Screen - Turc Anglais Dictionnaire

Screen

Sens de "Screen" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 124 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
screen n. ekran
General
screen n. bölme
screen n. pano
screen n. sinema
screen n. paravana
screen n. örtü
screen n. paravan
screen n. görüntülük
screen n. beyazperde
screen n. ekran
screen n. perde
screen n. sineklik
screen n. sırt kısmı yüksek ahşap bank
screen n. (özellikle pencere ve kapı camları için) koruyucu plastik örtü
screen n. elek bezi
screen n. büyüyüp etrafı sarmış bitkiler
screen n. (sağlık amaçlı) tarama
screen n. (basketbolda vb.) perdeleme
screen v. elemek
screen v. incelemek (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla)
screen v. kamufle etmek
screen v. siper etmek
screen v. örtmek
screen v. ekranda göstermek
screen v. taramak (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla)
screen v. elekten/kalburdan geçirmek
screen v. perde ile ayırmak
screen v. eleme yapmak
screen v. kalburdan geçirmek
screen v. korumak
screen v. oynatmak (film)
screen v. tel takmak (pencereye vb/sinek vb'ne karşı)
screen v. gizlemek
screen v. saklamak
screen v. göstermek
screen v. denetlemek
screen v. taramak
screen v. sansürlemek
screen v. (sağlık) taraması yapmak
screen v. önünü kapatmak
screen v. tarama(sın)dan geçirmek
screen v. (hata kontrolü amacıyla) gözden geçirmek
screen adj. pencereli
screen adj. camlı
Technical
screen n. ayırıcı
screen n. elek
screen n. ekran elek
screen n. ekran
screen n. elek örtüsü
screen n. film endüstrisi
screen n. filtre eleği
screen n. gözenekli yüzey
screen n. ızgara
screen n. koruma sacı
screen n. kalbur
screen n. kafes
screen n. madeni yağ süzgeci
screen n. perde
screen n. siper
screen n. sinema perdesi
screen n. süzgeç (kalıp)
screen n. şablon
screen n. süzgeç
screen n. tel süzgeç
screen n. yuvarlak delikli elek
screen n. (kağıt hamuru) yonga eleme makinesi
screen n. kağıt hamuru eleme makinesi
screen n. basınçlı elek
screen n. (tahıl) kabuk eleme makinesi
screen n. serigrafi
screen n. elektronik ekran yüzeyi
screen n. bilgisayar ekranında görüntülenen bilgi
screen v. ekranlamak
screen v. elemek
screen v. elemeden geçirmek
screen v. sinema makinesi ile bir perdeye yansıtmak
screen v. serigrafi ile basmak
screen v. serigraf baskı yapmak
screen adj. serigraf
Architecture
screen n. (tudor veya i. elizabeth dönemi evlerinde) kiler ile mutfağı birleştiren geçit
screen n. ara perde
screen n. kilisede koro ile cemaati birbirinden ayıran bölme
Construction
screen n. elek
Automotive
screen n. ekran
screen n. perde
screen n. süzgeç
Mining
screen n. demir çubuk veya tel ızgaraları destekleyen çerçeve
Psychology
screen n. doğru hislerin fark edilmesini engelleyen şey
screen n. gerçek hisleri perdeleyen şey
Printing
screen v. (resmi) plaka üzerinden fotoğraflamak
screen v. (resmi) fon perde üzerinden fotoğraflamak
Food Engineering
screen n. ekran
screen n. elek
screen v. elemek
Marine Biology
screen n. çit
Meteorology
screen n. siper
Military
screen n. mıntıka koruma amacıyla düşman hattına gönderilen askeri birlik
screen n. hafif donanma gemilerinden oluşan birlik
screen n. (avcı-önleme uçaklarınca gerçekleştirilen) hava devriyesi
screen n. dost bölgenin savunulması amaçlı hava devriyesi
screen n. kamuflaj giysisi
screen n. kamuflaj elemanları
screen n. silahlı gücün fark edilmesini önleyen doğal etkenler
Sport
screen n. (krikette) vuruş yapan oyuncunun topu daha iyi görmesi için saha kenarlarına yerleştirilen yan düzenek
screen n. sporcu taraması
screen v. (futbolda rakibin) topu görmesini engellemek için önüne geçmek
screen v. servis yönünü gizlemek için (servis oyuncusunu) önünü kapatmak
Basketball
screen n. perdeleyen oyuncu
screen v. perdelemek
Cinema
screen n. göstermek (filmi)
screen n. sinema ekranına benzeyen şey
screen v. sinema filminde yansıtmak
screen v. sinema filminde yer vermek
screen v. sinema filminde göstermek
screen v. sinema filminde görünmek
screen v. filme almak
screen v. filmini çekmek
screen v. film olarak çekmek
screen adj. hareketli resimlere ait
screen adj. hareketli resimler ile ilgili
screen adj. sinema filmlerine ait
screen adj. sinema filmleri ile ilgili
Photography
screen n. negatif yapımında ve asetat görüntülemede kullanılan bir tür üç renkli mozaik
screen n. cam fotoğraf plakası

Sens de "Screen" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
smoke screen n. sis perdesi
the screen n. sinema endüstrisi
wide screen n. geniş ekran
screen process printing n. ekran işlem baskısı
magnetic screen n. manyetik ekran
crt screen n. ekran
fluorescent screen n. flüorışıl ekran
window screen n. pencere kafesi
folding screen n. paravana
fire screen n. ateş perdesi
wire mesh screen n. tel süzgeç
beaded screen n. incili ekran
projection screen n. projeksiyon ekranı
silver screen n. sinema
television screen n. televizyon ekranı
folding screen n. paravan
movie screen n. beyaz perde
panoramic screen n. panoramik ekran
smoke screen n. duman perdesi
the silver screen n. beyazperde
fire screen n. ocak siperi
screen time n. gösterim süresi
fire screen n. yangın perdesi
electromagnetic screen n. elektromanyetik ekran
electromagnetic screen n. elektromanyetik zırh
electric screen n. elektrik siperi
electromagnetic screen n. elektromanyetik siper
screen name n. ekran adı
big screen n. sinema
giant screen n. dev ekran
screen recorder n. görüntü kaydedici
display screen n. görüntüleme ekranı
bird screen n. kuş teli
detention screen n. alıkoyma eleği
flat screen n. yassı ekran
flat screen n. düz ekran
focusing screen n. buzlucam
ice tank screen n. buzluk ön duvarı
insect screen n. sineklik
insect screen n. pencere sinekliği
screen headline n. ekran başlığı
persistent screen n. bellekli ekran
shower screen n. duşakabin
projection screen n. projeksiyon perdesi
bed screen n. yatak paravanı
screen wiper n. ekran sileceği
insect screen n. tel sineklik
fly screen n. tel sineklik
bug screen n. tel sineklik
screen house n. sera
flat-screen television n. düz-ekran televizyon
flat-screen tv n. düz-ekran televizyon
sphere screen n. küre ekran
screen door n. sineklikli kapı
screen door n. tel örgülü kapı
braid screen n. örgü ekranı
screen protection n. ekran koruma
screen door n. sineklik
screen mirroring n. ekran yansıtma
geographical screen n. coğrafi ekran
heavy screen time n. yoğun oranda ekrana maruz kalma
bug screen n. böceklik
bug screen n. sineklik
phone screen n. telefon ekranı
acoustic screen n. akustik ekran
screen [scotland] n. geniş baş örtüsü
screen [scotland] n. büyük eşarp
smoke screen n. yanıltıcı şey
smoke screen n. kafa karıştıran şey
smoke screen n. perde görevi üstlenen şey
screen time n. ekran süresi
screen time n. ekran başında geçirilen süre
stage and screen n. (müzikaller, film müzikleri, oyunlar ve benzeri için kullanılan) özel amaçlı bir müzik
screen off v. önüne bir şey koyarak gözükmemesini sağlamak
use as a screen v. paravan olarak kullanmak
screen off v. perdeyle ayırmak
screen off v. önüne bir şey koyarak kapatmak
screen off v. önüne bir şey koyarak örtmek
screen an application v. başvuru incelemek
head for silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
set one's sights on the silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
screen out v. uygunluğunu kontrol etmek
screen out v. uygunluğunu denetlemek
dial the toll-free number on the screen v. ekranda görünen ücretsiz telefon hattını aramak
tap the screen v. ekrana dokunmak
come up on the screen v. (telefon vb) ekranda çıkmak
hand screen v. serigrafiyle basmak
screen [uk] v. panoya asmak
having a screen adj. ekranlı
double screen adj. çift ekran
wide-screen adj. geniş ekran
off-screen adj. (sinema, televizyon) oyuncuların özel hayatlarında gerçekleşen
off-screen adj. (sinema, televizyon) oyuncuların gerçek hayatlarında gerçekleşen
on-screen adj. oyuncunun profesyonel yaşamında meydana gelen
on-screen adj. televizyonda gösterilen
on-screen adj. sinemada gösterilen
on-screen adj. halka açık
off-screen adv. (sinema, televizyon) oyuncuların gerçek hayatlarında
off-screen adv. (sinema, televizyon) izleyicinin görüş alanı dışında
off-screen adv. (sinema, televizyon) oyuncuların özel hayatlarında
on-screen adv. bilgisayar ekranında
on-screen adv. televizyon ekranında
on-screen adv. profesyonel hayatta
on-screen adv. halka açık bir şekilde
on-screen adv. televizyonda gösterildiği şekilde
on-screen adv. sinemada
on-screen adv. sinemada gösterildiği şekilde
on-screen adv. televizyonda
Phrasals
screen out v. filtrelemek
screen out v. elemek
screen out of (something or some place) v. (bir şeye/bir yere) kabul/dahil etmemek
screen in v. sineklik takmak
screen out of v. -den çıkarmak
screen in v. ızgarayla/sineklikle kapatmak
screen out of v. -den dışlamak
screen out of v. -in içine almamak
screen out of (something or some place) v. (bir şeyden/bir yerden) çıkarmak
screen out of (something or some place) v. (bir şeyin/bir yerin) içine almamak
screen out of (something or some place) v. (bir şeyin/bir yerin) dışında bırakmak
screen out of v. -in dışında kalmasını sağlamak
screen out of (something or some place) v. (bir şeyden/bir yerden) dışlamak
screen out of (something or some place) v. (bir şeyden/bir yerden) elemek
screen out of v. -den elemek
screen out of v. -e kabul/dahil etmemek
screen out of (something or some place) v. (bir şeyin/bir yerin) dışında kalmasını sağlamak
screen out of v. -in dışında bırakmak
Phrases
call the number on the bottom of your screen expr. ekranınızın altındaki numarayı arayın
Colloquial
tox screen n. toksin testi
Idioms
the silver screen n. beyaz perde
the silver screen n. sinema
small screen n. televizyon
be on the radar (screen) v. dikkatleri toplamak
be on somebody's radar (screen) v. ilgi çekmek/çekiyor olmak
be on the radar (screen) v. ilgi çekmek/çekiyor olmak
be on somebody's radar (screen) v. zihnini meşgul etmek
be on somebody's radar (screen) v. dikkatleri toplamak
be on the radar (screen) v. zihnini meşgul etmek
put up a smoke screen v. dikkatleri başka yöne çevirmek
put up a smoke screen v. konuyu değiştirmek/saptırmak
put up a smoke screen v. dikkati saptırmak/dağıtmak
put up a smoke screen v. maskelemek
put up a smoke screen v. dikkati başka yere yöneltmek
below the radar (screen) adv. fark edilmeyen
below the radar (screen) adv. gözden uzak kalmış
under the radar (screen) adv. farkına varılmamış
below the radar (screen) adv. gözden/dikkatten kaçmış
under the radar (screen) adv. gözden/dikkatten kaçmış
under the radar (screen) adv. fark edilmeyen
below the radar (screen) adv. göz önünde bulunmamış
below the radar (screen) adv. atlanmış