temeli - Turco Inglés Diccionario

temeli

Significados de "temeli" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
temeli based adj.
It is important for this to be based on the content already developed by EQUAM.
Bunun için EQUAM tarafından halihazırda geliştirilmiş olan içeriğin temel alınması önemlidir.

More Sentences

Significados de "temeli" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir araştırmanın temeli olan ana öge data n.
bir şeyin temeli veya kaynağı grass root n.
yol temeli roadbed n.
ahlaki ve dini kuralları davranış temeli olarak alma nomism n.
temeli olan teori grounded theory n.
inanç temeli faith-base n.
evin temeli the foundation of the house n.
inşaat temeli foundation n.
gerçekliğin nihai temeli absolute n.
kırsal yaşam ve tarımı toplumun temeli olarak gören akım agrarianism n.
bilimsel temeli olmayan mantık dışı inanışlar woo-woo n.
temeli olmama ungroundedness n.
salon dansı adımlarını çeşitli farklı dansların temeli olarak kullanan bir dans türü modern sequence dancing n.
temeli olmayan inanış mysticism n.
bir şeyin temeli grass-roots n.
sorunun temeli gravamen n.
temeli sağlam olmama dishonesty n.
temeli sağlam etken fixed fact n.
yaygın olup temeli bulunmayan inanç folklore n.
gelişimin temeli rootstock n.
davranışları düzenlemenin temeli olarak aklı gören öğreti freethinking n.
bina temeli sole [obsolete] n.
şehir temeli sole [obsolete] n.
(eski stoacıların evrenin temeli olarak benimsediği) ruhani varlık pneuma n.
temeli olmak have ground v.
temeli olmak have basis v.
temeli olmamak have no ground v.
temeli olmamak have no foundation v.
temeli olmamak have no basis v.
temeli olmamak be groundless v.
temeli atılmak the foundations of a building be laid v.
temeli olmak foundation v.
temeli olmak sole v.
temeli olmak support [obsolete] v.
temeli olmayan unbased adj.
temeli kazılarak yıkılmamış unsapped adj.
temeli sağlam olmayan glidder adj.
temeli olmadan serbestçe dolanan (dedikodu) flying adj.
temeli bilinmeyen free-floating adj.
temeli olan skeleton adj.
mantıksal temeli olmayan psychological adj.
temeli olmayan unfoundedly adv.
temeli olmadan ungroundedly adv.
Phrasals
temeli (bir şeye) dayanmak base off (of) (something else) v.
Colloquial
işin temeli/özü the truth of the matter expr.
Idioms
birşeyin temeli the meat and potatoes of something n.
konunun temeli the meat of the matter n.
işin temeli pith of the matter n.
(bir şeyin) temeli bricks and mortar n.
yaşamın temeli the breath of life n.
işin temeli the fact of the matter n.
bir şeyin temeli olmak be part and parcel of something v.
temeli zayıf built on sand adj.
temeli çürük built on sand adj.
temeli sağlam on a firm footing expr.
bu iddianın bir temeli yok that dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr.
bu iddianın bir temeli yok that cock won't fight [old-fashioned] expr.
bu iddianın bir temeli yok that old dog won't hunt [old-fashioned] [us] expr.
Trade/Economic
abd'de ithalata rakip bazı malların gümrük vergisinin hesaplanmasında vergi temeli olarak amerika'nın kendi iç fiyatlarının esas alınması american selling price n.
sanayi kaynakları temeli industrial resource base n.
muhasebenin temeli basis of accounting n.
ticaretin temeli basis of trade n.
bireysel raporlama temeli stand-alone basis n.
insan kaynakları temeli human resource base n.
Law
muhasebenin temeli basis of accounting n.
Politics
hakkaniyet temeli equitable basis n.
abnin üç temeli pillars of the eu n.
üyelik temeli membership basis n.
gerçek bir temeli olan substantive adj.
mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur this is the very foundation of your existence and your future expr.
Technical
baraj temeli kazı hattı dam foundation line n.
baca temeli chimney base n.
baraj temeli hattı dam foundation line n.
baraj temeli dam foundation n.
yol temeli road foundation n.
makine temeli machinery foundation n.
rıhtım duvarı temeli quay wall foundation n.
kolon temeli column foundation n.
temeli askıya alma underpinning n.
bitüm ile tutturulmuş yol temeli black base foundation n.
yol temeli roadbase n.
makine temeli machine foundation n.
kazan temeli boiler foundation n.
plan temeli blueprint n.
temeli sabitlemek için kalıpta kullanılan ince metal parçası grain n.
kabaca hesaplamanın temeli kabul edilen ortalama düşük gelgit seviyeleri datums n.
yol temeli road-bed adj.
Computer
veri temeli base of data n.
kod temeli base of code n.
kod temeli codebase n.
amort temeli depr basis n.
görüntü temeli image base n.
Construction
duvar temeli underpinnings n.
kapsam temeli scope baseline n.
kolon temeli column footing n.
duvar temeli wall footing n.
binanın temeli foundation of the building n.
yapının temeli base of the building n.
yapı temeli foundation of the building n.
yapının temeli foundation of the building n.
binanın temeli base of the building n.
yapı temeli base of the building n.
bina temeli foundation of the building n.
bina temeli base of the building n.
bina temeli construction foundation n.
yapının temeli construction foundation n.
yapı temeli construction foundation n.
binanın temeli construction foundation n.
duvar temeli underpinning n.
tank temeli tank foundation n.
inşaat temeli building foundation n.
bina temeli building foundation n.
ahşap karkas ev temeli underpinning n.
ahşap ev temeli underpinning n.
ev taslağının temeli underpinning n.
ev iskeletinin temeli underpinning n.
temeli atılmak (foundation) be laid v.
destek olmaksızın temeli üzerinde tek başına duran (yapı) freestanding adj.
Transportation
demiryolu temeli roadbed n.
yol için temeli de dahil olmak üzere hazırlanmış konum roadbed n.
Medical
tedavinin temeli mainstay of treatment n.
Psychology
freudcu psikolojinin temeli olan bir dizi ilke metapsychology n.
psikolojiyi diğer bilimlerin temeli olarak gören yaklaşıma dayalı psychologistic adj.
psikolojiyi diğer bilimlerin temeli olarak gören yaklaşıma dayalı psychologist adj.
Math
temeli olmak generate v.
Logic
bir şeyi argümanın temeli olarak doğru kabul eden kimse postulator n.
Physics
eskiden bazı kimselerde bulunup hipnotizma, manyetizma gibi fenomenlerin temeli olduğuna inanılan doğal güçler ods n.
eskiden bazı kimselerde bulunup hipnotizma, manyetizma gibi fenomenlerin temeli olduğuna inanılan bir doğal güç odyl n.
eskiden bazı kimselerde bulunup hipnotizma, manyetizma gibi fenomenlerin temeli olduğuna inanılan bir güç odyl n.
eskiden bazı kimselerde bulunup hipnotizma, manyetizma gibi fenomenlerin temeli olduğuna inanılan bir güce ait odylic adj.
eskiden bazı kimselerde bulunup hipnotizma, manyetizma gibi fenomenlerin temeli olduğuna inanılan bir güç ile ilgili odylic adj.
Biology
organizmaların yaşamın fiziksel temeli kabul edilen canlı maddesi protoplasm [obsolete] n.
Biochemistry
kıkırdağın kimyasal temeli chondrogen n.
kıkırdağın kimyasal temeli chondrigen n.
yumuşakça kabuğundaki organik temeli oluşturan bir skleroprotein conchiolin n.
yumuşakça kabuğundaki organik temeli oluşturan bir skleroprotein conchyolin n.
Social Sciences
entelektüel disiplinlerin temeli foundation n.
sosyal bilimlerin temeli foundation n.
dünyadaki birçok yüksek kültürün temeli olan güneşe ve megalitlere tapmanın mısır kökenli olduğunu varsayan heliolithic adj.
Education
bilginin temeli foundation n.
Literature
operasyon temeli pou sto n.
hareket temeli pou sto n.
temeli olmayan unbottomed adj.
Philosophy
oluşumun temeli logos n.
psikolojiyi diğer bilimlerin temeli olarak gören yaklaşımın savunucusu psychologist n.
psikolojiyi diğer bilimlerin temeli olarak gören yaklaşım psychologism n.
gerçekliğin temeli olan infinite adj.
Military
oluşum temeli accrual basis n.
Music
opera metinlerinin temeli the basis of the libretto n.
Archaic
organizmanın temeli germen n.