-earther n.
tüm hastalıkların vücuttaki sıvıların durumundan kaynaklandığını savunan teori fluidism [obsolete] n.
deist ve cumhuriyetçi ilkeleri savunan bir 18. yüzyıl alman gizli topluluğu üyesi perfectibilist n.
teorikten ziyade uygulamayı savunan kimse practicalist n.
belirli bir düzeni savunan kimse schemist n.
(17. yüzyılda) yerel cemaat kontrolünü savunan muhalif ingiliz grup seeker n.
yahudilerin çıkarlarını savunan politika semitism n.
kurulu düzeni savunan kimse pretorian n.
beyaz ırkın üstünlüğünü savunan kimse supremacist n.
belirli bir grubun üstünlüğünü savunan kimse supremacist n.
senkretizmi savunan kimse syncretist n.
protestan tarikatlarının kendi içinde ve roma katolik kilisesi ile birleşmesini savunan lüterci bir parti hareketi syncretism n.
düşünce ve hareket özgürlüğü yoluyla bireyselliği savunan kimse individualist n.
kolonisinin diğer kolonilerden ayrılmasını savunan kimse patriot n.
kendi kendini savunan self asserting adj.
efsanelerin geleneklerden kaynaklandığını savunan euhemeristic adj.
hakkını savunan assertive adj.
hakkını savunan feisty adj.
ekonomide devlet müdahaleciliğini savunan dirigiste adj.
merkeziyetçiliği savunan centralistic adj.
merkezciliği savunan centralistic adj.
kürtaj hakkını savunan antilife [us] adj.
körü körüne savunan zealous adj.
körü körüne savunan evangelic adj.
ilerici politikaları savunan young adj.
galyalıları savunan gallican adj.
etik ikilemlerde kurallara uygun olanın yapılmasını savunan rigorist adj.
adaleti gayretle savunan overjust adj.
(etkilerini düşünmeksizin) belirli bir ahlaki faaliyeti savunan do-gooding adj.
müdahaleciliği savunan interventionist adj.
popülizmi savunan populist adj.
popülizmi savunan populistic adj.
şirket usulü devlet yönetimini savunan corporatist adj.
iddiasını savunan self-asserting adj.
hakkını savunan self-asserting adj.
kendini savunan self-asserting adj.
insanların davranışlarını bencillikten hareket ile geliştirdiğini savunan selfish adj.
kendini savunan self-defensive adj.
ayrılıkçılığı savunan separatist adj.
sosyalizm öğretilerini savunan socialist adj.
belirli bir grubun üstünlüğünü savunan supremacist adj.
verilen şeyin geri çevrilmesi gerektiğini savunan repudiationist adj.
bir siyasi partiyi savunan party adj.
silah taşımayı savunan progun [us] adj.
savunan anlamındaki son ek -ist suf.
Phrases
sırf zıtlaşmak için karşıt görüşü savunan kimse devils advocate n.
Colloquial
altının zenginlik simgesi olduğunu savunan kimse gold bug n.
altının zenginlik simgesi olduğunu savunan kimse goldbug n.
abd kongresinde muhafazakar politikaları savunan demokrat blue dog n.
işçi sınıfının iyileştirilmesi için devlet yardımı yapılması gerektiğini savunan bir grup alman siyasal iktisatçı socialism of the chair n.
aşırıya kaçmadan savunan softcore adj.
Idioms
olayın olumlu taraflarına bakıp savunan angel's advocate n.
köhne fikirleri savunan colonel blimp n.
Trade/Economic
göreceli düşük masraflarla endüstriye girilebildiği durumlarda endüstrideki firma sayısı ne olursa olsun rekabetçi sonuçlara yaklaşılacağını savunan teori theory of contestable markets n.
herhangi bir olayın sadece küçük bir kısmının görünür olduğunu savunan düşünce iceberg principle n.
ücretin işçi ve işveren arasındaki pazarlık sonucu belirlendiğini savunan teori bargaining theory of wages n.
ekonomik ve siyasal ilişkilerde kişisel özgürlükleri savunan ekonomik felsefe libertarianism n.
arz yanlı ekonomi politikalarını savunan iktisatçılar supply-siders n.
verginin kamu hizmetlerinden elde edilen fayda oranında alınmasını savunan kuram compensatory principle of taxation n.
bütün üretim araçlarını topluma mal etmeyi savunan iktisadi kuram collectivism n.
ekonomideki dalgalanmaların aşırı yatırım hacminden kaynaklandığını savunan kuram over investment theory of the business cycle n.
ülkelerin ekonomik anlamda gelişmişlik düzeyleri ile ülkede yaşayan insanların mutluluk seviyeleri arasında bir ilişki olmadığını savunan ekonomik kuram easterlin paradox n.
sermaye dağılımındaki eşitsizlikleri azaltmayı savunan ekonomi teorisi redistribution n.
amerikan sistemini savunan ekonomistler american school n.
metallere dayalı para sistemini savunan kimse metalist n.
kağıt yerine metal para kullanımını savunan bir doktrin metallism n.
metallere dayalı para sistemini savunan kimse metallist n.
yüksek faiz oranlarını ve enflasyonu yüksek tutmayı sağlayan diğer mali politikaları savunan memur hawk n.
serbest ticareti savunan prensipler free trade n.
serbest ticareti savunan politika free trade n.
(kamu borcu) reddetmeyi savunan kimse repudiator n.
Law
ücretlerin işçilerle işverenler arasında gerçekleştirilen pazarlık neticesinde kararlaştırıldığını savunan kuram bargaining theory of wages n.
doğmamış bebeğin yaşam hakkını savunan kimse right-to-lifer [us] n.
(özellikle ihlallere karşı) sivil özgürlükleri savunan kimse civil libertarian n.
başkasını savunan kimse cojuror n.
çıkarları için belirli bir teklifi savunan kimse special pleader n.
ölümcül hasta veya komada olan kimsenin hayatta tutulmayı reddetme hakkını savunan right-to-die adj.
yaşam hakkını savunan right-to-life adj.
Politics
siyasetin büyük şirketlerin yoğun etkisi ve baskısı altında belirlendiği yönetim anlayışını savunan kimse corporatist n.
savunan kişi advocate n.
işçi egemenliğini savunan siyasal bir doktrin labourism n.
kadınların oy hakkını savunan kadın suffragette n.
kadınların seçme hakkını savunan kadın suffragette n.
savaşların belirli kurallar dahilinde yürütülmesi gerektiğini savunan kuram just war theory n.
komşu ülke toprakların ilhakını savunan siyasi akım irredentism n.
işçi egemenliğini savunan siyasal bir doktrin laborism n.
devletin kiliseden üstün olduğunu savunan doktrin erastianism n.
devletin kiliseden üstün olduğunu savunan doktrin caesaropapism n.
vergilerin ve devlet harcamalarının azaltılmasını savunan amerikan siyasal hareketi tea party n.
devleti bilim insanları, mühendisler ve teknik uzmanların yönetmesi gerektiğini savunan kimse technocrat n.
fransa'da aşırı cumhuriyetçi doktrini savunan kişi red republican n.
çalışan insanlar için daha iyi sosyal ve ekonomik koşulları savunan 19. yüzyıl ingiliz reformcusu chartist n.
abd eyaletlerinin federal yasalara fesih yoluyla karşı koyabileceğini savunan kimse nullifier n.
amerika'da sosyal ve politik alanda muhafazakarlığı savunan siyasi grup religious right n.