silver - Turc Anglais Dictionnaire

silver

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

silver — Definition

Signification:
gümüş
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈsɪlvər/ – BrE /ˈsɪlvə/)
Partie du discours:
İsim: silver (uncountable)
Synonymes:
argent
Antonymes:
gold

Sens de "silver" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 52 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
silver adj. gümüş
The man was wearing a silver ring.
Adamın parmağında gümüş bir yüzük vardı.

More Sentences
General
silver n. gümüş para
The price is three silvers, sir.
Fiyatı üç gümüş para ediyor efendim.

More Sentences
silver n. gümüş eşya
My mom took out the silvers for our guests.
Annem misafirlerimiz için gümüş eşyaları çıkardı.

More Sentences
silver n. gümüş rengi
The door was painted in silver.
Kapı gümüş rengine boyanmıştı.

More Sentences
silver n. gümüş
The man was wearing a silver ring.
Adamın parmağında gümüş bir yüzük vardı.

More Sentences
silver v. sırlamak
The mirrors were made by silvering the glass.
Aynalar camın sırlanması ile yapılmıştır.

More Sentences
silver v. gümüş renge dönüştürmek
The scene of the sea silvered by the moon was perfect.
Ayın gümüş rengine dönüştürdüğü deniz manzarası mükemmeldi.

More Sentences
silver adj. gümüşten yapılmış
The lady was wearing a silver necklace.
Kadının boynunda gümüşten yapılmış bir kolye vardı.

More Sentences
Sport
silver n. gümüş madalya
The country won ten silvers in the Olympics.
Ülke olimpiyatlarda on tane gümüş madalya kazandı.

More Sentences
General
silver n. bıçak ve kaşıklar
silver n. sim
silver n. çatal bıçak
silver n. çatal (sofrada kullanılan)
silver n. hanedan armacılığında kullanılan gümüş metali
silver n. hanedan armacılığında kullanılan beyaz renk
silver n. (maskeli süvari'nin atı) silver
silver v. gümüşlemek
silver v. ağarmak
silver v. gümüş kaplamak
silver v. beyazlamak
silver adj. gümüş gibi parlayan
silver adj. yirmi beşinci yıl dönümüne dair
silver adj. bir dizinin yirmi beşinci etkinliğine dair
silver adj. yirmi beşinci (evlilik yıl dönümü)
silver adj. net ve çınlamalı sesi bulunan
silver adj. net ve çınlamalı ses çıkaran
silver adj. hoş tınılı
silver adj. ikna edici
silver adj. güçlü ve etkili şekilde ikna edici
silver adj. gümüşlü
silver adj. gümüş içeren
silver adj. gümüş veren
silver adj. kısmen gümüş ihtiva eden
silver adj. kısmen gümüşten oluşan
silver adj. para standardı olarak gümüş kullanımını destekleyen
silver adj. gümüşle kakılmış
silver adj. gümüş kaplı
silver adj. gümüş kaplanmış
silver adj. hanedan armacılığında kullanılan gümüş metaline ait
silver adj. hanedan armacılığında kullanılan beyaz renge ait
silver adj. gümüş renginde
silver adj. açık gri renkli
Technical
silver v. gümüşle kaplamak
Computer
silver n. açık gri
Dyeing
silver n. grinin hafif kahverengimsi olan orta bir tonu
Marine Biology
silver n. kuzey pasifik kıyılarında görülen küçük bir somon
Zoology
silver n. gümüş tilki
Social Sciences
silver adj. panama kanal bölgesi'ndeki siyahi nüfusa ait
silver adj. panama kanal bölgesi'ndeki siyahi nüfus için olan
History
silver adj. altın çağın ardından gelen daha az parlak döneme ait veya ilişkili
Geography
silver n. teksas eyaletinde şehir
Photography
silver n. gümüş bromür ve gümüş klorür gibi fotoğrafçılıkta kullanılan gümüş halojenürlere verilen ad

Sens de "silver" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
silver leaf n. varak
silver mine n. gümüş madeni
silver coin n. gümüş para
silver jubilee n. evliliğin yirmi beşinci yıldönümü
silver carp n. gümüş sazan
nickel silver n. nikel gümüşü
silver coins n. gümüş paralar
german silver n. almangümüşü
silver grey n. gümüşrengi
silver gray n. gümüş rengi
silver poplar n. akkavak
silver fir n. akçam ağacı
silver jubilee n. yirmi beşinci yıldönümü
silver fir n. gerçek köknar
silver fox n. renar arjante
silver paper n. yaldızlı kağıt
silver screen n. sinema
silver fir n. ak köknar
silver plating n. gümüş kaplama
silver fox n. gümüş tilki
small silver coin n. akça
sterling silver n. som gümüş
silver pheasant n. gümüşsülün
coin silver n. para gümüşü
silver white n. gümüş beyazı
small silver coin n. akçe
silver bath n. gümüş banyosu
silver money n. ak akçe
silver thread n. sırma
silver poplar n. akçakavak
silver anniversary n. bir kuruluş vb'nin 25. yıl dönümü
silver wire n. gümüş tel
the silver screen n. beyazperde
beaten silver n. dövülmüş gümüş
nickel silver n. almangümüşü
moondust silver n. aytozu grisi
silver mines n. gümüş madenleri
silver wedding n. evliliğin 25. yıldönümü
silver-gilt thread n. sırma
silver bullion n. gümüş külçe
silver plate n. gümüş kaplama
silver money n. gümüş para
standard silver n. gümüş alaşımı
silver currency n. gümüş para
silver wedding anniversary n. evliliğin 25.yıl dönümü
silver coinage n. gümüş bozuk para
silver rain n. gümüş yağmur
silver-plated cutlery n. gümüş ile kaplanmış kesiciler (bıçak vb.)
silver mirror n. gümüş ayna
silver bullet n. gümüş kurşun
silver vase n. gümüş vazo
silver designer n. gümüş tasarımcısı
silver eagle winged watch n. gümüş kartal kanatlı saat
silver ornaments n. gümüş süs eşyaları
silver dollar n. gümüş dolar
silver necklace n. gümüş kolye
silver foil wrapper n. alüminyum folyo
silver storm n. ince buz
silver gilt n. gümüş kaplama
silver beater n. gümüşü döverek varak haline getiren kimse
silver stick [uk] n. sarayda görevli olan bazı ingiliz süvarilerine verilen bir unvan
silver plate n. gümüşle kaplı tabak çanak
silver plate n. gümüş sofra takımı
silver triangle n. yasadışı uyuşturucu üretim merkezleri olan peru, bolivya ve kolombiya'yı kapsayan güney amerika bölgesi
silver gilt n. gümüş görünümlü kaplama
silver-gilt n. ince altın tabakası ile kaplanmış gümüş
silver storm n. şeffaf buz
silver cord n. anne ile yavrusu arasındaki duygusal bağ
silver lining n. bulutun beyaz kenarı
silver cord n. kişinin fiziksel varlığı ile ruhsal varlığı arasındaki bağlantı
silver-worker n. gümüş işleyici
silver storm n. soğuğa maruz kalan ağaç gibi cisimlerin üzerindeki buz tabakası
silver-worker n. gümüş eşyalar yapan veya onaran kimse
free silver n. serbest gümüş sikke basımını savunma
silver-plate v. gümüş kaplamak
silver-plate v. gümüşle kaplamak
hand to on a silver platter v. altın tepside sunmak
serve on a silver platter v. altın tepside sunmak
set one's sights on the silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
head for silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
silver-plated adj. gümüş kaplama
silver-coloured adj. gümüşi
silver-tongued adj. güzel konuşan
silver-haired adj. beyaz saçlı
silver-colored adj. gümüşi
silver-spoon adj. zengin çevreye sahip
silver-gray adj. gümüşi gri olan
silver [obsolete] adj. huzurlu
silver [obsolete] adj. tatlı ve nazik
silver-white adj. gümüş beyazı olan
silver-grey adj. gümüş grisi olan
silver-blue adj. rengi açık parlak mavi olan
silver-green adj. rengi açık parlak yeşil olan
silver [obsolete] adj. uysal
silver-scaled adj. gövdesi tümüyle veya kısmen gümüşi pullarla kaplı olan
silver-spoon adj. ailesi varlıklı olan
silver-white adj. gümüşi beyaz olan
silver-grey adj. gümüşi gri olan
silver-spoon adj. varlıklı aileden gelen
silver-bodied adj. gövdesi gümüş grisi olan
silver [obsolete] adj. sakin
silver-gray adj. gümüş grisi olan
Proverb
every cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
speech is silver, but silence is gold söz gümüşse sükut altındır
every cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
speech is silver, but silence is gold söz gümüş ise sükut altındır
every cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every cloud has a silver lining her hayırda bir şer her şerde bir hayır vardır
every silver lining has a cloud iyi şeyler kötü şeylere gebedir
every silver lining has a cloud her iyi şeyin kötü bir yanı vardır
every silver lining has a cloud her hayırda bir şer vardır
every silver lining has a cloud çok gülen çok ağlar
every silver lining has a cloud bir anda her şey ters yüz olabilir
every silver lining has a cloud her an her şey olabilir
every dark cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her felakette bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her gecenin bir sabahı vardır
every dark cloud has a silver lining her yokuşun bir inişi vardır
every dark cloud has a silver lining gün doğmadan neler doğar
every dark cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
speech is silver, but silence is golden söz gümüşse sükut altındır
speech is silver, silence is golden söz gümüşse sükut altındır
Colloquial
silver state n. nevada eyaletinin takma adı
silver fox n. kır saçlı ve çekici adam
silver-spooned adj. varlıklı bir aileye doğmuş olan
silver-spooned adj. varlıklı bir aile ile ilişkili
silver-spooned adj. varlıklı bir aileye ait
born with a silver spoon in one's mouth expr. şanslı doğmuş
born with a silver spoon in one's mouth expr. varlıklı bir ailede doğmuş
and there's the silver lining expr. işte bu da bir umut ışığı
and there's the silver lining expr. neyse ki
and there's the silver lining expr. en azından
and there's the silver lining expr. işte bu da işin olumlu yanı/iyi tarafı
Idioms
silver tongue n. tatlı dil
silver bullet n. sihirli çözüm
silver bullet n. sihirli değnek
silver bullet n. uzun süredir devam eden bir sorunu çabucak çözüveren bir çözüm
every cloud has a silver lining n. gün doğmadan neler doğar
silver spoon n. aileden (miras) kalan/gelen para/servet
the silver screen n. sinema
the silver screen n. beyaz perde
silver-tongued n. (ikna etmek amacıyla) ağzı iyi laf yapan kimse
silver lining n. umut ışığı
silver lining n. umut ışığı
a silver lining n. şerrin içindeki hayır
silver lining n. ümit kıvılcımı
a silver lining n. umut ışığı
silver lining n. şerrin içindeki hayır
a silver lining n. ümit kıvılcımı