traditional - Turco Inglés Diccionario

traditional

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

traditional — Definition

Significado:
geleneksel
Pronunciación (IPA):
(AmE /trəˈdɪʃənəl/ – BrE /trəˈdɪʃənəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
customary, conventional
Antónimos:
modern, progressive

Significados de "traditional" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
traditional adj. geleneksel
The brides wear a traditional dress for the wedding ceremony in this region.
Bu bölgede gelinler düğün töreni için geleneksel bir elbise giyerler.

More Sentences
General
traditional adj. gelenekçi
Tom is traditional, isn't he?
Tom gelenekçi, değil mi?

More Sentences
traditional adj. geleneksel
The brides wear a traditional dress for the wedding ceremony in this region.
Bu bölgede gelinler düğün töreni için geleneksel bir elbise giyerler.

More Sentences
Trade/Economic
traditional adj. geleneksel
The brides wear a traditional dress for the wedding ceremony in this region.
Bu bölgede gelinler düğün töreni için geleneksel bir elbise giyerler.

More Sentences
General
traditional adj. göreneksel
traditional adj. ananevi
traditional adj. adetsel
Architecture
traditional adj. geçmişin mimari izlerini taşıyan
Religious
traditional adj. hadislere uygun
traditional adj. hadislerin emrettiği
Music
traditional adj. geleneksel caza ait
traditional adj. geleneksel cazla ilgili

Significados de "traditional" con otros términos en diccionario inglés turco: 118 resultado(s)

Inglés Turco
General
traditional law n. teamül hukuku
traditional knowledge n. geleneksel bilgi
traditional pastry n. geleneksel pasta
traditional value n. geleneksel değer
traditional media n. geleneksel medya
traditional chinese n. geleneksel çince
traditional marketing n. geleneksel pazarlama
traditional spanish n. geleneksel ispanyolca
traditional chinese n. klasik çince
traditional media n. geleneksel basın yayın
traditional wear n. yöresel kıyafet
traditional wear n. geleneksel kıyafet
traditional outfit n. yerel kıyafet
traditional outfit n. yöresel kıyafet
traditional wear n. yerel kıyafet
more traditional n. daha geleneksel
traditional identity n. geleneksel kimlik
traditional culture n. geleneksel kültür
traditional spring festivals n. geleneksel bahar şenlikleri
traditional fest n. geleneksel şenlik
traditional festival n. geleneksel şenlik
traditional rule n. geleneksel kural
traditional family n. geleneksel aile
traditional format n. geleneksel biçim
traditional format n. geleneksel format
traditional approach n. geleneksel yaklaşım
traditional life n. geleneksel hayat/yaşam
traditional instrument n. geleneksel enstrüman
traditional holiday n. geleneksel bayram
traditional ideas n. geleneksel fikirler/görüşler
traditional approaches n. geleneksel yaklaşımlar
traditional school n. geleneksel okul
traditional japanese clothing n. geleneksel japon kıyafetleri
traditional japanese clothes n. geleneksel japon kıyafetleri
traditional justice system n. geleneksel adalet sistemi
traditional food n. geleneksel yemek
traditional building n. geleneksel bina/yapı
traditional dance n. geleneksel dans
traditional turkish breakfast n. geleneksel türk kahvaltısı
traditional country n. geleneksel ülke
traditional way n. geleneksel yol
traditional breakfast n. geleneksel kahvaltı
traditional dishes n. geleneksel yemekler
traditional accommodation n. geleneksel konaklama
traditional taste n. geleneksel lezzet
traditional era n. geleneksel dönem
traditional house n. geleneksel ev
traditional toys n. geleneksel oyuncaklar
traditional brick and mortar businesses n. geleneksel fiziki mağaza/dükkan işletmeleri
non-traditional adj. geleneksel olmayan
Phrases
when compared with the traditional method expr. geleneksel yöntemle karşılaştırıldığında
Trade/Economic
traditional economy n. geleneksel ekonomik sistem
traditional supplier n. geleneksel satıcı ülke
traditional supplier n. geleneksel ihracatçı
traditional budget n. geleneksel bütçe
traditional funds n. geleneksel fonlar
traditional retailer n. geleneksel perakendeci
traditional brick and mortar businesses n. işlerin çoğunun fiziksel temsilciler vasıtası ile fiziksel ürünler satarak gerçekleştirildiği eski ve geleneksel ticaret yöntemi
non-traditional workplace n. geleneksel olmayan çalışma alanı/iş yeri
one-week quantity and one-month traditional repo auctions n. bir hafta vadeli miktar ve bir ay vadeli geleneksel repo ihaleleri
traditional option n. geleneksel opsiyon
traditional option n. (borsada) satın alındıktan sonra satılamayan opsiyon
Politics
traditional speciality guaranteed n. geleneksel özellik garantisi
traditional instruments n. geleneksel araçlar
traditional supplier n. geleneksel ihracatçı-geleneksel satıcı ülke
traditional assessment n. geleneksel değerlendirme
standing committee on traditional specialities guaranteed n. geleneksel ürün adlarına ilişkin daimi komite
traditional speciality guaranteed n. geleneksel ürün adı
Insurance
traditional policy n. poliçe sahibinin primlerinin genel bir fona ödendiği hayat sigortası
Technical
traditional ceramics n. geleneksel seramikler
Telecom
traditional arrangements n. geleneksel düzenlemeler
Construction
traditional construction practice n. geleneksel yapı pratiği
Medical
traditional healer n. geleneksel hekim
traditional medicine n. geleneksel tıp
traditional healer n. halk hekimi
oriental traditional medicine n. doğu-geleneksel tıp
traditional medicine n. geleneksel ilaç
traditional wound care methods n. klasik yara bakım yöntemleri
traditional poison n. geleneksel zehir
tcm (traditional chinese medicine) n. geleneksel çin tıbbı
traditional and complementary medicine unit n. geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitesi
Psychology
traditional action n. geleneksel eylem
Food Engineering
traditional foods n. geleneksel gıdalar
Gastronomy
sweet made of carrots, traditional in mersin n. cezeriye
traditional restaurant n. lokanta
a pastry traditional to polish cuisine n. ponçik
Marine Biology
traditional fishing zone n. geleneksel balıkçılık kuşağı
Agriculture
traditional farming n. geleneksel çiftçilik
traditional agriculture n. geleneksel tarım
traditional agriculture system n. geleneksel tarım sistemi
traditional agricultural practices n. geleneksel tarım uygulamaları
traditional agricultural practices n. geleneksel zirai uygulamalar
traditional agricultural practices n. geleneksel ziraat uygulamaları
traditional agricultural practices n. geleneksel tarımsal uygulamalar
traditional flood irrigation n. salma sulama
Social Sciences
traditional authority n. geleneksel otorite
traditional weapon [south african] n. (güney afrika'da) kabile törenlerinde sergilenen önemli bir silah
traditional marriage n. heteroseksüel evlilik
traditional marriage n. geleneksel evlilik
traditional marriage n. iki karşı cins arasında gerçekleşen evlilik
traditional marriage n. geleneklere göreneklere uygun evlilik
traditional marriage n. gelenek göreneklerin yerine getirildiği/uygulandığı düğün/evlilik
traditional marriage n. eşcinsel evliliği gayrimeşru olarak düşünenlerin normal kabul ettiği heteroseksüel evlilik
traditional marriage n. bir kadınla bir erkeğin evliliği
traditional marriage n. geleneksel düğün
tradwife (traditional wife) n. geleneksel eş
tradwife (traditional wife) n. geleneksel cinsiyet rollerine inanan ev hanımı eş
Education
traditional education n. geleneksel eğitim
Linguistics
traditional grammar n. geleneksel dilbilgisi
Philosophy
traditional logic n. orta çağ mantığı
Sport
traditional sports n. geleneksel sporlar
Art
traditional animation n. geleneksel/klasik animasyon
traditional animation n. el çizimi animasyon
traditional turkish theater n. geleneksel türk tiyatrosu
traditional improvised theatre n. orta oyunu
traditional dance music n. oyun havası
Music
an indian traditional string instrument n. dilruba
traditional jazz n. geleneksel caz