coin - Turc Anglais Dictionnaire

coin

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

coin — Definition

Signification:
madeni para, türetmek
Prononciation (IPA):
(AmE /kɔɪn/ – BrE /kɔɪn/)
Partie du discours:
İsim: coin (coins); Fiil: coin (coins – coined – coining)
Synonymes:
mint
Antonymes:
discard

Sens de "coin" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 51 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
coin n. madeni para
The 2 euro coin is in circulation since 2002.
2 Euro'luk madeni para 2002'den beri tedavülde.

More Sentences
coin n. sikke
Where did you pick up those old coins?
Bu eski sikkeleri nereden aldın?

More Sentences
General
coin n. bozukluk
Tom counted the coins.
Tom bozuklukları saydı.

More Sentences
coin n. para
All the citizens of the European Union have amassed foreign coins from their travels abroad on business or pleasure.
Tüm Avrupa Birliği vatandaşları, iş veya eğlence amaçlı yurtdışı seyahatlerinden yabancı paralar biriktirmiştir.

More Sentences
coin n. bozuk para
The coins jingled in her bag.
Bozuk paralar çantasında şıngırdıyordu.

More Sentences
coin n. madeni para
The 2 euro coin is in circulation since 2002.
2 Euro'luk madeni para 2002'den beri tedavülde.

More Sentences
coin n. jeton
You will receive at least 50 coins after each level is completed.
Her seviye tamamlandıktan sonra en az 50 jeton alacaksınız.

More Sentences
coin v. uydurmak
The term 'virtual reality' was coined by Jaron Lanier.
Sanal gerçeklik' terimi Jaron Lanier tarafından uydurulmuştur.

More Sentences
coin v. basmak
These pennies were coined by the forgers.
Bu bozuk paraları kalpazanlar basmış.

More Sentences
Trade/Economic
coin n. madeni para
The 2 euro coin is in circulation since 2002.
2 Euro'luk madeni para 2002'den beri tedavülde.

More Sentences
coin n. sikke
Where did you pick up those old coins?
Bu eski sikkeleri nereden aldın?

More Sentences
General
coin n. akçe
coin n. akça
coin n. demir para
coin n. maden para
coin n. açı
coin n. takas değeri olan şey
coin n. değerli şey
coin n. entelektüel veya sosyal değişim unsuru
coin n. kentucky'de özerk bir topluluk
coin n. sikke benzeri nesne
coin n. madeni parayı andıran şey
coin v. sözcük türetmek
coin v. para kazanmak
coin v. sözcük uydurmak
coin v. bulmak
coin v. para basmak
coin v. madeni para basmak
coin v. para bastırmak
coin v. söz türetmek
coin v. türetmek
coin adj. madeni paralara ait
coin adj. madeni paralarla ilgili
coin adj. jetonlu
coin adj. paralı
coin adj. madeni paraları değerlendirmede kullanılan
Trade/Economic
coin n. meskukat
Law
coin n. ufaklık para
Architecture
coin n. duvar yapısının dış köşesi
coin n. duvarın dış köşesinde kullanılan taş veya parça
coin n. kilit taşı
coin v. takoz koymak
coin v. takozla sabitlemek
coin v. takozla yükseltmek
coin v. takozla sağlamlaştırmak
Furniture
coin n. 18. yüzyıla özgü küçük bir köşe dolabı
Linguistics
coin n. standart olarak kabul edilen ifade
Geography
coin n. iowa eyaletinde şehir
Hunting
coin n. silah yükseltme takozu
Printery
coin n. daktiloda harfi kilitlemekte kullanılan takoz şekilli blok
Metallurgy
coin v. (metal) yüzeyi iki kalıp arasında sıkıştırarak şekillendirmek

Sens de "coin" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
gold coin n. altın sikke
counterfeit coin n. sahte para
small silver coin n. akça
serious coin n. çok para
gold coin n. altın para
thousand lira coin n. binlik
five coin n. beşlik
base coin n. sahte para
coin silver n. para gümüşü
small silver coin n. akçe
english gold coin n. ingiliz altını
gold coin n. altın
coin box n. ankesör
silver coin n. gümüş para
coin box n. madeni para kutusu
full gold coin n. tam altın
quarter gold coin n. çeyrek altın
cumhuriyet gold (coin) n. cumhuriyet altını
half gold coin n. yarım altın
a two-and-a-half lira coin n. iki buçukluk
coin-op n. paralı/jetonlu çamaşırhane
divisional coin n. bozuk para
coin collector n. para koleksiyoncusu
coin walk n. madeni parayla yapılan bir illüzyon hareketi
coin rolls n. madeni parayla yapılan bir illüzyon hareketi
a coin thrown from the stands n. tribünlerden sahaya atılan bozuk para
coin bank n. kumbara
coin collector n. bozuk para koleksiyoncusu
coin collecting n. madeni para koleksiyonculuğu
coin collecting n. bozuk para koleksiyonculuğu
coin collector n. madeni para koleksiyoncusu
coin flipping n. yazı tura atma
coin tossing n. yazı tura atma
coin battery n. düğme pil
pleated coin purse n. pileli bozuk para çantası
coin purse n. bozuk para çantası
coin cashing machine n. bozuk para bütünleme makinesi
two faces of the same coin n. aynı paranın iki yüzü
two sides of the same coin n. aynı paranın iki yüzü
coin holder n. bozuk paralık
coin slot n. bozuk para yuvası
coin slot n. jeton yuvası
coin [obsolete] n. madeni para üzerindeki baskı
coin [obsolete] n. baskı aleti
coin laundry n. çamaşır ve kurutma makinelerinin bozuk parayla çalıştırılıp kullanıldığı bir işletme
coin collection n. para koleksiyonu ve incelemesi
coin machine n. jetonla veya bozuk parayla çalışan makine
flip a coin v. yazı tura atmak
coin money v. para basmak
coin it v. para kırmak
pay back in one's own coin v. misilleme yapmak
toss a coin v. yazı tura atmak
flip the coin v. yazı tura atmak
pin gold coin v. altın takmak
take something out of circulation (coin etc) v. kullanımdan kaldırmak
coin a phrase v. bir ifade uydurmak
coin a phrase v. bir söz uydurmak
coin a phrase v. bir söz icat etmek
coin a phrase v. bir ifade icat etmek
toss the coin v. yazı tura atmak
coin a new word into the language v. bir dile kelime kazandırmak
throw a coin into the fountain v. çeşmeye bozuk para atmak
coin a term v. bir ifade icat etmek
sweat coin v. madeni parayı aşındırarak kütlesini azaltmak
coin [uk] v. kalpazanlık yapmak
coin [uk] v. sahte para basmak
having a coin box adj. ankesörlü
coin-operated adj. paralı
coin-op adj. paralı
coin-operated adj. jetonla çalışan (makine)
coin-op adj. jetonlu
coin-operated adj. bozuk parayla çalışan (makine)
Phrases
the opposite side of the coin n. madalyonun öteki yüzü
the flip side of the coin n. madalyonun öteki yüzü
the flip side of the coin n. madalyonun öbür yüzü
the opposite side of the coin n. madalyonun öbür yüzü
to coin a phrase expr. bir ifade uydurmak gerekirse
to coin a phrase expr. yeni bir ifadeyle
Colloquial
one side of the coin n. olayın bir yönü
coin the term v. bir şeyi adlandırmak
be opposite sides of the same coin v. madalyonun iki yüzü olmak
be opposite sides of the same coin v. bir elmanın iki yarısı olmak
be opposite sides of the same coin v. birbirinden faklı gibi görünen ama bağlantılı iki şey olmak
Idioms
the other side of the coin n. madalyonun öbür yüzü
the other side of the coin n. madalyonun öteki yüzü
opposite sides of the same coin n. bir elmanın iki yarısı
two sides of the same coin n. bir elmanın iki yarısı
different sides of the same coin n. bir elmanın iki yarısı
on the other side of the coin n. madalyonun diğer yüzü
two sides of the same coin n. madalyonun iki yüzü
a coin toss n. ya batılacak ya çıkılacak durum
a coin flip n. ya batılacak ya çıkılacak durum
a coin flip n. yarı yarıya ihtimal
a coin toss n. yarı yarıya ihtimal
a coin toss n. iki seçenek arasında
a coin flip n. iki seçenek arasında durum
hard coin n. çok para
hard coin n. gani gani para
a coin toss [us] n. ya batılacak ya çıkılacak durum
a coin toss n. yazı tura atma
hard coin n. balya balya para
a coin flip n. ya batılacak ya çıkılacak durum
hard coin n. deste deste para
a coin toss [us] n. ya batacağız ya çıkacağız
a coin flip n. yüzde elli yüzde elli
hard coin n. kucak dolusu para
a coin toss [us] n. yüzde elli yüzde elli
a coin flip n. ya batacağız ya çıkacağız
a coin flip n. yazı tura atma
coin of the realm n. bozuk para
the reverse of the coin n. madalyanın ters tarafı
coin money v. para kırmak
pay one back in his own coin v. öcünü almak
pay someone in his own coin v. misillemede bulunmak
coin money v. para kesmek
pay back in his own coin v. kendi silahıyla vurmak
pay someone back in one’s own coin v. misilleme yapmak
pay someone back in one’s own coin v. kendi silahıyla vurmak
pay one in his own coin v. misilleme yapmak
be different sides of the same coin v. bir elmanın iki yarısı olmak
be different sides of the same coin v. birbirine çok yakın iki şey olmak
be different sides of the same coin v. farklı görünen fakat aslında birbiriyle ilişkili iki şey olmak
be two sides of the same coin v. bir elmanın iki yarısı olmak
be two sides of the same coin v. madalyonun iki yüzü olmak
be two sides of the same coin v. farklı gibi görünen ama aslında birbirine çok yakın iki şey olmak
pay someone back in their own coin [old-fashioned] v. birine misilleme yapmak
pay in someone's own coin v. kendi silahıyla vurmak
pay in someone's own coin v. aynı şekilde karşılık vermek
pay someone back in their own coin [old-fashioned] v. birinden intikam almak
pay in someone's own coin v. intikam almak
pay someone back in their own coin [old-fashioned] v. birine aynı şekilde karşılık vermek
pay in someone's own coin v. misilleme yapmak
pay someone back in their own coin [old-fashioned] v. birini kendi silahıyla vurmak
two sides of the same coin expr. birbirine cok yakın iki fikir
opposite sides of the same coin expr. birbirine cok yakın iki fikir
different sides of the same coin expr. birbirine cok yakın iki fikir
on the toss of the coin expr. rasgele
on a toss of a coin expr. yazı turanın sonucu
on the toss of the coin expr. şansa bağlı
on the toss of a coin expr. tesadüfen
on the toss of the coin expr. tesadüfen
on a toss of a coin expr. yazı turaya bağlı
on a toss of the coin expr. gelişigüzel
on a toss of the coin expr. şansa bağlı
on the toss of a coin expr. şansa bağlı
on a toss of the coin expr. rasgele
on a toss of a coin expr. yazı turaya kalma
on the toss of a coin expr. gelişigüzel
on the toss of the coin expr. gelişigüzel
on a toss of the coin expr. tesadüfen