ears - Turc Anglais Dictionnaire

ears

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "ears" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
large ears n. kepçekulak
the ears of midas n. midasın kulakları
ringing of the ears n. kulakların çınlaması
ringing in the ears n. kulakların çınlaması
cauliflower ears n. kepçe kulak
drooping ears n. sarkık kulaklar
floppy ears n. sarkık kulaklar
rabbit ears n. tavşanın uzun kulakları
small ears n. küçük kulaklar
come to one's ears v. kulağına çalınmak
prick up one's ears v. dikkatle dinlemeye başlamak
be all ears v. kulak kesilmek
prick up one's ears v. kulak kesilmek
open one's ears v. kulağını açmak
be all ears v. can kulağı ile dinlemek
shut one's ears to v. kulaklarını tıkamak
prick up one's ears v. kulaklarını dikmek
pull somebody's ears v. kulağını çekmek
be all ears v. dikkat kesilmek
box somebody's ears v. tokat atmak
cock one's ears v. kulak kabartmak
prick up one's ears v. kulak kabartmak
be all ears v. dikkatle dinlemek
be up to one's ears in debt v. gırtlağına kadar borçlu olmak
set by the ears v. aralarını bozmak
pierce ears v. kulak delmek
make (someone's ears) ring v. kulağını çınlatmak
reach one's ears v. kulağa çalınmak
come to one's ears v. kulağına ulaşmak
reach one's ears v. kulağına gelmek
reach one's ears v. kulağına ulaşmak
reach one's ears v. kulağa gelmek
come to one's ears v. kulağına gelmek
come to one's ears v. kulağa gelmek
come to one's ears v. kulağa çalınmak
make (someone's ears) ring v. kulak çınlatmak
bleed from one’s ears v. kulağından kan gelmek
over head and ears adv. tamamiyle
by the ears adv. birbirine zıt
by the head and ears adv. yaka paça
head and ears adv. tamamiyle
by the ears adv. ihtilaf halinde
over head and ears adv. tepeden tırnağa kadar
with both ears and eyes adv. pürdikkat
in both ears adv. binoral olarak
in both ears adv. iki kulaklı bir şekilde
Phrasals
nail ears back v. ağzının payını vermek
nail ears back v. paylamak
nail ears back v. kulağını çekmek
nail ears back v. canına okumak
nail ears back v. azarlamak
nail ears back v. eleştirmek
Proverb
walls have ears yerin kulağı vardır
little pitchers have big ears çocukların kulağı delik olur
little pitchers have long ears çocukların kulağı delik olur
walls have ears yerin kulağı var
fields have eyes and woods have ears yerin kulağı vardır
a hungry stomach has no ears aç ayı oynamaz
a hungry stomach has no ears açlık çeken insan öğrenemez/duyamaz
a hungry belly has no ears aç ayı oynamaz
a hungry belly has no ears açlık çeken insan öğrenemez/duyamaz
a hungry belly has no ears açken insanın kafasına bir şey girmez
a hungry belly has no ears açken insanın kafası çalışmaz
a hungry belly has no ears açken insan konsantre olamaz
Colloquial
mickey mouse ears [obsolete] n. mickey mouse kulakları
mickey mouse ears [obsolete] n. eski polis arabalarının üstünde yanarak dönen iki yuvarlak ışık
jug ears n. kepçe kulak
virgin ears n. küfürlü konuşmaları henüz duymamış kişi
virgin ears n. genç ve masum kişi
virgin ears n. kötü söz/küfür bilmeyen kişi
can't believe one's ears v. şaşkınlıktan donakalmak
can't believe one's ears v. kulaklarına inanamamak
come to one's ears v. kulağa gelmek
come to one's ears v. kulağa çalınmak
come to one's ears v. kulağına gelmek
pierce one’s ears v. kulaklarını delmek
pull in one's ears v. kulaklarını tıkamak
hardly dry behind the ears adj. acemi çaylak
pin back your ears expr. kulağını dört aç
ears are flapping expr. dinleyenler var
ears are flapping expr. kulak misafirleri var
music to my ears! expr. duymak istediğim buydu!
cover your ears expr. kulaklarınızı tıkayın
I can't believe my ears! expr. duyduklarıma inanamıyorum!
are your ears burning? expr. kulakların mı çınladı?
pin your ears back expr. dikkatli dinle
pin your ears back expr. kulağını aç dinle
were your ears burning? expr. kulakların çınladı mı?
were your ears burning? expr. kulakların çınlamıştır herhalde?
do not hang noodles on my ears expr. bana yutturamazsın
do not hang noodles on my ears expr. bana yediremezsin
do not hang noodles on my ears expr. bana dolma yutturamazsın
do not hang noodles on my ears expr. beni kandırmaya çalışma
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) duyduklarına inanamıyor
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) şaşkınlıktan donakalmış
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) kulaklarına inanamıyor
are your ears burning? expr. kulakların çınladı mı?
ears must be burning expr. kulakları çınlıyordur
ears must be burning expr. kulakları çınlıyor olmalı
ears must be burning expr. kulakları çınlıyordur
keep your ears open expr. kulağınız delik olsun
keep your ears open expr. kulağın delik olsun
Idioms
wet behind the ears n. toy
cold as a welldigger's ears (in January) n. aşırı soğuk
elephant ears n. füzenin üstündeki metal diskler
donkey's ears n. uzun yıllar
donkey's ears n. çok uzun zaman
donkey's ears n. uzunca bir zaman
music to ears n. harika haber
music to ears n. kulağa hoş gelen şey
music to ears n. heyecan verici bir haber
music to ears n. mutlu eden bir haber
be up to one's ears in debt v. uçan kuşa borcu olmak
bring a hornet's nest about one's ears v. başını belaya sokmak
be wet behind the ears v. ağzı süt kokmak
come to one's ears v. kulağına çalınmak
crash about one's ears v. dünya başına yıkılmak
bring a hornet's nest about one's ears v. başına dert açmak
cock one's ears v. kulaklarını dikmek
eat until it comes out of one's ears v. tıka basa yemek
fall on deaf ears v. dikkate alınmamak
fall on deaf ears v. kulak asılmamak
prick up one's ears v. kulak kabartmak
shut one's ears v. kulaklarını tıkamak
be all ears v. kulağı kirişte beklemek
be all ears v. pür dikkat dinlemek
box one's ears v. beş kardeşi yapıştırmak
set people by the ears v. aralarına kara kedi sokmak
stop one's ears v. kulaklarını tıkamak
box one's ears v. tokadı patlatmak
box one's ears v. tokat atmak
grate on someone's ears v. kulağını tırmalamak
cock one's ears v. kulak kabartmak
burn one's ears v. kulaklarını çınlatmak
be up to one's ears in debt v. gırtlağına kadar borca batmak
fall on deaf ears v. dinlenmemek
fall on deaf ears v. duymazdan gelinmek
fall on deaf ears v. duyulmamak
stop one's ears v. dinlememek
fall on deaf ears v. söyledikleri havaya gitmek
fall on deaf ears v. kulaklarını tıkamak
prick up one's ears v. kulak vermek
prick up one's ears v. kulaklarını dikmek
feel one's ears burning v. kulakları çınlamak
be all ears v. can kulağıyla dinlemek
be all ears v. tüm dikkatini vererek dinlemek
pin someone's ears back v. kulağını çekmek
pin back one's ears v. kulağını iyi açmak
pin back one's ears v. iyi dinlemek
be all ears v. kulak kesilmek