sular - Turco Inglés Diccionario

sular

Significados de "sular" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
sular water n.
sular aquae n.

Significados de "sular" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol causeway n.
farklı ısılardaki sular arasındaki sınır thermocline n.
atık sular wastewater n.
bulanık sular troubled waters n.
termal sular thermal waters n.
herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular high seas n.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria n.
iç sular inland waters n.
sıçrayan sular splashes of water n.
tarımdan dönen sular agricultural run-off n.
küçük kayıkların seyrine uygun nispeten küçük nehir ve sular boatable waters n.
durulmayan sular unsettled waters n.
azgın sular treacherous waters n.
sakin sular still waters n.
köpekbalıklı sular shark infested waters n.
sular altında kalma ingulfment n.
sular altında bırakmak ingulfment n.
baştan aşağı kaynar sular dökülmesi pang n.
sular (bir yeri) kaplamak submerge v.
çekilmek (selle gelen sular) subside v.
sular altında olmak be awash v.
taşımak (sular) wash v.
çekilmeye başlamak (selle gelen sular) subside v.
sular altında bırakmak submerge v.
akan sular durmak be indisputable v.
sular altında kalmak submerge v.
sular seller gibi konuşmak speak fluently v.
sular altında bırakmak ingulf v.
sular altında bırakmak surround [obsolete] v.
sular altında kalmak flood v.
sular altında bırakmak submerge v.
sular altında bırakmak deluge v.
sular altında bırakmak swamp v.
sular altında kalmak swamp v.
sular altında bırakmak inundate v.
sular altında awash adj.
Proverb
durgun sular derinden akar still waters run deep
Colloquial
başından kaynar sular dökülme a rude awakening n.
ayaklarına kara sular inmek be worn to a frazzle v.
sular kesildi water stopped working expr.
tehlikeli sular here be dragons expr.
sular duruldu the waters appear to have calmed expr.
Idioms
sular seller gibi yağan yağmur a (real) toad-choker n.
sular seller gibi yağan yağmur a (real) frog-choker n.
tehlikeli sular uncharted waters n.
tehlikeli sular murky waters n.
bilinmeyen sular murky waters n.
tehlikeli sular dangerous ground n.
ayaklarına kara sular inmek be worn to the bone v.
altından çok sular akmak be water under the bridge v.
altından çok sular akmak be water over the dam v.
ayaklarına kara sular inmek walk someone's feet off v.
sular seller gibi bilmek learn something down pat v.
sular seller gibi bilmek have something down pat v.
sular seller gibi bilmek learn something off pat v.
başından aşağı kaynar sular dökülmek a chill ran down one's back v.
bir şeyi sular seller gibi bilmek have/know/get something off pat v.
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek have/know/get something off pat v.
bir şeyi sular seller gibi bilmek have something off pat v.
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek have something off pat v.
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek have something down pat v.
bir şeyi sular seller gibi bilmek have something down pat v.
başından kaynar sular dökülmek be in for a rude awakening v.
sular seller gibi öğrenmek/ezberlemek have down cold v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek have (something) down pat v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek get (something) down pat v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek know (something) forward and backward [us] v.
sular seller gibi bilmek know backwards and forwards v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek know (something) backward and forward [us] v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek know (something) backward [us] v.
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek know (something) inside and out v.
sular seller gibi bilmek know forwards and backwards v.
(biri/bir şey) hakkında her şeyi/neredeyse her şeyi sular seller gibi bilmek know (someone or something) inside out v.
yürümekten ayaklarına kara sular inmek walk (one's) feet off v.
ayaklarına kara sular inmek walk feet off v.
sular seller gibi öğrenilmiş/ezberlenmiş down cold adj.
sular seller gibi öğrenilmiş/ezberlenmiş down to a fine art adj.
sular seller gibi off pat adj.
durgun sular derin olur still waters run deep expr.
köprünün altından çok sular geçti all water under the bridge expr.
köprünün altından çok sular geçti it's all water under the bridge expr.
köprünün altından çok sular geçti water under the bridge now expr.
köprünün altından çok sular geçti a lot of water has gone under the bridge expr.
köprünün altından çok sular aktı water under the bridge now expr.
köprünün altından çok sular aktı a lot of water has flowed beneath the bridge expr.
köprünün altından çok sular aktı that's all water over the dam expr.
köprünün altından çok sular geçti water over the dam expr.
köprünün altından çok sular geçti water under the bridge expr.
köprünün altından çok sular akması misali büyüdüğün yer de değiştirmiştir you can't go home again expr.
sular kesildi (kötü mazeret/yalan) the dog ate my homework expr.
Speaking
ayaklarına kara sular inmek my dogs are barking v.
sular kesik water supply has been cut off expr.
ayaklarıma kara sular indi my dogs are barking expr.
köprünün altından çok sular geçti that's all water under the bridge now expr.
köprünün altından çok sular aktı that's all water under the bridge now expr.
Trade/Economic
deniz taşımacılığına uygun sular navigable waters n.
iç sular inland waterway n.
iç sular konşimentosu inland waterway bill of lading n.
iç sular inland waters n.
vakıf sular müdürü director of foundation waters n.
vakıf sular arıtma daire başkanı head of department of purification of foundation waters n.
Law
istanbul sular idaresi teşkili hakkındaki kanun law on organization of istanbul water administration n.
bir barajın gerisinde biriken sular backwater n.
iç sular forbidden waters n.
iç sular inland waters n.
uluslararası sular international waters n.
ihtilaflı sular disputed waters n.
Politics
iç sular internal waters n.
iç sular national waters n.
insani tüketim amaçlı sular water intended for human consumption n.
insani tüketim amaçlı sular yönetmeliği regulation concerning water intended for human consumption n.
uluslararası sular international waters n.
sınır aşan sular transboundary waters n.
kıyıları ve sınırlarından yaklaşık 22 km uzaklığa kadar abd'nin yönetimi altında olan sular united states waters n.
Institutes
sular idaresi directorate of waters n.
Construction
kullanılmış sular used waters n.
dışkı ihtiva eden atık sular için terfi tesisleri lifting plants for wastewater containing faecal matter n.
Aeronautic
kapalı bir fan veya pervane tarafından itilen sığ sular ve bataklıklarda kullanılan tekne air-boat n.
Marine
bir ülkenin hükümranlığı altındaki sular territorial waters n.
uluslararası sular international waters n.
uluslararası sular trans-boundary waters n.
açık sular high seas n.
açık sular open seas n.
hızlı yol alan geminin başında oluşan sular feather spray n.
derin olmayan sular gibi yeşil sea-green adj.
Chemistry
aktif çamur mikroorganizmalarının nitrifikasyonunun kimyasallar ve atık sular ile engellenmesi inhibition of nitrification of activated sludge micro-organisms by chemicals and waste water n.
Marine Biology
açık sular offshore waters n.
ılıman sular temperate waters n.
sığ tatlı sular shallow fresh waters n.
Botanic
hareketli sularda yaşayan veya hareketli sular ile ilgili olan lotic adj.
Agriculture
yer altı sular ground water n.
Environment
engin sular head waters n.
kendi kendine temizlenen, hızla akan sular lenitic n.
kirli sular waste waters n.
sular tarafından meydana getirilmiş depozitler water-formed deposits n.
sular tarafından meydana getirilmiş birikintiler water-formed deposits n.
az kirli sular water with low contamination n.
az kirlenmiş sular water with low contamination n.
içilebilir sular potable waters n.
dışkı ihtiva etmeyen atık sular faecal-free wastewater n.
düzenli gelgitlerle sular altında kalan arazi salting [uk] n.
Geography
iç sular inland waterd n.
iç sular inland water n.
alıcı sular receiving waters n.
sular ile ilgili bilgi veren denizcilik haritası hydrographic chart n.
gelgit sonucunda sular altında kalan tideful adj.
Military
tehlike teşkil eden sular dangerously exposed waters n.
mayınlanabilir sular mineable waters n.
dahili iç sular trafiği intercoastal traffic n.
iç sular trafiği intercoastal traffic n.