unable - Turco Inglés Diccionario

unable

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

unable — Definition

Significado:
yapamayan, güçsüz
Pronunciación (IPA):
(AmE /ʌnˈeɪbəl/ – BrE /ʌnˈeɪbəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
incapable, powerless
Antónimos:
able, capable

Significados de "unable" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
unable adj. aciz
I tried to lift the log on my own, but I was unable to do it.
Kütüğü tek başıma kaldırmaya çalıştım ama bunu yapmaktan acizdim.

More Sentences
General
unable v. yapamamak
I deeply regret that we were unable to deliver a joint response, but had to have a discussion instead.
Ortak bir yanıt veremediğimiz, bunun yerine bir tartışma yapmak zorunda kaldığımız için derin üzüntü duyuyorum.

More Sentences
unable adj. aciz
I tried to lift the log on my own, but I was unable to do it.
Kütüğü tek başıma kaldırmaya çalıştım ama bunu yapmaktan acizdim.

More Sentences
unable adj. yapamaz
I am unable to make these hairstyles.
Bu saç modellerini yapamıyorum.

More Sentences
Law
unable adj. aciz
I tried to lift the log on my own, but I was unable to do it.
Kütüğü tek başıma kaldırmaya çalıştım ama bunu yapmaktan acizdim.

More Sentences
Technical
unable adj. yapamaz
I am unable to make these hairstyles.
Bu saç modellerini yapamıyorum.

More Sentences
Medical
unable adj. aciz
I tried to lift the log on my own, but I was unable to do it.
Kütüğü tek başıma kaldırmaya çalıştım ama bunu yapmaktan acizdim.

More Sentences
General
unable adj. elinden gelmez
unable adj. iktidarsız
unable adj. yapamayacak durumda
unable adj. gücü yetmez
unable adj. yapamayan
unable adj. güçsüz
Law
unable adj. liyakatsiz
Technical
unable adj. gücü yetmez
unable adj. mez gücü yetmez
unable adj. olanaksız
Medical
unable adj. beceriksiz

Significados de "unable" con otros términos en diccionario inglés turco: 112 resultado(s)

Inglés Turco
General
be unable to get to sleep v. uyku tutmamak
be unable to control one's anger v. hırsını alamamak
be unable to work something out v. içinden çıkamamak
be unable to defeat each other v. yenişememek
be unable to complete v. arkasını getirememek
be unable to retort v. altında kalmak
be unable to hide something v. açık vermek
be unable to find a meaning in v. mana verememek
be unable to find a job v. bir baltaya sap olamamak
be unable to sleep v. uykusuz kalmak
be unable to slow down v. hızını alamamak
be unable to hold one's tongue v. dilini tutamamak
be unable to work (something) out v. işin içinden çıkamamak
be unable to work out v. içinden çıkamamak
be unable to bring oneself (to do something) v. nefsine yedirememek
be unable to settle a matter v. işin içinden çıkamamak
be unable to contain oneself v. içi içine sığmamak
be unable to bring oneself to v. kendine yedirememek
be unable to v. aciz olmak
be unable to understand v. anlam verememek
be unable to escape from one's fate v. kaderinden kaçamamak
be unable to understand v. aklı almamak
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
be unable to settle down v. dikiş tutturamamak
be unable to get v. kafası almamak
be unable to cope with v. baş edememek
be unable to think v. kafa kalmamak
be unable to carry through v. altından kalkamamak
be unable to comprehend v. havsalası almamak
be unable to do something v. acze düşmek
be unable to stand the gaff v. sıkıntıya gelememek
be unable to do something v. aciz olmak
be unable to stand v. yüreği kaldıramamak
be unable to cope v. baş edememek
be unable to withstand hardship v. zora gelememek
be unable to get a word in edgewise v. karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak
be unable to remember v. hatırlayamamak
be unable to work v. elden ayaktan düşmek
be unable to pronounce correctly v. dili dönmemek
be unable to understand v. kafası almamak
be unable to comprehend v. kafası almamak
be unable to stand v. çekememek
be unable to contain oneself for v. yerinde duramamak
be unable finish what one was saying v. laf ağzında kalmak
be unable to get one's tongue around a word v. dili dönmemek
be unable to sleep v. uyuyamamak
be unable to bear up under difficulties v. sıkıntıya gelememek
appear unable v. aciz görünmek
become unable v. aciz duruma düşmek
feel unable v. aciz hissetmek
become unable v. aciz durumuna düşmek
be unable to concentrate v. odaklanamamak
be unable to concentrate v. konsantre olamamak
be unable to get on with others v. çevresi ile geçinememek
be unable to get along with others v. çevresi ile geçinememek
be unable to hide one's amazement v. şaşkınlığını gizleyememek
be unable to hide one's confusion v. şaşkınlığını gizleyememek
be unable to hide one's bewilderment v. şaşkınlığını gizleyememek
be unable to hide one's puzzlement v. şaşkınlığını gizleyememek
be unable to hold a job v. dikiş tutturamamak
be unable to keep up v. dikiş tutturamamak
be unable to help v. elinde olmamak
be unable to bring oneself to say v. dili varmamak
be unable to v. -ememek
be unable to go beyond v. ötesine geçememek
be unable to exceed v. ötesine geçememek
be unable to have children v. çocuk doğuramamak
be unable to unite v. birlik olamamak
be unable to go beyond a certain point v. belli bir noktadan öteye gidememek
be unable to breathe v. nefes alamamak
be unable to breathe v. darlanmak
be unable to study v. (ders) çalışamamak
be unable to swim v. yüzememek
be unable to run v. koşamamak
be unable to void v. idrar yapamamak
unable to hold one's urine v. idrarını tutamamak
unable to hold one's urine v. çişini tutamamak
unable to compete v. rekabet edememek
unable to compete v. yarışamamak
unable to forget the past v. geçmişi unutamamak
be unable to hide one's astonishment v. şaşkınlığını gizleyememek
be unable v. yapamamak
Colloquial
be unable to get a word out v. söyleyecek söz bulamamak
be unable to get a word out v. dili tutulmak
unable to go on adj. devam edemeyecek/edemez durumda
unable to go on adj. sürdüremeyecek/sürdüremez durumda
Idioms
be unable to make two ends meet v. geçim sıkıntısı çekmek
be unable to order v. diş geçirememek
be unable to hear yourself think v. kafasını toparlayamamak/toplayamamak
be unable to hear yourself think v. kafası şişmek
be unable to hear yourself think v. kendi sesini/kendi düşüncelerini bile duyamamak
be unable to hear (oneself) think v. kafasını toparlayamamak/toplayamamak
be unable to hear yourself think v. gürültüden dolayı konsantre olamamak
be unable to hear (oneself) think v. kendi sesini/kendi düşüncelerini bile duyamamak
be unable to hear (oneself) think v. gürültüden dolayı konsantre olamamak
be unable to hear (oneself) think v. kafası şişmek
(be unable to) look somebody in the eye(s)/face v. utançtan birinin yüzüne/gözüne bakamamak
Law
unable to perform judicial duty adj. kaza görevini ifa edemez
unable to perform judicial duty expr. yargılama vazifesini yapamaz
Technical
unable to adjust expr. ayarlanamıyor
Computer
unable to process expr. işlem yapılamıyor
unable to apply expr. uygulanamaz
unable to scan expr. tarayamıyor
unable to open file expr. dosyası açılamıyor
unable to create map expr. harita yaratılamıyor
unable to process expr. işlenmiyor
unable to launch the application expr. uygulama başlatılamıyor
disk full-unable to complete save operation expr. disk dolu-kayıt işlemi tamamlanamıyor
unable to connect to file server expr. dosya sunucusuna erişilemiyor
Medical
being unable to void n. idrar yapamama
be unable to conceive v. çocuk yapamamak (kadın için)
be unable to impregnate v. çocuk yapamamak (erkek için)