Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
de-emphasis
save content
climatal
amidase
endless
radical changes
glory
electron diffraction pattern
passive sensor
Analogmuster
sacral plexus
step rocket
CD-ROM driver
Fehlertextnummer
test error
electromagnetic-interference filter
Muskatgarbe
beaner
fast pace
callout
locking segment
complex instruction set code
be concluded
circlip
notepad
sular
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"sular"
im Englisch Türkisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
sular
water
n.
2
General
sular
aquae
n.
Bedeutungen, die der Begriff
"sular"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol
causeway
n.
2
General
farklı ısılardaki sular arasındaki sınır
thermocline
n.
3
General
atık sular
wastewater
n.
4
General
bulanık sular
troubled waters
n.
5
General
termal sular
thermal waters
n.
6
General
herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular
high seas
n.
7
General
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar
ria
n.
8
General
iç sular
inland waters
n.
9
General
sıçrayan sular
splashes of water
n.
10
General
tarımdan dönen sular
agricultural run-off
n.
11
General
küçük kayıkların seyrine uygun nispeten küçük nehir ve sular
boatable waters
n.
12
General
durulmayan sular
unsettled waters
n.
13
General
azgın sular
treacherous waters
n.
14
General
sakin sular
still waters
n.
15
General
köpekbalıklı sular
shark infested waters
n.
16
General
sular altında kalma
ingulfment
n.
17
General
sular altında bırakmak
ingulfment
n.
18
General
baştan aşağı kaynar sular dökülmesi
pang
n.
19
General
sular (bir yeri) kaplamak
submerge
v.
20
General
çekilmek (selle gelen sular)
subside
v.
21
General
sular altında olmak
be awash
v.
22
General
taşımak (sular)
wash
v.
23
General
çekilmeye başlamak (selle gelen sular)
subside
v.
24
General
sular altında bırakmak
submerge
v.
25
General
akan sular durmak
be indisputable
v.
26
General
sular altında kalmak
submerge
v.
27
General
sular seller gibi konuşmak
speak fluently
v.
28
General
sular altında bırakmak
ingulf
v.
29
General
sular altında bırakmak
surround [obsolete]
v.
30
General
sular altında kalmak
flood
v.
31
General
sular altında bırakmak
submerge
v.
32
General
sular altında bırakmak
deluge
v.
33
General
sular altında bırakmak
swamp
v.
34
General
sular altında kalmak
swamp
v.
35
General
sular altında bırakmak
inundate
v.
36
General
sular altında
awash
adj.
Proverb
37
Proverb
durgun sular derinden akar
still waters run deep
Colloquial
38
Colloquial
başından kaynar sular dökülme
a rude awakening
n.
39
Colloquial
ayaklarına kara sular inmek
be worn to a frazzle
v.
40
Colloquial
sular kesildi
water stopped working
expr.
41
Colloquial
tehlikeli sular
here be dragons
expr.
42
Colloquial
sular duruldu
the waters appear to have calmed
expr.
Idioms
43
Idioms
sular seller gibi yağan yağmur
a (real) toad-choker
n.
44
Idioms
sular seller gibi yağan yağmur
a (real) frog-choker
n.
45
Idioms
tehlikeli sular
uncharted waters
n.
46
Idioms
tehlikeli sular
murky waters
n.
47
Idioms
bilinmeyen sular
murky waters
n.
48
Idioms
tehlikeli sular
dangerous ground
n.
49
Idioms
ayaklarına kara sular inmek
be worn to the bone
v.
50
Idioms
altından çok sular akmak
be water under the bridge
v.
51
Idioms
altından çok sular akmak
be water over the dam
v.
52
Idioms
ayaklarına kara sular inmek
walk someone's feet off
v.
53
Idioms
sular seller gibi bilmek
learn something down pat
v.
54
Idioms
sular seller gibi bilmek
have something down pat
v.
55
Idioms
sular seller gibi bilmek
learn something off pat
v.
56
Idioms
başından aşağı kaynar sular dökülmek
a chill ran down one's back
v.
57
Idioms
bir şeyi sular seller gibi bilmek
have/know/get something off pat
v.
58
Idioms
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek
have/know/get something off pat
v.
59
Idioms
bir şeyi sular seller gibi bilmek
have something off pat
v.
60
Idioms
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek
have something off pat
v.
61
Idioms
bir şeyi sular seller gibi ezberlemek
have something down pat
v.
62
Idioms
bir şeyi sular seller gibi bilmek
have something down pat
v.
63
Idioms
başından kaynar sular dökülmek
be in for a rude awakening
v.
64
Idioms
sular seller gibi öğrenmek/ezberlemek
have down cold
v.
65
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
have (something) down pat
v.
66
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
get (something) down pat
v.
67
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
know (something) forward and backward [us]
v.
68
Idioms
sular seller gibi bilmek
know backwards and forwards
v.
69
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
know (something) backward and forward [us]
v.
70
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
know (something) backward [us]
v.
71
Idioms
(bir şeyi) sular seller gibi bilmek
know (something) inside and out
v.
72
Idioms
sular seller gibi bilmek
know forwards and backwards
v.
73
Idioms
(biri/bir şey) hakkında her şeyi/neredeyse her şeyi sular seller gibi bilmek
know (someone or something) inside out
v.
74
Idioms
yürümekten ayaklarına kara sular inmek
walk (one's) feet off
v.
75
Idioms
ayaklarına kara sular inmek
walk feet off
v.
76
Idioms
sular seller gibi öğrenilmiş/ezberlenmiş
down cold
adj.
77
Idioms
sular seller gibi öğrenilmiş/ezberlenmiş
down to a fine art
adj.
78
Idioms
sular seller gibi
off pat
adj.
79
Idioms
durgun sular derin olur
still waters run deep
expr.
80
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
all water under the bridge
expr.
81
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
it's all water under the bridge
expr.
82
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
water under the bridge now
expr.
83
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
a lot of water has gone under the bridge
expr.
84
Idioms
köprünün altından çok sular aktı
water under the bridge now
expr.
85
Idioms
köprünün altından çok sular aktı
a lot of water has flowed beneath the bridge
expr.
86
Idioms
köprünün altından çok sular aktı
that's all water over the dam
expr.
87
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
water over the dam
expr.
88
Idioms
köprünün altından çok sular geçti
water under the bridge
expr.
89
Idioms
köprünün altından çok sular akması misali büyüdüğün yer de değiştirmiştir
you can't go home again
expr.
90
Idioms
sular kesildi (kötü mazeret/yalan)
the dog ate my homework
expr.
Speaking
91
Speaking
ayaklarına kara sular inmek
my dogs are barking
v.
92
Speaking
sular kesik
water supply has been cut off
expr.
93
Speaking
ayaklarıma kara sular indi
my dogs are barking
expr.
94
Speaking
köprünün altından çok sular geçti
that's all water under the bridge now
expr.
95
Speaking
köprünün altından çok sular aktı
that's all water under the bridge now
expr.
Trade/Economic
96
Trade/Economic
deniz taşımacılığına uygun sular
navigable waters
n.
97
Trade/Economic
iç sular
inland waterway
n.
98
Trade/Economic
iç sular konşimentosu
inland waterway bill of lading
n.
99
Trade/Economic
iç sular
inland waters
n.
100
Trade/Economic
vakıf sular müdürü
director of foundation waters
n.
101
Trade/Economic
vakıf sular arıtma daire başkanı
head of department of purification of foundation waters
n.
Law
102
Law
istanbul sular idaresi teşkili hakkındaki kanun
law on organization of istanbul water administration
n.
103
Law
bir barajın gerisinde biriken sular
backwater
n.
104
Law
iç sular
forbidden waters
n.
105
Law
iç sular
inland waters
n.
106
Law
uluslararası sular
international waters
n.
107
Law
ihtilaflı sular
disputed waters
n.
Politics
108
Politics
iç sular
internal waters
n.
109
Politics
iç sular
national waters
n.
110
Politics
insani tüketim amaçlı sular
water intended for human consumption
n.
111
Politics
insani tüketim amaçlı sular yönetmeliği
regulation concerning water intended for human consumption
n.
112
Politics
uluslararası sular
international waters
n.
113
Politics
sınır aşan sular
transboundary waters
n.
114
Politics
kıyıları ve sınırlarından yaklaşık 22 km uzaklığa kadar abd'nin yönetimi altında olan sular
united states waters
n.
Institutes
115
Institutes
sular idaresi
directorate of waters
n.
Construction
116
Construction
kullanılmış sular
used waters
n.
117
Construction
dışkı ihtiva eden atık sular için terfi tesisleri
lifting plants for wastewater containing faecal matter
n.
Aeronautic
118
Aeronautic
kapalı bir fan veya pervane tarafından itilen sığ sular ve bataklıklarda kullanılan tekne
air-boat
n.
Marine
119
Marine
bir ülkenin hükümranlığı altındaki sular
territorial waters
n.
120
Marine
uluslararası sular
international waters
n.
121
Marine
uluslararası sular
trans-boundary waters
n.
122
Marine
açık sular
high seas
n.
123
Marine
açık sular
open seas
n.
124
Marine
hızlı yol alan geminin başında oluşan sular
feather spray
n.
125
Marine
derin olmayan sular gibi yeşil
sea-green
adj.
Chemistry
126
Chemistry
aktif çamur mikroorganizmalarının nitrifikasyonunun kimyasallar ve atık sular ile engellenmesi
inhibition of nitrification of activated sludge micro-organisms by chemicals and waste water
n.
Marine Biology
127
Marine Biology
açık sular
offshore waters
n.
128
Marine Biology
ılıman sular
temperate waters
n.
129
Marine Biology
sığ tatlı sular
shallow fresh waters
n.
Botanic
130
Botanic
hareketli sularda yaşayan veya hareketli sular ile ilgili olan
lotic
adj.
Agriculture
131
Agriculture
yer altı sular
ground water
n.
Environment
132
Environment
engin sular
head waters
n.
133
Environment
kendi kendine temizlenen, hızla akan sular
lenitic
n.
134
Environment
kirli sular
waste waters
n.
135
Environment
sular tarafından meydana getirilmiş depozitler
water-formed deposits
n.
136
Environment
sular tarafından meydana getirilmiş birikintiler
water-formed deposits
n.
137
Environment
az kirli sular
water with low contamination
n.
138
Environment
az kirlenmiş sular
water with low contamination
n.
139
Environment
içilebilir sular
potable waters
n.
140
Environment
dışkı ihtiva etmeyen atık sular
faecal-free wastewater
n.
141
Environment
düzenli gelgitlerle sular altında kalan arazi
salting [uk]
n.
Geography
142
Geography
iç sular
inland waterd
n.
143
Geography
iç sular
inland water
n.
144
Geography
alıcı sular
receiving waters
n.
145
Geography
sular ile ilgili bilgi veren denizcilik haritası
hydrographic chart
n.
146
Geography
gelgit sonucunda sular altında kalan
tideful
adj.
Military
147
Military
tehlike teşkil eden sular
dangerously exposed waters
n.
148
Military
mayınlanabilir sular
mineable waters
n.
149
Military
dahili iç sular trafiği
intercoastal traffic
n.
150
Military
iç sular trafiği
intercoastal traffic
n.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of sular
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy