nut - Turc Anglais Dictionnaire

nut

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

nut — Definition

Signification:
kuruyemiş, somun
Prononciation (IPA):
(AmE /nʌt/ – BrE /nʌt/)
Partie du discours:
İsim: nut (nuts)

Sens de "nut" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 67 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
nut n. kabuklu yemiş
Secondly, do nuts fulfil a multifunctional role?
İkinci olarak, kabuklu yemişler çok işlevli bir role sahip midir?

More Sentences
nut n. kuruyemiş
She's allergic to all nuts, including walnuts and peanuts.
Ceviz ve yer fıstığı da dahil olmak üzere tüm kuruyemişlere alerjisi var.

More Sentences
General
nut n. kafa
Where did you last see it? Use your nut!
Onu en son nerede gördün? Kafanı kullansana!

More Sentences
nut n. kaçık
My new neighbour is a complete nut.
Yeni komşum tam bir kaçık.

More Sentences
nut n. çılgın
Tom is a nut.
Tom bir çılgın.

More Sentences
nut n. somun
I can help you to loosen that nut if you want.
İsterseniz o somunu gevşetmenize yardım edebilirim.

More Sentences
nut n. fındık
Thirdly, should the EU continue to invest in maintaining nut production?
Üçüncü olarak, AB fındık üretimini sürdürmek için yatırım yapmaya devam etmeli mi?

More Sentences
Technical
nut n. fındık
Thirdly, should the EU continue to invest in maintaining nut production?
Üçüncü olarak, AB fındık üretimini sürdürmek için yatırım yapmaya devam etmeli mi?

More Sentences
nut n. somun
I can help you to loosen that nut if you want.
İsterseniz o somunu gevşetmenize yardım edebilirim.

More Sentences
Automotive
nut n. somun
I can help you to loosen that nut if you want.
İsterseniz o somunu gevşetmenize yardım edebilirim.

More Sentences
Gastronomy
nut n. fıstık
Brazil nuts and pumpkin seeds are some of the richest sources of phosphorous that you should add to your diet.
Brezilya fıstığı ve kabak çekirdeği, diyetinize eklemeniz gereken en zengin fosfor kaynaklarından bazılarıdır.

More Sentences
Botanic
nut n. fındık
Thirdly, should the EU continue to invest in maintaining nut production?
Üçüncü olarak, AB fındık üretimini sürdürmek için yatırım yapmaya devam etmeli mi?

More Sentences
Slang
nut v. kafa atmak
He sneaked up from behind and nutted the kidnapper.
Arkadan gizlice yaklaştı ve kaçıran kişiye kafa attı.

More Sentences
British Slang
nut n. deli
Tom is a health nut.
Tom bir sağlık delisi.

More Sentences
nut n. kaçık
My new neighbour is a complete nut.
Yeni komşum tam bir kaçık.

More Sentences
nut v. kafa atmak
He sneaked up from behind and nutted the kidnapper.
Arkadan gizlice yaklaştı ve kaçıran kişiye kafa attı.

More Sentences
General
nut n. üşütük
nut n. kapçık meyve
nut n. saksı
nut n. baş
nut n. kelle
nut n. ceviz gibi kabuklu yemiş
nut n. çalgı sapı
nut n. ceviz
nut n. cıvata somunu
nut n. sert kabuklu yemiş
nut n. vida somunu
nut n. çatlak (deli)
nut v. ceviz toplamak
nut v. fındık toplamak
nut v. ceviz toplamak
nut adj. fındıkla ilgili
nut adj. fındık veren
nut adj. fındığa özgü olan
nut adj. fındık koymaya yarayan
Colloquial
nut n. zor uğraş
nut n. çözülmesi güç olan sorun
nut n. ikna edilmesi zor kimse
nut n. başarılması gereken girişim
Trade/Economic
nut n. sahne veya televizyon prodüksiyonunun toplam maliyeti
nut n. yüklü miktarda para
Technical
nut n. bağlantı somunu
nut n. başlık
nut n. cıvata somunu
nut n. civata somunu
nut n. vida
nut n. vida somunu
Mining
nut n. fındık kömürü
nut n. ufak kömür parçası
Gastronomy
nut n. küçük zencefilli bisküvi
Botanic
nut n. yerfıstığı
Music
nut n. keman yayının alt ucundaki telleri sıkmaya yarayan hareketli parça
Mythology
nut n. mısır'da gökyüzü tanrıçası
Printery
nut n. meraklı kimse
nut n. hevesli kimse
nut n. kendini adamış kimse
nut n. gayretkeş kimse
nut n. taşak
nut n. haya
nut n. polise verilen rüşvet
nut n. matbaacılıkta em ölçü biriminin yarısına denk gelen uzunluk
Slang
nut n. aptal
nut n. kafasız
nut n. kuş beyinli
nut n. sersem
nut v. (cinsel ilişkide) boşalmak
British Slang
nut n. şık veya zarif giyimli kimse

Sens de "nut" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
cashew nut n. kaju
General
hickory nut n. ceviz
pistachio nut n. şamfıstığı
lock nut n. kontra somun
cashew nut n. baladur ağacı cevizi
linkage nut n. bağlantı somunu
a hard nut to crack n. demir leblebi
pinon nut n. bodur çam fıstığı
brazil nut n. brezilya cevizi
lock nut n. kilitleme somunu
brazil nut n. brezilya kestanesi
eye nut n. halkalı somun
a hard nut to crack n. çetin ceviz
screw nut n. cıvata somunu
brazil nut tree n. brezilya kestanesi
threaded nut n. cıvata somunu
pine nut n. çamfıstığı
nut weevil n. fındıkbiti
nut and garlic sauce n. tarator
physic nut n. hintfıstığı
cola nut n. kola cevizi
betel nut n. hurma
hard nut to crack n. çetin ceviz
physic nut n. kürkas
finger nut n. kelebekli somun
tree nut n. ağaç yemişi
raisin nut cookie n. kuru üzümlü kek
queensland nut n. avustralya fındığı
stop nut n. durdurma somunu
decorticated hazel-nut n. iç fındık
nut-case n. üşütük
nut-case n. kaçık
hazel-nut n. fındık
shopping nut n. alışveriş delisi
shopping nut n. alışveriş manyağı
control nut n. kontrol hastası
cohune-nut-oil n. kohun yağı
beech nut n. kayın ağacı meyvesi
betel nut n. betel cevizi
nut pick n. kabuklu yemişlerin içini çıkarmada kullanılan küçük, sivri uçlu alet
beer nut n. kabuksuz yer fıstığı
vomit nut [obsolete] n. kargabüken
ginger-nut [uk] n. kızıl kafalı erkek
ginger-nut [uk] n. kızıl saçlı erkek
gum nut [australia] n. mersingiller familyasına mensup bir okaliptüs ağacının sertleşmiş tohum zarfı
crack a nut v. ceviz kırmak
having a nut adj. somunlu
like a nut adv. çılgın gibi
Phrasals
nut (something) out v. (bir şeyin) çözümünü bulmak
nut (something) out v. (bir şeyi) araştırıp çözmek
nut (something) out v. (bir şeyin) içinden çıkmak
Proverb
he that would eat the kernel must crack the nut emeksiz yemek olmaz
even a blind squirrel finds a nut once in a while bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
Colloquial
a tough nut to crack n. zorlu rakip
health nut n. sağlığına aşırı düşkün kimse
nut house n. bol miktarda kargaşanın olduğu başıbozuk ortam
nut graf n. hikayenin veya yazının içeriğini açıklayan özet niteliğinde paragraf
bug nut n. vidalı klemens
eco nut n. çevre manyağı
eco nut n. çevre sorunlarına karşı çok duyarlı kimse
eco nut n. çevreyle kafayı bozmuş kimse
eco nut n. ateşli/tutkulu çevreci
eco nut n. kendini çevreye/çevre sorunlarına adamış kimse
eco nut n. heyecanlı çevreci
a tough nut n. başa çıkılması zor problem/durum/kimse/şey
a tough nut n. çetin ceviz
a tough nut n. çözülmesi zor problem/durum/kimse/şey
do your nut [uk] v. deliye dönmek
do your nut [uk] v. çılgına dönmek
do your nut [uk] v. çok sinirlenmek
do your nut [uk] v. küplere binmek
do your nut [uk] v. kafayı yemek
do your nut [uk] v. şalterleri atmak
do your nut [uk] v. şalteri atmak
do your nut [uk] v. tepesi atmak
Idioms
tough nut to crack n. çetin ceviz
hard nut to crack n. çetin ceviz
a tough nut to crack n. çetin ceviz
a hard nut to crack n. çetin ceviz
a hard nut to crack n. zorlu rakip
nut case n. çatlak/çılgın
a hard/tough nut n. çetin ceviz
a hard/tough nut to crack n. çetin ceviz
tough nut to crack n. zorlu rakip
tough nut to crack n. çetin ceviz
tough nut to crack n. kapalı kutu
nut-cutting time n. dönüm noktası
nut-cutting time n. bir şeylerin değişmesi gereken an
nut-cutting time n. kritik zaman
nut-cutting time n. karar anı
a hard nut (to crack) n. anlaşılması zor kimse/şey
a hard nut (to crack) n. kapalı kutu
a hard nut (to crack) n. baş etmesi zor kimse/iş
a hard nut (to crack) n. zor kimse/iş
a sledgehammer to crack a nut [uk] n. fındık kırmak için balyoz kullanma
a sledgehammer to crack a nut [uk] n. gereğinden fazla güç/çaba
a sledgehammer to crack a nut [uk] n. yumurtayı balyozla kırma
a sledgehammer to crack a nut [uk] n. orantısız güç
a tough nut (to crack) n. zorlu kimse
a hard nut (to crack) n. dişli kimse
a tough nut to crack n. halletmesi güç iş
a tough nut to crack n. zor iş
a tough nut to crack n. başa çıkılması güç iş
a tough nut (to crack) n. çetin ceviz
a tough nut to crack n. anlaşması güç kimse
a tough nut to crack n. zorlu iş
a tough nut n. güçlü karaktere sahip kimse
a hard nut (to crack) n. çetin ceviz
a tough nut to crack n. zor kimse
a hard nut (to crack) n. başa çıkılması zor kimse
a tough nut (to crack) n. başa çıkılması zor kimse
a hard nut (to crack) n. yaman kimse
a hard nut n. kararlı kimse
a hard nut n. çetin ceviz
a hard nut (to crack) n. zorlu kimse
a hard nut n. güçlü karaktere sahip kimse
a tough nut to crack n. uğraştırıcı kimse
a tough nut to crack n. baş etmesi güç kimse
a tough nut (to crack) n. dişli kimse
a tough nut to crack n. uğraştırıcı iş
a tough nut n. kararlı kimse
a tough nut (to crack) n. yaman kimse
do one's nut v. çılgına dönmek
do one's nut v. deliye dönmek
do one's nut v. şalteri atmak
do one's nut v. şalterleri atmak
do one's nut v. tepesi atmak
go off one's nut v. delirmek
go off one's nut v. aklını kaçırmak
go off one's nut v. aklını oynatmak
be off one's nut v. kafayı yemek
be off one's nut v. kafayı üşütmek
be off one's nut v. kafadan kontak olmak
be off one's nut v. fıttırmak
be off one's nut v. delirmek
be off one's nut v. dellenmek
do one's nut v. küplere binmek
use a sledgehammer to crack a nut v. bir işi gerektiğinden fazla güç veya çabayla yapmak
use a sledgehammer to crack a nut v. yumurtayı balyozla kırmak
be missing a wing nut v. bir tahtası eksik olmak
be off one's nut v. aklını yitirmek
go off one's nut v. aklını yitirmek
go off one's nut v. çıldırmak
be off one's nut v. çıldırmak
be off one's nut v. aklını kaçırmak
talk like a nut v. aptal aptal konuşmak
talk like a nut v. aptalca konuşmak
talk like a nut v. saçmalamak
use a sledgehammer to crack a nut v. orantısız güç kullanmak
go off one's nut v. cozutmak