Dolan - Türkçe İngilizce Sözlük

Dolan

"Dolan" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dolan i. çin'de sincan uygur özerk bölgesi'nde yaşayan bir halk
dolan i. dolan

"Dolan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dolan dolan i.
dolan dolang i.

"Dolan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 48 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bir sürü yalan dolan bag of tricks i.
yalan dolan a pack of lies i.
yalan dolan humbug i.
yalan dolan funny business i.
su ile dolan çöküntü slue i.
yalan dolan sokmak dishonest [obsolete] f.
süresi dolan due s.
gözleri dolan teary s.
dolan (zaman) filled s.
kabarcıkla dolan foamy s.
otomatik dolan self-filling s.
kendinden dolan self-filling s.
tam kapasite dolan stiff s.
süresi dolan parting s.
Konuşma Dili
yalan dolan monkey business i.
bir sürü yalan dolan a lot of baloney i.
yalan dolan a lot of baloney i.
bir sürü yalan dolan a lot of hooey expr.
Deyim
yalan dolan a lot of bunk [uk] i.
yalan dolan a tissue of lies i.
yalan dolan bill of goods i.
yalan dolan out of (the) whole cloth [us] s.
yalan dolan out of whole cloth expr.
bir sürü yalan dolan a bunch of hooey [us] expr.
Ticaret/Ekonomi
vadesi dolan borç ihracının geri ödemede yeni menkul kıymetlere dönüştürülmeyen kısmı attrition i.
süresi dolan obsolete s.
Hukuk
(kullanım süresi dolan mülk) sahibine iade olma resulting use i.
kira süresi dolan çiftçinin toprak sahibine ürün ya da bedeli iade etme sözleşmesi steelbow [scotland] i.
Teknik
aşırı dolan kalibre overfilled pass i.
çam ağaçlarının yarıklarından çıkan reçinelerle dolan kapları terebentin yapımında kullanmak üzere boşaltan kimse dipper i.
(kalıp) bir kısmı eriyik metal ile dolan short-run s.
Bilgisayar
süresi dolan oynatma play expires expr.
Havacılık
süresi dolan notam expired notam i.
Maden
dolan taşı dolerite i.
Medikal
akciğerlere dolan lungful s.
Coğrafya
yalnızca yağmurlu mevsimde dolan akarsu yatağı billabong [australia] i.
Jeoloji
eriyik haldeyken tortul kayaçların, volkanik yatakların veya başkalaşım kayaçlarının foliasyonlarının arasına dolan yassı volkanik kayaç kitlesi sill i.
Silah/Atıcılık
arkadan dolan silah breech loader i.
ağızdan dolan (silah) muzzle-loading s.
(ateşli silah) fişek şarjöründen otomatik dolan clip-fed s.
Argo
yalan dolan horse hockey i.
yalan dolan hockey i.
bir sürü yalan dolan a load of (old) cobblers' awls i.
yalan dolan hocky i.
yalan dolan hockie i.
yalan dolan full of shizzle expr.
her şeyi yalan dolan full of shizzle expr.
bir sürü yalan dolan a load of (old) cobblers [uk] expr.