hem... hem de... - Turc Anglais Dictionnaire

hem... hem de...

Sens de "hem... hem de..." dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 1 résultat(s)

Turc Anglais
General
hem... hem de... and conj.

Sens de "hem... hem de..." avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
hem avrupalı hem de siyahi kökenden gelen kimse veya bu kimselerin konuştuğu dil creole n.
hem karada hem de denizde yaşayan canlı amphibian n.
hem geçişli hem de geçişsiz olabilen eylemler ergative verbs n.
hem karada hem de suda işleyebilen taşıtlar amphibian n.
hem et hem de balıktan oluşan öğün surf and turf n.
hem et hem de balıktan oluşan öğün surf 'n' turf n.
kelimenin hem başına hem de sonuna getirilen ek circumfix n.
aynı anda hem özne hem de nesne konumunda olma durumu assujetissement n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması covoiturage n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpooling n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması rideshare n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması lift-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpool n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması car-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması ride-sharing n.
hem içe kapanık hem de dışa dönük kişi ambivert n.
hem erkeklerin hem de kadınların kullandığı parfüm unisex fragrance n.
aynı ismin hem cins hem de tür adı olarak kullanılması tautonym n.
hem komik hem de trajik unsurları taşıyan olay veya durum tragicomedy n.
hem sağ hem de sol el için ayarlanabilir testeresi olan kereste makinesi twin band mill n.
aynı anda hem iyi bir eş olan hem de profesyonel bir kariyere sahip olabilen bir kadın wonder woman n.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen china n.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen ware n.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen n.
her bir parçasının hem bir araç hem de amaç olduğu bir varlık organism n.
hem trajik hem de komik yönleri ortaya koyan tragicomic adj.
hem trajik hem de komik yönleri ortaya koyan tragicomical adj.
hem trajik hem de komik yönleri ortaya koyan tragi-comic adj.
hem malaylar'a hem de endonezyalılar'a özgü malayo-indonesian adj.
hem malaylar'a hem de endonezyalılar'a dair malayo-indonesian adj.
hem malaylar'a hem de endonezyalılar'a ait malayo-indonesian adj.
abd'nin hem doğu hem de batı kıyılarına ait bicoastal adj.
abd'nin hem doğu hem de batı kıyılarını içeren bicoastal adj.
abd'nin hem doğu hem de batı kıyılarına dair bicoastal adj.
esas boyutun hem üstünde hem de altında varyasyona izin veren bir tolerans spesifikasyonuna ait veya ilgili bilateral adj.
hem de nasıl wicked adj.
hem erkek hem de dişi üreme organları bulunan (bitki veya hayvan) hermaphroditic adj.
hem kuzey hem de güney dakota ile ilgili dakota adj.
hem kuzey hem de güney dakota'ya ait dakota adj.
aynı anda hem dört kenarlı düşey bir prizmanın kenarlarına hem de yatay bir prizmaya paralel olan dilinimleri bulunan diprismatic adj.
hem paralel olmayan hem de kesişmeyen offset adj.
hem de nasıl fucking adj.
hem de besides adv.
hem de and besides adv.
hem de also adv.
hem de boot adv.
hem de moreover adv.
hem de and what's more adv.
hem de and what is worse adv.
hem de and also adv.
hem de and what is more adv.
hem de nay adv.
hem de not to say adv.
hem de overmore [obsolete] adv.
hem de farther adv.
hem hem de cum prep.
hem... hem de both... and conj.
hem hem de both and conj.
hem ... hem de as well as conj.
hem de as well as conj.
hem de nasıl! rather! interj.
hem ... hem de ... both ... and ... expr.
Phrases
..., hem de! no less! expr.
hem de her açıdan only in every way expr.
hem ondan hem de şundan a little from column a, a little from column b expr.
Proverb
hem tanrının hem de paranın emrinde olunamaz you cannot serve god and mammon
hem tanrının hem de paranın emrinde olunamaz you can't serve (both) god and mammon
Colloquial
hem ev işlerini yürüten hem de tam zamanlı işi olan anne supermom [us] n.
hem hem de (her ikisi de) cum adj.
hem ... hem de slash conj.
hem ... hem de all in one expr.
hem bak/hem de/hadi ama (bir şey de) var can't be bad expr.
hem de büyük farkla and it's not even close expr.
hem de açık ara and it's not even close expr.
hem de hiç not one little bit expr.
hem de çok iyi/yakından (bilmek/tanımak) only too well expr.
Idioms
hem yararlı hem de zararlı durum two-edged sword n.
hem yararlı hem de zararlı durum double-edged sword n.
hem yararlı hem de zararlı durum a double-edged sword n.
bir kişinin hem görünüşü hem de davranışları itibariyle siyahileri taklit etmesi blackfishing n.
hem zihinsel hem de fiziksel güç/kuvvet brains and brawn n.
hem beyin hem de beden kası brains and brawn n.
hem yargılayan hem ceza veren hem de cezayı uygulayan kimse judge, jury, and executioner n.
hem lehine hem de aleyhine olmak cut both ways v.
yıkıma uğramak (hem gerçek anlamıyla hem de mecazi anlamda) go under the wrecking ball v.
hem lehine hem de aleyhine olmak cut two ways v.
hem çalışıp çabalamayayım hem de çok para kazanayım demek want (one's) bread buttered on both sides v.
aynı cümle içinde hem (bir şeyi) hem de (onun zıddını) söylemek say something in the same breath v.
hem avantajı hem de dezavantajı olmak be a double-edged sword v.
hem avantajı hem de dezavantajı olmak be a double-edged weapon v.
hem hemcinsiyle hem de karşı cinsle cinsel ilişki yaşamak bat for both teams v.
hem hemcinslerine hem de karşı cinse ilgi duymak bat for both teams v.
hem çalışıp çabalamayayım hem de çok para kazanayım demek want your bread buttered on both sides v.
hem de nasıl! and how! expr.
hem de to boot expr.
hem de bir şey not to mention something expr.
hem de hiç not one whit [old-fashioned] expr.
Informal
hem de at that expr.
Speaking
hem de hiç ever adv.
hem de nasıl! and how! expr.
hem de nasıl! I should say so! expr.
hem de nasıl! you said it! expr.
hem de nasıl! absolutely! expr.
hem de o biçim and how expr.
hem de nasıl and how expr.
hem de ne biçim and how expr.
hem de nasıl! indeed! expr.
hem de nasıl big time expr.
hem zeki hem de şanslı olmak bu olsa gerek this is what it must be like to be smart and lucky expr.
Trade/Economic
sınır ötesi finansal kiralama işlemlerinde, ilgili ülke yasaları açısından, vergi amacıyla hem kiraya verenin hem de kiralayanın, kiralanan malın sahibi olarak kabul edilmesi durumu double dip lease n.
bir malın veya hizmetin hem üretim araçlarının hem de dağıtımının bir kuruluş tarafından sahiplenilmesi vertical integration n.
menkul kıymetlerin hem satın alınmasında hem de satılmasında çok zarar etme whipsawing n.
hem toptancıya hem de perakendeciye satış yapan distribütör semi jobber n.
bir broker’ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemler cross trades n.
hem işçilerden hem de işverenlerden kesilerek aidatla kurulmuş emeklilik fonu contributory pension n.
hem tahvil hem de hisse senedi içeren menkul kıymet portföyü balanced fund n.
(ingiltere'de) hem işverenlerin hem de işçilerin ücretler, çalışma saatleri gibi sorunları çözdüğü kalıcı gönüllü kurullar sistemi whitleyism n.
hem kitapçılarda hem de kitapçı olmayan perakende satış yerlerinde satılmak üzere tasarlanmış mass-market adj.
hem fiziksel mağazası hem de internet üzerinden satışı olan (firma) click-and-mortar adj.
hem fiziksel mağazası hem de internet üzerinden satışı olan (firma) clicks-and-mortar adj.
Law
davacının hem haksız fiil hem de akitten doğan dava hakkına sahip olduğu durumlarda akitten doğan dava hakkını kullanması waiver of court n.
hem gayrimenkul hem de tazminat hakkındaki dava mixed action n.
hem menkul ve hem de gayrimenkul niteliğinde olan eşya mixed property n.
hem hapis cezası hem de tazminat istemiyle açılan dava mixed action n.
hem kan bağı hem de evlat edinmeden doğan akrabalık mixed cognation n.
hem davalı hem de davacıdan rüşvet alan jüri üyesi ambidexter n.
(iskoç hukukunda) hem kasabadaki hem de kırsal bölgelerdeki kiracıların taşınma günü olan 15 mayıs günü whitsunday n.
(iskoç hukukunda) hem kasabadaki hem de kırsal bölgelerdeki kiracıların taşınma günü olan 15 mayıs günü whit sunday n.
hem davacı ve hem de davalı sıfatıyla mahkeme önüne çıkmak enter an appearance v.
hem davacı ve hem de davalı sıfatıyla mahkeme önüne çıkmak ester in judgment v.
hem devlet hem de özel şahıs veya ticari kuruluşların müşterek mülkiyetini içeren mixed adj.
Politics
hem asil hem de kölelerden kurulu meclis comitia centuriata n.
abd'nin kuzey amerika'nın tamamına yayılmasının hem bir hak hem de görev olduğunu öne süren bir 19. yüzyıl öğretisi manifest destiny n.
Industry
hem ürünlerin imalatını yapan hem de satış sonrası hizmetler veren (işletme) manu-service adj.
Insurance
hem işverenlere hem de çalışanlara katkıda bulunan (sigorta veya emeklilik planı) contributory adj.
Tourism
hem kumarhane hem de pansiyon içeren bina hotel-casino n.
Technical
aynı endüviden hem doğru ve hem de alternatif akım sağlayan üreteç double current generator n.
hem difüzörleri ve hem de volüt hücresi olan santrfüj pompa volute turbine pump n.
hem gemi hem de yük için yapılan çift sigorta double insurance n.
hem başı hem de sapı tornalamada kullanılan delgi wimble n.
ortorombik kristalin hem dikey eksene hem de daha kısa yanal eksene paralel düzlemi brachypinacoid n.
gözlemcinin bulunduğu noktadan geçen gerçek kuzey-güney çizgisi ile hem bu noktadan hem de yeryüzündeki bir başka noktadan geçen büyük daire arasındaki açı direction n.
cismin hem öteleme hem de dönme hareketi yapması instantaneous axis of rotation n.
tek bir kompakt birim içerisinde hem güç kaynağı hem de elektronik flaş lambası içeren elektronik flaş sistemi flash unit n.
hem ışık ve hem de ısıyla ilgili photothermic adj.
hem pil hem de güneş enerjisiyle çalışan two way power adj.
eğitimde hem işitsel hem de görsel araçları kullanan visual–auditory adj.
Computer
ana işlemcinin hem kayan nokta hem de tam sayı işlemlerini test eden karşılaştırmalı değerlendirme programı whetstone n.
Telecom
hem verici hem de alıcı ekipmanı kullanarak iki yönde iletişime izin veren two-way adj.
Radio
bir tüpün hem osilatör hem de dedektör olarak kullanıldığı heterodin bir telsiz aleti autodyne n.