dayanan - Turc Anglais Dictionnaire

dayanan

Sens de "dayanan" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 4 résultat(s)

Turc Anglais
General
dayanan incumbent adj.
dayanan reclined adj.
dayanan unsisting adj.
Archaic
dayanan outstanding adj.

Sens de "dayanan" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
alaska'da kızak çekmede kullanılan kökeni eskimo'lara dayanan bir tür köpek malamute n.
ışık ve tonlamaya dayanan painterliness n.
tahmine dayanan sonuç guesswork n.
gerçeklere dayanan evidential reasoning n.
sütun başlığına dayanan taban epistyle n.
kişi adına dayanan adlandırma eponymy n.
bilinene dayanan tahmin extrapolation n.
tahmine dayanan sonuçlar guesswork n.
örf ve adete dayanan hukuk common law n.
kaba kuvvete dayanan jackboot n.
hukuki bir sisteme dayanan hükümet şekli nomocracy n.
belli bir temele dayanan teori grounded theory n.
fiziğe dayanan physicality n.
kökleri hristiyanlık öncesine dayanan yeni-pagan çok tanrılı dini inanış wicca n.
kapıya dayanan gate crasher n.
kökleri eskiye dayanan gelenek deep rooted tradition n.
olaylara/gerçeklere dayanan bilgi factual information n.
emanuel swedenborg'un felsefesine dayanan bir dini hareket swedenborgian n.
bilgiye dayanan karar informed decision n.
sağlam zemine dayanan olay strong case n.
arkaya dayanan kimse recliner n.
çok eskiye dayanan soy ancientry n.
alttan dayanan underpropper n.
nelson mandela'ya verilmiş, kökeni ait olduğu xhosa klanına dayanan bir saygı unvanı madiba [south africa] n.
kökeni inka imparatorluğu'na dayanan güney amerika yerli halkına mensup kimse quechua n.
bir kimsede veya kutsal bir nesnede barındığına inanılan doğaüstü güce dayanan bir doktrin manaism n.
iki büyük peygamberin ve baştanrı hürmüz'ün felsefesine dayanan şifacılık mazdaznan n.
genellikle anekdotlara dayanan veya samimi bir dille yazılmış, odağına yazarın şahsen tanıdığı kişileri ve tanık olduğu olay veya dönemleri alan otobiyografik yazı memoir n.
fiziksel egzersizlere dayanan bir yoga sistemi hatha-yoga n.
çiftlikten elde ettiği kazanç sayesinde kas gücüne dayanan işler yapması gerekmeyen erkek gentleman farmer n.
yarışmaya dayanan gösteri muster n.
başka bir şeyin sonucuna dayanan durum dependency n.
buğday tanesi ağırlığına dayanan bir ağırlık birimi grain n.
(kral arthur'un yuvarlak masa modeline dayanan) şövalye birlikleri round table n.
tüfeklerde dipçiğin yanaklarına dayanan üst kısmı comb n.
geniş ölçüde antitez, karşıtlık, çelişki, oksimoron ve paradoks kullanımına dayanan yenilikçi bir edebiyat, sanat ve felsefe hareketi paradoxism n.
bilimsel olmayıp dogmalara dayanan tedavi sistemi cult n.
metrik sisteme dayanan bir birim sistemi international system n.
pratik bilgiden ziyade spekülatif ya da teorik bilgiye dayanan bilgelik sapience [obsolete] n.
etkisi veya geçerliği başka bir unsura dayanan varsayım precondition n.
oyuncunun avcunda sakladığı madeni para sayısının tahminine dayanan içkili bir oyun spoof [uk] n.
sırt dayanan kimse standby n.
ortaya varsayıma dayanan bir düşünce atmak put a case v.
gerçek deliller yerine tahminlere dayanan suppositious adj.
sömürüye dayanan exploitative adj.
istatistiklere dayanan statistical adj.
varsayıma dayanan supposititious adj.
gerçeklere dayanan factual adj.
belgelere dayanan documentary adj.
güvene dayanan fiduciary adj.
varsayıma dayanan suppositional adj.
sekse dayanan prurient adj.
sadece kuralların ayrıntılarına dayanan technical adj.
olaylara dayanan episodic adj.
yanlış fikirlere dayanan fallacious adj.
izlenimciliğe dayanan impressionistic adj.
varsayıma dayanan conjectural adj.
yarışmaya dayanan competitive adj.
tecrübeye dayanan experiential adj.
hipnotizmaya dayanan mesmeric adj.
rekabete dayanan competitive adj.
zora dayanan forcible adj.
delile dayanan evidential adj.
bir sebebe dayanan reasoned adj.
sadece kurallara dayanan technical adj.
hayale dayanan delusionary adj.
uzun zaman dayanan lasting adj.
varsayıma dayanan presumptive adj.
yazılı kanıtlara dayanan well documented adj.
gerçeğe dayanan based on reality adj.
düşe dayanan fanciful adj.
sağlam bir nedene dayanan well-founded adj.
varsayıma dayanan hypothetical adj.
temele dayanan basic adj.
hayale dayanan fanciful adj.
gerçeklere dayanan well-grounded adj.
gerçeklere dayanan grounded in actual fact adj.
gerçeklere dayanan grounded in fact adj.
gerçeklere dayanan based on facts adj.
demagojiye dayanan demagogical adj.
demagojiye dayanan demagogic adj.
resmi belgelere dayanan diplomatic adj.
gerçeğe dayanan fact-based adj.
delile dayanan evidentiary adj.
kanıta dayanan evidentiary adj.
gerçeklerden ziyade hikayelere dayanan anecdotal adj.
doğru olmayan bilgi veya kusurlu muhakemeye dayanan, bu nedenle güvenilir olmayan spurious adj.
maddeye dayanan banausian adj.
maddeye dayanan banausic adj.
akıl yürütmeye dayanan ratiocinatory adj.
arkaya dayanan reclined adj.
geçmişe dayanan backward looking adj.
geçmişe dayanan backward-looking adj.
zora dayanan nervous adj.
gerçek bir suça dayanan true-crime adj.
bilgiye dayanan educated adj.
hislere dayanan emotional adj.
duygulara dayanan emotional adj.
ırk temeline dayanan ethnocentric adj.
olaylara dayanan episodial adj.
gerçeklere dayanan extensional adj.
hipoteze dayanan aprioristic adj.
gerçeklikten ziyade isteklere dayanan wishful adj.
çok küçük farklılıklara dayanan hairline adj.
etraflıca değerlendirmeye dayanan mature adj.
çıplak gözle yapılan gözlemlere dayanan megascopic adj.
kitaptaki bir konuya dayanan book adj.
kanıta dayanan fair adj.
tek bir söyleyiş farkına dayanan minimal adj.
herhangi bir teste dayanan high-proof adj.
tek eksene dayanan monaxial adj.
gerçeklere dayanan descriptive adj.
bilgi ve kavrayışa dayanan grave [obsolete] adj.
doğruluğu geçmişteki olaylara veya deneyimlere dayanan historical adj.
doğruluğu geçmişteki olaylara veya deneyimlere dayanan historic adj.
propagandaya dayanan ideological adj.
medyaya dayanan ideological adj.
uzun süre dayanan long-lived adj.
iki veya daha fazla parametreye dayanan multiparameter adj.
kökeni eskiye dayanan old adj.
düşünceye dayanan opinionative adj.
düşünce temeline dayanan opinionate [obsolete] adj.
düşünceye dayanan opiniative adj.
sabit meblağın periyodik ödemelerine dayanan instalment adj.
toplamın önceden belirlenmiş yüzdesine dayanan instalment adj.
önemli ayırt edici özelliklere dayanan (takson) good adj.
nihai yetkinin papa yerine konseylerde olması gerektiğini öne süren teoriye dayanan conciliar adj.
katı bir sınıflandırma sistemine dayanan pigeonhole adj.
tarımsal ekonomiye dayanan peasant adj.
referanduma dayanan plebiscitarian adj.
referanduma dayanan plebiscitary adj.
(tarihleme yöntemi) potasyumun argon içerisinde radyoaktif bozunmasına dayanan potassium-argon adj.
kanıttan ziyade varsayıma dayanan divinatory adj.
doğrudan gözleme dayanan firsthand adj.
göz yanıltmaya dayanan görüntü oyununa ait veya ilgili phantasmagorian adj.
göz yanıltmaya dayanan görüntü oyununa ait veya ilgili phantasmagorial adj.
göz yanıltmaya dayanan görüntü oyununa benzer phantasmagorial adj.
göz yanıltmaya dayanan görüntü oyununa benzer phantasmagorian adj.
kaderciliğe dayanan predestinary [obsolete] adj.
kaderciliğe dayanan predestinarian adj.
anlık algıya dayanan sight adj.
çıkarıma dayanan presumptive adj.
köleliğe dayanan slave adj.
sağlam temele dayanan solid adj.
gerçeğe dayanan grounded in reality adj.
kutuplara dayanan polaristic adj.
kutupsal özelliklere dayanan polaristic adj.
başrole dayanan star adj.
başrol oyuncusuna dayanan star adj.
tahminlere dayanan suppository adj.