actives - Turc Anglais Dictionnaire

actives

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "actives" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 44 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
active adj. aktif
Active supporters of animal rights protested the new regulation.
Hayvan haklarının aktif destekçileri yeni düzenlemeyi protesto etti.

More Sentences
active adj. faal
Sudoku keeps your mind active.
Sudoku zihninizi faal tutar.

More Sentences
active adj. etkin
We also believe that we have played an active role in demonstrating the principle of democracy to all European citizens.
Ayrıca demokrasi ilkesinin tüm Avrupa vatandaşlarına gösterilmesinde etkin bir rol oynadığımıza inanıyoruz.

More Sentences
General
active adj. hareketli
The stock market is very active.
Borsa çok hareketli.

More Sentences
active adj. enerjik
There were once a King and a Queen, and they had a son called Sigurd, who was very strong and active, and good-looking.
Bir zamanlar bir kral ve bir kraliçe varmış ve Sigurd adında çok güçlü, enerjik ve yakışıklı bir oğulları olmuş.

More Sentences
active adj. etkin
We also believe that we have played an active role in demonstrating the principle of democracy to all European citizens.
Ayrıca demokrasi ilkesinin tüm Avrupa vatandaşlarına gösterilmesinde etkin bir rol oynadığımıza inanıyoruz.

More Sentences
active adj. etkili
Caffeine is an active element in migraine treatments.
Kafein migren tedavilerinde etkili bir unsurdur.

More Sentences
Trade/Economic
active adj. aktif
Active supporters of animal rights protested the new regulation.
Hayvan haklarının aktif destekçileri yeni düzenlemeyi protesto etti.

More Sentences
active adj. faal
Sudoku keeps your mind active.
Sudoku zihninizi faal tutar.

More Sentences
active adj. etkin
We also believe that we have played an active role in demonstrating the principle of democracy to all European citizens.
Ayrıca demokrasi ilkesinin tüm Avrupa vatandaşlarına gösterilmesinde etkin bir rol oynadığımıza inanıyoruz.

More Sentences
Technical
active adj. faal
Sudoku keeps your mind active.
Sudoku zihninizi faal tutar.

More Sentences
Computer
active adj. etkin
We also believe that we have played an active role in demonstrating the principle of democracy to all European citizens.
Ayrıca demokrasi ilkesinin tüm Avrupa vatandaşlarına gösterilmesinde etkin bir rol oynadığımıza inanıyoruz.

More Sentences
Chemistry
active adj. aktif
Active supporters of animal rights protested the new regulation.
Hayvan haklarının aktif destekçileri yeni düzenlemeyi protesto etti.

More Sentences
Linguistics
active adj. etken
The verb 'loves' is active in the sentence "She loves singing."
“Şarkı söylemeyi seviyor.” cümlesinde 'seviyor' fiili etkendir.

More Sentences
General
active adj. kıpırdak
active adj. eylem ortaya koyan
active adj. pratik
active adj. çalışkan
active adj. eyleyici
active adj. canlı
active adj. cevval
active adj. eylemli
active adj. çevik
active adj. kıvrak
active adj. hararetli
active adj. zinde
active adj. oynak
active adj. eteği belinde
active adj. civcivli
active adj. işleyen
active adj. çalışan
active adj. muvazzaf
active adj. üretken
active adj. fiili
active adj. müessir
active adj. kar getiren
active adj. eylemsel
active adj. mevcut
Telecom
active adj. seçili
Medical
active adj. çabuk etki gösteren
Linguistics
active n. etken çatı
active adj. durumdan ziyade eylem tanımlayan (fiil)
Military
active adj. savaşa hazır
active adj. harbe hazır

Sens de "actives" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
active teaching n. etkin öğretim
active introversion n. aktif içedönüklük
active capital n. aktif sermaye
active service n. askerlik hizmeti
economically active population n. işgücü
active recreation n. aktif dinlenme
active unemployment n. aktif işsizlik
active account n. aktif hesap
active fault n. aktif fay
active member n. faal üye
active officer n. muvazzaf subay
active ageing n. faal yaşlanma
active growth n. etkin büyüme
active learning n. etkin öğrenme
active population n. çalışan nüfus
active participation n. aktif katılım
active listening n. aktif dinleme
active agent n. aktif madde
active role n. etkin rol
active directory n. aktif rehber
active treatment n. aktif tedavi
active age n. faal yaş
active age n. aktif yaş
active class environment n. etkin sınıf ortamı
active participation n. yoğun katılım
active development n. aktif gelişim
active development n. faal gelişim
non-active population n. aktif olmayan nüfus
active learning n. aktif öğrenme
active side n. aktif taraf
active party n. aktif taraf
active support n. aktif destek
active citizenship network n. aktif vatandaşlık ağı
active inquiry n. aktif sorgulama
active working n. aktif çalışma
active load n. etkin yük
active transport n. aktif taşıma
active placebo n. aktif plasebo
active birth n. aktif doğum
active duty n. askerlik hizmeti
active citizen n. (suçun önlenmesinde) faal vatandaş
active birth n. annenin aktif olmaya teşvik edildiği doğum
active citizen n. etkin vatandaş
active citizen n. aktif vatandaş
active lifestyle n. aktif hayat tarzı
be active v. faaliyette olmak
play an active role v. aktif olarak yer almak
become active v. aktifleşmek
become active v. aktivite göstermek
take an active role in v. aktif rol üstlenmek
keep something active v. aktif halde tutmak
take an active role in v. aktif rol oynamak
make active v. faal hale getirmek
play an active role in v. aktif rol oynamak
make (something) active v. aktif kılmak
be active v. aktif olmak
be active v. faaliyet göstermek
maintain something active v. aktif halde tutmak
get stronger and active v. can gelmek
be active v. faal olmak
seem active v. aktif görünmek
look active v. faal görünmek
look active v. aktif görünmek
seem active v. faal görünmek
be active v. etkin olmak
begin active duty v. aktif göreve başlamak
play an active role v. etkin bir rol oynamak
be active v. etken olmak
keen and active adj. çakı gibi
ever active adj. durmadan işleyen
optically active adj. ışıketkin
very active adj. çakı gibi
effective and active adj. etkili ve aktif
sexually active adj. cinsel olarak aktif
pharmaceutically active adj. farmakolojik olarak aktif
assuming an active role adj. aktif rol üstlenen
clinically active adj. klinik olarak aktif
constitutively active adj. sürekli aktif/etkili
pharmaceutically active adj. farmasötik olarak aktif
self-active adj. bağımsız çalışan
self-active adj. bağımsız hareket eden
self-active adj. harici kaynağa bağımlı olmayan
oas (on active service) abrev. faal hizmette
oas (on active service) abrev. faal görevde
oas (on active service) abrev. aktif hizmette
Idioms
active shooter n. (o anda faal durumdaki) silahlı saldırgan
Speaking
it is time to seclude myself from active service expr. artık kendimi aktif servisten ayırmanın vakti geldi
I’m not on active duty expr. şu anda aktif görevde değilim
Trade/Economic
active partner n. çalışan ortak
active trade balance n. aktif dış ticaret bilançosu
active account n. bakiyeli hesap
active asset n. aktif varlık
active partner n. komondite ortak
active stock n. hareketli hisse senedi
active stock n. çok işlem gören hisse
active partner n. faal ortak
active monetary policy n. aktif para politikası
active market n. çok hareketli piyasa
active policy n. faal politika
active balance n. hesap alacağı
active balance n. aktif bakiye
active market n. aktif piyasa
active partner n. sınırsız sorumlu ortak
active securities n. çok alınıp satılan menkul kıymetler
debts active and passive n. aktif ve pasif borçlar
active market n. hareketli piyasa
economically active population n. faal nüfus
active stock n. çok alınıp satılan hisse senedi
active bond n. faizli tahvil
active circulation n. aktif dolaşım
active circulation n. fiili tedavül
active stock n. aktif hisse senedi
active securities n. aktif menkul değerler
active account n. aktif hesap
active account n. işlek hesap
active market n. hareketli borsa
active demand n. fiili talep
active capital n. aktif sermaye
active capital n. aktif kapital
active bond n. aktif tahvil
active demand n. aktif talep
active money n. dolaşımdaki para
active partner n. komandite ortak
active collaboration n. fiili işbirliği
active money n. tedavüldeki para
active population n. aktif nüfus
economically active population n. aktif nüfus
active market n. faal pazar
active market n. faal piyasa
active market n. hazır piyasa
non-active population n. gayri faal nüfus
active taxpayer n. faal mükellef
active circulation n. tedavüldeki para
active commerce n. aktif ticaret
active service n. aktif hizmet
active service n. faal hizmet
active service n. fiili hizmet
active duty n. etkin görev
active duty n. faal hizmet
active partner n. faal şerik
active stock n. çok fazla rağbet gören hisse senedi
active duty n. faal görev
active stock n. faal hisse senedi
active debt n. sağlam borç
active commerce n. faal ticaret
active assets n. aktif kıymetler
active assets n. aktif varlıklar
active presidency n. aktif başkanlık
active presidency n. faal başkanlık
active sales n. aktif satış