linger - Turc Anglais Dictionnaire

linger

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

linger — Definition

Signification:
oyalanmak, sürüp gitmek
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈlɪŋɡər/ – BrE /ˈlɪŋɡə/)
Partie du discours:
Fiil: linger (lingers – lingered – lingering)
Synonymes:
loiter, persist
Antonymes:
depart, vanish

Sens de "linger" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 26 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
linger v. oyalanmak
He let his eyes linger on the sparkling watches.
Bıraktı gözleri ışıltılı saatlerin üzerinde oyalansın.

More Sentences
General
linger v. durmak
The taste of the sour apple still lingers in my mouth.
Ekşi elmanın tadı hala ağzımda duruyor.

More Sentences
linger v. boş boş gezinmek
They lingered on well into the evening.
Akşamın ilerleyen saatlerine kadar boş boş gezindiler.

More Sentences
linger v. kalmak
Lingering in refugee camps, their fate attracts no international attention.
Mülteci kamplarında kalan bu insanların kaderi uluslararası alanda ilgi görmüyor.

More Sentences
linger v. hayata tutunmak
Despite being diagnosed with lung cancer, Walt lingered on for two more years.
Akciğer kanseri teşhisine rağmen Walt iki yıl daha hayata tutundu.

More Sentences
Technical
linger v. oyalanmak
He let his eyes linger on the sparkling watches.
Bıraktı gözleri ışıltılı saatlerin üzerinde oyalansın.

More Sentences
General
linger v. geçmişte kalmak
linger v. ayrılamamak
linger v. gecikmek
linger v. geçmek bilmemek
linger v. kalmak (gitmesi gerekirken)
linger v. uzamak
linger v. sallanmak
linger v. (ağrı) kolayca geçmemek
linger v. gitmemek
linger v. sürüp gitmek
linger v. uzun süre can çekişmek
linger v. gecikmek
linger v. ağırdan almak
linger v. savsaklamak
linger v. ağır ağır gitmek
linger v. avare avare dolaşmak
linger v. aylaklık etmek
linger v. akıldan çıkmamak
linger v. ertelemek
Technical
linger v. gitmemek

Sens de "linger" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 31 résultat(s)

Anglais Turc
General
linger on v. kolay kolay geçmemek
linger on v. yaşamını idame ettirmek
linger in memories v. hafızalardaki yerini korumak
linger on a problem v. probleme takılmak
linger on a problem v. probleme/soruna takılıp kalmak
still linger strongly in one's memory v. hafızasında önemli bir yer tutmak
Phrasals
linger around v. aylaklık etmek
linger around v. oyalanmak
linger around v. aylak aylak dolanmak
linger around v. amaçsızca dolanmak
linger over v. oyalanmak
linger on after something v. bir olaydan sonra ...(ay/yıl vb) daha yaşamak
linger over v. uzun zaman harcamak
linger on v. üzerinde oyalanmak
linger on v. ayrılamamak
linger on v. kalmak
linger over (something) v. (bir şeyi) ağırdan almak
linger over (something) v. (bir şeyi) uzun uzadıya yapmak
linger over (something) v. (bir şeyi) aheste aheste/ağır ağır yapmak
linger over (something) v. (bir şey) üzerinde oyalanmak
linger over (something) v. (bir şeyi) tadını çıkararak yapmak
linger on after (someone) v. (birinin) ölümünün ardından hayatta kalmak
linger over (something) v. (bir şey) üzerinde uzunca vakit geçirmek
linger on after (someone) v. (birinin) arkasından hayatta kalmak
linger over (something) v. (bir şey) üzerinde uzun zaman harcamak
linger on after (someone) v. (birinin) ölümünden sonra hayatta kalmak
linger over (something) v. (bir şeyi) acele etmeden yapmak
linger over (something) v. (bir şey) üzerinde vakit harcamak
linger over (something) v. (bir şeyle) oyalanmak
linger behind v. geride oyalanmak
linger behind v. geride kalmak