yeme - Turco Inglés Diccionario

yeme

Significados de "yeme" en diccionario inglés turco : 9 resultado(s)

Turco Inglés
General
yeme eating n.
There is a custom of eating rice cakes for New Year's in Japan.
Japonya'da yılbaşı için pirinç kekleri yeme geleneği vardır.

More Sentences
yeme ingestion n.
He is having some trouble with the ingestion of raw food.
Çiğ gıdaları yeme konusunda bazı sorunlar yaşıyor.

More Sentences
Marine Biology
yeme ingestion n.
He is having some trouble with the ingestion of raw food.
Çiğ gıdaları yeme konusunda bazı sorunlar yaşıyor.

More Sentences
General
yeme eroding n.
yeme fretting n.
yeme bit [obsolete] n.
yeme manducation n.
yeme feed [obsolete] n.
Marine Biology
yeme predation n.

Significados de "yeme" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
oburcasına yeme englutting n.
iyi yeme sanatı gastronomy n.
midye pişirip yeme eğlencesi clambake n.
boru yeme pipe eating n.
kendini tutma (yeme içme konusunda) abstinence from n.
aşırı yeme overeating n.
kendini tutma (özellikle yeme içme konusunda) abstemiousness n.
kurt gibi saldırarak yeme wolfing n.
rüşvet yeme malversation n.
yeme içme food & beverage n.
yemek yeme intake n.
yeme alışkanlıkları food habits n.
ağır ağır yeme nibbling n.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutma abstemiousness n.
iyi yemek yeme ve yemekten anlama sanatı gastronomy n.
tıka basa yeme englutting n.
küçük lokmalar halinde yeme nibbling n.
leş yeme necrophagia n.
ölü eti yeme necrophagia n.
yeme isteği munchies n.
yemek yeme alışkanlığı eating habit n.
kötü yeme alışkanlıkları bad eating habits n.
kendi türünü yeme cannibalisation n.
kendi türünü yeme cannibalization n.
kazık (yeme) unfair deal n.
toprak yeme geophagy n.
tıka basa yeme engorgement n.
insan yeme anthropophagy n.
hakkını yeme defraudation n.
yeme içme alışkanlığı eating and drinking habit n.
plasenta yeme human placentophagy n.
kendi kendini yeme self-cannibalization n.
kendi kendini yeme self-cannibalisation n.
ucu çatal ortası kaşık ve kenarı bıçak gibi keskin olan yemek yeme aracı runcible spoon n.
arkasına yaslanarak yeme accubation n.
yatarak yemek yeme accubation n.
hayvan eti yeme carnivory n.
yeme-içme cenation [obsolete] n.
yeme alışkanlıkları eating habits n.
yemek yeme isteği alimentiveness n.
yemek yeme meal n.
başının etini yeme henpeck n.
başının etini yeme hen-peck n.
yemek yeme repast n.
öğle yemeği yeme lunching n.
kutsal nesnelerin tapınan kişilere gösterildiği, kaidelerin okunduğu, yıkama, yeme, içme ve kurban etme gibi törensel faaliyetlerin yapıldığı gizli bir dini ayin mystery n.
hapır hupur yeme chump n.
hapır hupur yeme chomping n.
yemek yeme chow-down n.
(değirmen hizmetlisinin) kiracılardan yemek yeme hakkı gowpen [scotland] n.
yeme içmede lüks yiyecek ayrımı yapma gourmandize n.
yeme içmede lüks yiyecek ayrımı yapma gourmandise n.
yemek yeme munch n.
birlikte yemek yeme commensation n.
aynı pulla art arda iki hamle yaparak rakibin iki pulunu yeme double jump n.
elma yeme prima n.
ibadet olarak veya takıntı sebebiyle dışkı yeme scatophagy n.
aşırı yeme scram [dialect] [uk] n.
dayak yeme spiflication n.
başının etini yeme pesterment n.
sopa yeme fustigation n.
homini gırtlak yeme farctate [obsolete] n.
aşırı yeme, içme eğilimine sahip crapulous adj.
kendini tutan (özellikle yeme içme konusunda) abstemious adj.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutan abstemious adj.
yeme içmede azla yetinen abstemious adj.
yeme içmede azla yetinen abstentious adj.
serbestçe yeme ad libitum adj.
yeme-içme içeren cenatory [obsolete] adj.
yeme-içme ile ilgili cenatory [obsolete] adj.
roma dönemi yemek yeme tarzına ait veya ilgili tricliniary adj.
özellikle yemek yeme ve uyuma gibi alışkanlıkları konusunda rahatı kaçmış mistimed [uk] adj.
yeme borusunun sırt bölümünde bulunan supra-esophagal adj.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutarak abstemiously adv.
kendini tutarak (özellikle yeme içme konusunda) abstemiously adv.
yeme isteği anlamına gelen son ek -phagia suf.
Phrases
yemeği alıp başka bir yerde yeme to go adv.
tıka basa yeme belirten ünlem nom interj.
tıka basa yeme belirten ünlem nom nom nom interj.
Colloquial
kazık (yeme) dirty deal n.
kazık yeme dirty deal n.
yemeği dışarıda yeme dinner outing n.
aniden gelen karşı konulmaz big mac yeme isteği big mac attack n.
arkasına/kıçına tekmeyi yeme kick in the behind n.
halt yeme brick n.
hızlı bir tane (yeme, içme) fast one n.
iki tek atma/ayaküstü yemek yeme fast one n.
hızlıca içki içme, yemek yeme fast one n.
yemek yeme bağımlısı foodaholic n.
yiğidi öldür hakkını yeme give the devil her due expr.
yeme bizi come off it expr.
yeme beni break it down expr.
yiğidi öldür hakkını yeme I have to hand it to someone expr.
yiğidi öldür hakkını yeme you have to hand it to someone expr.
Idioms
zılgıt yeme bawl out n.
(mecazen) surata tokat yeme a slap in the face n.
(mecazen) surata tokat yeme a slap in the eye n.
meyvesini yeme a run for one's money n.
(bir şeyi yapmayı) gözü yeme brass nerve n.
(bir şeyi yapmayı) gözü yeme brass neck [uk] n.
kıçına tekmeyi yeme kick in the breech n.
kıçına tekmeyi yeme a kick in the pants n.
bol miktarda karbonhidratlı yiyecekler yeme carb-loading n.
zılgıtı yeme trip to the woodshed n.
ayvayı yeme a trip to the woodshed n.
zılgıtı yeme a trip to the woodshed n.
ayvayı yeme trip to the woodshed n.
fırçayı yeme a trip to the woodshed n.
fırçayı yeme trip to the woodshed n.
meyvesini yeme a run for your money n.
meyvesini yeme a run for money n.
fırça yeme a slap on the wrist n.
meyvesini yeme a (good) run for your money n.
kedi köpek gibi birbirini yeme cat-and-dog life n.
tekmeyi yeme the bird [uk] n.
bıraktığı sakıncalı/zararlı bir şeye geri başlamak (alkol, sigara, uyuşturucu, aşırı yeme) fall off the wagon v.
son verdiği sakıncalı/zararlı bir şeye geri dönmek (alkol, sigara, uyuşturucu, aşırı yeme) fall off the wagon v.
geri başlamak (alkol, sigara, uyuşturucu, aşırı yeme) fall off the wagon v.
bıraktığı sakıncalı/zararlı bir şeye geri başlamak (alkol, sigara, uyuşturucu, aşırı yeme) fall off the wagon v.
bir süre temiz kaldıktan sonra kaldığı yerden devam etmek (alkol, sigara, uyuşturucu, aşırı yeme) fall off the wagon v.
yiğidi öldür hakkını yeme have (got) to hand it to (someone) v.
yiğidi öldür hakkını yeme have to hand it to somebody v.
yiğidi öldür hakkını yeme give the devil his due expr.
yiğidi öldür hakkını yeme have to hand it to someone expr.
yiğidi öldür hakkını yeme call a spade a spade expr.
yeme de yanında yat (a meal) fit for a king expr.
yeme de yanında yat too good to be true expr.
kahvaltıda alışık olmadığımız, sağlıklı olmayan şeyler yeme veya içme anlamında alay yollu bir ifade breakfast of champions expr.
yiğidi öldür hakkını yeme credit where credit is due expr.
sarı kar yeme don't eat (the) yellow snow expr.
üstüne işenmiş kar yeme don't eat (the) yellow snow expr.
yiğidi öldür hakkını yeme give the devil his/her due expr.
yiğidi öldür hakkını yeme credit where credit's due expr.
Speaking
çok yeme don't eat much expr.
fazla yeme don't eat much expr.
yeme beni go on with you expr.
tırnaklarını yeme don't bite your nails expr.
yemek yeme zamanı it's time to eat expr.
yeme beni don't fool me expr.
yeme beni! don't give me that! expr.
Trade/Economic
yeme içme catering n.
piyasanın kaymağını yeme market skimming n.
Law
para yeme graft n.
eşlerin yatak ve birlikte yeme içme eylemlerini birbirinden ayırmaları separation from bed and board n.
rüşvet yeme embracery n.
yemek yeme ve parasını ödememe dining and dashing n.
feodal sistemde toprak sahibine kiracısının evinde barınıp yemek yeme hakkı veren bir ayrıcalık coshering n.
Politics
yeme-içmenin kısıtlanması restriction of foodstuff n.
Tourism
yeme-içme faaliyeti board activity n.
yeme-içme sektörü refreshments sector n.