statü - Turc Anglais Dictionnaire

statü

Sens de "statü" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 14 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
statü status n.
He is only interested in people with high social status.
Sadece sosyal statüsü yüksek insanlarla ilgileniyor.

More Sentences
statü statute n.
In addition, provisions with regard to this ought to be contained in the forthcoming Member's Statute.
Buna ek olarak, buna ilişkin hükümler önümüzdeki Üye Statüsünde yer almalıdır.

More Sentences
General
statü status n.
He is only interested in people with high social status.
Sadece sosyal statüsü yüksek insanlarla ilgileniyor.

More Sentences
Trade/Economic
statü statute n.
In addition, provisions with regard to this ought to be contained in the forthcoming Member's Statute.
Buna ek olarak, buna ilişkin hükümler önümüzdeki Üye Statüsünde yer almalıdır.

More Sentences
statü status n.
He is only interested in people with high social status.
Sadece sosyal statüsü yüksek insanlarla ilgileniyor.

More Sentences
Politics
statü status n.
He is only interested in people with high social status.
Sadece sosyal statüsü yüksek insanlarla ilgileniyor.

More Sentences
General
statü position n.
statü place n.
statü legem n.
statü character n.
statü standing n.
statü regulation n.
statü covenant n.
statü basis n.

Sens de "statü" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 117 résultat(s)

Turc Anglais
General
düşük statü low status n.
düşük statü lower status n.
yüksek statü high status n.
verilmiş statü ascribed status n.
konuşma ve sosyal statü speech and social status n.
hukuki statü legal status n.
yüksek statü higher status n.
özel statü special statute n.
doğuştan gelen statü ascribed status n.
edebiyatta sosyal statü social status in literature n.
sosyal statü social status n.
sosyal statü social standing n.
statü kuramı statute theory n.
sosyal statü social station n.
sosyal statü social rank n.
eşit statü equal status n.
sosyal statü social position n.
hukuksal statü legal status n.
statü tutarlılığı status consistency n.
önceden eğitim veya mesleki statü olmaksızın bir zanaat veya sanatla uğraşan kimse nonprofessional n.
ast statü junior status n.
üye kontenjanından bir kurumda özel statü verilen üye adayı legacy n.
çin'in bir yüksek memuru olarak sahip olunan statü mandarinate n.
(ingiliz sömürge dönemi hindistanı'nda) bir ingiliz memurun veya statü sahibi herhangi bir beyaz adamın karısı memsahib n.
sosyal statü heraldry [obsolete] n.
bir şeye mitsel statü verme eğilimi mythogeny n.
bir şeye mitsel statü verme eğilimi mythogenesis n.
(rütbe, statü) düşürme dejection [obsolete] n.
düşük statü veya imkansızlıklar içeren durum ghetto n.
önemli statü grandness n.
uzun deneyimler sonucunda statü kazanmış kimse old man n.
statü gösteren giysi cloth n.
sosyal veya profesyonel statü drawer n.
hukuki statü persona n.
yasal statü edinmek acquire legal status v.
yasal statü kazanmak be legalised v.
yasal statü kazanmak gain legal status v.
yasal statü kazanmak be legalized v.
statü artışı climb up v.
statü veya mevkisinde olmak count v.
bir toplumun hiyerarşik sosyal tabakaları arasında statü değişikliği fırsatına sahip olan mobile adj.
bir toplumun hiyerarşik sosyal tabakaları arasında statü değiştiren mobile adj.
statü sahibi statusy adj.
yüksek statü kazandıran status adj.
yüksek statü ile ilişkilendirilen status adj.
yasal statü, mülk ve mülkiyet ifade eden bir son ek -mony suf.
Phrasals
statü düşürmek write down v.
Proverb
statü gözetmeksizin herkesin hakları vardır a cat can look at a king
Idioms
bir statü sembolü/göstergesi a status symbol n.
en alt statü bottom of the ladder n.
statü kazanmak için hile yapan/başkalarını kullanan kimse status seeker n.
statü kazanmak için taktik/hesap yapan kimse status seeker n.
statü kovalayan kimse status seeker n.
statü peşinde olan kimse status seeker n.
bir statü kazanmak obtain a footing v.
bir statü kazanmak gain a footing v.
sosyal statü peşinde koşmak be on the make v.
sosyal statü peşinde koşmak be on the make v.
Trade/Economic
statü yedekleri statutory reserves n.
statü yedekleri special reserves n.
statü kaybı status deprivation n.
statü yedekleri reserves by statutes n.
onaylanmış kişi statü belgesi certificate of customs approved operator status n.
statü sembolü status symbols n.
onaylanmış kişi statü belgesi certification of approved entity's status n.
onaylanmış kişi statü belgesi approved status certificate n.
sosyal statü vergileri stand taxes n.
statü yedekleri statuary reserves n.
ekonomik statü economic status n.
ön statü belgesi preliminary status document n.
statü tadili status amendment n.
statü malları positional goods n.
kurumsal statü corporate status n.
Law
statü belirleme status determination n.
hukuki statü legal status n.
sosyal statü station in life n.
yasal statü juridical status n.
yasal statü ile bulunma lawful presence n.
ayni statü real statute n.
negatif statü hakları rights of status negativus n.
aktif statü hakları rights of status activus n.
pozitif statü hakları rights of status positivus n.
bir veya daha küçük yaştaki çocuğun sahip olduğu yasal statü infancy n.
Politics
statü kuramı theory of statute n.
statü belirleme status determination n.
insani statü humanitarian status n.
kişisel statü personal statute n.
statü değişikliği change of status n.
yasal statü kazanmamış unrecognized adj.
yasal statü kazanmamış unrecognised adj.
Institutes
devlet tarafından bir kuruluşun iyi uygulamalarını diğerleriyle paylaşması için verilen statü beacon status [uk] n.
Medical
kazanılmış statü achieved status n.
Psychology
statü ihtiyacı status need n.
statü değişkeni status variables n.
statü seti status set n.
statü tutarsızlığı status inconsistency n.
edinilmiş statü achieved status n.
statü sembolü status symbol n.
sosyoekonomik statü socioeconomic status n.
statü suçu status offense n.
verili statü ascribed status n.
statü engellemesi status frustration n.
statü geçerliliği status validity n.
statü grubu status group n.
statü endişesi status anxiety n.
Social Sciences
sınıf ve statü bilincine sahip class and status conscious n.
belirli kişilere zeka, sosyal durum veya ekonomik statü nedeniyle ayrıcalıklı davranmayı savunan düşünce elitism n.
sosyoekonomik statü ses (socioeconomic status) abrev.
Education
statü süresi duration of status n.
(eskiden) bir asilzadenin oğluna eşlik eden, sosyal statü bakımından bir altta olan üniversite öğrencisi secondar n.
(eskiden) bir asilzadenin oğluna eşlik eden, sosyal statü bakımından bir altta olan üniversite öğrencisi seconder n.
History
anglosakson'lar zamanında ingiltere’de statü bakımından sıradan vatandaşın üstünde fakat bir asilzadenin altında olan kimse thane n.
anglosaksonlar zamanında ingiltere’de statü bakımından sıradan hür vatandaşın üstünde fakat bir asilzadenin altında olan kimse thegn n.
(eski roma'da) senatörün ve yüksek düzey yetkililerin giydikleri tuniklerin ön kısmında bulunan sosyal statü göstergesi geniş mor bir şerit laticlave n.
Military
öldüğünden emin olunamayan ordu personeline verilen geçici statü dustwun (duty status-whereabouts unknown) abrev.
Archaic
sosyal statü gösteren kıyafet coat n.
soydan gelen yasal miras ile elde edilen statü ile ilişkili kindly adj.