yok! - Turco Inglés Diccionario

yok!

Significados de "yok!" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
yok! nay interj.

Significados de "yok!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yok olmak disappear v.
etkisini yok etmek counteract v.
yok absent adj.
General
yok olma deperdition n.
ortadan yok olma vanishing n.
yok nonexistence n.
yok edici annihilator n.
yok eden eradicator n.
yok olma depletion n.
asit niteliğini yok etme neutralization n.
yok etme disposal n.
yok olma evanescence n.
yok etme wipeout n.
yok etme ve tekrar inşa destruction and reconstruction n.
nükleer silahların yok edilmesi denuclearization n.
yok olma destruction n.
yok pahasına satılan şey bargain n.
yok edici devourer n.
zararlı bir hayvanın yok edilmesi veya bir suçlunun yakalanması için devletçe verilen para bounty n.
yok etme obliteration n.
bitkileri yok eden madde herbicide n.
yok etme extirpating n.
işlem yok no op n.
yok etme elimination n.
yok etme eradicating n.
yok etme eradication n.
yok etme wracking n.
işlem yok komutu no operation instruction n.
büyük bir kısmı yok olma decimation n.
yok edici destroyer n.
yavaş yavaş yok olma fading away n.
yok etme extincting n.
etkisini yok etme counteraction n.
yok olma extinction n.
yok etme exterminating n.
yok etme suppression n.
içi yok olmuş bir şeyin dışı shell n.
atık yok etme bölgesi rubbish tip n.
yok etme extirpation n.
tek bir merkeze yoğunlaşıp diğer yönleri yok sayma centration n.
yok olma disappearance n.
radyoaktif atıkların yok edilmesi radioactive waste disposal n.
yok edici kimse destroyer n.
yok etme effacing n.
kendini yok eden program self destructing program n.
herhangi bir şeyin yok olacağı haberi knell n.
yok etme extermination n.
yok etme destruction n.
yok edilme destruction n.
büyük bir kısmını yok etme decimation n.
yok etme effacement n.
yok edilemezlik indestructibleness n.
acı ve üzüntüyü yok eden ilaç nepenthe n.
yok etme extinction n.
yok olma dissolution n.
yok edici rekabet destructive competition n.
yapacak bir şey yok nothing to do n.
acımadan yıkıp yok etme wanton destruction n.
yok nothing n.
ıstırabı yok eden herhangi bir şey nepenthe n.
yok denecek kadar minute amount n.
yok denecek kadar az minute amount n.
kişinin bedenini veya bir eşyayı bulunduğu mekanda yok edip bir anda başka bir mekanda ortaya çıkarması teleportation n.
kanıtları yok etme spoliation n.
yok etme annihilation n.
yok oluş annihilation n.
yok edim annihilation n.
çöp yok etme garbage disposal n.
çöp yok etme tesisi garbage disposal plant n.
kendi kendini yok etme self-destruction n.
yok etme demolition n.
kendi kendini yok etme self destruct n.
hedef gözeterek yok etme targeted killing n.
beklenen yok satma miktarı expected sell-out rate n.
yok olma wreck n.
yapılacak bir şey yok nothing to do n.
kendi kendini yok etme autodestruction n.
ambalajların yok edilmesi disposal of packaging n.
yok eden destructor n.
bir fark yok same difference n.
yok denecek kadar az şans a slight chance n.
yok edici terminator n.
yok edici blaster n.
cinsiyetini yok etme desexualization n.
cinsiyetini yok etme desexualisation n.
yok etme blotting n.
bakterileri yok edici madde bactericide n.
bakterileri yok etme bacteriolysis n.
bakterileri yok eden küçücük cisimler bacteriophage n.
yok edici şey destroyer n.
ağaçları yok etme deforestation n.
yok non-existence n.
yok etme wipe-out n.
nükleer silahların yok edilmesi denuclearisation n.
asit niteliğini yok etme neutralisation n.
kitlesel yok oluş mass extinction n.
kitlesel yok oluş extinction event n.
kitlesel yok oluş extinction-level event (ele) n.
kitlesel yok oluş biotic crisis n.
yok olma tehlikesi danger of extinction n.
ormanı yok etme deforestati̇on n.
(ileri yıllarda yok olacak olan) bebeğin vücundaki yağ baby fat n.
gezegen yok eden (nükleer silah vb) planet buster n.
yavaş yavaş yok etme absumption [obsolete] n.
yok oluş perishment n.
yok olma perishment n.
direktuvar sistemini yok etmek ve komünist düzeni kurmak için komplo düzenleyen fakat başarısız olan fransız politik provokatör babeuf n.
doğum oranının ölüm oranına eşit olması sebebiyle bir ırkın zamanla yok olması race suicide n.
ırkın yok olması race suicide n.
bir ırkın zamanla yok olması race suicide n.
büyük antiller ve bahamalar'da yaşamış olup, kültürleri soykırım, asimilasyon ve salgın hastalıklar sebebiyle yok edilmiş arawak soyundan olan kimse taíno n.
istilacı nassella tussock bitkisini yok etmek için yeni zelanda'nın farklı bölgelerinde kurulan çeşitli yerel yasal kuruluşlardan her biri nassella tussock board n.
yok farz edilen kimse nonperson n.
yok hükmünde kimse non-person n.
yok hükmünde kimse nonperson n.
yok hükmünde kimse nullity n.
yok sayılma neglectedness n.
yok sayma neglection n.
yok sayılabilir olma negligibility n.
yok olma eclipse n.
yok olma end n.
yok olmaya yüz tutmuş fikirler embers n.
yok olma unessence n.
yok hükmünde olan şey zilch n.
yok pahasına satma sacrifice n.
yok etme erasement n.
düşman hava araçları, gemileri ve füzelerine saldırarak yok etme kill n.
yok edici hareketler uprootings n.
yok eden kimse ruiner n.
yok eden kimse uprooter n.
yok eden kimse undoer n.
ortadan yok olma evanition n.
ortadan yok olma evanishment [rare] n.
yanıp yok olma exustion n.
yavaş yavaş yok olma fade-out n.
giderek yok olma fadeout n.
giderek yok olma fade-out n.
yavaş yavaş yok olma fadeout n.
mesleki sorumluluğu yok sayma malepractice n.
günümüzde yemen'in güneybatısında konuşulan yok olmuş eski güney arapçası qatabanian n.
silip yok etme wipe-out n.
silip yok etme wipeout n.
ötesinde veya altındayken bir şeyin yok olduğu veya mümkün olmadığı sınır margin n.
ötesinde veya altındayken bir şeyin yok olduğu veya mümkün olmadığı sınır margent n.
yok denecek kadar az haet [scotland] n.
yok eden şey wind n.
zekayı yok eden şey witworm [obsolete] n.
alevlerin tamamen yok ettiği adak holocaust n.
hayatın pervasızca yok edilmesi holocaust n.
yok edici güç monster n.