lip - Turc Anglais Dictionnaire

lip

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lip — Definition

Signification:
dudak, kenar
Prononciation (IPA):
(AmE /lɪp/ – BrE /lɪp/)
Partie du discours:
İsim: lip (lips)

Sens de "lip" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 57 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
lip n. dudak
He licked his lips before answering our question.
Sorumuzu yanıtlamadan önce dudaklarını yaladı.

More Sentences
General
lip n. ağız
The cup was filled with beer to its lip.
Bardak ağzına kadar birayla doluydu.

More Sentences
lip adj. sözde
The committee is simply paying lip service to the idea and continuing with business as usual.
Komite bu fikre sadece sözde hizmet ediyor ve her zamanki gibi iş yapmaya devam ediyor.

More Sentences
lip adj. dudak
He licked his lips before answering our question.
Sorumuzu yanıtlamadan önce dudaklarını yaladı.

More Sentences
Medical
lip n. dudak
He licked his lips before answering our question.
Sorumuzu yanıtlamadan önce dudaklarını yaladı.

More Sentences
Botanic
lip n. dudak
He licked his lips before answering our question.
Sorumuzu yanıtlamadan önce dudaklarını yaladı.

More Sentences
British Slang
lip n. küstahlık
Don't give any of your lips to elders!
Büyüklerine küstahlık etme bakayım!

More Sentences
General
lip n. leb
lip n. kenar
lip n.
lip n. yüzsüzlük
lip n. ayıp söz
lip n. dudak biçiminde şey
lip n. sürahi ağzı
lip n. yara kenarı
lip n. hava akımının boru içinde ses oluşturduğu borulu org kenarı
lip n. kömür madeni çatısının maden yüzeyine yakın olan alt kısmı
lip n. burgu, matkap gibi aletlerin keskin kenarı
lip n. ray kafasının bağlantı yerlerinde meydana gelen çıkıntı
lip n. nehir tabanı aşınmasını en aza indirgemek için dikilen alçak korkuluk
lip n. kısa ibrik veya sürahi ucu
lip n. kenardaki suyu yalayarak içme
lip v. öpmek
lip v. mırıldanmak
lip v. yalanmak
lip v. müzik aletinin sesini ayarlamak
lip v. dudak hareketiyle ağzına almak
lip v. emmek
lip v. ısırmak
lip v. mırıldanmak
lip v. parçalarını doldurmak
lip v. (okçu yayı) kusurlu bölgenin kesildiği yere tahta parçası koymak
lip v. kenarını kertiklemek
lip v. -e karşı akmak
lip v. (ufuk, tepe) üstünden yükselmek
lip v. (makine) üstünde dudak oluşturmak
lip v. (enfiye) dudak arkasına koymak
lip v. dudak şekli oluşturmak
lip v. dudak şekli almak
lip v. şıpırdayarak sıçramak
lip v. dudaklarını kullanmak
lip v. dudaklarını üflemeli çalgının ağızlığına göre ayarlamak
lip adj. asılsız
lip adj. boş (söz)
Technical
lip n. ağız düzlüğü (cam)
lip n. conta
Mechanic
lip n. kesici kenar
Automotive
lip n. kenar
Botanic
lip n. çenet
Geography
lip n. giriş
lip n. açıklık
Sport
lip v. (golf) topa deliğin kenarına değecek ancak içine girmeyecek şekilde vurmak
lip v. (golf topu) deliğin kenarına değip içine girmemek
Entomology
lip n. kabuk ağzının kenarları
Slang
lip v. şarkı söylemek
British Slang
lip n. arsızlık
lip n. yüzsüzlük

Sens de "lip" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
lower lip n. altdudak
lip balm n. dudak merhemi
lip synchronization n. dudak eşlemesi
lower lip n. alt dudak
lip rouge n. dudak ruju
lip microphone n. dudak mikrofonu
lip reader n. dudaktan okuyan
lip service n. sahte bağlılık
lip moisturizer n. dudak nemlendiricisi
lip dryness n. dudak kuruluğu
lip-reading n. dudak okuma
cleft lip n. tavşandudağı
lip services n. iki yüzlülük
lip services n. sözde bağlılık
lip services n. yapmacık saygı
cleft lip n. yarık dudak
cleft lip n. tavşan dudağı
lip rouge n. ruj
lip rouge n. dudak boyası
lip service n. riyakarlık
lip service n. yapmacık saygı
lip service n. sözde bağlılık
lip service n. iki yüzlülük
lip service n. yapmacıklık
lip liner n. dudak kalemi
lip pencil n. dudak kalemi
lip gloss n. dudak parlatıcısı
fleshy lip n. dolgun dudak
plumping lip gloss n. dudak dolgunlaştırıcı ruj
lip plumper n. dudak dolgunlaştırıcı ruj
lip plumping lipstick n. dudak dolgunlaştırıcı ruj
upper lip n. üst dudak
lip brush n. dudak fırçası
bottom lip n. dudak büzme
lip balm n. dudak balmı
lip balm n. dudak balzamı
full lip n. kalın dudak
thick lip n. köfte dudak
thick lip n. kalın dudak
full lip n. köfte dudak
lip balm n. dudak balmı
lip salve n. dudak balmı
lip-reading n. dudak okuyarak anlama
blobber lip n. köfte dudak
lip comforter n. yalnızca sözle teselli eden kimse
lip labor n. riya
lip comfort n. sözlerle teselli etme
lip comforter n. boş teselli veren kimse
lip labor n. samimiyetsiz konuşma
lip wisdom n. deneyimle desteklenmeyen akıllıca konuşma
lip bit n. oluklu matkap
lip butter n. dudak yağı
stiff upper lip n. metanetlilik
stiff upper lip n. kararlılık
stiff upper lip n. sağlam duruş
stiff upper lip n. inatçılık
stiff upper lip n. dikbaşlılık
stiff upper lip n. kuyruğu dik tutma
lip filler n. dudak dolgusu
curl one's lip v. dudak bükmek
bite one's lip v. dudağını ısırmak
button one's lip v. sır vermemek
pay lip service to v. inanır gibi yapmak
button one's lip v. susmak
button one's lip v. çenesini kapamak
button one's lip v. konuşmamak
pay lip service v. sözde bağlılık göstermek
lip-read v. dudak okumak
split one's lip v. dudağı patlamak
split one's lip open v. dudağı patlamak
have a cold sore on one's lip v. dudağında uçuk çıkmak
lip-synch v. pleybek bakmak
lip-read v. dudak okuyarak anlamak
lip-sync v. dudak uydurmak
lip-synch v. dudak uydurmak
lip-synch v. pleybek yapmak
lip-sync v. pleybek yapmak
pay lip service v. yarım ağızla kabul etmek
pay lip service v. razı gibi görünmek
hair-lip adj. yarık dudaklı
lip-shaped adj. dudak şeklinde
lip-shaped adj. dudak biçiminde
lip-smacking adj. tadı hoş
lip-smacking adj. lezzetli
lip to lip adv. dudak dudağa
Irregular Verb
lip-read v. lip-read - lip-read
Phrasals
lip (over) v. kabın ağzından taşmak
lip off v. agresif konuşmak
lip out v. (golf) deliğin kenarına gelip içeri girmemek
lip (in) v. kabın ağzından taşmak
lip at v. öpmek
Proverb
there's many a slip 'twixt the cup and the lip dereyi görmeden paçayı sıvama
keep a stiff upper lip metin ol anlamına gelen atasözü
there is many a slip twixt cup and lip görmeden emin olma
there's many a slip twixt cup and lip dereyi görmeden paçayı sıvama
there is many a slip twixt cup and lip dereyi görmeden paçayı sıvama
Colloquial
duck lip n. ördek dudağı
fat lip n. şişmiş dudak
fat lip n. bir darbeden dolayı şişmiş/patlamış dudak
lip work n. konuşma
lip work n. öpüşme
lip work n. öpme
have a stiff upper lip v. sakinlikle karşılamak
have a stiff upper lip v. zor bir dur karşısında gıkını bile çıkartmamak
none of your lip! expr. kapa çeneni!
none of your lip! expr. sus!
none of your lip! expr. kes sesini!
in a lip lock expr. öpüşme
Idioms
lip service n. göstermelik
loose-lip n. gevezelik
loose-lip n. boşboğazlık
loose-lip n. konuşkanlık
lip gloss n. abartma
lip gloss n. gerçeği saptırma
lip gloss n. daha mutlu, masum, dertsiz gösterme
lip gloss n. şişirme
lip gloss n. göz boyama
lip gloss n. gerçeği çarpıtma
loose lip n. boşboğazlık
slip of the lip n. dil sürçmesi
loose lip n. çenesi düşük olma
slip of the lip n. sürçülisan
loose lip n. ağzı gevşeklik
loose lip n. gevşek ağız
slip of the lip n. gaf
slip of the lip n. sürç-ü lisan
slip of the lip n. sürçü lisan
a stiff upper lip n. soğukkanlı davranabilen kimse
a stiff upper lip n. metin olabilme
a stiff upper lip n. metanet
a stiff upper lip n. sakinlik
a stiff upper lip n. metin olabilen kimse
a stiff upper lip n. soğukkanlılık
a stiff upper lip n. metanetini/sakinliğini koruyabilen kimse
a stiff upper lip n. sabırlılık
keep a stiff upper lip v. cesaretini kaybetmemek
keep a stiff upper lip v. metin olmak
curl one's lip v. dudak bükmek
button one's lip v. ağzına kilit vurmak
keep a stiff upper lip v. soğukkanlı olmak
keep a stiff upper lip v. zor bir durum karşısında çıt çıkartmamak
keep a stiff upper lip v. sükunetle karşılamak
keep a stiff upper lip v. heyecanını belli etmemek
pay lip-service v. destekler gibi görünmek
give lip-service v. lafta desteklemek
pay lip-service v. özde değil sözde desteklemek
give lip-service v. destekler gibi görünmek
pay lip-service v. lafta desteklemek
give lip-service v. özde değil sözde desteklemek
button one's lip v. çenesini kapamak