throw something - Turco Inglés Diccionario

throw something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "throw something" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
throw money at something v. bir sorunu parayla çözmeye çalışmak
throw something out v. reddetmek
throw something at someone v. birine bir şey atmak
Phrasals
throw something back somewhere v. bir şeyi bir yere geri atmak
throw something into something v. bir şeyi bir şeyin/yerin içine atmak
throw something at someone v. birine bir şey atmak
throw someone out of something v. birini bir yerden atmak
throw something away v. atmak
throw something together v. acele/telaş ile bir şey ortaya çıkarmak
throw something together v. yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak
throw something back to someone v. birine bir şeyi geri atmak
throw something back to someone v. bir sorunu birine iade etmek
throw (something) back and forth v. fikirler ortaya atmak
throw (something) back and forth v. birbirine atıp tutmak
throw (something) back and forth v. beyin fırtınası yapmak
throw (something) back and forth v. tartışmak
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) birbirine atmak
throw (something) back and forth v. fikir alışverişi yapmak
throw (something) back and forth v. ağız dalaşına girmek
throw (something) back and forth v. atışmak
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) birbirine atıp tutmak
throw (something) back and forth v. laf dalaşına girmek
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) karşılıklı atıp tutmak
throw (something) back and forth v. söz dalaşına girmek
throw something at someone v. (bir şeyi bir şeye) doğru fırlatmak
throw something back at someone v. bir sorunu tekrar birinin omzuna yüklemek
throw something at someone v. (birine bir şey) atmak
throw something at someone v. (bir şeyi bir şeyin) üstüne atmak
throw something back at someone v. bir problemi birine geri paslamak
throw something at something v. zamanını/enerjisini (bir işe) vermek
throw something at something v. kaynaklarını (bir işte) kullanmak
throw something at someone v. (birine bir şey) fırlatmak
throw someone or something over someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin yükseğinden atmak
throw someone or something over someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin tepesinden atmak
throw someone or something over someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin üzerinden atmak
throw (oneself) at (something) v. (kendini bir işe/göreve) vermek
throw (oneself) at (something) v. (kendini bir şeye) adamak
throw (someone or something) into (something) v. (birini/bir şeyi) aniden/zorla (bir duruma/pozisyona) sokmak
throw (someone or something) into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeye) atmak
throw (something) in v. (bir şey) daha eklemek
throw (someone or something) into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine atmak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) zorla atmak
throw away on (someone or something) v. boşa harcamak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı fırlatmak
throw to (someone or something) v. (birine/bir şeye) fırlatmak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir şeyi bir şeyden/bir yerden) dışarı atmak
throw to (someone or something) v. (birine/bir şeye) doğru savurmak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) zorla çıkarmak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) çıkarmak
throw (someone or something) into (something) v. (birini/bir şeyi bir duruma) getirmek
throw something back v. bir şeyi mideye indirmek
throw up to (something) v. yüksekte (bir şeye/yere) atmak/fırlatmak
throw away on (someone or something) v. israf etmek
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) atmak
throw (someone or something) out of (something or some place) v. (birini/bir grubu bir şeyden/bir yerden) defetmek
throw (someone or something) into (something) v. (birini/bir şeyi bir duruma) sevketmek
throw something back v. bir şey gömmek (yemek)
throw (someone or something) into (something) v. (kendini/birini/bir şeyi bir şeye) adamak
throw up to (someone or something) v. yukarıdaki (birine/bir şeye) doğru atmak/fırlatmak
throw something back v. bir şey yemek/içmek
throw to (someone or something) v. (birine/bir şeye) atmak
Idioms
throw something into the bargain v. pazarlığa dahil etmek
throw a monkey wrench in something v. tekere çomak sokmak
throw a monkey wrench in something v. işi bozmak
throw a monkey wrench in something v. taş koymak
throw a monkey wrench in something v. çarkına etmek
throw a monkey wrench in something v. içine etmek
throw a monkey wrench in something v. pişmiş aşa su katmak
throw a monkey wrench in something v. engellemek
throw a monkey wrench in something v. mani olmak
throw something back in somebody's face v. (tavsiyeyi/öneriyi vb) geri çevirmek
throw something back in somebody's face v. elinin tersiyle itmek
throw something back in somebody's face v. (tavsiyeyi/öneriyi vb) reddetmek
throw one's weight behind something v. bütün varlığıyla desteklemek
throw one's weight behind something v. olanca güçle destek vermek
throw one's weight behind something v. var güçle/gücüyle arka çıkmak
throw one's weight behind something v. varıyla yoğuyla arkasında durmak
throw cold water on something v. hevesini kırmak
throw cold water on something v. şevkini kırmak
throw cold water on something v. cesaretini kırmak
throw something in someone's face v. (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
throw something into someone's face v. (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
throw something into the pot v. ortaya fikir atmak
throw cold water on something v. hevesini/cesaretini kırmak
throw open something to somebody/something v. (alıcılara/ilgilenenlere/halka vb) açmak/sunmak
throw something into sharp relief v. keskin biçimde görünür kılmak
throw something into sharp relief v. bir şeyi net/bariz bir biçimde ortaya koymak
throw some light on something v. konuyu aydınlatmak
throw some light on something v. aydınlığa kavuşturmak
throw some light on something v. konuya açıklık getirmek
throw money at something v. bir şeye para akıtmak
throw something out the window v. düşünmeyi bırakmak
throw something out the window v. kullanmayı bırakmak
throw a wet blanket over (something) v. … limon sıkmak
throw a wet blanket over something v. tadını tuzunu kaçırmak
throw a wet blanket over something v. bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek
throw a wet blanket over (something) v. tadını tuzunu kaçırmak
throw a wet blanket over (something) v. bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek
throw a wet blanket over something v. … limon sıkmak
throw something into the scale v. tartışmanın bir tarafıyla ilişkisine ağırlık/önem vermek
throw something on the scale v. tartışmanın bir tarafıyla ilişkisine ağırlık/önem vermek
throw (something) into question v. tartışmaya açmak
throw (something) into question v. sorgulanmasına neden olmak
throw (something) into question v. şüphe/kuşku uyandırmak
throw (something) into question v. şüphelendirmek
throw (something) into question v. tartışmalı bir hale getirmek
throw (something) into question v. tartışma yaratmak
throw (something) into question v. kuşkulandırmak
throw (something) into question v. şüphe/soru işareti yaratmak
throw (something) into question v. tartışmalara sebep olmak
throw (something) into question v. kuşkulanmasına/şüphelenmesine yol açmak
throw (something) into question v. kuşkuya düşürmek
throw (something) into question v. yeterli/uygun olup olmadığını sorgulatmak
throw (something) into question v. gündeme getirmek
throw a veil over something [written] v. bahsetmek istememek
throw a veil over something [written] v. konuyu geçmek
throw a veil over something [written] v. konuyu kapamak
throw a veil over something [written] v. söz etmekten kaçınmak
throw a veil over something [written] v. üstüne perde çekmek
throw a veil over something [written] v. üstünü örtmek
throw a veil over something [written] v. gizlemek
throw something out of court v. bir şeyi önemsememek
throw something out of court v. bir şeyi hesaba katmamak
throw something out of court v. bir şeyi dikkate almamak
throw something out of court v. bir şeyi göz ardı etmek
throw something out of court v. bir şeyi ciddiye almamak
throw something out of court v. bir şeye sırt çevirmek
throw (something) out of gear v. alt üst olmak
throw (something) out of gear v. vitesi boşa almak
throw (something) out of gear v. motoru boşta çalıştırmak
throw (something) out of gear v. kontrolden çıkmak
throw (something) out of gear v. beklenin/istenenin dışına çıkmak
throw (something) out of gear v. normal seyrinden çıkmak
throw (something) out of gear v. vitesi boşa atmak
throw (something) out of gear v. çığırından çıkmak
throw (something) in (one's) face v. kaba bir şekilde reddetmek
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne vurmak
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin suratına püskürtmek
throw something into someone's face v. birinin yüzüne su çarpmak
throw (something) in (one's) face v. (bir şeyi) kaba bir şekilde geri çevirmek
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne vurmak
throw something in someone's face v. birinin yüzüne su çarpmak
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin suratına püskürtmek
throw a little light on (something) v. (bir şeye/konuya) bir nebze açıklık getirmek/kazandırmak
throw a little light on (something) v. (bir şeye/konuya) bir nebze ışık tutmak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze açıklamak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze açıklığa kavuşturmak
throw a little light on (something) v. (bir şeyi/konuyu) bir nebze aydınlatmak