on the spot - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

on the spot

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "on the spot" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 29 résultat(s)

Anglais Turc
General
on the spot adj. oracıkta yapılan
on the spot adj. oracıkta vuku bulan
on the spot adv. tam yerinde
on the spot adv. olay yerinde
on the spot adv. hemen oracıkta
on the spot adv. hemen
on the spot adv. derhal
on the spot adv. yerinde
on the spot adv. mahallinde
on the spot adv. zor durumda
on the spot adv. sorumlu pozisyonunda
on the spot adv. hesap verme durumunda
on the spot adv. tatmin edici açıklama beklenen
on the spot adv. cinayete kurban gitme tehlikesi altında
on the spot adv. suikaste uğrama tehlikesi altında
on the spot adv. hemen cevap vermek durumunda
on the spot adv. anında karar vermek durumunda
Colloquial
on the spot n. hemen oracıkta
on the spot expr. başı dertte
on the spot expr. derhal
on the spot expr. hemen
on the spot expr. olay yerinde
on the spot expr. tehlikede
on the spot expr. zor durumda
Idioms
on the spot adv. baskı altında
on the spot adv. göz hapsinde
on the spot adv. baskılanmış halde
on the spot expr. başı belada
on the spot expr. tam vaktinde

Sens de "on the spot" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 47 résultat(s)

Anglais Turc
General
on-the-spot investigation n. yerinde tetkik
be on the spot v. olayın geçtiği yerde bulunmak
put on the spot v. yüzlemek
be put on the spot v. zor durumda bırakılmak
be put on the spot v. zor duruma düşürülmek
on-the-spot adj. söz konusu zamanda yapılan
on-the-spot adj. söz konusu zamanda meydana gelen
on-the-spot adj. söz konusu yerde yapılan
on-the-spot adj. söz konusu yerde meydana gelen
on-the-spot adj. faaliyet yerinde olan
on the very spot adv. hemen
on-the-spot adv. derhal
on-the-spot adv. zor bir halde
on-the-spot adv. hemen
on-the-spot adv. hareket gereken yerde
on-the-spot adv. sorumlu tutularak
on-the-spot adv. tatmin edici bir cevap beklenerek
on-the-spot adv. cinayet tehlikesi altında
on-the-spot adv. suikast tehlikesi altında
on-the-spot adv. tehlike altında
Phrases
on the very spot expr. derhal
on the spot decision expr. hemen/acil/aniden verilen karar
on the very spot expr. olduğu yerde
on the very spot expr. oracıkta
Idioms
johnny-on-the-spot n. hızır gibi yetişen kimse
spot on the mark n. tam isabet
spot on the mark n. tamamen doğru
spot on the mark n. kesinlikle doğru
spot on the mark n. harfiyen doğru
spot on the mark n. tam olarak doğru
spot on the mark n. nokta atışı
spot on the mark n. mükemmel şekilde isabetli
spot on the mark n. eksiksiz
spot on the mark n. kusursuz
put someone on the spot v. birini sıkboğaz etmek
put someone on the spot v. güç durumda bırakmak
put someone on the spot v. sorguya çekmek
put (one) on the spot v. (birini) sıkboğaz etmek
put (one) on the spot v. (birini) güç durumda bırakmak
put (one) on the spot v. (birini) sorguya çekmek
right on the spot expr. tam yerinde
Trade/Economic
sell on the spot v. derhal satmak
sell on the spot v. hemen satmak
Law
evidence taken on the spot n. mahallinden alınan delil
Technical
on-the-spot check n. mahallinde kontrol
on-the-spot check n. yerinde inceleme
Military
on the spot order n. mahallinde emir