Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
bit rate
celos
radiophonic
pivotally mounted
quey
Oberlefze
preparation process
rider plate
dittmarite
screen locking
Butyl
elastic spring
Alpine Fritillary
participates
electric stroboscope
necid
loamiest
uveoparotitis
nonadministrative
communings
window pillar
clonage
point of intersection
placing practice
Nitrylchlorid
yapacak
Historia
Frases
Significados de
"yapacak"
en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
General
1
General
yapacak
gonna
abrev.
Significados de
"yapacak"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
General
1
General
yapacak bir şey yok
nothing to do
n.
2
General
yapacak şeyi olmama
inoccupation
n.
3
General
kendini belirli bir şeyi yapacak kadar güçlü hissetmek
feel up to
v.
4
General
... yapacak kapasiteye sahip olmak
have the capacity for
v.
5
General
yapacak başka bir şeyi kalmamak
have nothing else to do
v.
6
General
yapacak bir şeyi kalmamak
have nothing else to do
v.
7
General
yapacak bir şeyi kalmamak
have nothing to do
v.
8
General
yapacak bir şeyi kalmamak
have nothing else (left) to do
v.
9
General
yapacak bir şeyi kalmamak
got nothing left to do
v.
10
General
kendi yerine yapacak başkaları olmak
be in good company
v.
11
General
yapacak çok şeyi olmak
have a lot to do
v.
12
General
yapacak çok şeyi olmak
have many things to do
v.
13
General
yapacak çok şeyi olmak
have lots of things to do
v.
14
General
yapacak çok işi olmak
have lots of things to do
v.
15
General
yapacak çok işi olmak
have many things to do
v.
16
General
yapacak çok işi olmak
have a lot to do
v.
17
General
yapacak çok az şeyi olmak
have little to do
v.
18
General
yapacak bir şeyi olmamak
have nothing to do
v.
19
General
(bir şeyi yapacak) son kişi olmak
be the last person (to do something)
v.
20
General
yapacak işleri olmak
have something doing
v.
21
General
yapacak işleri olmak
have something on
v.
22
General
satışı yapacak başka birini bulmak
find somebody else to sell
v.
23
General
(bir şeyi) neredeyse yapacak olmak
come close
v.
24
General
yapacak başka işleri olmak
have other thing to do
v.
25
General
bir şeyi yapacak gücü olmamak
be powerless to do
v.
26
General
uç kısımları geçme yapacak şekilde birleştirmek
lap timbers
v.
27
General
(bir şeyi) yapacak kapasiteye sahip olmak
contain
v.
28
General
yapacak iş vermek
put to work
v.
29
General
yapacak durumda olmamak
be in no condition
v.
30
General
yapacak işi az olan
underoccupied
adj.
31
General
yapacak fazla işi olmayan
underoccupied
adj.
32
General
tuvaletini dışarıya yapacak şekilde eğitilmiş (evcil hayvan)
housebroke
adj.
Phrasals
33
Phrasals
(birini bir şey yapacak kadar) korkutmak
frighten (one) into (something)
v.
34
Phrasals
(birini/bir hayvanı) bir şey yapacak kadar korkutmak
frighten (someone or an animal) into doing something
v.
35
Phrasals
(bir şey) yapacak gücü, enerjiyi kendinde bulmak
feel up to (something)
v.
36
Phrasals
kendini (bir şey) yapacak kadar güçlü, enerjik hissetmek
feel up to (something)
v.
37
Phrasals
bir şey yapacak kadar korkutmak
frighten into doing
v.
Phrases
38
Phrases
yapacak olmak
be bousta (about to [do something])
v.
39
Phrases
benim için maktan başka yapacak bir şey yoktu
there was no course open to me but to
expr.
40
Phrases
çocuk çocukluğunu yapacak illa ki
kids will be kids
expr.
41
Phrases
yapacak bir şey yok
it can't be helped
expr.
Proverb
42
Proverb
çocuktur yapacak
boys will be boys
43
Proverb
yapacak işi olmayanlar önünde sonunda yanlış işler yapmaya başlarlar
the devil makes work for idle ˈhands
44
Proverb
yapacak işi olmayanın belaya/suça bulaşması kolay olur
the devil makes work for idle hands
45
Proverb
yapacak bir şey yok
it's ill striving against the stream
46
Proverb
yapacak işi olmayanın belaya/suça bulaşması kolay olur
the devil makes work for idle hands to do
Colloquial
47
Colloquial
değişiklik yapacak yer/zaman
room for maneuver
n.
48
Colloquial
değişiklik yapacak alan
room to maneuver
n.
49
Colloquial
değişiklik yapacak yer/zaman
room to maneuver
n.
50
Colloquial
değişiklik yapacak alan
room for maneuver
n.
51
Colloquial
yapacak daha önemli şeyler/işler
better things to do
n.
52
Colloquial
yapacak daha iyi şeyler/işler
better things to do
n.
53
Colloquial
yarasına pansuman yapacak bir şeyler aramak
look for something to dress one’s wound with
v.
54
Colloquial
yarasına pansuman yapacak bir şeyler bulmak
find something to dress one’s wound with
v.
55
Colloquial
yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have more interesting things to do
v.
56
Colloquial
bir şeyi yapacak zamanı olmak
get the time
v.
57
Colloquial
bir şeyi yapacak ilk insan olmak
be the first person to do something
v.
58
Colloquial
bir şeyi yapacak son insan olmak
be the last person to do something
v.
59
Colloquial
kendine yapacak bir şeyler bulmak
keep yourself busy
v.
60
Colloquial
(kendine) yapacak bir şeyler bulmak
keep (oneself) busy
v.
61
Colloquial
bir şey havasında/bir şey yapacak havada olmamak
be in no mood for something/for doing something
v.
62
Colloquial
bir şey modunda/bir şey yapacak modda olmamak
be in no mood for something/for doing something
v.
63
Colloquial
bir şey yapacak halde olmamak
be in no mood to do something
v.
64
Colloquial
bir şey yapacak kadar ileri gitmek
go so far as to do something
v.
65
Colloquial
işi bir şey yapacak kadar ileri götürmek
go as far as to do something
v.
66
Colloquial
bir şey yapacak kadar ileri gitmek
go as far as to do something
v.
67
Colloquial
işi bir şey yapacak kadar ileri götürmek
go so far as to do something
v.
68
Colloquial
(bir şey yapacak) kadar ileri gitmek
go so far as (doing something)
v.
69
Colloquial
yapacak çok şeyi olmak
have a lot going for it
v.
70
Colloquial
yapacak bir şey yok
there we go
expr.
71
Colloquial
yapacak bir şey yok
it is what it is
expr.
72
Colloquial
artık yapacak bir şey kalmadı
it is what it is
expr.
73
Colloquial
yapacak bir şey yok
that's (just) the way it plays
expr.
74
Colloquial
yapacak halde değil
in no mood to do
expr.
75
Colloquial
(bir şey yapacak) halde değil
in no mood to (do something)
expr.
76
Colloquial
yapacak bir şey yok
oh well
exclam.
Idioms
77
Idioms
(bir şeyi yapacak kadar) sinirleri sağlam olma
brass nerve
n.
78
Idioms
(bir şeyi yapacak) yüzü olma/bulma
brass neck [uk]
n.
79
Idioms
(bir şeyi yapacak) yüzü olma/bulma
brass nerve
n.
80
Idioms
(bir şeyi yapacak kadar) sinirleri sağlam olma
brass neck [uk]
n.
81
Idioms
yapacak işi olmayıp birlikte takılan zengin kadınlar
ladies who lunch
n.
82
Idioms
(yapacak) dünya kadar şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
83
Idioms
(yapacak) pek çok şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
84
Idioms
(yapacak) yüklü miktarda şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
85
Idioms
(yapacak) çok sayıda/miktarda şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
86
Idioms
yapacak çok şey/iş
a lot on (one's) plate
n.
87
Idioms
(yapacak) yüzlerce/binlerce/milyonlarca şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
88
Idioms
(yapacak) bir hayli şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
89
Idioms
(yapacak) sürüsüne bereket şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
90
Idioms
(yapacak) çok fazla şey
a hundred/thousand/million and one things/things to do
n.
91
Idioms
yapacak daha önemli bir iş
bigger fish to fry
n.
92
Idioms
yapacak daha ilginç şeyler
bigger fish to fry
n.
93
Idioms
yapacak daha önemli işler
bigger fish to fry
n.
94
Idioms
yapacak iş
fish to fry
n.
95
Idioms
değişiklik yapacak alan
room for manoeuvre
n.
96
Idioms
değişiklik yapacak alan
freedom of for manoeuvre
n.
97
Idioms
değişiklik yapacak yer/zaman
freedom of maneuver
n.
98
Idioms
değişiklik yapacak alan
freedom of maneuver
n.
99
Idioms
değişiklik yapacak yer/zaman
room for manoeuvre
n.
100
Idioms
değişiklik yapacak yer/zaman
freedom of for manoeuvre
n.
101
Idioms
yapacak daha önemli bir iş
other fish to fry
n.
102
Idioms
yapacak yığınla iş
full plate
n.
103
Idioms
yapacak daha ilginç şeyler
other fish to fry
n.
104
Idioms
yapacak daha iyi bir iş
other fish to fry
n.
105
Idioms
yapacak başka işler
other fish to fry
n.
106
Idioms
yapacak daha önemli işler
other fish to fry
n.
107
Idioms
yapacak daha iyi kazançlı bir işi olmak
have other fish to fry
v.
108
Idioms
yapacak işi olmamak
have time on one's hands
v.
109
Idioms
yapacak zor bir işi olmak
have one's work cut out
v.
110
Idioms
yapacak çok işi olmak
have a lot on one's plate
v.
111
Idioms
yapacak çok işi olmak
have too much on one's plate
v.
112
Idioms
yapacak bir yığın işi olmak
have a full plate
v.
113
Idioms
bir şeyi yapacak en son insan olmak
be the last person (to do something)
v.
114
Idioms
yapacak gücü kalmamak
be all done in
v.
115
Idioms
yapacak gücü kalmamak
be done in
v.
116
Idioms
yapacak bir şeyi olmamak
be at a loose end
v.
117
Idioms
yapacak bir şeyi olmamak
be at loose ends
v.
118
Idioms
yapacak başka işleri olmak
have other fish to fry
v.
119
Idioms
yapacak daha önemli işleri olmak
have more important fish to fry
v.
120
Idioms
yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have more important fish to fry
v.
121
Idioms
yapacak başka işleri olmak
have bigger fish to fry
v.
122
Idioms
yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have bigger fish to fry
v.
123
Idioms
yapacak daha önemli işleri olmak
have other fish to fry
v.
124
Idioms
yapacak başka işleri olmak
have more important fish to fry
v.
125
Idioms
yapacak daha ilginç şeyleri olmak
have other fish to fry
v.
126
Idioms
yapacak daha önemli işleri olmak
have bigger fish to fry
v.
127
Idioms
bir şeyi neredeyse yapacak olmak
come within a whisker of something
v.
128
Idioms
... yapacak kadar alçalmak/düşmek/küçülmek
be reduced to doing something
v.
129
Idioms
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak
get up a head of steam
v.
130
Idioms
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak
build up a head of steam
v.
131
Idioms
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak
work up a head of steam
v.
132
Idioms
bir şeyi yapacak havada olmamak
be in no mood to do something
v.
133
Idioms
yapacak daha önemli bir işi olmak
have other fish to fry
v.
134
Idioms
yapacak daha önemli bir işi olmak
have bigger fish to fry
v.
135
Idioms
yapacak daha önemli bir işi olmak
have more important fish to fry
v.
136
Idioms
yapacak gibi görünmemek
cannot seem to do something
v.
137
Idioms
bir işi yapacak cesareti olmak
be man enough to do something
v.
138
Idioms
aptallık yapacak kadar sarhoş olmak
have drunk wine of ape
v.
139
Idioms
az daha/neredeyse (bir şey) yapacak olmak
be within a whisker of (something)
v.
140
Idioms
bir şeyi yapacak kadar alçalmak
be not above (doing something)
v.
141
Idioms
bir şeyi yapacak seviyeye inmek
not be above
v.
142
Idioms
bir şeyi yapacak seviyeye inmek
be not above (doing something)
v.
143
Idioms
bir şeyi yapacak kadar alçalmak
not be above
v.
144
Idioms
(bir şey yapacak) bir sebebi olmamak
have no cause to (do something)
v.
145
Idioms
(bir şeyi yapacak) cesareti bulmak
summon up the courage to (do something)
v.
146
Idioms
(bir şeyi yapacak) yürekliliği göstermek
pluck/screw/summon up (your/the) courage (to do something)
v.
147
Idioms
birine bir şeyi yapacak saygıyı göstermek
do somebody the courtesy of doing something
v.
148
Idioms
eve gelince hiçbir şey yapacak hali kalmamak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home
v.
149
Idioms
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the (good) grace to (do something)
v.
150
Idioms
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the courtesy to (do something)
v.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of yapacak
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy