eating - Turc Anglais Dictionnaire

eating

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "eating" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 12 résultat(s)

Anglais Turc
General
eating n. yeme
There is a custom of eating rice cakes for New Year's in Japan.
Japonya'da yılbaşı için pirinç kekleri yeme geleneği vardır.

More Sentences
eating n. yiyim
eating n. yemek
eating n. yemeye uygunluk
eating n. iştah açıcılık
eating adj. yenilmeye uygun
eating adj. yemelik
Gastronomy
eating adj. yenilebilir
eating adj. yemeye uygun
eating adj. yeme ile ilgili
eating adj. çiğ olarak tüketilebilir
eating adj. yemek yeme için kullanılan

Sens de "eating" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
grass eating n. otobur
pipe eating n. boru yeme
eating customs n. yemek geleneği
plant eating n. ot yiyen
crab eating n. yengeç yiyen
earth eating n. pika
eating habit n. yemek alışkanlığı
eating habit n. yemek yeme alışkanlığı
flesh-eating animals n. et yiyen hayvanlar
bad eating habits n. kötü yeme alışkanlıkları
eating organic foods n. organik beslenme
healthy eating awareness n. sağlıklı beslenme bilinci
eating and drinking habit n. yeme içme alışkanlığı
eating properly n. düzenli beslenme
irregular eating habit n. düzensiz beslenme
choosy eating n. yemek seçicilik
choosy eating n. yemek seçme
eating habits n. yeme alışkanlıkları
eating hall n. yemekhane
eating house n. lokanta
eating apple n. çiğ olarak yenilebilen elma
eating hall n. yemek salonu
eating place n. lokanta
eating house n. restoran
eating-house n. restoran
eating-house n. lokanta
eating place n. restoran
comfort eating n. sinirinden, sıkıntıdan kendini yemeğe verme
be choosy in eating v. yemek seçmek
change one's eating pattern v. beslenme düzenini değiştirmek
change one's eating habit(s) v. beslenme düzenini değiştirmek
stop eating v. yemeden içmeden kesilmek
enjoy eating v. boğazına düşkün olmak
meat eating adj. et yiyen
eating carrion adj. leşçil
flesh eating adj. et yiyen
fish-eating adj. balıkçıl
meat-eating adj. etcil
seed-eating adj. tohum yiyen
meat-eating adj. etobur
man-eating adj. insan eti yiyen
man-eating adj. insan yiyen
grass-eating adj. otla beslenen
heart-eating adj. içini kemiren
while eating adv. sofra başında
Phrases
the proof of the pudding is in the eating expr. bir şeyin değeri kullanıldığında anlaşılır
Proverb
the proof of the pudding is in the eating bir düşüncenin doğru olup olmadığı denemeden anlaşılmaz
appetite comes with eating iştah yedikçe açılır
the proof of the pudding (is in the eating) denemeden bilemezsin
the proof of the pudding is in the eating denemeden bilemezsin
the proof of the pudding (is in the eating) yaşamadan bilemezsin
the proof of the pudding is in the eating yaşamadan bilemezsin
The proof of the pudding is in the eating bir şeyin kalitesini/içeriğini denemeden bilemezsin
Colloquial
man-eating adj. çok sayıda sevgilisi olan (kadın)
these aren't for eating expr. bunlar yemek için değil
and then they started eating each other expr. sonra da birbirlerini yemeye başladılar
Idioms
a shit-eating grin n. nispet yaparcasına sırıtma
pie-eating grin n. pis pis sırıtma
pie-eating grin n. kendini beğenmiş sırıtma
pie-eating grin n. halinden memnun sırıtma
fish-eating grin n. pis pis sırıtma
fish-eating grin n. kendini beğenmiş sırıtma
fish-eating grin n. halinden memnun sırıtma
have somebody eating out of the palm of one's hand v. birini kontrolü altında tutmak
have somebody eating out of the palm of one's hand v. birisini denetimi altında bulundurmak
have somebody eating out of the palm of one's hand v. birisini avucunun içine almak
have somebody eating out of the palm of one's hand v. birini avucunun içinde tutmak
be eating (one's) dust v. (birinin) tozunu dumanını yemek
be eating (one's) dust v. (biri tarafından) açık ara geçilmek
be eating (one's) dust v. (birinin) epey arkasında kalmak
be eating (one's) dust v. (biri tarafından) toz yutturulmak
have somebody eating out of your hand v. birini tamamen etkisi/kontrolü altına almak
have somebody eating out of your hand v. birini avucunun içine almak
have (someone) eating out of (one's) hand v. (birini) etkisi/kontrolü altına almak
have (someone) eating out of (one's) hand v. (birini) avucunun içine almak
have somebody eating out of your hand v. birini her istediğini yapacak şekilde kontrol etmek
be eating (someone's) dust [us] v. (birinin) epey arkasında/gerisinde kalmak
be eating (someone's) dust [us] v. (birinin) tozunu dumanını yemek
be eating (someone's) dust [us] v. nal toplamak
be eating (someone's) dust [us] v. (biri tarafında) açık ara geçilmek
be eating (someone's) dust [us] v. (birinin) tozunu yutmak
have (someone) eating out of the palm of (one's) hand v. (birini) avucunun içine almak
have (someone) eating out of the palm of (one's) hand v. (birini) denetimi altında bulundurmak
have (someone) eating out of the palm of (one's) hand v. (birini) avucunun içinde tutmak
have (someone) eating out of the palm of (one's) hand v. (birini) kontrolü altında tutmak
have someone eating out of your hand v. birini avucunun içinde tutmak
have someone eating out of the palm of your hand v. birini tamamen etkisi/kontrolü altına almak
have someone eating out of the palm of your hand v. birini her istediğini yapacak şekilde kontrol etmek
have someone eating out of your hand v. birisini denetimi altında bulundurmak
have someone eating out of your hand v. birini her istediğini yapacak şekilde kontrol etmek
have someone eating out of your hand v. birini tamamen etkisi/kontrolü altına almak
have someone eating out of the palm of your hand v. birisini avucunun içine almak
have someone eating out of the palm of your hand v. birini parmağında oynatmak
have someone eating out of the palm of your hand v. birini avucunun içinde tutmak
have someone eating out of your hand v. birini parmağında oynatmak
have someone eating out of the palm of your hand v. birisini denetimi altında bulundurmak
have someone eating out of your hand v. birisini avucunun içine almak
what's eating? expr. canını sıkan nedir?
what's eating? expr. canını sıkan bir şey mi var/oldu?
what's eating you? expr. canını sıkan ne?
what's eating you? expr. problemin ne?
what's eating you? expr. canını sıkan bir şey mi var/oldu?
Speaking
it's eating me up inside expr. bu beni içten içe yiyip bitiriyor
this is eating away at me expr. bu durum içime dert oldu
what's eating you? expr. canını sıkan nedir?
what's eating you? expr. canını sıkan bir şey mi var/oldu?
stop eating chocolate expr. çikolata yemeyi bırak
what is eating you? expr. nedir içini kemiren?
I really feel like eating or having expr. canım çekti
I like eating fruits expr. meyve yemeyi severim
I love eating fruits expr. meyve yemeyi severim
how about eating out tonight? expr. akşam dışarıda yemek yiyelim mi?
how about eating out tonight? expr. akşam dışarıda yemek yemeye ne dersin?
that means he's eating expr. bu yemek yediği anlamına gelir
that means she's eating expr. bu yemek yediği anlamına gelir
Computer
eating your own dog food n. bir firmanın geliştirdiği ürünü kullanmak suretiyle tanıtımını üstlenmesi
eating show n. yemek yeme programı
eating show n. yemek yeme yayını
Informatics
eating their own dog food expr. bir yazılım firmasının geliştirdiği yazılımı kendi projelerinde kullanması
Marine
eating companion n. sofra arkadaşı
Medical
eating disorders n. yemek yeme bozuklukları
binge eating disorder n. aşırı yeme rahatsızlığı
eating disorders unit n. yemek yeme bozuklukları ünitesi
eating disorders n. yeme bozuklukları
emotional eating n. duygusal yeme
eating pathology n. yeme patolojisi
joy of eating n. yemek yeme sevinci
eating behaviours n. yeme davranışları
eating physiology n. yeme fizyolojisi
compulsive eating syndrome n. kompülsif yeme sendromu
binge eating syndrome n. tıkınırcasına yeme sendromu
binge eating syndrome n. (tek seferde) aşırı yeme sendromu
clinical severity of eating disorders n. yeme bozukluklarının klinik şiddeti
binge eating disorder n. tıkanırcasına yeme bozukluğu
eating habit n. yeme alışkanlığı
eating attitude test scores n. yeme tutumu test puanları
eating attitude test n. yeme tutumu testi
eating disturbance n. yeme bozukluğu
night eating syndrome n. gece yeme sendromu
eating attitudes test (eat) n. yeme tutum testi
binge eating n. tıkınırcasına yeme
dirt eating n. geofajizm
dirt eating n. toprak yeme
dirt eating n. (bazı amerikan yerlisi halklarında) belirli kil türlerinin gıda olarak kullanımı
flesh-eating disease n. et yiyen bakteri hastalığı
Psychology
eating disorders n. yeme bozuklukları
eating disorder n. yeme bozukluğu
selective eating disorder n. yemek seçme bozukluğu
selective eating disorder n. yemek seçme hastalığı
eating disorder n. yetersiz ya da aşırı gıda tüketimiyle karakterize psikiyatrik bozukluklar